Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1406 E. 2026/1555 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1406
Karar No
2026/1555
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1406

KARAR NO : 2026/1555

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (Kapatılan) Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 22/04/2024

NUMARASI : 2021/901 E. - 2024/391 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline vade tarihleri farklı olan zorla imzalatılan senetlerin düzenleme yerinin İstanbul olduğu, müvekkilinin Büyükçekmece ilçesinde ikamet ettiği, borcun varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte senetler vadesinde Büyükçekmece İcra Müdürlükleri'nde icra takibine girişilmesi gerektiği, müvekkiline zorla imzalatılan senetlerin düzenleme yerinin İstanbul olması ve davacı müvekkilin ikametgahının İstanbul ili, Büyükçekmece ili olması sebebiyle usul ekonomisinin gereği de göz önüne alınarak Mahkemenin davada görevli ve yetkili olduğu, dava konusu olan senetlerin vadelerinin 04.09.2021, 22.09.2021, 12.01.2022, 06.08.2022 ve 29.10.2023 olduğu, bahsi geçen senetlerin vade tarihleri henüz gelmediğinden, vade tarihlerinden itibaren icra takibine konu yapılmasına müteakip işbu takiplerin sayın mahkemece tedbiren durdurulmasını, müvekkilinin 20/07/2021 tarihinde başlayan Kurban Bayramı münasebetiyle müvekkilin abisi ..., Van ilinden bulduğu ve İstanbul'a gelmelerini sağladığı işçiler ile kurban kesim alanlarında çalıştıkları, müvekkilinin kasaplığının da olması ve ek gelir getirmesi amacıyla ... ile anlaştığı, bu ekip dahilinde davalı işçilerle birlikte kesim yaptıkları, kurban kesim alanlarında müvekkilinin abisinin kesilecek hayvan sayısına ilişkin olarak harici kurum ve kişilerle yaptığı sözleşmeler neticesinde anlaşılan sayı kadar kurban kesilemediği, sözleşmelerdeki ücretler de müvekkilinin abisine ödenemediği, somut olayda davacı asilin abisi işveren konumunda olduğu, kesilen kurban sayısı kadar ücretlendirme hususunda pazar yerinde sözleşmeleri kendisi yaptığı, Davacı müvekkilinin abisi ... Van ilinden bulduğu işçilerin almaları gereken ücreti ödemediği, müvekkilinin herhangi bir kazanç sağlamadığını, davalılar ... ve ..., ücretlerinin ödenmemesi üzerine müvekkilini arayarak, "Abini getir anlaşalım, getirmezsen seni işinden gücünden ederiz, adresini biliyoruz." diyerek tehdit ettikleri, davalılarla buluştukları ve davalıların cebir ve tehditlerine maruz kaldığı, müvekkilinin, Büyükçekmece Devlet Hastanesi'nde sözleşmeli personel olarak çalıştığı, davalılar, müvekkilisinin bir işi olduğunu ancak abisinin herhangi düzenli bir işi olmadığını bu sebeple kesim işinden alamadıkları ücretler için senet yapacaklarını