Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1274 E. 2026/1582 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1274
- Karar No
- 2026/1582
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/1274
KARAR NO:2026/1582
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/01/2023
NUMARASI:2017/876 Esas - 2023/29 Karar
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ :03/08/2017
İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/09/2026
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; ... Şti'nin 2000 yılında müvekkili ve davalı diğer ortak ... tarafından kurulduğunu, şirketin otomotiv mühendisliği ve özel araç üst yapı üretimi alanlarında faaliyet gösterdiğini, şirketin davacı ve ... tarafından kurulan .... AŞ'ye hizmet verdiğini, 2011 yılında taraflar arasında ihtilaf başladığını ve müvekkilinin şirket yönetiminden uzaklaştırılmaya çalışıldığını, ... şirketinde imza yetkilisi ve ... şirketinde %0,4 pay sahibi davalı ...'nun yönetim kurulu başkanlığına getirildiği süreçte şirketin karlılığının düştüğünü, şirkette hukuka aykırı işlemler yapıldığını ve müvekkilinin inceleme yapma hakkını kullanmasına izin verilmediğini, müvekkilince yolsuzlukları tespit edilen dışarıdan atanan yönetici ...'in iş akdinin sonlandırıldığını, ancak SGK işlem şifreleri elinde bulunan davalı ...'ın işten çıkış işlemlerini yapmadığını, işe giriş kart okuma sistemi kurulmasına rağmen personele ilgili kartların verilmediğini, daha sonra çalışanlar tarafından açılan davalarda şirketin tazminata mahkum edildiğini,davalıların yönetimde bulunduğu ... şirketinde 2011 yılından sonra ...'e verilen siparişlerin azaltıldığını ve ...'e ait bir kısım mühendislik tasarımları, ihracat müşterileri portföyü ve siparişlerinin ...'a devredildiğini, ... şirketinin zamanla iş yapamaz hale getirildiğini, şirketin çalışan sayısının 45'ten 8'e düştüğünü,finansal kiralama yoluyla alınan ...'e ait arsa ve kapalı alanın ...'a kiralandığını, ancak kötü yönetim sonucu şirketin ödemeleri yapamadığını ve ... şirketinden borç alınarak ödeme yapılabildiğini, söz konusu kiralama sözleşmesinin 14.04.2006 tarihli ortaklar kurulu kararına aykırı olarak sadece davalı ... tarafından imzalandığını, müvekkilinin rızasının alınmadığını, belirlenen 20.000-Euro kira bedelinin de emsallerine göre düşük kaldığını, ...'un müvekkilinin yönetimden ayrılmasından sonra ...'den hizmet alımını azalttığı ve davalı ...'ın kayınpederinin kurucusu olduğu İntekmar şirketinden hizmet alımı yaptığını, hissedarları ve faaliyet adresleri aynı olan şirket yerine başka bir şirketten hizmet alınmasının kötü niyetli olduğunu, İntekmar şirketinin ... şirketinin müşteri portföyünü kullandığını ve çalışanlarının bir çoğunun ...'in eski çalışanları olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 10.000-TL'nin davalılardan zararın doğum tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili ile .... Şti'ne ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
TALEP ARTIRIMI:Davacı vekili 30.11.2022 tarihli dilekçesinde; şirketin ciro kaybından doğan zararının 3.698.789,99-TL ve kira kaybından doğan zararının 765.276,25-TL olduğunu belirterek, talep sonucunu toplam 4.454.066,24-TL artırarak 4.464.066,24-TL'ye çıkarmıştır.
