Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3032 E. 2026/3339 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3032
Karar No
2026/3339
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/470 E., 2024/529 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/537 E., 2020/95 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve asli müdahil vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Gaziantep ili ... ilçesi ... Mahallesinde 2963, 2962, 3241, 2684, 2683, 32 39... parsel sayılı taşınmazların 12.02.2014 tarihli ve 5517 yevmiye ve 3241 parsel numaralı taşınmazda 24.05.2013 tarihli ve ... yevmiye numaralarıyla imar işlemi gördüğü, imar işlemi neticesinde; 4 19... , 4 10... , 4 18... , 4 00... , 4 01... , 4 03... , 3 70... , 3 80... , 3 82... , 3 59... , 3 76... ve 3 79... parsel vs. parsellerin ... Belediyesinin 09.10.20 13... sayılı encümen kararı ile oluşmuş parseller olduğunu, yapılan imar uygulamasında bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen kısmın 1 09... parseldeki taşınmaza ait, (C) harfiyle gösterilen kısmın 1 09... parsele ait olup şahıslar adına imar uygulamasında yerleri verildiğini, (A) harfiyle gösterilen kısmın dere olarak kullanılmakta olup imar uygulamasına dahil edilmediği, yapılan plan tadilatı neticesinde tekrar 02.12.20 15... sayılı encümen kararıyla ikinci bir işlem yapılmadığını, yapılan 2. imar uygulamasında (A) harfiyle gösterilen kısım ihdasen imar uygulamasına katılmış olup 4 45... parseldeki rekreasyon alanında değerlendirildiğini, (D) harfiyle gösterilen kısmın tescil harici olup imar uygulamasında mülk olarak kullanılmamış ve imar planında yol ve yeşil alan olarak gözüktüğü bildirilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Gaziantep ili ... ilçesi ... Mahallesinde 2963, 2962, 3241, 2684, 2683, 32 39... numaralı parsellere komşu olan ve malik hanesi boş bırakılan taşınmazın 20 yılı aşkın bir süredir nizasız fasılasız malik sıfatı ile murisleri ...'in zilyetliğindeyken, murisleri ...'in 16.07.1999 ölümünden sonra da müvekkillerinin malik sıfatı ile zilyedliklerinde bulundurduklarını, dava konusu taşınmazda başkaca şahısların veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyet iddiasının bulunmadığını ve taşınmazın Devlete ait olan yerlerden de olmadığını belirterek, tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asli Müdahil ... vekili 17.09.2018 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin babası ...'in Gaziantep ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain bulunan 2963, 2962, 3241, 2684, 2683, 32 39... numaralı parsellere komşu olup bu parseller arasında kalan taşınmazın maliki olduğunu, ...'in uzun yıllar bu taşınmazı malik sıfatı ile kullandığını, ...'in vefatı sonrası taşınmazın hukuki mirasçıları ... ile müvekkili ...'na intikal ettiğini, ... ve müvekkili tarafından sumak dikili bulunan dava konusu alanın nizasız ve fasılasız olarak 20 yıldan fazla malik sıfatı ile kullanılmaya devam edildiğini, bu alanın köy tüzel kişiliğine ait olan veya Devlete ait olan yerlerden olmadığını, taşınmazın tamamının ...'e aitmiş gibi mirasçıların bu davayı açtıklarını, halbuki taşınmazın 1/2 hissesinin müvekkiline ait olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüyle dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu yer üzerinde tespit dışı bırakılma tarihinden dava tarihine kadar malik sıfatıyla 20 yılı aşkın bir zilyetliğinin bulunmadığını ve dava konusu taşınmazın fiili olarak kullanılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğu gerekçesiyle tescil dışı bırakıldığını, tapulama harici bırakılan dava konusu taşınmazın ..., kayalık ve kullanılmayan alanlardan olduğunu, dava konusu alanın ... Belediye Encümeninin 09.10.2013 tarihli ve 2246 sayılı kararıyla şuyulandırılarak düzenleme sınırları içine ilave edilerek terkin ve tescil işlemlerinin tamamlandığını, davacıların dava konusu yaptığı alanların kadastro paftasında kısmen kuru dere yatağı olduğundan şuyulandırma işlemi esnasında Hazine adına dereden ihdas edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmazın müvekkili belediye adına tesciline karar verilmesini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın müvekkili belediyeye usulü gerekçelerle tevcih edildiğini, dava konusu taşınmazın müvekkili belediye ile bir ilgisi bulunmadığını, belirterek, müvekkili belediye bakımından husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "Fen bilirkişisi ile Harita ve Kadastro Mühendisi bilirkişisinin raporlarında, 1975, 19 88... tarihli hava fotoğraflarında taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetin bulunmadığını tespit ettikleri, ziraat mühendisi bilirkişinin raporunda taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığını ve yapılan çalışmalar neticesinde toprak yapısının bozulduğu ve bundan sonra tarımsal faaliyet yapılamayacağını bildirdiği, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin de beyanlarında dava konusu taşınmaz üzerinde sumak ağaçları olduğunu, sumak bitkisinin gelir getiren bir bitki olmadığını, satmak için dikilip bakılmadığını, bazı tanık ve mahalli bilirkişiler arazinin en az 20 yıldır, bazıları ise 30-40 yıldır ekilmediğini ve tarımsal faaliyette bulunulmadığını, davacılar ile murislerinin dava konusu taşınmazlarda ekonomik amaca uygun, fasılasız zilyedliklerinin bulunmadığını, davacı ile asli müdahilin tescilini talep ettiği ve bilirkişilerin raporlarında (A) harfiyle gösterdikleri kısmın kuru dere alanına denk geldiği anlaşılmakla dere yataklarının zilyedlikle kazanılmasının mümkün olamayacağından bu kısım yönünden açılan davanın reddine, ayrıca krokide (B) harfiyle gösterilen alanın imar uygulaması öncesinde 1 09... parsele denk geldiği, (C) harfiyle gösterilen alanın imar uygulaması öncesinde 1 09... parsele denk geldiği, bu kısımların tescil harici bırakılan yerlerden olmadığı anlaşıldığı" gerekçesiyle davacılar ve asli müdahilin davalarının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve asli müdahil vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararıyla 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b-1 maddesine göre davacılar vekili ve asli müdahiller vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyizi dilekçesinde; (A) harfiyle gösterilen yerin alanın 7.289.74 m² olduğunu, (B) harfiyle gösterilen yerin alanın 4.504.68 m² ve 1 09... parsele denk geldiğini, bu parselin imar uygulamasına tabi olduğunu, (C) harfiyle gösterilen yerin alanı 1.572.00 m² olduğunu ve 1 09... parsele denk geldiğini ve imar uygulamasına tabi olduğunu, (D) harfiyle gösterilen yerin alanı 1.641.55 m² hesaplandığını tescil harici alana denk geldiğini ve bu taşınmazların malik hanelerinin boş olduğunu, İlk Derece Mahkemesince (B), (C), (D) harfleriyle belirlenen yerlerin tescil harici bırakılan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, dosyaya sunulu 08.11.2019 tarihli haritacı bilirkişisi ve fen bilirkişisi raporunda (A), (B), (C), (D) olarak ayırdıkları taşınmazlarda 1975, 19 88... yıllarında taşınmazların tarımsal kullanımı olmayan hali arazi niteliğinde olduğunu belirtmişler iseler de, bu raporu kabul etmediklerini, dosya da beyanları alınan mahalli bilirkişilerin ve tanıkların dava konusu taşınmazları kemeşler lakaplı kişilerin kullandığını ve bu taşınmazlara sumak ekildiğini ve bu yerleri ... isimli kişinin kullandığını ve daha sonra müvekkillerin murisi olan ...’in