ancak bu senetlerin müvekkili adına yapılacağını söyledikleri, borcun müvekkiline ait olmadığını, kendisinin de onlar gibi işçi ve mağdur olduğunu, herhangi bir kazanç sağlamadığını, müvekkilin abisi de borcun varlığını kabul ettiğini, buna rağmen müvekkili adına senet düzenlenmesine razı geldiği, davalılar, müvekkilinin işi ve ailesi ile tehdit edildiği, yaklaşık 10 saat boyunca baskı altında tutulduğu, senet imzalama olayının 20-25 kişi arasında geçmiş olduğu, müvekkilinin can güvenliğinin tehdit altında olduğunu anlayarak senetleri imzalamak zorunda kaldığı, Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu, bu nedenlerle müvekkilinin öncelikle senetlerin icraya konu edilmesi halinde tedbiren durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyetli davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya yönelik bir eyleminin olmadığı aksine müvekkiline olan borcuna karşılık bu senetlerin davacı tarafından imzalanıp verildiğini, davacının dava dilekçesinde ve aşamalarda belirtiği tüm iddiaların gerçek dışı olup herhangi bir delile dayanmadığını, aksine davacının davalı müvekkilinin borcunu vermemek ve borçtan kurtulmak gayesi ile hareket ettiği dosya kapsamında anlaşıldığını, davalı müvekkilin Van ilinde kendi iş yerini işletmekte olduğunu, müvekkilin mahkeme nezdinde açılan davadan haberdar olamadığını, dolayısıyla cevap veremediğini, delil sunamadığını ve beyanda bulunamadığını, açılan davanın delillendirilmesi ve adli yargılama ilkesi gereğince mahkemece müvekkiline cevap dilekçesi vermesi ve delillerini sunması için süre verilmesini talep ettiklerini, yine müvekkiline yönelik savcılık makamına yapılan şikayete ilişkin müvekkilinin henüz başvurulamadığını, ceza dosyası hukuk dosyasını etkileyeceği ilkesi gereği müvekkilinin savcılık soruşturmasındaki dosyasının akıbetinin beklenilmesini talep ettikleri, davalı borçtan kurtulmak için senetle düzenlenmiş borcu müvekkilinin adresinde dava konusu etmediğini, dolayısıyla davanın yetkisiz ve görevli olamayan mahkemede açıldığını, davanın yetki ve görev yönünden değerlenip görevsizlik veyahut yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, yine senedin borçlu olan davacı tarafından rızaen müvekkiline verildiğine ve bahse konu tehdit yolu ile senedin imzalatılmadığına ilişkin olaya ilişkin tanıkların bulunduğunu, yine müvekkillerinin çalışma karşılığı hak ettiği kazancın davacının banka hesabına yattığını ama davacının paraya el koymak suretiyle müvekkilinin hakkını vermediğinin yapılacak banka hesap dökümü incelemelerinden anlaşılacağını, davacının hesaplarının olduğu bankaya müzekkere yazılarak olayın vuku bulduğu tarih öncesi ve sonrasındaki hesap dökümlerin incelenmesini talep etmiştir.

