Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1659 E. 2026/2176 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1659
Karar No
2026/2176
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1659 KARAR NO : 2026/2176

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/06/2023 NUMARASI : 2022/342 Esas 2023/469 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ DAVA TARİHİ : 21/04/2022 BİRLEŞEN İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2022/370 ESAS 2022/818 KARAR SAYILI DOSYASI; DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 06/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 09/10/2026

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/342 Esas 2023/469 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda verilen karara esas dava davacı ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dahilde işleme rejimi kapsamında revizyon yaparak ihraç etmek üzere forklift ve istif makinesi ithalatı yaptığını, davalı şirketin "İthalat gözetim uygulaması ve kıymet kriterli gözetim hakkındaki genel" mevzuatına dayanarak dahilde işleme kapsamında ithal edilen forklift ve istif makinesi cinsi eşyaların kiymetinin gözetim kıymetinin altında kaldığı durumlarda "ilave kıymet beyanı yaparak CİF kıymetini yükselttiğini ve CİF kıymeti yükseldiği için gümrük vergisi ve KDV matrahının arttığını" 4458 sayılı gümrük kanunun 2.bölümü 108. Mad. "ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın" ibaresinin yer aldığını, ticaret politikası önlemleri ithalat rejmi kapsamının 4/3. Bendinde, "gözetim ticaret politikası önlemi" olarak sayıldığını, davalı şirketin gözetimden muaf olan dahilde işleme rejimi şartlı muafiyet sistemi için gözetim uygulaması kapsamındaymış gibi kıymeti yükselterek vergi matrahını artırması, teminat miktarlarının artmasına sebebiyet verdiğini, davacı firmanın teminat kotasının hızla dotduğunu, fazladan verdiği teminatlar nedeniyle bankaya ilave komisyon ödendiğini, davalı şirketin ugnanlık alanına giren yönetmelik ve genelgelere aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle davacı firmanın maddi zararına sebebiyet verdiğini, davalı şirketçe verilen zarartarın tazmini nedeniyle İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/14868 Esas sayılı dosyasıyla takibe geçildiğini, bu amaçla tanzim edilen 15.12.2021 tarihli TBA2021000000068 sayılı e-fatura ile yersiz hesaplanan teminat tutarına istinaden fazla kesilen banka komisyon tutarının yansıtılmasına ilişin olarak 24.173,40-TL'nin talep edildiğini, davalının itirazı sebebiyle takibin durduğunu, arabuluculuk yoluna gidilmiş ise de sonuç alınmadığını belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir. Asıl dosya davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 2020 yılından itibaren iş ilişkisinin olduğunu, davacı şirket tarafından davalı şirketin teleplerine yönelik olarak gümrük müşavirliği hizmeti verildiğini, davalı şirketin her zaman müşterilerinin talepleri yönünde onların menfaatlerini en üst seviyede düşünerek çalışmakta olduğunu, bu nedenle davacı yanın maddi zararına sebebiyet verdiği iddialarının doğru olmadığını, davacı tarafından tamir veya modifiye edilerek yanmazlık sağlanması amacıyla dahilde işleme rejimi kapsamında gelen makine ve teçhizatın Fransa'da yerleşik.... firması tarafından hedelli veya bedelsiz fatura edilmekte olduğunu, ihracat yapan firma ile ithalatçı firma olan davacı arasında alıcı ve satıcının ilişkili olduğu gümrük müdürlüğüne beyan edilmekte olduğunu, davacı firmanın ithal ettiği birkaç eşyayı piyasa fiyatının çok altında hurda fiyatına yakın dahilde işleme rejimi kapsamında getirdiği kıymetinin düşük olduğunun davacıya iletildiğini, ihracat kıymeti gerçeği yansıtmadığı durumlarda gümrük idarelerince; Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2012/29 sayılı genelgesi gereği anılan firmadan beyan olunan kiymetin doğruluğunu tevsik edici bilgi ve belgeleri, "Mahreç Gümrük İdaresi ve Konsolosluk Tasdikti İhracat Beyannamesini, Konsolostuk tasdikti alıcı-satıcı arasındaki sözleşme ve Türkçe Tercümesini" tebliğ tarihinden itibaren 45 gün içerisinde müdürlüğe ibrazı istendiğini, firma adına kıymet araştırması değerlendirilmesi neticesinde; 