CEVAP:Davalılar vekili; dava tarihinden geriye doğru 08.03.2015 öncesine ait iddialar için davanın zamanaşımına uğradığını, ... şirketinde davacı ile davalı ...'ın %50'şer oranında ortak olduğunu, şirketin 12.04.2006 tarihli ortaklar kurulu kararı gereğince davalı ... ve ...'ın A grubu, diğer davalıların ise B grubu imza yetkilisi olduklarını, 2004 yılında ise davalı ... ve davacı tarafından ... şirketinin kurulduğunu, bu şirkette de davacı ile davalı ...'nin %49,4'er oranında hissedar olduklarını, ... şirketi ile ... şirketi arasında düzenlenen ariyet sözleşmesi ve kira kontratında ... adına atılan iki imzadan birisinin davacıya ait olduğunu, ... şirketince ... şirketine aylık 29.500-Euro kira bedeli ödendiğini, 2004 yılında alınan karar uyarınca imalat ...'a bırakılarak ...'in tedarik ve tasarım gibi işleri üstlendiğini, 2006-2012 yılları arasında ...'in cirosunun %89'unun ...'a yapılan satışlardan oluştuğunu, 2009 yılındaki kriz nedeniyle satışların düştüğünü ve bu nedenle ... şirketinin cirosunun da düştüğünü, ... şirketinin 2010 yılına kadar birinci derece yönetim sorumlusunun davacı olduğunu, ... şirketinin 28.06.2010 tarihli genel kurulunda şirketin yönetiminin davacı ve davalı ... dışındaki profesyonel ortaklara bırakıldığını, ...'in finansal kiralama ile aldığı taşınmazın vadesi gelmeyen son üç taksiti dışındaki borcunun tamamının ödendiğini, 26.06.2010 tarihli genel kurulda yönetime seçilmeyen davacının bu tarihten sonra davalılara hasım olduğunu, şirket çalışanınca kullanılan SGK şifresinin 21.04.2016 tarihinde davacı tarafından şifrenin kaybedildiği gerekçesiyle SGK nezdinde iptal edilerek yeni şifre alındığını, 12.04.2006 tarihinde ortaklar kurulu kararıyla 10 yıl için yürürlüğe konulan şirketin temsil ve ilzamı süresi dolduğundan yeni karar almak için yapılan davete davacının katılmadığını, böylece şirketin başıboş bırakıldığını, teklif ve sipariş alınamadığını,şirkete en büyük zararı davacının verdiğini, ortaklar kurulu toplanamadığından davalı ...'ın başvurusu üzerine mahkemece şirkete kayyım atandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı tarafça 2011 yılından sonra dava konusu ... şirketinin zarara uğratıldığı iddia edilmiş olup, dava dışı ... şirketinin hizmet alımını azalttığının ileri sürüldüğü, dava dışı ... şirketi ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup, dava konusu ... şirketinden neden hizmet alımını azalttığının hukuken sorgulanamayacağı, ... şirketinin ticari kararlarının dava konusu ... şirketinin yöneticilerine kusur olarak izafesi mümkün olmadığından, davacı tarafın bu iddiasının dinlenilebilir olmadığı, davacı tarafın bir diğer iddiasının ...'e ait yerin önce ariyet sonra kiralanması sebebiyle zarara uğratıldığı iddiası olup, davacının ariyet sözleşmesinde imzası bulunduğunu kabul ettiği, ancak kira sözleşmesinde imzası bulunduğunu kabul etmediği, ancak 01/05/2008 tarihli ariyet sözleşmesi ile 15/09/2008 başlangıç tarihli kira sözleşmeleri incelendiğinde, imzaların benzer olduğunun görüldüğü, tarafların bahsi geçen şirketlerin kurucu ortakları olarak işbirliği içerisinde ariyet ve kiralama işlemi yaptıkları, taraf irade ve kabullerine göre kira bedeli yabancı para olarak ödendiğinden ve davacı tarafın da yönetici olarak görev yaptığı süre içerisinde bu uygulamaya herhangi bir itirazda bulunmadığından, şu anda şirketin zarar uğratıldığı iddiasında bulunmasının TMK'nın 2. maddesiyle bağdaşmadığı, kaldı ki anlaşılan ve ödenen kira miktarı yabancı para üzerinden olduğundan davalılara atfedilecek bir kusur bulunmadığı, şirketi zarara uğrattığından bahisle yöneticinin sorumluluğuna gidilebilmesi için yöneticinin kanun ve ana sözleşme ile kendisine yüklenilen görevlerini kusuru ile ihlal etmesi, bunun sonucu