Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1409 E. 2026/1497 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1409
- Karar No
- 2026/1497
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1409
KARAR NO : 2026/1497
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/07/2024
NUMARASI : 2023/579 E. - 2024/472 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ... Şti.'nin davalı ve icra takip dosyasında alacaklı gözüken İshak Tekok'a borcunun bulunmadığını, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin gerektiğini, haklı ve hukuki temelli menfi tespit taleplerinin ve davalarının tümüyle kabulüne, davacı şirket ... Şti. aleyhine başlatılmış olan T.C. İstanbul 27. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibine konu olan çekin tümüyle iptaline, borçlu olmadığının tespitine, müvekkil firma ... Ltd. Şti. Ve Şirket yetkilisi olan ...'ın ileride oluşabilecek olan mağduriyetinin önlenmesi açısından icra takip dosyası alacaklısı İshak Tekok tarafından T.C. İstanbul 27. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takip dosyasından başlatılmış olan hukuka tamamen aykırı ve haksız icra takip işlemlerinin yargılama sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına, dava sonuna kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini, tedbir taleplerinin öncelikle teminatsız olarak kabulüne, aksi takdirde makul bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, kötüniyetli olan davalı alacaklı aleyhine en az %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, müvekkili tarafından olası bir ödeme durumunda huzurdaki davanın istirdat davasına dönüştürülmesine, müvekkili tarafından olası bir ödeme durumunda cebri icra baskısı altında ödeme yaptığı tarihten itibaren davalı alacaklı aleyhine temerrüt faizine hükmedilmesine, çek aslının istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıdan alacağı nedeniyle davacı hakkında İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile Örnek No:10 kambiyo senedine dayalı (çek ) icra takibi başlatıldığını, bunun akabinde davacı şirket İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/44 Esas ve 2022/712 sayılı dosya ile takibin taliki ve iptali için dava açmış olup bu dosyadan sadece ödeme emrindeki alacak miktarının 97.775,50 TL olarak düzeltilmesi kararı çıkmış olup takip ne iptal ne de talik olduğunu, yani davacının dava dilekçesinde zikrettiği gibi lehine ve ya aleyhine takibin geçerliliğini etkileyecek bir karar çıkmadığını, davacının mahkemeyi yanıltma amaçlı davacı şirket yetkilisi ...' in davalı müvekkiline satmış olduğu ...' teki tapu ise tamamen alım satım ilişkisi olup devir tarihi 16.09.2019 olduğunu, yani davaya konu çekin ödeme tarihi 31.09.2020 olduğu düşüldüğünde bu çeke dair verildiği aklen ve hukuken kabul edilebilir olmadığını, kaldı ki tapu senetleri geldiğinde de gözükeceği üzere şu borca istinaden ve ya mahsuben diye bir kayıtta söz konusu olmadığını, davaya konu çek için davacı taraf hiç bir zaman imza inkarında bulunmamış, savcılığa şikayette bulunmamış ve açıkça imzasını ikrar ettiğini, ayrıca çek bir ödeme vasıtası olup mücerretlik ilkesi gereği borç ilişkisinden ari olduğunu, davacı taraf davaya konu çeki ödediğine dair sunmuş olduğu banka dekontları çok önceki tarihli olup yani borcun doğumundan önce olup hiç bir açıklama ihtiva etmemekte olduğunu, davacı taraf iş bu davaya konu çeki itfa yani ödeme yaptığı iddiası ile bağlı olup bu ödeme ile ilgili hiç bir belge ve dekont sunmadığından huzurdaki davanın reddini talep ettiklerini, açıklanan tüm bu nedenlerle davacının kötü niyetli olarak açmış olduğu hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davanın reddi ile dava değerinin % 20’si üzerinden kötü niyet tazminatına ve %10 para cezasına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; Davacının dava ve takip konusu çek bedelinin ödenmesi nedeni ile çekin bedelsiz kaldığını ispat yükü altında olduğu, davalı yanın elinde bulunan kambiyo senedine karşılık davacının iddiasını ancak kesin bir delille ispat edebileceği, davacının mükerrer olduğunu iddia ettiği takibin farklı kambiyo senetlerine ilişkin olduğu ve eldeki takibe mükerrerlik oluşturmadığı, davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan ödemelerin çek keşide tarihinden önceki tarihlerde yapıldığı kaldı ki ödeme dekontlarında bu çeke ilişkin ödeme yapıldığına dair açıklama bulunmadığı, davacının çek bedeline mahsuben devredildiğini iddia ettiği taşınmazın yine çekin keşide tarihinden önce devredildiği ve satışa ilişkin resmi senette satış bedeli olan 50.000,00 TL'nin tamamının nakden alındığının yazılı olduğu, davacının elinde kalan son delil olan yemin teklifini ise davalının kabul ederek yemini eda ettiği ve bu hali ile davacının dayandığı delillerle ödeme iddiasını ispat edemediği anlaşılmış ve tüm bu nedenlerle ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir.
