Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2286 E. 2026/3332 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2286
Karar No
2026/3332
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1829 E., 2026/203 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/224 E., 2024/219 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dilekçesinde; ... arazilerinin 1890'lı yıllardan itibaren özel mülkiyete konu olmaya başladığı ve ilk olarak Osmanlı ... ... adına 84 parça olarak tapuya kaydedildiğini, söz konusu bu arazilerin daha sonra ... isimli bir kişiye devredildiğini, bu kişinin ölümünden sonra varislerinin noterde, karşılarındaki 104 kişilik alıcı grupla, 155 hisse teşkil eder şekilde satış vaadi sözleşmesi düzenlediğini, müstakil parseller oluşturulmadığı için, arazi üzerinde arsaların sınırlarının belli olmadığını, bu süreçte hak sahiplerinin uzun yıllardır mülkiyet sorunu bulunan bu araziler için hukuki geçerliliği olmayan satış senetleri ile alım satım yapmak zorunda kaldıklarını, 18.05.2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi ile yeni bir ... düzenleme yapıldığını, taşınmazın tamamının ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ve ... mahallelerinden oluştuğunu ve tamamının 6.011.503,00 m² olduğunu, bu düzenlemeye göre, ... Belediye Başkanlığı adına yapılacak tescillerin geçici tesciller olacağını ve belediye tarafından yapılması gereken işlemlerin tamamlandıktan sonra taşınmazların gerçek malikler adına tescil edileceğini, müvekkilinin 1561 sayılı parselde 35257/7440000 hisse sahibiyken bu hisseden yaklaşık 350 m²lik kısmını davalılardan ...'ya sattığını, davalı ...'nın 1561 parselde, müvekkilinden aldığını ve müvekkiline geri sattığı hissesinden başkaca bir hissesi olmadığını, 1561 sayılı parselde davalılardan ... adına kayıtlıyken daha sonra 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi sebebiyle diğer davalı ... Başkanlığı adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptaline ve müvekkili adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin 1561 parseldeki hissesinin 35257/7440000 olduğunu ve karşılığının da yaklaşık olarak 28.487,58 m² olduğunu, davalılardan ...'ya satılıp, devredilen daha sonra geri alınan davaya konu taşınmazın halihazırda gerçek malikinin müvekkili olduğunu, dava konusu taşınmazların satışının tapudan yapılamadığını bu nedenle taşınmaza ilişkin satış sözleşmelerinin taraflarca bilerek ve de isteyerek adi yazılı şekilde yapıldığını, taşınmazın tapu maliklerinin tapuda malik olarak gözükmediğini, tapuda kayıt maliki olarak gözüken ... Belediye Başkanlığının da gerçek malik olmadığını, 11.08.2022 tarihinde 2022-39607 başvuru numaralı evrakla ... Belediye Başkanlığına başvurulduğunu ancak belediyenin bugüne kadar taraflarına cevap vermediğini bu nedenle dava açılmasına kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, müvekkilinin taşınmazı davalı ...'dan satın almış olmasına rağmen taşınmazın tapu kaydının henüz ...'dan müvekkiline devredilemeden 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi kapsamında hiçbir kamu yararı olmadığı halde adeta kamulaştırmasız el koyma yoluyla ... Belediye Başkanlığının uhdesine geçtiğini, müvekkili adına kayıtlı olması gereken tapunun ... Belediye Başkanlığı adına kayıtlı olduğunu ve müvekkilinin mülkiyet hakkının elinden alınarak ihlal edildiğini, dava konusu taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, geçmiş dönemde de emlak vergilerinin müvekkili tarafından ödendiğini, davalı belediyenin hiçbir kullanım hakkı olmadığı halde, kendisininmiş gibi kanunun sağladığı kolaylıktan yararlanılarak taşınmaz kendi adına tapuya tescil ettirildiğini belirterek, dava konusu 1561 parselde davalılardan ... adına kayıtlıyken daha sonra 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi sebebiyle diğer