olarak bir zararın doğması gerekmekte olup, kusur ve zararı bunu iddia eden davacının ispatlaması gerektiği, somut olayda davacı tarafça ileri sürülen hususlarda yöneticilerin kusurunun bulunduğu ispatlanamadığı gibi davacının da A grubu birinci derecede imzaya yetkili şirket ortağı ve şirket müdürü olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili; mahkemece geçerliliği bulunmayan kira sözleşmesi esas alınarak ...'e ait taşınmazın ... şirketine düşük kira ile verilerek şirketin zarara uğratıldığının dikkate alınmadığını, davalıların sunduğu ariyet sözleşmesinin boşluklarının müvekkilinin bilgi ve onayı dışında doldurulduğunu, 09.05.2006 tarihli imza sirkülerine göre ... şirketinin müvekkili ve davalı ... tarafından müştereken temsil edilmesi gerektiğini, ancak 15.09.2008 tarihli kira sözleşmesinin sadece davalı tarafından imzalandığını,davalının tek başına hareket ederek şirketi zarara uğrattığını, ariyet sözleşmesinin geçerliliği kabul edilse dahi 2008-2014 arasındaki 6 yıllık ariyet süresi sonunda ... firmasının ne kadar kira ödeyeceğinin belli olmadığını, davalının düşük bedelli kira sözleşmesiyle şirketi zarara uğrattığının tüm bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini, davalıların ... firmasının tüm kazancını ... firmasına kaydırarak şirketin ciro zararına neden olduklarını ve her iki şirketin yöneticisi konumunda olan davalıların zarardan müştereken sorumlu olduklarını, bu durumun bilirkişi raporları ile tespit edildiğini, ... firmasının 2000 yılında araç üst yapı imalatı ve satışı amacıyla kurulduğunu, 2004 yılına kadar müşterilerine tüm hizmeti bu şirketin verdiğini, ... şirketinin ise 2004 yılında ...'in tek satıcısı olarak kurulduğunu, ...'in tasarlayıp ürettiği ürünlerin montajının ... tarafından yapıldığını, davalı ...'ın ...'e ait tasarımları ... ve kendisi adına tescil ettirmeye başladığını, 27.04.2006 tarihli ortaklar kurulu kararına göre ...'in yöneticilerinin 10 yıl süre ile davacı ile davalılar olduğunu, ... firmasının yöneticilerinin ise toplam %50,20 pay sahibi davalılar olduğunu, davalıların ayrıca ... yönetimini kilitleyerek ve müdür seçimini engelleyerek şirketin ...'tan haklarını talep etmesini engellediklerini, 23.10.2020 tarihli ortaklar kurulunda ...'ın kendisini müdür olarak öneren müvekkilinin bu önerisini bile reddederek şirketi organsız bıraktığını, müvekkilinin de şirkete girişi engellenerek tüm işlemlerin müvekkilinin bilgisi dışına çıkarıldığını, 27.04.2016 tarihinde de imza yetkisinin sona erdiğini, davalının şirketin tüm fikri mülkiyet haklarını ...'a kaçırdıktan sonra da ...'in tasfiyesi için dava açtığını, davalı ...'ın kayın pederine ait İntekmar şirketi ile ... şirketinin ...'tan mal kaçırmak için kullanıldığını, ...'in temin ettiği ürünlerin bu konuda hiç bir bilgi birikimi olmayan bu şirketten aldıklarını, davalıların kusuru ve zararın ispat edilmiş durumda olduğunu, kusursuz olduklarını ispat yükünün davalılar üzerinde olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, limited şirket yöneticilerinin sorumluluğu kapsamında oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.Sorumluluk davasının şartları zarar, illiyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının kümülatif olarak bir arada bulunması ve bunlardan kusur dışındaki unsurların varlığının davacı tarafından ispatlanması gerekir.Davacı tarafça sorumluluk nedeni olarak; ... şirketine ait taşınmazın ariyet ve kira sözleşmesiyle ... firmasına çok düşük bedelle kullandırıldığı ve bu nedenle ... şirketinin kira kaybına neden olunduğu, ayrıca ... şirketinin tek alıcısı konumunda olan ... firmasının ... şirketinden mal alımını durdurması sonucunda şirketin ciro ve dolayısıyla kar kaybına uğratıldığı vakıalarına dayanılmıştır.Mahkemece alınan 24.