2012/29 sayılı genelge gereği uygulamasının yapıldığını, 4458 sayılı Gümrük Kanunun 23 ile 31. maddelerinde yer alan hükümlerin eşya kıymetinden kaynaklandığı durumda aynı kanumun 234/1-h maddesine istinaden ceza doğmakta olduğunu, gürmrük idaresinin benzer eşyanın kıyrnetini tespit etmesi durumunda ise vergi farkı ve verginin 3 katı ceza toplamına karşılık teminat mektubu veya nakit depozito verilmesinin gerekeceğini, dahilde işleme rejimi kapsamında da olsa kıymet araştırması veya kıymet farkından kaynaklı göze batan farkların idarelerce dikkate atındığını, arz edilen husus nedeniyle; kanunun, gözetim kıymeti adı altında kıymet farklardan kaynaklı cezalardan koruma kurumunu işletmekte olduğunu, sorumlu (vekili) olunulan dönemde dahilde işleme rejimi kapsamında ithal edilen ürünlerin Gümrük Kanunun 23 ile 31. maddeleri hükümlerindeki kıymetlere uygun olduğunun Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünce yayınlana 2012/29 sayılı genelge kapsamında kıymet araştırılmasına tabi tutulmadan işlem yapıldığını, davalı tarafça yapılan fazla beyanın tüm ithalat işlemlerinin gerçek kıymetinde olduğunu, genelge hükümlerindeki mevzuat uygulamasına tabi tahi almadan devletin ve mükellefin haklarını korumanın ve bu yönde verilen hizmetin gümrük müşavirliği mesleğinin gereği olduğunu, iş ilişkisinin devamı sürecinde davalının yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davacıya tebliğ edilen davalı firmanın faturalarının ödenmediğini, alacağın tahsili için İzmir 13. İcra Dairesinin 2021/14416 Esas sayılı dosyasıyla takibe geçildiğini, davalı itirazıyla takibin durduğunu, arabuluculuk yoluna gidilmiş ise de sonuç alınamadığını, davacı aleyhine İzmir 2. Ticaret Mahkemesinin 2022/370 Esas sayılı dosyası ile dava açılmış olduğunu, dosyanın derdest olduğunu, davacının aslında davalı olduğunu, borcunu ifa etmediğini, davalıyı asılsız iddialarla suçlamakta odluğunu, arz edilen hususlar nedeniyle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu ile 2020 yılından bu yana iş ilişkisi içersinde olduğunu müvekkil şirket tarafından borçlu şirketin taleplerine yönelik olarak gümrük müşavirliği hizmeti sağlandığını, İş ilişkisi gereğince müvekkil tarafından sağlanan bu hizmet karşılığında borçlu tarafından bu hizmet bedellerinin ödenmesi gerektiğini, ancak bir süre sonra iş ilişkisi gereğince müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yeri getirmesine karşın davalı yanın kendisine tebliğ edilen fatura bedellerini ödemekten kaçınmaya başladığını ve basiretli tacir gibi davranmayarak müvekkilinin birikmiş alacağının doğmasına sebebiyet verdiğini tutulan cari kayıtlardan da görüleceği üzere takip tarihi itibariyle müvekkilinin davalı şirketten 6.665,24 TL asıl alacağı bulunduğunu İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2021/14416 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, 04/02/2022 tarihinde borca, faize, ve tüm ferilere cari hesap ekstresinden müvekkil şirkete yapıldığını, daha önceki ödemelerden anlaşılacağı üzere ticari ilişkinin varlığı kabul edilmesine rağmen haksız itirazda bulunduğunu, davalının (borçlunun) İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2021/14416 esas sayılı takip dosyasına haksız ve kötüniyetli olarak yaptığı tüm itirazlarının iptali ile takibin devamına, Davalı borçlu aleyhine takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosya davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek üzere karşı taraf, zamanaşımı ile hak düşürücü süreleri geçirdikten sonra işbu davayı ikame edildiğini, davacı tarafça iddia edildiğinin aksine müvekkili şirketin davacı tarafa gümrük müşavirliği hizmeti nedeniyle veyahut başkaca herhangi bir borcu olmadığını, aksine davacı taraf müvekkil şirketi zarara uğratması nedeniyle davacı hakkında İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/342 Esas sayılı dosyasından dava açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde ".... Asıl dosyada açılan dava; dahilde işleme rejimi kapsamında revizyon yaparak ihraç etmek üzere forklift ve istif makinesi ithalatı yapan davacı şirketin gümrük müşavirliği hizmetini yerine getiren davalı şirketin İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ hükümlerine