2004 sayılı İİK’nın 72/4. maddesi hükmü ile menfi tespit davası reddedildiği takdirde, şayet takip tedbir kararı verilerek durdurulmuş ise davalı alacaklının alacağına geç kavuşması sebebiyle lehine tazminata hükmedileceği düzenlenmiştir. Mahkememizce davacı yanın ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verildiği bu nedenle talep eden davalı yararına tazminata hükmedilmesi için gereken şartların oluşmadığı anlaşıldığından tazminat isteminin ve İİK'nun menfi tespit davasını düzenleyen 72. maddesinde menfi tespit davasının reddine karar verilmesi halinde davalı alacaklı lehine para cezasına hükmedileceğine ilişkin düzenleme bulunmadığından"
Davanın REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden hukuka aykırı icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ve takibe konu alacağın itfa hükmünde olduğunu, müvekkili şirket ve şirket yetkilisi tarafından davalıya banka vasıtasıyla toplam 191.840,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarına göre davalıdan 185.971,58 TL alacaklı olunduğunu, borca mahsup edilmek üzere müvekkili şirket yetkilisine ait taşınmazın davalıya devredildiğini, davalı tarafından aynı alacak için Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile mükerrer icra takibi başlatıldığını ve buna ilişkin İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/44 Esas sayılı davasının müvekkili lehine sonuçlanarak kesinleştiğini, müvekkili şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/107 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verildiğinden, istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitini, takibe konu çekin iptalini ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu İstanbul 27 icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyaya ilişkin İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.
İstanbul 27 icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından, borçlu ... Ltd., şirketi aleyhine 31/06/2020 keşide tarihli, 100.000,00 TL., bedelli çeke istinaden 22/12/2021 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.
Bakırköy 10 icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu ... aleyhine 50.000,00 TL., bedelli, 3 adet bonoya istinaden 24/12/2021 tarihinde, kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.
Davacı, icra takibine konu çekin bir kısmının şirket ve şirket yetkilisi ... tarafından ödendiğini ve bir kısmının ise tapu devredilmek sureti ile ödendiğini, kendisinin davalıdan alacaklı olduğunu borcunun bulunmadığını ileri sürmektedir.
Davalı ise davacı şirketin yetkilisi ...'ın davalı müvekkiline satmış olduğu ... semtindeki taşınmazdan da anlaşılacağı üzere davalının, hem davacı şirket ile hemde davacı şirket yetkilisi ''... ile şahsi olarak alacak verecek ilişkisi mevcut olduğunu, yapılan ödemelerin takibe konu çeke istinaden yapılmadığını, davacı şirket yetkilisi Abdülhamit' in müvekkiline satmış olduğu ...' teki tapunun ise tamamen alım satım ilişkisi olup devir tarihinin 19/06/2019 olduğunu, yani davaya konu çekin ödeme tarihi 31/09/2020 olduğu düşüldüğünde bu çeke dair verildiği aklen ve hukuken kabul edilebilir olmadığını, kaldı ki tapu senetleri geldiğinde de gözükeceği üzere şu borca istinaden ve ya mahsuben diye bir kayıtta bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
... Tapu Müdürlüğü'ne ait cevapta, davacının iddiasına dayanak yaptığı taşınmazın davacı şirket yetkilisi tarafından 19/06/2019 tarihinde 50.000 TL bedelle davalıya satıldığı ve satış bedelinin nakden ve tamamen alındığı belirtilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi).
Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı olan alacaklıdadır. Ancak bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır.
Menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(19)11-122 Esas 2022/400 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, davacı tarafından icra takibine konu çekin ödendiğini ileri sürerek dekontlar ibraz etmiş ise de dekontlarda takibe konu çeke istinaden ödeme yapıldığına dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, ödemelerin bir kısmının çek tarihinden önce olduğu, tapu kaydının devrinin çeke istinaden olduğuna dair taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmadığı, davacı tarafından ödeme iddiasının yazılı olarak ispat edilemediği anlaşılmakla mahkemece sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.
Davacı istinafında, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/107 Esas sayılı dosyasında, itirazın iptali davası açtığını davalıdan alacaklı olduğunu bu nedenle bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de ayrı bir dava konusu olduğu bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmadığı ve Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının mükerrer takip olduğunu ileri sürmüş ise de o takibin dayanağının bonolar olduğu, borçlusunun dava dışı ... olduğu, takibin dayanağının farklı olması sebebi ile mükerrerlik iddiasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2024 tarih ve 2023/579 E., 2024/472 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026