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda; ... şirketinde davacı ile davalı ...'ın %50'şer oranında pay sahibi oldukları, şirketin 12.04.2006 tarihli ortaklar kurulu kararına göre 10 yıl süreyle davacı ile davalı ...'ın A grubu imza yetkilisi, diğer üç davalının B grubu imza yetkilisi olarak seçildikleri, değeri 250.000-USD ve üzeri işlemlerde şirketin A grubu imza yetkililerince müştereken, 100.000-USD ve aşağı işlemlerde B grubu imza yetkililerinin ikisince müştereken temsil edileceği, şirketin satışlarının 2011 yılından sonra azalmaya başladığı, şirketin ... şirketine satışlarının 2010 yılına kadar arttığı ve 2010 yılında satışlarının %87'sine denk geldiği, 2010 yılından sonra satışların gerileyerek 2016 yılında sıfıra düştüğü, bu miktarlar üzerinden 2016 yılı %5 kar kaybı hesabına göre şirketin 2011-2016 arası kar kaybının 19.357.493-TL olduğu, ... şirketinin 2016 yıl sonu itibariyle ...'a borcunun 2.326.044,87-TL olduğu, ... şirketine ait taşınmazın aylık kira bedelinin 200.000-TL olarak hesaplandığı, sunulan 01.01.2019 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde ilk 7 ay için 15.000-TL ve sonraki 5 ay için 35.000-TL kira bedeli belirlendiği, buna göre 2019 yılı toplam kira bedelinin 280.000-TL olduğu, 2020 yılı toplamının ise aylık 35.000-TL'den 420.000-TL olduğu, emsallere göre belirlenen 2 yıllık kira bedeli ise toplam 4.800.000-TL olup şirketin toplam kira kaybının 4.100.000-TL olduğu, ... şirketine ...'un satışlarının durdurması sonucunda başka müşterisi olmayan ...'in krize girdiği, sonuç olarak şirketin ciro ve kira kaybı nedeniyle uğradığı zararın toplam 23.457.493-TL olduğu bildirilmiştir.06.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda; şirkete ait fabrika bina ve arsasının kiralanması işleminde 14.04.2006 tarihli genel kurul kararı gereğince davacı ve davalı ... tarafından (A grubu imza yetkilileri)imzalanması gerektiği, kira sözleşmesinin sadece davalı ... tarafından imzalanması nedeniyle ortaya çıkan 4.100.000-TL zarardan bu davalının sorumlu olduğu, ... şirketi ile ...bir yönetici tarafından alınabilecek karar olduğunu ispatlayacak deliller ortaya konulmaması nedeniyle ortaya çıkan 19.357.493-TL zarardan davalıların müteselsilen sorumlu olduğu bildirilmiştir. 26.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda; ... şirketinin 2012-2016 yılları arası ortalama ciro karı oranının %0,07 olduğu, şirketin bu yıllar arası toplam ciro kaybının 19.736.836,53-TL olduğu, ... ile ... arasındaki 01.05.2008 tarihli ariyet sözleşmesi 2014 yılında sona ermek üzereyken ... şirketinin sözleşmenin yenilenmesini e-posta ile talep ettiği, ancak ... şirketinin sözleşme yapmaya yanaşmadığı, ... şirketinin bunun üzerine aylık 25.000-Euro+KDV üzerinden kira ödemeye devam ettiği, ... şirketinin 2014-2017 yıllarında ödediği toplam kira bedeli 3.151.482,50-TL olup rayiç emsallere göre bu dönemde ödenmesi gereken toplam kira bedelinin 4.020.000-TL olduğu, buna göre kira ödemelerinin rayiç emsallere göre toplam 868.517,50-TL eksik olduğu, dava dışı ... şirketinin 2012-2017 yılları arası satışlarının yıllar itibariyle düştüğü, 2017 yılı itibarı ile yurt içi ve yurt dışı ticari satışının olmadığı, dava dışı ... şirketinin satışlarının ise 2012-2017 yılları arası artış gösterdiği, davacının ... şirketinde %50 ve ... şirketinde %49,20 pay sahibi olduğu, dava dışı ... şirketinin elde ettiği kârdan menfaat sahibi olduğu, ... şirketinin ciro kaybına karşılık dava dışı ... şirketinin kârlı hale geldiği ve davacının davalılardan kâr mahrumiyeti talebinde bulunmasının makul olmadığı bildirilmiştir. 24.09.