aykırı davranarak, davacı şirketin dahilde işleme kapsamında ithal ettiği forklift ve istif makinesi cinsi eşyaların kıymetinin gözetim kıymetinin altında kaldığı durumlar için ilave kıymet beyanı yaparak CIF kıymetini yükseltmesi ve CIF kıymeti yükseldiği için gümrük vergisi ve KDV matrahının artmasına sebebiyet verdiği iddiası çerçevesinde yersiz hesaplanan teminat tutarına istinaden fazla kesildiği belirtilen komisyon tutar yansıması bedellerinden kaynaklanan alacağın, ilgili yönetmelik ve genelgelere aykırı davranması sebebiyle zarara sebep olduğu iddia edilen davalı şirkettten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi, birleşen dosyada açılan dava; taraflar arasında gümrük müşavirliği hizmetine binaen bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen gümrük müşavirliği hizmeti çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalı şirkettten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir. "DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/14868 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı ....Şirketi olduğu, borçlunun davalı ... Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 24.173,40-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. İzmir 13. İcra Dairesinin 2021/14416 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı .... Şirketi olduğu, borçlunun davalı ... Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 6.665,24-TL asıl alacak ve 106,64-TL işlemiş faiz bedeli olmak üzere toplamda 6.771,88-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından asıl dosya açısından 25/05/2022 havale tarihli cevap dilekçesinin hali hazırda mahkememize sunulmuş olduğu, bu kapsamda 13/12/2022 havale tarihli cevap dilekçesinin hangi amaçla sunulduğunun mahkememizce anlaşılmadığı, basit yargılama usulüne tabi dava açısından dilekçeler teatisinin dava ve cevap dilekçelerinin ibrazı neticesinde sona ereceği, sunulan son cevap dilekçesinin usul ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiği dikkate alınarak, dilekçenin yargılama sırasında dikkate alınmamasına karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. 21/06/2022 tarihli duruşma tutanağının 8 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir. 21/06/2022 tarihli duruşma tutanağının 9 numaralı ara kararında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir. Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde Dosyanın mahkememizce resen belirlenecek bir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi ile bir gümrük müşavirliği alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları, BA/BS formları, İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/14868 Esas sayılı dosyası, ... Bankası... Şubesi nezdinde 0700338... Vergi Kimlik numaralı ... Şirketine ait TR.... İban numaralı hesabın 15/06/2021-21/04/2022 tarihleri arasındaki detaylı hesap özeti kayıtları, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/370 Esas 2022/818 Karar sayılı dosyası, İzmir 13. İcra Dairesinin 2021/14416 Esas sayılı dosyası, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, cari hesap kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ile sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, asıl dosya açısından; taraflar arasındaki gümrük müşavirliği hizmetine ilişkin ticari iş kapsamında dahilde işleme rejimi kapsamında revizyon yaparak ihraç etmek üzere forklift ve istif makinesi ithalatı yapan davacı şirketin gümrük müşavirliği hizmetini yerine getiren davalı şirketin İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ hükümlerine aykırı davranıp davranmadığı, davalı şirketin, davacı şirketin dahilde işleme kapsamında ithal ettiği forklift ve istif makinesi cinsi eşyaların kıymetinin gözetim kıymetinin altında kaldığı durumlar için ilave kıymet beyanı yaparak CIF kıymetini yükseltmesi ve CIF kıymeti yükseldiği için gümrük vergisi ve KDV matrahının artmasına sebebiyet verip vermediği, bu kapsamda teminat tutarının usul ve yasa hükümlerine göre uygun hesaplanıp hesaplanmadığı, usul ve yasa hükümlerine göre yersiz hesaplanan teminat bedeli var ise komisyon tutar yansıması bedellerinin fazla kesilip kesilmediği, ilgili yönetmelik ve genelgelere aykırı davranması