Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/5104 E. 2026/6035 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/5104
- Karar No
- 2026/6035
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/86 E., 2026/268 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çemişgezek Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/78 E., 2025/35 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; .... köyü ...mevkii 1 62... parsel (Eski Parsel No:681) sayılı 3.500, 00... yüz ölçümlü tarla nitelikli taşınmazın maliki olduğunu, tapusu kendisine ait olan 1 62... parselin yanında bulunan ve zilyetliği ezelden bu yana kendisine ait olan 1 62... parsel sayılı ve hali hazırda tarla olarak zirai faaliyette bulunduğu 13.052, 38... yüz ölçümlü alanın davalı kadastro müdürlüğünce mera alanına katılarak mera olarak tescil edildiğini, kendisinin Elazığ'da ikamet ettiğini, bu nedenle yapılan işlemden haberi olmadığından askı süresi içerisinde itiraz edemediğini, 13.052, 38... alanın halen kendisinin zilyetliğinde olup tarımsal amaçlı kullandığını, hava fotoğrafları, keşif ve tanık dinlenmesi sonucu bu hususların ispat edileceğini ileri sürerek davalı kadastro müdürlüğünce mera alanı olarak kaydedilen işlemin iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tescili istenen alanın eski 7 03... ada 44 parsel sayılı taşınmaz olduğu, 703 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanakları incelendiğinde mera olarak 24.04.1985 yılında tescil edildiği, kadastro tutanağının 04.03.1986 yılında kesinleştiğinin görüldüğü, davacının dava dilekçesinde "ezelden bu yana bize ait olan" şeklinde beyanı ve keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin taşınmazı davacının babası .....ve devamında davacının kullandığı şeklinde beyanları göz önüne alındığında davacı tarafın kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayandığı anlaşılmakla, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun m.12/3 ''Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.'' hükmü gereğince, davanın hak düşürücü süre olan on yıl içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka ve kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.