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı ... şirketinin %50 hissedarı ve A grubu imza yetkisine sahip olduğundan zarar verici fiillerin farkında olduğu ve TTK'nın 560. maddesi uyarınca davanın iki yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ... şirketinin 2012-2016 arası ciro karlılığı kaybının %3,5 karlılık oranına göre toplam 12.668.418,27-TL olduğu, vergi dairesine beyan edilen %1,07 karlılık oranına göre 3.872.916,44-TL ve her yıl gerçekleşen karlılık oranına göre ise 23.918.923,94-TL olduğu, zamanaşımı defi gözetilerek dava tarihinden 2 yıl öncesi olan 03.08.2015 tarihi ile davalıların... şirketindeki görevlerinin sona erdiği 12.04.2016 arasında %7 karlılık oranına göre şirketin kar kaybının 5.908.119,71-TL olduğu, şirketin 2013-2016 arası satışlarının büyük bölümünün yurt dışı satışı olarak gerçekleşmesi nedeniyle hesaplamaya elverişli 2012 yılı %3,5 karlılık oranına göre 03.08.2015-12.04.2016 tarihleri arası kar kaybının 2.482.867,99-TL olduğu, vergi beyannamelerindeki %1,07 kar oranı dikkate alındığında 03.08.2015-12.04.2016 arası kar kaybının 1.205.964,45-TL ve her yıl gerçekleşen kar oranları dikkate alındığında 4.263.367,55-TL olduğu, ... şirketine ait taşınmazın 2014 yılı rayiç kira bedeli aylık 90.000-TL olup, bu yıldan itibaren ÜFE endeksine göre 2015 yılında 100.000-TL, 2016 yılında 105.000-TL ve 2017 yılında 11.000-TL olduğu, ... şirketine 2014-2017 yıllarında ödenmiş olan toplam kira bedelinin 3.151.482,50-TL olduğu, rayiç emsallere göre ödenmesi gereken ise toplam 4.020.000-TL olup şirketin kira kaybının 868.517,50-TL olduğu, ... ile ... arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığından ... şirketinin ...'den alımları durdurması kararını engelleyecek bir kanun hükmü bulunmadığı bildirilmiştir.01.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda; ... tarafından ... şirketine 2014 mayıs ayından 2017 temmuz ayına kadar toplam 3.151.482,50-TL ödeme yapıldığı, dava tarihi dikkate alınarak 01.05.2014-31.07.2017 arası kira kaybının hesaplanması gerektiği, taşınmazın 2014 yılı rayiç aylık kira bedeli 90.000-TL olup ÜFE artış oranlarına göre artış yapılmak suretiyle elde edilebilecek kira bedeli 3.916.758,75-TL olup ödenen toplam kira bedeline göre kira kaybı tutarının toplam 765.276,25-TL olduğu, davacının İstanbul 1. ATM'nin 2016/449 esas sayılı dosyasında atanan kayyım izniyle şirket kayıtlarını incelediği, dolayısıyla zararın daha öncesinde öğrenildiği ispatlanamadığından davacının incelemeyi yaptığı 27.04.2017 tarihinde zararı ve sorumluyu öğrendiği kabul edildiğinde, davanın zamanaşımına uğramadığı bildirilmiştir. 26.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda; ... şirketinin vergi sonrası kar oranı 2007-2016 ortalamasının %1,07 olduğu, ... şirketinin ... cirosunun ihtilaf bulunmayan 2007-2011 yılları arası dönem ortalamasının %78,88 olduğu, şirketin 2012-2016 arası ciro kaybı 345.681.307,93-TL olup %1,07 üzerinden kar kaybının 3.698.789,99-TL olduğu, ... şirketinin 2007-2011 arası %7 net kar marjına göre ise kar kaybının 24.197.691,56-TL olduğu, ancak maliyet unsurları farklı olduğundan ... şirketinin kar marjı oranının ... şirketinin kar kaybı hesabında dikkate alınamayacağı, kira sözleşmesinin müşterek imza yerine sadece davalı ... tarafından imzalanmış olması nedeniyle şirket genel kurul kararına aykırı davranıldığı, bu işlemden kaynaklanan zarardan işlemi gerçekleştiren davalı ...'ın sorumlu olduğu, kar kaybının şirket yönetim kurulunda alınacak önemli kararlar kapsamında gerçekleşebileceği dikkate alındığında, bu zarardan da aynı davalının sorumlu olduğu, diğer davalılar B grubu imza yetkilisi olup düşük miktarlı işlemlerde yetkili oldukları, şirketin faaliyetine ilişkin temel kararlarda yetkili olmadıkları düşünüldüğünde, sorumluluk doğuran konularda yetki ve etkilerinin bulunmadığı bildirilmiştir. Somut olayda; davacı ile davalılardan ...'