davalı ... Başkanlığı adına tescil edilen taşınmazın, davalı ...'dan diğer davalı ... Belediye Başkanlığına kanun ile intikal ettirilen hisseye münhasır olmak üzere davalı ... Başkanlığı adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptaline ve müvekkili adına tesciline karar verilmesini, tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmemesi halinde dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla rayiç değerinin tespit edilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek yine dava tarihinden itibaren avans faizi ile beraber müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; benzer davalarda verilen emsal ret kararları doğrultusunda, usul ekonomisi ilkesine uygun olarak keşif yapılmaksızın ve bilirkişi raporu alınmaksızın davanın da reddine karar verilmesi gerektiğini, ... de içinde yer aldığı arazilerin 1 Mart 1954 tarihinde, 155 hisse teşkil edecek şekilde noter satış vaadi sözleşmesine konu olduğunu, 103 kişinin sahibi olduğu bu devasa arazinin zaman içinde binlerce fiili kullanıcıya satıldığını ve 1987 yılına kadar süren ... süreç başladığını, 1956 yılında ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1956/663 Esas sayılı dava açıldığını, bu davanın 1987 yılında Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, Bakanlar Kurulunun 2011/2266 sayılı kararı doğrultusunda, ... ilçesi çok hisseli parsellerin mülkiyet sorununun çözümüne ilişkin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı tarafından yürütülen trampa işlemleri sonucunda fiili kullanımı bulunmayan tapu hissedarlarından toplam 2.849.735,28 m² hissenin trampa işlemi tamamlandığını, trampa işlemine tabi tutulamayacak büyüklükte hisselerin varlığı ve hisseli parsellerde imar uygulaması yapılmasının teknik zorlukları birlikte değerlendirildiğinde, çözüm için yeni bir yaklaşım ihtiyacı ortaya çıktığını ... ilçesinde bulunan bazı alanlarda uzun yıllardır süregelen mülkiyet sorununun çözümüne yönelik olarak 11.05.2018 tarihinde TBMM'nce kabul edilerek Resmi Gazete'nin 18.05.2018 tarihli ve 30425 sayılı nüshasında yayımlanan 7143 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi ile yeni bir aşamaya geçildiğini, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi ile 2011/2266 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli kroki ile sınırları gösterilen alanda (... ilçesi) zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle 21.06.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi hükümlerine göre mülkiyet problemi bulunan alanların etaplar halinde kadastrosu yapılarak ... Belediye Başkanlığı adına daha sonradan da hak sahiplerine verilmek üzere tescil işlemlerinin tamamlandığını, bu kapsamda dava konusu eski 1561 parselde kadastro çalışmalarının tamamlanması akabinde 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. madde kapsamına alınan taşınmazlardan; fiili kullanımı bulunan tapu maliklerine fiilen kullandıkları alanların, Belediyeye devredilen hisselerinden yüzde kırk oranında kesinti yapılmak suretiyle, fiilen kullanımı bulunmayan veya kullandığı alandan fazla hisseye sahip olan tapu maliklerine ise Belediyeye devredilen hisselerinden kullanıcısı olmayan parseller tam ve/veya hisseli olarak Belediyece bedelsiz olarak doğrudan devredileceğini, bu alanların yetmemesi halinde kalan hisseler için acele kamulaştırmaya ilişkin hükümleri uygulanacağını, bununla birlikte 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. madde kapsamına alınan taşınmazlar üzerinde; fiili kullanımı bulunan ancak tapusu olmayan fiili kullanıcılara kullandıkları alanların tapuları, rayiç bedelinin belirlenerek ardından hak sahiplerine Belediye tarafından satış/devir işlemlerine geçildiğini, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi kapsamında İstanbul Tapu ve Kadastro 2. Bölge Müdürlüğünce yapılan