Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1691 E. 2026/3337 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1691
Karar No
2026/3337
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1526 E., 2025/41 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/29 E., 2023/198 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu Trabzon ili ... ilçesi ... ...'nin tesis kadastrosunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na (3402 sayılı Kanun) göre yapılarak 21.05.1994 tarihinde, ... Mahallesinde ise 23.01.1992 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. 1994 yılında tesis kadastrosu yapılan .../...'de davalı kısım her ne kadar sınırlandırma krokisinde ölçülüp 5 37... sayılı parsel içerisinde gösterilmişse de daha sonra krokisine not düşülerek söz konusu kısmın ... Mahallesi orman parseli içerisinde kaldığı için iptal edildiği anlaşılmıştır. Trabzon ili ... ilçesi ... köyünde 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre 27.04.1988 tarihinde ilan edilerek 27.10.1988 tarihinde itirazsız yerlerde kesinleşen orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde çalışması bulunmaktadır. Trabzon ili ... ilçesi .../... köyü 5 37... parsele OTS, 98, 97, 96, 95, 94, 93 en yakın sınır noktalarıdır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Trabzon ili ... ilçesi ... köyü kadastro alanı çalışmaları belirlenirken yapılan sınır çalışması sırasında 1 02... sayılı parsel olarak tahdit gören parselin büyük kısmı ... köyü tarafında kaldığı halde belirlenen kadastro çalışma alanı sınırıyla taşınmazın ortadan ikiye ayrılması durumunun ortaya çıktığını, ... köyü tarafından yapılan tahdit çalışmaları sırasında komşu parsel 1 01... sayılı orman parseli olarak tahdit edilince parselin orman vasfıyla ilgisi olmadığı halde yapılan bu teknik hatanın gereği ... tarafından kalan kısmı ise orman parselinin içerisinde hatalı olarak bırakıldığını ve mülkiyet yönüyle ihtilafa düşülmesinin söz konusu olduğunu ileri sürerek, 1991-1992 tarihli orman tahdit haritasında 1 01... sayılı orman parselin müvekkile ait 1 02... numaralı parselin hatalı olarak çizilen orman sınırının iptalini, ... köyü ve ... çalışma alanlarını kapsayan parselin eski arazi ve ev duvarları esas alınarak 1 02... numaralı parsel olarak belirlenmesini, belirlenmiş ... hudutları ile 1 02... sayılı parselin müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacının dava ettiği parselin niteliği orman olup kadastro tespitinin doğru olarak yapıldığını, sunulan 06.02.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda çalışma sahalarının ve orman sınırlarının yer yer hatalı olduğunu ve farklı sonuçlar doğabileceğinin rapor edildiğini ve kendilerinden daha uzman harita mühendislerinin inceleme yapmasının sağlıklı olacağını belirttiklerini, bu nedenle davanın konusunu gösterir davacı tarafından sunulmuş ölçekli krokisi bulunmadığından davanın konusunun açıklattırılmaya muhtaç olup öncelikle usuli eksikliğin giderilmesini ve davacının davasının reddini savunmuştur. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; 1 02... parsel sayılı taşınmazın da kadastro tutanakları kesinleşmiş olup, bu yönde açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddini, aksi kanaatte ise bölgede orman tahdit çalışması yapıldığını ve davaya konu taşınmazlar orman sınırı içinde kaldığından haksız ve dayanaksız davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Hava fotoğraflarının yanı sıra 19 66... tarihli 1/25000 ölçekli topoğrafik haritalar incelendiğinde, davalı taşınmaz ve talep konusu (A) alanının bütünüyle topoğrafik haritada “açık alan” ile “açık ve yeşil alan” rumuzu ile gösterilen alana isabet ettiği, yapılan bu açıklamalara bağlı olarak; dava konusu 1 01... parsel içerisinde fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen alan en eski tarihten doğal granitik kayaçların bulunduğu alanda kaldığı, (A) alanının dere yatağı ile ilişkisinin bulunmadığı, tüm bu değerlendirmeler neticesinde 18.05.2023 tarihli teknik bilirkişi heyeti raporu ve 07.11.2023 tarihli harita mühendis bilirkişinin ek raporları doğrultusunda" davanın kabulüne Trabzon ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 1 01... sayılı parselin 06.02.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda yeşil kalem ile çizilmiş (A) harfi ile gösterilen yüzölçümü 674.95 m² olan kısmının tapu kaydının iptali ile aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline, 06.02.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunun hükmün eki sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Köyü mülki sınırları içerisinde bulunan ormanlarda yapılacak orman kadastrosu çalışmalarında orman kadastro komisyonunca 6831 sayılı Kanun'un 8. maddesinde ve Orman Kadastro Yönetmeliğinin 15... . maddesinde belirtilen tüm ilanların, yasa ve yönetmeliğe uygun olarak yapıldığı ve orman kadastrosunun 27.10.1988 tarihinde ... Köyünde ilan edilip 27.10.1988 tarihinde kesinleştiği, tesis kadastrosu sırasında orman kadastrosunun tapuya aktarıldığı ve taşınmazın 1 01... parsel numarasını aldığı, orman kadastrosuna yönelik açılacak davalar açısından 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin dolduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilerek, davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Trabzon ili ... ilçesi ... köyü 1 01... sayılı orman alanı içine katılan kısım öncesinde davacıya ait 5 37... parselin bütünü içinde olduğunu, bilinen tarihten bu güne kadar da böyle olup, üzerinde yapı mevcut olup, tesis kadastrosu çalışmalarında sırasında dava konusu (bilirkişi raporunda A ile gösterilen) alan ... Kadastro Komisyonunca 5 37... parsel içinde gösterildiğini, tutanaklarla sabit olan bu husus müvekkilini yanılttığını, kadastro mevzuatı uyarınca "parselin bölünmezliği ilkesi" gereği davalı idare hukuka aykırı bir çalışma yaparak parseli böldüğünü, hiçbir parselde yapılmayan bu uygulama ile orman olmayan bir alanı "ormanmış gibi" orman parseline katıldığını, nitekim 1994 yılında yapılan tesis kadastrosuna karşı Hazine tarafından ... Kadastro Mahkemesinin 1994/77 Esas ve 1995/38 Karar sayılı kararında parselin bütün değerlendirildiğini, verilen karar sonucu hazırlanan (c) cetveli de bütün şekilde hazırlandığını, davacının ... köyündeki tespit ve ilanlardan ve 1988 yılında kesinleştiği söylenen orman kadastrosundan müvekkilinin haberinin olmadığını, ayrı bir yerde müvekkili ile ilgisi olmayan bir alandan müvekkilinin haberdar olması düşünülemeyeceğini, daha sonra yapılan yenileme kadastrosunda bu hatanın düzeltilmesi imkanı doğduğunu, düzeltilmesi gereken 1 01... sayılı orman parseli ile müvekkiline ait 5 37... sayılı parselin sınırı olduğunu, konuya açıkça hukuka aykırılık ve müvekkilinin yanıltılması noktasında bakılması gerektiğini, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu hususlar dikkate alınmadan salt 10 yıllık süre ile olayın geçiştirilmesi hukuka aykırı olup yeterli ve hukuka uygun bir gerekçe ortaya konmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1691, K. 2026/3337, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1691-e-2026-3337-k-75ca0fa09ac5