taşınmazları kullandığını ve yaklaşık olarak 30-40 yıl öncesinde sumak ağaçlarını sökülmesine rağmen muris ... ve mirasçılarının bu taşınmazlara gelip gittiklerini ve ilgilerini kesmediklerini ayrıntılı bir şekilde beyan ettiklerini, yine dosyada ziraat bilirkişisi olarak rapor veren bilirkişisi vermiş olduğu raporda arazi içerisinde tarımsal olarak değerlendirilebilecek bir bitki bulunmamakla beraber arazi içerisinde sumak kalıntılarının bulunduğunu, jeoloji mühendisi raporunda davaya konu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufunde olmayan yerler olduğunun açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu, müvekillerinin murisiyle beraber en az 50-60 yıllık zilyetliği bulunan müvekkilerinin davasının kabul edilmesini gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Asli müdahil ... temyiz dilekçesinde; 08.11.2019 tarihli haritacı bilirkişisi ve fen bilirkişi raporunda (A), (B), (C), (D) harfleriyle belirtilen taşınmazların mahalli bilirkişilerin ve tanıkların da beyanlarında belirtmiş oldukları üzere kemeşler lakaplı ...’in kullandığını, yaklaşık olarak 30-40 yıl öncesinde sumak ağaçlarını sökülmesine rağmen ...'in hukuki mirasçılarının bu taşınmazlara gelip gittiklerini ve ilgilerini kesmediklerini, ziraat bilirkişisi tarafından verilen raporda dava konusu taşınmazlar üzerinde tarımsal olarak değerlendirilebilecek bir bitki bulunmamakla beraber arazi içerisinde sumak bitkisine ait kalıntıların bulunduğu tesit edildiğini, dava dosyasında jeoloji mühendisi tarafından verilen raporda dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufun da olmayan yerlerden olduğunun açık ve net bir şekilde ortaya koyduğu gibi taşınmazın özel mülkiyete konu olduğunu, Orman mühendisi tarafından verilen raporda davaya konusu taşınmaz üzerinde çalı şeklinde bitki türünün olduğunun beyan edildiğini, bu bitkinin sumak bitkisi olduğunu, (A) harfiyle gösterilen yerin alanın 7.289.74 m² olduğunu, (B) harfiyle gösterilen yerin alanın 4.504.68 m² ve 1 09... parsele denk geldiğini, bu parselin imar uygulamasına tabi olduğunu, (C) harfiyle gösterilen yerin alanının 1.572.00 m² olduğunu ve 1 09... parsele denk geldiğini ve imar uygulamasına tabi olduğunu, (D) harfiyle gösterilen yerin alanının 1.641.55 m² hesaplandığını, tescil harici alana denk geldiğini ve bu taşınmazların malik hanelerinin boş olduğunu, krokide (A) harfiyle gösterilen kısım kuru dere olarak bırakıldığından ve 20 03... ... görüntüsünde de halen aktif dere yatağı olduğundan bahsetmiş ise de, bu kısmın imar uygulamasına tabi olan yer içerisinde kaldığı ve (A) ile belirtilen kısımda 4 45... ve 2 parsel ve 4 44... parsel içerisinde kaldığını belirtmiş olmasına rağmen 4 44... parsel ve 4 45... ve 2 parsellerin tapu kaydında, bilirkişinin dere yatağı olarak belirtmesine rağmen bu parsellerde bir çok malikinin bulunduğunu, bu parsellerin bir çok malik adına tapuya tescil edildiğini, (B) harfiyle gösterilen yerin alanın 4.504.68 m² ve 1 09... parsel ayrıca (C) harfiyle gösterilen yerin alanı 1.572.00 m² olduğu ve 1 09... parsel ve (D) harfiyle gösterilen yerin alanı 1.641.55 m² ye tekabül eden kısımlara yönelik olarak celp edilen tapu kayıtlarında görüleceği üzere imar uygulamasına tabi olmalarına rağmen malik hanelerinin boş olduğunu ve bu taşınmazlar müvekkillerine ait olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un 713. maddesine istinaden tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve asli müdahil vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılardan ve asli müdahilden ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3032, K. 2026/3339, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3032-e-2026-3339-k-c1a6ded3bbba