fiili durum tespit çalışmalarında eski 1561 parselde davacı adına herhangi bir tespitin yapılmadığının görüldüğü, davalı ... adına ... Mahallesi 78 55... numaralı parselde kullanıcı yazıldığının tespit edildiğini, davalı ... adına 5...9 7/ 10...00 000 (351,87 m²) tapu hissesi bulunduğunu, davanın davanın tapu iptal davası olarak ele alınması halinde davalı ... adına yapılan tescil 7143 sayılı Kanun gereği yapılan ... bir tescil olmakla bu tescilin iptaline karar verilemeyeceğini, taşınmazın belediye adına devrinin tapunun beyanlar hanesinde yer aldığı üzere 7143 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi uyarınca yapıldığını, tapu iptali ve tescil davasının kanuna aykırı, usulsüz veya yolsuz düzenlendiği iddia edilen tapu kaydının hukuka uygun hale getirilmesi için açılacağını, söz konusu olayda davacı adına bir tapu olmadığını yalnızca zilyetlik iddiası bulunduğunu, Belediye adına oluşturulan tapunun kanunen Belediye'ye devredilmiş bir tapu olduğunu, yolsuzluğundan dolayısı ile iptalinden söz edilemeyeceğini, Belediye'ye yapılan bu ... devirin geçerli ve hak iddia edilemeyecek bir devir olduğunun kanun hükmü ile sabit olduğunu, fiili kullanımı bulunup tapusu bulunmayan kişilerin kullanıcı olarak tespitini talep etme hakkı bulunduğunu, bunun haricinde bir mülkiyet hakkı iddia etme hakkı olmadığını, davacının tazminat davasına ilişkin iddialarının dinlenemeyeceğini, davalı Belediyenin sözleşmenin tarafı olmadığını, davacı her ne kadar tapu satın aldığını iddia etse de tapu satışının şekle tabi bir işlem olduğunu, davacının davalı Belediyeye karşı ileri süreceği bir hakkı olmadığını, davacı gibi fiilen kullanımı bulunmayan veya kullandığı alandan fazla hisseye sahip olan tapu maliklerine öncelikle kullanıcısı olmayan parseller tam ve/veya hisseli olarak idarece bedelsiz olarak devredileceğini, bu alanların yetmemesi halinde ise kalan hisseler hakkında acele kamulaştırmaya ilişkin hükümlerin uygulanacağını, kanun kapsamında çalışmaların devam ettiğini, kamulaştırmasız elatma nedeniyle bedel davasının ön koşulu taşınmazın tapuda kendi adına kayıtlı olması olduğunu, tazminata konu olan tapu hissesinin 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince geçici olarak Belediye adına tescil edildiğini, taşınmazın mülkiyetinin tapu sicili ile ispatlandığına göre, kamulaştırmasız elatmaya konu olabilecek taşınmazın tapuda adına kayıtlı olmasının mecburi olduğunu, davacı, dava tarihi itibarıyla mülkiyet hakkına sahip olmadığından kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını ve davada dava şartı olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı davacıya sattığını, bedelini de eksiksiz aldığını, tapu devri yapmak istediğini ancak 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi kapsamında tapunun ... Belediye Başkanlığı adına olması nedeniyle tapuda devir işlemini gerçekleştiremediğini, davacından hiçbir alacak ve hakkı olmadığını ve davayı kabul ettiğini, kabul beyanı doğrultusunda karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı tarafından davalılar aleyhine Mahkememizde açılan işbu davada, dava dilekçesinde iddianın ileri sürülüş şeklinden de anlaşılacağı üzere davacının talebinin 11.08.2022 tarihli satış senedi ile İstanbul ili ... ilçesi 1561 sayılı parselde bulunan 350 m² arsa vasfındaki yeri ...'dan bedelini ödeyerek satın aldığını, ancak bu yerin hazine adına olduğu bu nedenle kadastro tespitine itiraz etmekle taşınmazın tapusunun iptali ve kendi adına tescilini talep etmiş, yukarıda zikredilen ... düzenleme doğrultusunda, sınırların Bakanlar Kurulu Kararına ekli alandaki taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi hükümlerine göre kadastrosu yapılarak belediye adına tapuların geçici olarak tescili; bu bağlamda askı süreci tamamlanan çalışmaların tapuya tescili, yeni tescil