sebebiyle davacı şirketin herhangi bir zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise ne kadar zarara uğradığı, neticeten davacı şirketin uğradığını iddia ettiği zarar kapsamında davalı şirketten hangi oran ve hangi bedel mukabilinde tazminat talep edebileceği, neticeten davacı şirketin zararı kapsamında davalı şirketten alacağı bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususları ile sair hususların, birleşen dosya açısından ise; taraflar arasında gümrük müşavirliği hizmetine binaen bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen gümrük müşavirliği hizmeti çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklı olarak davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, bilirkişi heyeti 16/03/2023 havale tarihli raporlarında sonuç olarak, Gümrük Müşavirlği firmasınca davacı firma adına dolaylı temsilci sıfatıyla yaptığı beyan ve gümrük işlemlerinin mevzuat dahilinde olduğu ve verdiği hizmetlerin karşılığı düzenlediği fatura kapsamı alacaklarının hakedişleri olduğunu, dava dosyasına ibraz edilen ihtilafa konu davacı faturası, 15.12.2021 tarihti TBA2021000000068 sıra nolu 24.173,40-TL bedelli e-Fatura olup, faturanın içeriği; “Yersiz hesaplanan teminat tutarına istinaden fazla hesaplanan komisyon tutarı yansıtılması,” bedeli olarak tanzim edilmiş ise de, davalı gümrük firmasınca; yapılan işlemlerde bir kusurunun olmadığı, birleşen dosya açısından ise, davalı gümrük firmasının, davacıdan 2020 yılından devreden 7.679,37-1L alacağının olduğu, 2021 yılında cari hesap çalışmasının devam ettiği, davacı adına muhtelif tarih ve bakiyeli e-Arşiv faturalar düzenlendiği, farklı bankalardan EFT yapılmak, Tediye/Tahsilat Makbuzları ile ödemelerin olduğu, 14.10.2021 tarihi itibariyle davalı alacak bakiyesinin 6.665,24-TL kaldığı ve bir sonraki yıla devrettiğinin tespit edildiği, davalı Gümrük Müşavirliği firmasının,"Davacı firma adına, dolaylı temsilci sıfatıyla yaptığı beyan ve gümrük işlemlerinin mevzuat gereği olduğu", dolayısıyla davacının; davalıdan alacağının olmayacağı, davatının, birteşen dosya ite dava konusu ettiği, İzmir 13. İcra Müdürtüğünün 2071/14416 E. sayılı dosyasıyla talep edilen 6.665,24-TL bakiye alacağını talep edebileceğini mütalaa etmişlerdir. Asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı vekilinin itirazları üzerine dosyanın 16/03/2023 havale tarihli raporu tanzim eden bilirkişi heyeti ile asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı vekilinin itirazları ayrı ayrı ve denetime uygun ve elverişli şekilde değerlendirilerek düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, bilirkişi heyeti 15/05/2023 havale tarihli ek tarihli raporlarında sonuç olarak, itirazların 16.03.2023 havale tarihli raporda belirtilen sonuç ve kanaati değiştirecek nitelikte olmadığını mütalaa etmişlerdir. Asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı vekilinin bilirkişi heyetinin 16/03/2023 havale tarihli raporlarına karşı itirazlarının, bilirkişilerin davalı şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği ve raporun manevi duygularla taraflı olarak tanzim edildiği iddiasının soyut ve gerekçesiz ifadelerden ibaret olduğu, sair itirazların ise mevzuat hükümleri ile cevaplandığı anlaşılmakla reddine karar verilmiştir. Tacirler arasında ihbar ve ihtarların usul ve yöntemi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3. maddesinde; ''Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.'' hükmü ile belirlenmiştir. İcra takibine geçilmeden önce asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı şirket tarafından faturalardan kaynaklanan alacağın ödenmesi amacıya asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı şirket adına usulüne uygun şekilde ihtar yapıldığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosya muhteviyatında yer almadığı dikkate alındığında, davalının takibe ve davaya konu alacak yönünden temerrütünün icra takibi tarihi itibariyle vuku bulduğu, bu sebeple icra dosyasında bulunan icra ödeme emrinde yer alan işlemiş faiz bedeli talebinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun 2022/1142 Dosya 2022/20338 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir Arabuluculuk Bürosunun 2022/1300 Dosya 