ın zarara uğratıldığı iddia edilen dava dışı ... şirketinde %50'şer oranında pay sahibi oldukları, şirketin 12.04.2006 tarihli ortaklar kurulu kararına göre 10 yıllığına davacı ile davalı ...'ın A grubu imza yetkilisi, diğer üç davalının ise B grubu imza yetkilisi yönetici olarak seçildikleri, şirketin değeri 250.000-USD ve üzeri işlemlerde şirketin A grubu imza yetkililerince müştereken, 100.000-USD ve aşağı işlemlerde B grubu imza yetkililerinin ikisince müştereken temsil edileceği, 12.04.2016 tarihinde ortakların temsil yetkisi sona ermesine karşılık taraflar arasında yaşanan sorunlar nedeniyle yeni yönetici seçimi yapılamadığı, bu nedenle şirkete kayyım atandığı, sonuçta ... tarafından açılan dava sonucunda İstanbul Anadolu 9. ATM nin 2018/707 esas sayılı dosyasında verilen 02.12.2020 tarihli karar ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, dava dışı ... şirketinde ise davacının %49,20, davalı ...'ın %49,40, davalı ...'nun %0,40, ...'in %0,20, ...'nun %0,20 ve dava dışı diğer iki ortağın ayrı ayrı %0,20'şer oranında pay sahibi oldukları, davalıların ... şirketinde yönetici oldukları anlaşılmaktadır.Davacının kira kaybı iddiasına ilişkin olarak; ... şirketi ile ... şirketi arasında ...'e ait taşınmazın tadilat ve yenilenmesi masraflarının ... tarafından karşılanması karşılığında ... şirketinin taşınmazı 6 yıl süreyle bedelsiz kullanması hususunda 01.05.2008 tarihli ariyet sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede ariyet veren ve alan şirketlerin her biri adına tek imza atıldığı, davacının dava dilekçesinde ariyet sözleşmesinde imzasının bulunduğunu kabul ettiği, sözleşmenin 3. maddesinde 6 yılın sonunda ...'un isterse taşınmazı 6 yıl daha cari kira bedelini ödemek kaydıyla kullanmaya devam edeceği, 6. maddesinde ise bedelsiz kullanım süresi ile sınırlı olmak üzere her yıl yenilenecek bir yıl süreli kira kontratı yapılacağı ve bu kontratta kira bedelinin KDV dahil 1.000-TL olacağı hususları kararlaştırılmıştır. ... sözleşmesinin 6. maddesi doğrultusunda 15.09.2008 başlangıç tarihli ve aylık 1.000-TL kira bedeli içeren bir kira kontratı düzenlenmiş olup, bu sözleşmede de ariyet sözleşmesinde olduğu gibi taraf şirketler adına aynı kişiler tarafından birer imza atıldığı görülmektedir. ... süresinin bitiminde taraf şirketler tarafından, sözleşmede belirtildiği gibi rayiç bedel üzerinden akdedilen bir kira sözleşmesi bulunmamaktadır. Ancak 25.04.2014 tarihinde ... şirketi tarafından ariyet sözleşmesinin 30.04.2014 tarihinde sona erecek olmasına rağmen yeni kira sözleşmesinin taraflarına bildirilmediği belirtilerek, piyasa araştırması sonucu belirlenen aylık 25.000-Euro+KDV olması gereken kira bedeline ilişkin aylık olarak fatura düzenlenmesi ... şirketinden talep edilmiş olup, yeni kira sözleşmesi akdedilmemiş olmasına rağmen ... şirketince ... şirketine kira bedeli ödenmeye devam edilmiş, alınan bilirkişi raporlarında, ... şirketinin ... şirketine 2014 mayıs ayından 2017 temmuz ayına kadar toplam 3.151.482,50-TL kira bedeli ödemesi yaptığı tespit edilmiştir.Davacı ile davalı ..., kira ve ariyet sözleşmesinin tarafı olan ... ve ... şirketlerinde yüksek pay sahibi kurucu ortak olup, ariyet ve kiralama işlemlerinin bilgileri dahilinde olduğu, ariyet sözleşmesinin sona erdiği 30.04.2014 tarihinden yönetici sıfatının sona erdiği 12.04.2016 tarihine kadar ... şirketinde A grubu imza yetkilisi yönetici konumunda bulunan davacının, ... şirketince yeni kira kontratı düzenlenmemesi nedeniyle ... şirketinin kendi belirlediği aylık 25.000-Euro+KDV üzerinden kira bedeli ödemeye devam ettiğini bilebilecek durumda olduğu, ancak davacı tarafça bu kira bedeline karşı herhangi bir itirazda veya girişimde