Diğer davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Menfi tespit davalarında her ne kadar ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerinde olsa da söz konusu ilişkinin kambiyo ilişkisi kapsamında olması halinde ispat yükü davacıya geçmektedir. Zira hukukumuzda kambiyo senedinden kaynaklı alacak illetten mücerrettir yani başka bir deyişle sebepten soyuttur. Nitekim uyuşmazlığımız kambiyo senedinden kaynaklanmakta olup, artık burada ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacı üzerindedir.

Davacı delil olarak ayrıca soruşturma dosyasına dayanmış olup, mahkemece bu konuda yapılan soruşturma sonucu beklenmiş ve dosya örneği dosyamız arasına alınmıştır. Yapılan soruşturma neticesinde İstanbul C. Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu'na ait 2021/114762 soruşturma sayılı dosyanın celp edildiği, soruşturma neticesinde dosyamız davalıları hakkında takipsizlik kararı verildiği ve verilen kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

Gelinen aşamada uyuşmazlık konusu senedin zorla imzalatıldığı hususunda davacı tarafça yapılan şikayetin takipsizlik ile sonuçlanıp kesinleştiği, senedin sahteliği konusunda ayrı bir iddianın bulunmadığı, bu durumda hala geçerliliğini koruyan senetten ötürü davacının sorumluluğunun devam ettiği, bononun illetten mücerret olduğu, davacının borcu ödediğine dair mahkeme kanuni delil de sunamadığı dikkate alınarak davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçeli kararında, İstanbul C. Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu'na ait 2021/114762 soruşturma sayılı dosyanın celp edildiği, soruşturma neticesinde davalılar hakkında takipsizlik kararı verildiğini, verilen kararın kesinleştiğinin belirtilmiş olmakla, işbu soruşturma dosyasının sonucu İlk Derece Mahkemesi tarafından beklenmiş akabinde hüküm kurulmuş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte ve beyanlarına halel gelmemek kaydıyla Hukuk Hakiminin Ceza Mahkemesi kararları ile bağlı olmadığını, yukarıda numarası açıklanan savcılık dosyasında hukuka aykırı şekilde şüphelilerin ifadesi dahi alınmadan takipsizlik kararı verilmiş olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin şüphelilerin ifadesinin dahi alınmadığı bir soruşturma dosyasını esas alarak ret karar verdiğini bu durumun hak ve hukuka aykırı olduğunu, işbu kararın İstinaf incelemesi sonucu kaldırılması gerektiğini,

-İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında delillerinin hepsini değerlendirmeden eksik delil incelemesi ile hak ve hukuka aykırı olarak ret kararı vermiş olduğunu, dosyada mübrez bir çok delil bulunmasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin sadece hak ve hukuka aykırı olarak takipsizlik kararı verilen soruşturma dosyası esas alınarak karar verilmiş olduğunu, İstinaf incelemesi neticesinde işbu kararın kaldırılarak delillerinin değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu,

-Davalılardan ...'in cevap dilekçesini yasal süre içerisinde sunmamış olduğunu, hükme esas alınan beyan ve delillerinin kabul edilmesinin hak ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini,

-20 Temmuz 2021 tarihinde başlayan Kurban Bayramı münasebetiyle davacı müvekkilin abisi olan ...'in Van ilinden bulduğu ve İstanbul'a gelmelerini sağladığı işçiler ile kurban kesim alanlarında çalışmış olduğunu, Davacı müvekkilin kendisinin kasaplığının da olması ve ek gelir getirmesi amacıyla abisi ... ile anlaşmış olduğunu, bu ekip dahilinde davalı işçilerle birlikte kesim yapmış olduğunu, bahsi geçen kurban kesim alanlarında davacı müvekkilin abisinin kesilecek hayvan sayısına ilişkin olarak harici kurum ve kişilerle yaptığı sözleşmeler neticesinde anlaşılan sayı kadar kurban kesilememiş olduğunu, işbu sözleşmelerdeki ücretlerin de davacı asilin abisine ödenememiş olduğunu, burada davacı asilin abisi işveren konumunda olduğunu, kesilen kurban sayısı kadar ücretlendirme hususunda pazar yerinde sözleşmeleri yaptığını, Davacı asilin abisi ...'in bahsi geçen sebepten ötürü Van ilinden bulduğu işçilerin almaları gereken ücreti ödemediğini, davacı asilin de herhangi bir kazanç sağlamadığını,

-21.07.2021 tarihinde davacı asilin abisinin anlaştığı Van'dan getirttiği işçilerden olan davalılar ... ve ...'in ücretlerinin ödenmemesi üzerine davacı müvekkili arayarak; "Abini getir anlaşalım, getirmezsen seni işinden gücünden ederiz, adresini biliyoruz." diyerek tehdit ettiklerini, Davacı asilin bunun üzerine, abisi ve işçilerin uzlaşması için abisini de alarak Aksaray/İstanbul'a gitmiş olduğunu, davalıların cebir ve tehditlerine maruz kaldığını,

