Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1930 E. 2026/3338 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1930
Karar No
2026/3338
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1289 E., 2025/1420 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/257 E., 2022/283 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Malatya ili ... ilçesi ... Mahallesi 10 10... parsel sayılı taşınmaz, 22.487,49 metrekare olarak tarla vasfıyla ... oğlu (ölü) ..., Hazine, ... oğlu ... adlarına hisseleri oranında tesis kadastrosu ile 26.11.2020 tarihinde tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar ve davalılar arasında mirasçılık ilişki bulunmamaktadır. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Malatya ili ... ilçesi ... Mahallesi 10 10... parsel taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro güncelleme çalışmaları sonucunda davalılar ... ve ... adına tespit ve tescili yapıldığını, bu arazinin evveliyatında Hazine adına kayıtlı olan bir arazi olup, davalılar adına yapılan tespitin ve tescilin usule ve hukuka aykırı olduğundan, dava konusu taşınmazın davacı müvekkillerine dedeleri ...'den kaldığını, burada müvekkiller tarafından yapılmış havuz, dikilmiş ceviz, dut ağaçları ve müvekkillerin dedesi ...'ye ait yıkılmış evin bulunduğunu, müvekkillerinin dedesi ...'den beri kullanılan dava konusu taşınmazın dededen oğlu Yakup Bahçeci'den, ondan da davacı müvekkillere kaldığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere oldukça yakın bir yerde müvekkillerine ait başka bir taşınmaz daha olduğunu, müvekkilleri ve ailesinin yıllarca bu taşınmazları tarımsal amaçlı kullandıklarını, kadastro güncelleme çalışmaları sonucunda davalılar adına yapılan hatalı tespitin düzeltilerek davalılar adına yapılan tescilin iptal edilmesini, taşınmazın miras hisseleri oranında müvekkileri adına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle de taraflar arasında ... Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşmiş kararı olduğunu, buna göre ... ilçesi ... ... mevkindeki şarken; ... kayası denilen ...: ... ve ...'a satılan müfrez tarla, ...: ... Pınarını takip eden dere ile çevrili olarak davalı müvekkiller adına tapuda kayıtlı arazi olduğunu ve davayı kabul etmediklerini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı vekili taşınmazın kadastro güncelleme çalışmaları sonucunda davalılar adına tapuya yapılan tescilin iptal edilmesini, taşınmazın miras hisseleri oranında davacı müvekkileri adına tapuya tescilini talep etmiş, iştirak hâlinde mülkiyet hükümlerine tabi bir terekede, mirasçıların bir kısmının kendi paylarına hasren açtıkları tapu iptali davasının dinlenilmesinin mümkün olmadığını, açılmış olan davanın murisin diğer mirasçılarının paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından davaya diğer mirasçıların katılmasına (icazet vermesine) ya da terekeye temsilci tayin edilerek onun huzurunda davaya devam edilmesine olanak da bulunmadığı anlaşıldığından" davanın aktif husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla tereke malı niteliğindeki taşınmaza ilişkin olarak, davacılar taşınmazın kendi adına veya miras payı oranında tapu iptali ve tescili davasını diğer mirasçılar aleyhine açabilir ise de, elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 40... . maddeleri uyarınca, tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılması zorunlu olup tasarrufi işlem niteliğindeki davanın terekeye göre üçüncü kişi konumunda olan davalılara karşı da tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği ve dava dilekçesinde dava değeri 500,00 TL olarak belirtildiği ve harcın da bu değer üzerinden yatırıldığı, o halde davalı Hazine vekilinin maktu vekalet ücreti talebinin de yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; muris ...'nin müvekkillerden başka mirasçıları da bulunduğu için İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararıyla ...'nin terekesine temsilci atanmak üzere süre ve yetki verildiğini, bunun üzerine ...'nin terekesine temsilci atamak üzere ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/229 E. sayılı dosyasıyla dava açıldığını, fakat İlk Derece Mahkemesi sonradan karar değiştirerek, dava açılmadan önce tüm mirasçıların muvafakatinin alınması ya da terekeye temsilci atanması gerektiği yönündeki gerekçesiyle davanın aktif husumetten reddine karar verildiğini, bu kararın İstinaf edilmesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiğini, elbirliği mülkiyetinde aktif husumet eksikliği dava açıldıktan sonra giderilmesi mümkün olan bir eksiklik olup, 01.07.1899 doğumlu ...'nin tüm mirasçılarının müvekkillerce bilinmesi mümkün olmadığını, somut olayda tereke temsilcisinin 02.02.2010 günlü oturuma katılmış sonraki oturumlara katılmamış ise de, davalı yan duruşmalara katılarak davayı takip iradesini ortaya koymuş ve davayı takip etmeyeceğine dair bir beyanda bulunmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1930, K. 2026/3338, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1930-e-2026-3338-k-0d7d5e348837