bulunulmadığı sabittir. Diğer yandan bilirkişilerce taşınmazın 2014 yılı rayiç kira bedeli 90.000-TL olarak belirlenmiş olup, ... şirketince ödenen 25.000-Euro bedeli KDV dahil edildiğinde 29.500-Euro'ya karşılık gelmekte olup, ilk kira ödemesi yapılan mayıs 2014 ayındaki kur karşılığı örneğin 15 mayıs itibariyle (kur:2.8481) yaklaşık 84.000-TL'ye karşılık gelmektedir. Sonraki dönemde kira bedeli artışı yapıldığı konusunda bir bilgi bulunmamakla birlikte, kira bedelinin yabancı para olarak ödenmiş olması da dikkate alındığında, davalı yöneticilerin sırf şirketi zarara uğratma amacıyla hareket ettikleri kanıtlanamamış olup, davalıların kusurundan söz edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece davacının kira kaybından kaynaklanan tazminat isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacının diğer zarar iddiası, ... şirketinin tek alıcısı konumunda olan ... firmasının ... şirketinden mal alımını durdurması sonucunda, şirketin ciro ve dolayısıyla kar kaybına uğratıldığına ilişkindir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı ile davalı ... ... şirketinde %50'şer oranında pay sahibi olup, 12.04.2016 tarihine kadar şirketin A grubu imza yetkilisi konumundadır. Davacı ile bu davalı ... şirketinde de sırasıyla %49,20 ve %49,40 pay sahibi olup, uyuşmazlık dönemleri itibariyle ... şirketinin yöneticileri ise davalılardır. 2004 yılında ... şirketinin kurulmasıyla birlikte ... şirketinin tasarlayıp ürettiği ürünlerin montaj ve satışının ... şirketince yapıldığı, ... şirketinin satışlarının büyük bir kısmının ... şirketine yapıldığı, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların başladığı 2011 yılından itibaren ... şirketinin ... şirketinden mal alımını azaltarak durdurduğu anlaşılmaktadır. ... şirketi ile ... şirketi arasında mal alımına ilişkin herhangi bir yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Fiili olarak yıllar itibariyle ... şirketinin cirosunun büyük bir kısmı ... şirketine olan satışlardan oluşmakta olup, ayrı tüzel kişiliğe haiz ... şirketince ... şirketinden mal alımının azaltılması ve sonuçta durdurulması, ticari bir karardır. ... şirketinin ...'den mal alımını azalttıktan sonraki dönemde cirosunun arttığı bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır. Nitekim 24.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda, ... şirketinin ...'den alım yaptığı dönemlerde tek alıcı olarak karlılığını ve satışlarını artırıcı yeteneğinin kısıtlandığı, ... şirketinin ...'den mal alımını durdurduğu yıllar itibariyle ise satışlarının arttığı tespit edilmiştir. Yine 26.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, ... şirketinin ciro kaybına karşılık davacının %49,20 oranında pay sahibi olduğu ve elde ettiği kardan menfaatinin bulunduğu ... şirketinin karlı hale geldiği, bu durumda davacının ciro kaybı nedeniyle davalılardan kar mahrumiyeti talep etmesinin mümkün olmadığı görüşü bildirilmiştir. Diğer yandan ... şirketinin mal alımını azalttığı dönemde ... şirketinde ortaklar arasında yaşanan ihtilaflar nedeniyle bir karar alınamadığı ve bu nedenle şirkete kayyım atandığı sabittir. Bu durumda ... şirketinde yaşanan yönetim boşluğu da dikkate alındığında, dava dışı ... şirketinin ... şirketinden mal alımını durdurması yönündeki ticari karar nedeniyle davalıların sırf ... şirketini zarara uğratma gayesiyle hareket ettikleri kabul edilemeyecektir.Açıklanan nedenlerle, dava dışı şirketin kira kaybı zararı bulunmadığı, ... şirketi ile ... şirketi arasındaki ticari ilişkisinin kesilmesi her iki şirketin ortakları davacı ve davalılar arasında doğan ihtilafların olağan sonucu olup, zararın yöneticilerin kusuruna bağlanamayacağı anlaşılmakla istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 30/09/2026