2022/23032 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları, BA/BS formları, İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/14868 Esas sayılı dosyası, ... Bankası ... Şubesi nezdinde 0700338...Vergi Kimlik numaralı ... Şirketine ait TR... İban numaralı hesabın 15/06/2021-21/04/2022 tarihleri arasındaki detaylı hesap özeti kayıtları, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/370 Esas 2022/818 Karar sayılı dosyası, İzmir 13. İcra Dairesinin 2021/14416 Esas sayılı dosyası, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, cari hesap kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ile gümrük müşavirliği alanında uzman bilirkişi heyetinin 16/03/2023 havale tarihli raporları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ile gümrük müşavirliği alanında uzman bilirkişi heyetinin 15/05/2023 havale tarihli ek raporları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; asıl dosyada açılan davanın dahilde işleme rejimi kapsamında revizyon yaparak ihraç etmek üzere forklift ve istif makinesi ithalatı yapan davacı şirketin gümrük müşavirliği hizmetini yerine getiren davalı şirketin İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ hükümlerine aykırı davranarak, davacı şirketin dahilde işleme kapsamında ithal ettiği forklift ve istif makinesi cinsi eşyaların kıymetinin gözetim kıymetinin altında kaldığı durumlar için ilave kıymet beyanı yaparak CIF kıymetini yükseltmesi ve CIF kıymeti yükseldiği için gümrük vergisi ve KDV matrahının artmasına sebebiyet verdiği iddiası çerçevesinde yersiz hesaplanan teminat tutarına istinaden fazla kesildiği belirtilen komisyon tutar yansıması bedellerinden kaynaklanan alacağın, ilgili yönetmelik ve genelgelere aykırı davranması sebebiyle zarara sebep olduğu iddia edilen davalı şirkettten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi, birleşen dosyada açılan davanın ise taraflar arasında gümrük müşavirliği hizmetine binaen bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen gümrük müşavirliği hizmeti çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalı şirkettten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir 7. İcra Dairesinin 2021/14868 Esas sayılı dosyasında asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı alacaklı vekilinin asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı borçlu aleyhine 24.173,40-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, İzmir 13. İcra Dairesinin 2021/14416 Esas sayılı dosyasında ise asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı alacaklı vekilinin asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı borçlu aleyhine 6.665,24-TL asıl alacak ve 106,64-TL işlemiş faiz bedeli olmak üzere toplamda 6.771,88-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, mahkememizce görevlendirilen bilirkişi tarafından taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde Gümrük Müşavirlği firmasınca davacı firma adına dolaylı temsilci sıfatıyla yaptığı beyan ve gümrük işlemlerinin mevzuat dahilinde olduğu ve verdiği hizmetlerin karşılığı düzenlediği fatura kapsamı alacaklarının hakedişleri olduğunu, dava dosyasına ibraz edilen ihtilafa konu davacı faturası, 15.12.2021 tarihti TBA2021000000068 sıra nolu 24.173,40-TL bedelli e-Fatura olup, faturanın içeriği; “Yersiz hesaplanan teminat tutarına istinaden fazla hesaplanan komisyon tutarı yansıtılması,” bedeli olarak tanzim edilmiş ise de, davalı gümrük firmasınca; yapılan işlemlerde bir kusurunun olmadığı, birleşen dosya açısından ise, davalı gümrük firmasının, davacıdan 2020 yılından devreden 7.679,37-TL alacağının olduğu, 2021 yılında cari hesap çalışmasının devam ettiği, davacı adına muhtelif tarih ve bakiyeli e-Arşiv faturalar düzenlendiği, farklı bankalardan EFT yapılmak, Tediye/Tahsilat Makbuzları ile ödemelerin olduğu, 14.10.2021 tarihi itibariyle davalı alacak bakiyesinin 6.665,24-TL kaldığı ve bir sonraki yıla devrettiğinin tespit edildiği, davalı Gümrük Müşavirliği firmasının,"Davacı firma adına, dolaylı temsilci sıfatıyla yaptığı beyan ve gümrük işlemlerinin mevzuat gereği olduğu", dolayısıyla davacının; davalıdan alacağının olmayacağı, davacının, birleşen dosya ite dava konusu ettiği, İzmir 13. İcra Müdürtüğünün 