-Davacı müvekkilinin Beylikdüzü Devlet Hastanesi'nde sözleşmeli personel olarak çalışmakta olduğunu, bahsi geçen olayda davalıların müvekkilini bir işi olduğunu ancak müvekkilin abisinin herhangi düzenli bir işi olmadığını bu sebeple kesim işinden alamadıkları ücretler için senet yapacaklarını ancak bu senetlerin davacı asil adına yapılacağını söylediklerini, Davacı müvekkil borcun kendisine ait olmadığını, kendisinin de onlar gibi işçi ve mağdur olduğunu, herhangi bir kazanç sağlamadığını söylemiş, müvekkilin abisinin de borcun varlığını kabul etmesine rağmen davacı asil adına senet düzenlenmesine razı gelmiş olduğunu, Davalıların davacı müvekkili, işi ve ailesi ile tehdit ettiğini, yaklaşık 10 saat boyunca baskı altında tuttuklarını, bu konuşmaların davalıların da bulunduğu 20-25 kişi arasında geçmiş olduğunu, davacı asilin can güvenliğinin tehdit altında olduğunu anlayarak senetleri imzalamak zorunda kaldığını,

-Dava dilekçe ekinde sunulan davacı müvekkiline ait nüfus kaydı ve hizmet dökümünde davacı müvekkilin İstanbul/Büyükçekmece'de ikamet etmekte ve çalışmakta olduğunu, Davacı asilin düzenli bir aile ve iş yaşantısı olduğunu, kimseye borcu bulunmadığını, Davacı ailesinin ve kendinin can güvenliğinden şüphe ederek abisine ait olan borca ilişkin senetleri imzalamak zorunda kaldığını, ancak davacı asilin davalıları da davalıların yanında bulunan diğer kişileri de tanımadığını, kurban kesim işi için davacı müvekkilinin abisinin anlaştığı işçilerin biletlerinin Van ilinden alınmış olduğunu, Davacı asilin Beylikdüzü Devlet Hastanesi'nde düzenli bir işinin olmasının vardiya usulüyle nöbet değişimli çalışması bahsedilen tarihlerde Van'da olamayacağının, kurban kesim işi için davalılar ile herhangi bir anlaşma yapamayacağının açık bir ispatı olduğunu, davacı asilin abisinin kullandığı sosyal medyadaki kullanıcı adından ve paylaştığı fotoğraflardan kasap olduğunu, bu işlerle ilgilendiğini, kurban kesim işleri için anlaşmalar yaptığı da açıkça görüleceğini, Bu hususa ilişkin görüntülerin dosyada mübrez olduğunu,

-Sunulu Yargıtay kararları ışığında, borcun varlığını kesinlikle kabul anlamına gelmemekle beyanlarına halel gelmemek kaydıyla ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, hak ve hukuka aykırı olarak verilen ret kararının kaldırılması gerekmekte olduğunu,

-Kabul anlamına gelmemekle ve beyanlarına halel gelmemek kaydıyla İlk Derece Mahkemesinin tedbir kararı uygulanması sebebi ile müvekkili aleyhine %20 tazminata hükmedilmesi tarafınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, İşbu hak ve hukuka aykırı hükmün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerekmekte olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne ilişkin olarak yeniden karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit ve alacağın tahsili talebine ilişkindir.

Mahkemece İstanbul C. Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu'na ait 2021/114762 soruşturma sayılı dosyanın celp edildiği, soruşturma neticesinde dosya davalıları hakkında takipsizlik kararı verildiği ve verilen kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından dava konusu, icra takibine konu senedin baskı altında zorla alındığını ileri sürmüş ise de davacı tarafından iddiasının ispat edilemediği, İ İstanbul C. Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu'na ait 2021/114762 soruşturma dosyasında,11/01/2023 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, karara itiraz edildiği, İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği 2023/2947 D.İş 16.05.2023 tarihinde itirazın reddedildiği, dosyada başkaca olay tanığı, kamera görüntüsü vb. delil bulunmadığının görüldüğü, senetteki imzanın davacıya ait olduğu, senedin zorla imzalattırıldığına ilişkin ispat yükümlülüğünün davacıda olduğu, ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre hukuken yerinde olup, 04/11/02021 tarihli tedbirin uygulandığı için kötü niyet tazminatının verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun (Kapatılan) Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/04/2024 tarih ve 2021/901 E., 2024/391 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1406, K. 2026/1555, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1406-e-2026-1555-k-3cd0324296a6