edilen parsellerin rayiç satış bedellerinin belirlenmesi, yeni tescil edilen parsellerin fiili kullanıcı, hak sahiplerine satış, devir işlemlerinin yapılması, fiili kullanımı olmayan tapu maliklerine arazide yer tahsisi yapılması, yer tahsisi mümkün değilse acele kamulaştırma işlemlerinin yapılması şeklinde işlem adımlarının söz konusu olduğu, anılan maddenin 4. fıkrasında, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye belediyenin yetkili olduğunun belirtildiğinin görüldüğü; bu bağlamda, tapuya tescil yetkisi, idari nitelik taşıyan uygulama işlemlerinin doğrudan bir sonucu olarak kullanılmış olduğundan davacının da satın almaya dayalı mülkiyet iddiasında bulunduğu taşınmazları kapsayan mülkiyet sorununun adli yargı yerinde açılan davalarda bir çözüme kavuşturulamadığından; taşınmazlara yönelik Yasama Organı tarafından çıkarılan 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi ile hak sahipliğinin idari usul ve esaslar çerçevesinde belirlenmesi yoluna gidildiği gözetildiğinde; davacının ... ilçesindeki taşınmaza yönelik olarak 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi kapsamında Hazine adına tescil edilen parselde kadastro tespitinin hatalı olduğundan bahisle iptali ve adına tesciline yönelik isteminin; anılan kanunda öngörülen esaslara uygun olup olmadığının belirlenmesinden kaynaklandığından uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu anlaşılmış olmakla (Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığının 2019/887 Esas ve 2020/307 Karar sayılı 28.05.2020 tarihli kararı da aynı doğrultu da olup) somut uyuşmazlığın çözümünün idari yargıya ait olduğu" gerekçesiyle davanın usulden reddine, davacının idari yargıda dava açması hususunun muhtariyetine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "somut olayda davacı vekili, müvekkilinin ... ilçesi 1561 parsel sayılı taşınmazdaki paylı mülkiyet hakkına dayalı olarak 7143 sayılı Kanun uyarınca davalı ... adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescili talebinde bulunmuş olup, uyuşmazlığın 7143 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmalarındaki kullanım şerhine ilişkin olmadığı, mükiyet hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca kanunen belirlendiği, adli yargı mercilerinde mülkiyete yönelik itirazların dinlenemeyeceği, ancak idari yargı mercilerinde ... Belediye Başkanlığı adına yapılan tescil işleminin iptalinin talep edilebileceği, davacının mülkiyete dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinin yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesince yargı yolu nedeniyle davanın reddine ilişkin kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve hukuka aykırı olduğunu, davacının 1561 sayılı parselde bulunan 35257/7440000 hissenin sahibiyken bu hisseden yaklaşık 350 m²lik kısmını davalılardan ...'ya sattığını, davalı ...'nın 1561 parselde, müvekkilinden aldığı ve müvekkiline geri sattığı hissesinden başkaca bir hissesi olmadığını, 1561 sayılı parseldeki davalılardan ... adına kayıtlıyken daha sonra 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi sebebiyle diğer davalı ... Başkanlığı adına tescil edilen taşınmazın davalı ... Başkanlığı adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptaline ve müvekkili adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, davalı ...'nın dosyaya sunduğu 04.12.2023 tarihli dilekçe ile davayı kabul ettiğini, davalının, davaya konu taşınmazı müvekkiline sattığını ve bedelini eksiksiz olarak tahsil ettiğini ve taşınmazın müvekkiline ait olduğunu kabul ettiğini, davaya konu edilen taşınmazın asıl ve gerçek malikinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL davacı tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/2286, K. 2026/3332, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-2286-e-2026-3332-k-1302a3535080