2071/14416 E. sayılı dosyasıyla talep edilen 6.665,24-TL bakiye alacağını talep edebileceğinin tespit edildiği, asıl dosyada ikame edilen davaya konu edilen tazminat alacağı açısından davalı şirketin herhangi bir kusurlu hareketinin bulunmadığı, davalı tarafça yapılan iş ve işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olduğu dikkate alındığında davacı tarafın davasını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı, birleşen dosyada açılan davanın ise taraflar arasındaki anlaşma uyarınca hizmetin davacı şirket tarafından verildiği sabit olmakla davacının hizmet bedeline yönelik olarak düzenlediği faturadaki alacağını davalıdan talep edebileceği, ancak davalının temerrütünün icra takibi ile birlikte oluştuğu gözetildiğinde işlemiş faiz bedelinin talep edilemeyeceği, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla kısmen ispatladığı, alacağın faturaya dayalı olması sebebiyle likit mahiyette bulunduğu ve icra inkar tazminatı açısından yasal şartların mevcut olduğu" şeklindeki gerekçe ile; asıl dava yönünden açılan davanın REDDİNE, Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/370 Esas 2022/818 Karar sayılı dosyası yönünden açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davalı....Şirketinin İzmir 13. İcra Dairesinin 2021/14416 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 6.665,24-TL asıl alacak bedeli yönünden İPTALİNE, İzmir 13. İcra Dairesinin 2021/14416 Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 6.665,24-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca %9 oranında yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, 106,64-TL işlemiş faiz bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 6.665,24-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı .... Şirketinden alınarak davacı ... Şirketine verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Esas davada davacı- birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin şirketi dahilinde işleme rejimi kapsamında revizyon yaparak ihraç etmek üzere forklift ve istif makinası ithalatı yaptığını forklift ve istif makinalarının ithalatında dava dilekçeleri ekinde yer alan ithalatta gözetim uygulanmasına ilişkin teblige istinaden gözetim uygulamasının olduğunu, yine dava dilekçesi ekinde yer alan kıymet kriterli gözetim hakkında genelgede tarif edildiği üzere “Eşya kıymetinin gözetim tebliğinde belirtilen kıymetten düşük olması durumunda, eşya kıymetinin gözetim tebliğinde belirtilen düzeye çıkmasını sağlayacak şekilde yurtdışı diğer gider beyan edilmesi halinde yükümlüden gözetim belgesi ibrazı istenilmez” ibaresinin bulunduğunu, davalının bu mevzuatlara dayanarak dahilde işleme kapsamında ithal ettikleri forklift ve istif makinası cinsi eşyaların kıymetinin gözetim kıymetinin altında kaldığı durumlar için ilave kıymet beyanı yaparak CIF kıymetini yükselttiğini ve CIF kıymet yükseldiği için gümrük vergisi ve kdv matrağının arttığını, ancak 4458 sayılı gümrük kanununun 2. Bölümü olan gümrük rejimlerinin 108. Maddesinde dahilde işleme rejimi kapsamında ithalat için “ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın” ibaresinin bulunduğunu, ticaret politikası önlemleri ithalat rejim kararının 4. Maddesinin 3. Bendinde belirtildiğini ve gözetim ticaret politikası olarak sayıldığını, bu sebeple davalı şirketin gözetimden muaf olan dahilde işleme rejimi, şartlı muafiyet sistemi için gözetim uygulaması kapsamındaymış gibi kıymeti yükselterek vergi matrahını arttırmasının teminat miktarlarını arttırmasına sebebiyet verdiğini ve bu sebeple de firmanın hem teminat kotasının hızlı dolduğunu hem de fazladan verdiği teminatlar için bankaya ilave komisyonlar verdiğini, bu hususun banka kayıtlarıyla da sabit olduğunu, eldeki davada davalı şirketin uzmanlık alanına giren yönetmelik ve genelgelere aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirketin mezkur eylemleri nedeniyle oluşan maddi zarardan kaynaklı İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2021/14868 esas sayılı dosyasından e-fatura ve ticari defterlere dayalı icra takibi başlatıldığını, icra dosyasına dayanak 15.12.2021 tarihli TBA2021000000068 fatura no.lu e-fatura ile yersiz hesaplanan teminat tutarına istinaden