Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1973 E. 2026/3335 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1973
Karar No
2026/3335
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1160 E., 2025/2490 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karadeniz ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/130 E., 2024/57 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Zonguldak ili ... ilçesi ... köyü eski 436 parsel 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre taşınmazın altındaki madenlerin Hazineye ait olduğu beyanlar hanesinde belirterek, ... oğlu ... adına 30.01.1982 tarihinde tespit edilmiştir. Orman İdaresince tapulama komisyonuna yapılan itiraz neticesinde ise dava konusu eski 436 parselin Hazine adına 26.10.1988 tarihinde tespit edilmiştir. Daha sonra tespit malikinin Karadeniz ... Kadastro Mahkemesinde açtığı tespite itiraz davasında önce davanın kabulüne karar verilmişse de Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.11.2002 tarihli ve 2002/6574 Esas, 2002/8783 Karar sayılı bozma ilamı gereği davanın reddi ile dava konusu taşınmaz olan 436 parselin orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş ve bu karar yine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.03.2004 tarihli ve 2003/10931 Esas, 2004/2388 Karar sayılı kararı ile onanarak bilahare karar düzeltme talebinin de reddi ile 01.10.2004 tarihinde kesinleşmiştir. Bunun üzerine dava konusu (eski 436) yeni 1 73... parsel sayılı taşınmaz "orman" vasfıyla ve 554,83 m² yüzölçümüyle 30.04.2008 tarihinde hükmen Hazine adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 1 73... parsel sayılı 554,83 m² taşınmazı haricen 17.02.2021 tarihinde ... ve ... kardeşlerden 65.000,00 TL bedelle satın aldığını, satış bedelinin ödendiğini, ancak tapusunu alamadığı taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu gereğince Hazine adına orman vasfıyla tescil edildiğini öğrendiğini, satın aldığı bu taşınmazda işgalci olarak "Orman Alanlarının İşgali Ormandan Faydalanma ve Orman İçinde Yerleşilmesi" suçundan hakkında dava açılmış olup, Karadeniz ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/557 Esas sayılı davasının halen derdest olduğunu, dava konusu taşınmazın, takriben 30-35 yıl kadar önce ... ... tarafından ...'na satıldığını, onun tarafından da 17.02.2021 tarihinde müvekkiline satıldığını, 17.02.2021 tarihine kadar ... tarafından kullanılan taşınmazın bu tarihten sonra müvekkilin kullanımına geçtiğini, taşınmazın orman kadastro memurları tarafından orman vasfında olduğu tespiti yapılarak Hazine adına tescil edildiğini, yapılacak keşifte de görüleceği üzere taşınmazın orman vasfında olmadığını, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro çalışmalarında orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına ... olanak olmadığını, dolayısıyla bu yollarla mülkiyet kazanımından söz edilemeyeceğini, davacının zilyetlik iddiasını kabul etmediklerini, niteliği itibarıyla özel mülkiyete konu olması olanaklı olmayan dava konusu taşınmazlarda kazandırıcı zamanaşımı, zilyetlik ve diğer her türlü nedenler ile mülkiyet kazanılmasına olanak bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) kapsamında kadastro çalışmaları ile 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında orman kadastrosu çalışmaları yapıldığını ve kesinleştiğini, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinde hak düşürücü süre düzenlenmiş olup hükmü gereği işbu davada da hak düşürücü sürenin geçtiğini, 3402 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi uyarınca ormanların kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, orman vasfıyla tespit gören bir taşınmazın, Devletin hüküm ve tasarrufunda olduğundan Anayasa'nın 169. maddesi teminatı altında olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacı, tespitten önceki hukuki nedenlere dayalı olarak 24.05.2023 tarihinde dava açmış, oysa ki kadastro tespitinin Karadeniz ... Kadastro Mahkemesinin 2003/67 Esas ve 2003/68 Karar sayılı ilamının kesinleştiği 01.10.2004 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla dava tarihi olan 24.05.2023 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibarıyla geçtiği anlaşılmakla açılan davanın dava şartı yokluğundan" gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın takriben 30-35 yıl kadar önce ... ... tarafından ...'na satıldığını, onun tarafından da 17.02.2021 tarihinde müvekkiline satılmış olduğunu, 17.02.2021 tarihine kadar ... tarafından kullanılan taşınmazın o tarihten bu yana müvekkil tarafından kullanıldığını, ancak taşınmazın orman kadastro memurları tarafından orman vasfında olduğu tespiti yapılarak Hazine adına tescili yapıldığını, oysa ki taşınmaz orman vasfını kaybettiğini, dosyada esasa girilip keşif yapılmadığını, keşif yapılsaydı taşınmazın orman vasfında olmadığının tespit edileceğini, taşınmaza ait tapu kayıtları uygulanmasa dahi, tapusuz taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesi söz konusu olduğundan, taşınmaza müvekkilin satın aldığı ... tarafından zilyet olunarak 20 yılı aşkın süre ile çekişmesiz ve aralıksız kullanıldığından ilk olarak onun adına tespit ve tescil edilmesi gerektiğini, bu sebeplerle, müvekkili tarafından satın alınan ve halen daha kullanılan dava konusu yerde, keşif yapılmaması ve tanıkların dinlenmemiş olmasının, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak kararın fiili duruma aykırı olarak kurulmasına ve savunma haklarının kısıtlanmasına neden olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1973, K. 2026/3335, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1973-e-2026-3335-k-56ae4b0b632a