Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1388 E. 2026/1552 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1388
- Karar No
- 2026/1552
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1388
KARAR NO : 2026/1552
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (Kapatılan)İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 10/07/2024
NUMARASI : 2023/324 E. - 2024/655 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 31/07/2015 tarihinde yapmış olduğu sözleşme ile .... Ltd. ŞTi.'nden 117.322 TL. + KDV bedel ile 2008 model ... plakalı marka aracı senet karşılığı satın aldığını, müvekkilinin işbu bedeli lehtar ... .... Ltd. ŞTi.'ne ödediğin ancak şirketin birden ortadan kaybolarak aracın devrini yapmadığını, her nasılsa ... Şirketine verilen senetleri ele geçiren davalı şirketin müvekkilleri aleyhine hukuka aykırı olarak icra takibi başlatıldığını, davalı .... Ltd. Şti.'nin İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki icra takibine konu etmiş olduğu senetlerde lehtar olmadığını belirterek davalarının kabulü ile müvekkillerinin davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının tespitine ve dava konusu senetlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İlk Derece mahkemesinin 17/06/2019 tarihli 2019/214 E. Sayılı kararı ile; HMK 114 ve 115 maddeleri uyarınca işbu dava şartının ikmal edilmesi için davacı tarafa süre verilmesine rağmen arabuluculuk yoluna başvurulduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin kesin süre içerisinde mahkemeye ibraz edilmediği anlaşıldığından dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 13/04/2023 tarihli 2023/605 E. Sayılı kararı ile; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/214 Esas - 2019/734 Karar sayılı kararında, TTK'nun 5/A maddesine dayanarak arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi usule aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf sebebinin kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, dosyanın davanın esası hakkında yargılama yapılmak üzere mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasında takibe konu edilen senedin lehtarının .... Ltd. Şti olduğu, keşidecinin ...ve müşterek borçluların ise diğer davacılar olduğu, kambiyo senetlerinin devri ciro ile yapıldığı, lehtarın kaşesini ve imzasını atarak elindeki senedi beyaz ciro ile devrettiği, takip alacaklısı senedi beyaz ciro ile almıştır. Beyaz ciro ile alan hamil, ciroyu kendi adına ya da diğer bir kişinin adına doldurabilir, tekrardan tam ya da beyaz ciro yapabilir veya beyaz ciro durdurmaksızın ya da bonoyu ciro etmeksizin başka bir kişiye teslim edebilir bu durumlarda bono emre yazılı senet niteliğini korumamaya devam eder. Davalı alacaklının ciro yapmayarak alacağını devretmediği ve senedin elinde olduğu, ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir. Davacı borçlular ispat edememişlerdir. Bu sebeple davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Müvekkillerinin .... Ltd. Şti.'nden 31.07.2015 tarihinde yapmış olduğu sözleşmeyle 117.322-TL + KDV bedeli ile 2008 model "..." plakalı ... marka aracı senet karşılığı satın aldığını, Müvekkillerinin borç olunan bedeli lehtar şirket .... Ltd. Şti.'ne ödemiş olduğunu, bu şirketin birden ortadan kaybolduğunu, aracın devrini yapmamış olduğunu, Müvekkillerinin dolandırılarak senet ödemelerini yaptığını, ancak aracını devir almamış olduğunu, .... Ltd. Şti.'ne devredilen senetleri ele geçiren davalı şirketin müvekkilleri aleyhine hukuka aykırı olarak icra takibi başlattığını,
-Davalı .... Ltd. Şti.'nin, İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasındaki icra takibine konu etmiş olduğu senetlerde lehtar olmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden .... Ltd. Şti.'nin takibe konu senet üzerinde herhangi bir cirosu bulunmamakta olduğunu, yetkisiz hamil olduğunu, müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, Yargıtay içtihatlarına göre kanununa paralel olarak, senetteki yetkisiz hamile ödemenin hukuka aykırılık oluşturduğu görüşünün savunulduğunu, takip dayanağı kambiyo senedinde takip yapan ciro silsilesi içinde bulunmaz ise yetkili hamil olmadığını, Yetkili hamil olmaması durumunda adi takip yapsa bile takip hakkı olmadığını, bu durumda borçlunun borçlu olmadığını ispatla yükümlü tutulması düşünülemeyeceğini,
-Davalı yanın dışı .... Ltd. Şti. ile danışıklı ve hileli işlem içerisine girmiş olduğunu, davalı yanın dava konusu senedi yasal yollardan aldığını ve karşılığında mal satışı yaptığını ispat etmesi gerekmekte olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından iddialarının araştırılmadığını, delilleri toplanmadan karar verilmiş olduğunu, İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde haksız kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının celp olunarak yapılan incelemesinde; davalının davacılar aleyhine kambiyo senedine dayalı olarak toplam 34.635,88 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız takip başlatıldığı, takibe konu edilen senedin lehtarının .... Ltd. Şti olduğu, keşidecinin ...ve müşterek borçluların ise diğer davacılar olduğu, kambiyo senetlerinin devri ciro ile yapıldığı, lehtarın kaşesini ve imzasını atarak elindeki senedi beyaz ciro ile devrettiği, takip alacaklısı senedi beyaz ciro ile almıştır. Beyaz ciro ile alan hamil, ciroyu kendi adına ya da diğer bir kişinin adına doldurabilir, tekrardan tam ya da beyaz ciro yapabilir veya beyaz ciro duldurmaksızın ya da bonoyu ciro etmeksizin başka bir kişiye teslim edebilir bu durumlarda bono emre yazılı senet niteliğini korumamaya devam eder. Davalı alacaklının ciro yapmayarak alacağını devretmediği ve senedin elinde olduğu, ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir. Davacı borçlular ispat edememişlerdir. Bu sebeple davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).
6102 sayılı TTK'nın 790. Maddesinde "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalay Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).
6102 sayılı TTK'nın 790. Maddesinde "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" hükmü düzenlenmiştir.
Bonoda hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. Cirosu kabil bir bonoyu elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Anlaşıldığı üzere bir bonoyu elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani bono üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu bono üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Bono üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda bonodaki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan bonoyu elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta, lehtar ve/ veya keşideciden talepte bulunamaz.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, bononun ön yüzü ve arka yüzü incelendiğinde, ilk cironun lehtar cirosu olduğu ve dava dışı ...'e geçtiği, lehtarın ilk ciranta olması karşısında ciro silsilesinde kopukluk bulunduğundan bahsedilmesi mümkün bulunmayıp, bono davalının elinde olmakla ve takibe konulmakla davalının teslim suretiyle bonoyu beyaz ciro ile aldığı, davacı tarafından araç devri karşılığı bono düzenlendiği iddia edilmiş ise de, sözleşmenin tarafları farklı olduğu ve bononun kambiyo vasfı gereği illetten mücerret olması ve yine şahsi def'ilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, bu durumda ilk derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmuştur.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun (Kapatılan) İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2024 tarih ve 2023/324 E., 2024/655 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.793,60-TL harcın mahsubu ile fazlaya ilişkin 2.061,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafına iadesine,
3-Davacılar tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026