fazla kesilen banka komisyon tutar yansıtması olarak (2020 ithalat beyanname numaraları: 20341300IM102720, 20350300IM060182, 20350300IM070131, 20351900IM021240, 20351900IM123210, 2021 ithalat beyanname numaraları: 21350300IM008309, 21350300IM021757, 21350300IM005958-21350300IM041631, 21350300IM038936, 21350300IM076588, 21350300IM078380 Vergi istisna muafiyet sebebi: 351-istisna olmayan diğer) 24.173,40-TL talep edildiğini, bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer verilen davalı firmanın yaptığı beyan ve gümrük işlemlerinin mevzuat dahilinde olduğu ve sözde verdiği hizmetlerin karşılığı düzenlendiği fatura kapsamı alacaklarının hakedişleri olduğunu, sözde davalı firma tarafından yapılan işlemlerde bir kusurunun bulunmadığı ve sözde müvekkili şirketten alacaklı olduğu yolundaki aleyhe tespitlerin tamamının maddi gerçeğe aykırı, taraflı ve yasal mevzuata aykırı olduğunu, raporun davalı ile bilirkişilerin aynı meslek kolunda faaliyet göstermesi nedeniyle manevi duygularla taraflı olarak tanzim edilmiş olması ve yasal mevzuata aykırı olması karşısında hükme esas alınamayacağını, üniversitelerin ilgili branşından uzman öğretmen görevlilerinden oluşacak bir bilirkişi kurulundan veyahut İzmir ili dışındaki bir bilirkişi kurulundan yeniden bilirkişi raporu alınmadan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının cevaplandırılmadan anılan raporun dayanak gösterilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, 16/03/2023 havale tarihli bilirkişi raporunun konunun gümrük prosedürleri ve tekniği yönünden incelenmesi başlıklı kısmının birinci paragrafında dava konusu ithalat işlemlerinin şartlı muafiyet kapsamında geçici ithalat işlemi olduğu tespitinin hatalı olduğunu, ithalat işlemlerinin şartlı muafiyet kapsamında dahilde işleme işlemi olduğunu, aynı başlık altında “Eşyanın gözetim kıymetinden düşük olması ve gözetim kıymetine çıkarılması ile eşya ile ilgili alınan vergilerde ve oranları üzerinde fark oluşmaktadır” şeklinde bilirkişi tarafından tespit yapılmış olsa dahi yapılan tespitin hatalı olduğunu ve vergi oranlarında bir fark oluşmasının mümkün olmadığını, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle yine aynı başlık altında Gümrük Kanununun 234. Maddesinin 1. Fıkrası tanımlanarak vergi farkının üç katı para cezası alınacağına değinildiğini ancak dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan ithalatlar için kıymet farklılıklarında Gümrük Kanununun 234. Maddesinin 2. Fıkrası kapsamında işleme tahsis edilmekte olup, “Dahilde işleme rejimi, gümrük kontrolü altında işleme rejimi ve tam muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimi hükümlerine tabi eşyaya ilişkin olarak yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; birinci fıkrada belirtilen farklılıkların tespiti durumunda vergi farkının yarısı tutarında idari para cezası verilir.” hükmünün amir olduğunu, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarınında bu yönde olduğunu, bilirkişi raporunda dava konusu ithalat işlemlerinin Şartlı Muafiyet Kapsamında Dahilde İşleme Rejimi kapsamında olduğundan gözetim belgesi ve ilave yurtdışı gider şartı aranmaksızın işlemlerin tamamlanacağının açıkça yazdığını, bilirkişi tarafından yapılan tespitlerin eksik ve hatalı incelemelere dayalı olduğunu, eldeki davada davalı şirketin uzmanlık alanına giren yönetmelik ve genelgelere aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, bilirkişi raporundaki aksi yöndeki tespitlerin taraflı ve yasal mevzuata aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun tek yönlü ve alternatifsiz olup hakimin denetim yetkisini kısıtlar nitelikte olması gerekiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarınında bu yönde olduğunu, davalının takibe itirazlarının haksız, kötüniyetli ve müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olup iptali gerektiğini, ayrıca davalı tarafça yerel mahkeme kararının İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2023/15305 esas sayılı takip dosyasından icraya konulmuş olup mezkur takibin istinaf incelemesi boyunca ve hüküm kesinleşinceye kadar tehiri icra yolu ile durdurulması taleplerinin bulunduğunu, yerel mahkemece verilen usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Esas ve Birleşen dava açısından dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Asıl dava yönünden açılan davanın REDDİNE, Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/370 Esas 2022/818 Karar sayılı dosyası yönünden açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davalı ....