Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2274 E. 2026/3329 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2274
Karar No
2026/3329
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1708 E., 2025/1765 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/378 E., 2025/81 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Antalya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 05... parsel sayılı 3.740,69 m² yüzölçümdeki taşınmazın kadastro tutanağın beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarıldığı ve 1997 yılından beri ... kullanımında bulunduğu, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçları ...'ye aittir. 1. derecede doğal sit alanında kaldığından korunması gereken kültür varlığıdır, eski eserdir" şerhi yazılmak suretiyle zeytinli tarla vasfıyla Hazine adına; aynı çalışma alanında bulunan 1 05... parsel sayılı 3.441,37 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağın beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanun'un 2/b maddesi uyarınca adına orman sınırı dışına çıkartıldığı ve taşınmazın tamamı eylemli orman haline dönüşmüştür, 1. derecede doğal sit alanında kaldığından korunması gereken kültür varlığıdır, eski eserdir" şerhi yazılarak çalılık vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Antalya ili ... ilçesi sınırları içerisinde muhtelif tapulu taşınmazlar ile 2/B arazilerinin hak sahibi olarak yer aldığını, dava konusu 1 05... ve 62 parsellerin 2/B kullanım kadastrosu sonucu davalı ... adına usulsüz olarak geçtiğini haricen öğrendiğini ve davanın yasal süre içerisinde açıldığını, müvekilinin, davalıların davaya konu 2/B arazileri üzerinden parselasyon planı yaptıklarını ve satışa hazırlandıklarını öğrendiğini, bu nedenle dava konusu taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasını ve dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu belirterek, 1 05... ve 69 parsellerde bulunan tüm taşınmazların kullanım kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların müvekkili adına tespitini talep etmiş; bilahare, 07.05.2025 tarihli duruşmada 1 05... parseli davaya konu etmediğini beyan etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Orman Kanunu fenni hataların düzeltilmesi çalışması ile mülkiyet veya zilyetlik değişikliği yapılamayacağını, davacının, fenni hataların düzeltilmesine itiraz yönüyle taraf sıfatı bulunmadığını, dava konusu taşınmazlarda fenni hataların düzeltilmesi çalışması dahi yapılmadığını, dava konusu taşınmazların 2/B çalışmasının 1997 yılında kesinleştiğini, fenni hataların düzeltilmesi çalışmasına ilişkin herhangi şerh yahut beyan da bulunmadığını, 2010 yılında yapılan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun ek-4 maddesi çalışmaları ile davalının zilyet olarak tespit edildiğini, davacının itirazının kullanım kadastrosuna yönelik olduğunu ve hak düşürücü sürenin geçtiğini ve davalının kullanıcısı olarak tespit edildiği taşınmaza kadimden beri zilyet olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların tam hisse olarak Hazine adına kayıtlı olduğunu ve taşınmazların beyanlar hanesinde 1. derecede doğal sit alanında kaldığının belirtildiğini, 1. ve 2. derece sit alanında bulunan taşınmazların mülkiyetinin kazanılmasının mümkün olmadığını, Hazinenin gerçek anlamda davalı sıfatı bulunmadığını, davanın gerçek hasmının tutanakta lehine kullanıcı şerhi verilen kişiler olduğunu, Hazinenin yasal hasım olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretlerine hükmedilmemesi gerektiğini, davacının zilyetliğini ispat için taşınmaz üzerinde fiili kullanımı bulunup, bulunmadığı hususunun belirlenmesi gerektiğini, hak düşürücü süre yönüyle davacının 2015 yılında yapıldığını iddia ettiği 4999 sayılı fenni hata düzeltme çalışmasının değil, 2/B kadastrosunun dikkate alınması gerektiğini ve kadastronun 11.09.2010 tarihinde kesinleştiğini belirterek, davanın hak düşürücü süre yönüyle reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "somut olayda, davacı vekili ve davacı tarafından 69 parselin dava konusu edilmediği belirtildiğinden Mahkememizce yalnızca 60 parsel yönünden değerlendirme yapılmış, ... Tapu Müdürlüğünün müzekkere cevabına göre 60 parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4. maddesi uyarınca güncelleme yapılmadığının ve dava konusu taşınmaza ilişkin kullanım kadastro tespit çalışmasının 14.09.2010 tarihinde kesinleştiğinin, davacının 3402 sayılı yasanın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 24.12.2024 tarihinde eldeki davayı açtığı, dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçtiği" gerekçesiyle 1 05... parsel yönünden hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "dava, kesinleşmiş kullanım kadastrosuna itiraz davasıdır. 14.09.2010 tarihinde kesinleşen kullanım kadastrosu çalışması sırasında dava konusu 1 05... parsel sayılı 3740,69 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı ve 1997 yılından beri ... kullanımında bulunduğu” şerhi verilerek Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, davacı 24.12.2024 tarihli dilekçesi ile adı geçen taşınmazın kendi kullanımında bulunduğunu ileri sürerek adına kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır. Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki düzenlemeye göre, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Açıklanan niteliğine göre davanın kadastro öncesi nedenlere yönelik olduğu, çekişmeli taşınmazların incelenen tapu kayıtları ve tespit tutanaklarına göre kadastro tespitlerinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 1 05... ve 69 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti sonucu usulsüz olarak davalı ... adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazların gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, 10 yıllık dava açma süresinin kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten önceki nedenlere dayanılması durumunda geçerli olduğunu, kadastro tutanağının kesinleştiği tarihten sonraki nedenlere dayanılarak dava açılması durumunda 10 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olamayacağını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kesinleşmiş kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacının yatırmış olduğu 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/2274, K. 2026/3329, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-2274-e-2026-3329-k-da8e16249c0d