Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6585 E. 2026/4551 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6585
Karar No
2026/4551
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1246 E., 2025/1566 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/55 E., 2025/11 K.

Dava, muvazaa ve hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde özetle; 1 51... parsel sayılı taşınmazdaki 6 numaralı bağımsız bölüm maliki iken, ... olan davalının uzunca bir süre ısrarla taşınmazın tapusu senin adına olmasın, senin eve ihtiyacın da yok diyerek ısrarla evin tapusunu kendisine devir etmesini istediğini ve ileride bu evin yarı hissesini diğer evladı olan davalının kardeşi ...’ya vereceğini söyleyerek ısrar etmesi nedeniyle dayanamayarak 07.10.2022 tarihinde tapuda 350.000,00 TL bedel karşılığında satmış gibi davalıya devrettiğini, hiç para almadığı hususunda tanıkları olduğunu, duyumlarına göre öz oğlu davalının evin tapusunu aldıktan sonra tamamen değişip tasvip etmediği hareket, tavır ve eylemler içerisine girdiğini, davalının maddi ve manevi zarar vermek ihtimali yüksek kişilerle gezip yaşamasının kendisinde endişe yarattığını, bu nedenle bedelsiz olarak verdiği evi geri almak istediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın muvazaaya dayalı tapu iptali tescil davası olduğunu, hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak hak talep edemeyeceğini, talebin, hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağını belirten TMK'nın 2. maddesine aykırı düştüğünü, davacının iddiasını ancak yazılı delille kanıtlayabileceğini, hiçbir yazılı delil sunmadığı gibi, hukuken kabulü mümkün olmayan iddia ve gerekçelere dayandığını, diğer taraftan satışın davacının iddia ettiği gibi bedelsiz yapılan muvazaalı bir işlem de olmadığını, başka bir konu nedeniyle kızdığı oğlunu cezalandırmaya çabaladığını, davalının Ocak 2023 tarihinde davacı annenin kabullenemediği evlilik gerçekleştirdiğini, kızması nedeniyle davayı araç olarak kullanarak dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, dava konusu taşınmazın bedelinin yüksek bir kısmını davacı annesine banka yoluyla ödediği gibi, taşınmazı üzerindeki ipotek ile satın alıp sonrasında ipotek bedelinin de ödenmesini sağlayarak esasen satış bedelinin çok üzerinde bedeller ödediğini, bu hususun banka dekontları ve tanık delilleri ile kanıtlanacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazın davacı tarafından bizzat işlem yapılmak suretiyle 07.10.2022 tarihinde davalıya satış gösterilerek devredildiği, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre davalının davacıdan dava konusu taşınmazın kendi adına devir edilmesini talep ettiği, davacı tarafın hile ve aldatma sebebine dayanarak tapunun iptalini ve davacı adına tescilini talep ettiği, tüm dosya kapsamına ve tanık beyanlarına göre davalı tarafın kredi ihtiyacının olduğu, krediler ile ilgili olarak kredinin kullanılacağı banka tarafından kredinin onaylanması için teminat talep edildiği ve bunun üzerine davalı tarafın davacı annesinden davaya konu taşınmazın tapuda kendi adına devrini talep ettiği, davacı tarafça davalının ısrarları sonucunda davalının talebinin kabul edildiği ve davalı ile davacının bizzat tapu müdürlüğünde işlem yapmak suretiyle davaya konu tapu devir işlemini yaptıkları ve davaya konu taşınmazı davalı adına tescil ettirdikleri, sonrasında davalının davaya konu taşınmazı teminat göstererek kredi kullandığı, dava konusu taşınmazın temlikinin iradî olduğu, davalı tarafça davaya konu taşınmazın devrinin talep nedeninin açıkça davacıya beyan edilmiş olduğu, bu hususun dinlenilen davacı tanığı olan davacının kızı-davalının kardeşi tarafından da açıkça beyan edildiği, davalı tarafça davacının hile ile iradesinin fesada uğratıldığı iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin belirttiği istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6585, K. 2026/4551, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6585-e-2026-4551-k-1f7c7e9a98c4