Şirketinin İzmir 13. İcra Dairesi'nin 2021/14416 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 6.665,24-TL asıl alacak bedeli yönünden İPTALİNE, İzmir 13. İcra Dairesinin 2021/14416 Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 6.665,24-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca %9 oranında yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, 106,64-TL işlemiş faiz bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 6.665,24-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı .... Şirketinden alınarak davacı ... Şirketine verilmesine" karar verilmiştir. İş bu karar esas dava açısından davacı ve birleşen dava açısından davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Birleşen dava dosyası açısından yapılan değerlendirmede; Davaya konu İzmir 13. İcra Dairesi'nin 2021/14416 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 6.665,24-TL asıl alacak ve 106,64-TL işlemiş faiz bedeli olmak üzere toplamda 6.771,88-TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2023 tarihinden itibaren ise, bu sınır 17.830,00 Türk Lirasıdır. Davalı tarafın istinafa konu ettiği alacak miktarının 6.665,24 TL olması nedeniyle istinaf incelemesine konu karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.) Somut olayda; birleşen dava açısından mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.) Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince birleşen dosya açısından mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle birleşen dosya davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Esas dava dosyası açısından yapılan değerlendirmede; Davacı tarafça; dahilde işleme rejimi kapsamında revizyon yaparak ihraç etmek üzere forklift ve istif makinesi ithalatı yapan davacı şirketin gümrük müşavirliği hizmetini yerine getiren davalı şirketin İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ hükümlerine aykırı davranarak, davacı şirketin dahilde işleme kapsamında ithal ettiği forklift ve istif makinesi cinsi eşyaların kıymetinin gözetim kıymetinin altında kaldığı durumlar için ilave kıymet beyanı yaparak CIF kıymetini yükseltmesi ve CIF kıymeti yükseldiği için gümrük vergisi ve KDV matrahının artmasına sebebiyet verdiği iddiası çerçevesinde yersiz hesaplanan teminat tutarına istinaden fazla kesildiği belirtilen komisyon tutar yansıması bedellerinden kaynaklanan tutardan dolayı, ilgili yönetmelik ve genelgelere aykırı davranması sebebiyle zarara sebep olduğu iddia edilen davalı şirketin sorumlu olduğu, bu amaçla davacı tarafça davalı adına takibe konu 15.12.2021 tarih ve 24.173,40-TL bedelli olup “Yersiz hesaplanan teminat tutarına istinaden fazla hesaplanan komisyon tutarı yansıtılması,” açıklamalı faturadan davalının sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Davalı tarafça yapılan işlemlerin sözleşme ve mevzuata uygun olduğu, bu nedenle davacı iddialarının yerinde olmadığı savunma olarak ileri sürülmüştür. Davaya konu İzmir 7. İcra Dairesi'nin 2021/14868 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı lacaklı .... Şirketi tarafından davalı borçlu ..... Şirketi aleyhinde 24.173,40-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Takibe dayanak olarak davacı tarafça davalı adına düzenlenen 15.12.2021 tarih ve 24.173,40-TL bedelli “Yersiz hesaplanan teminat tutarına istinaden fazla hesaplanan komisyon tutarı yansıtılması,” açıklamalı 1 adet fatura gösterilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında mali müşavir ve gümrük konusunda uzman bilirkişiden alınan kök ve ek raporda sonuç olarak; Gümrük Müşavirlği firmasınca davacı firma adına dolaylı temsilci sıfatıyla yaptığı beyan ve gümrük işlemlerinin mevzuat dahilinde olduğu ve verdiği hizmetlerin karşılığı düzenlediği fatura kapsamı alacaklarının hakedişleri olduğunu, dava dosyasına ibraz edilen ihtilafa konu davacı faturası olan 15.12.2021 tarihti TBA2021000000068 sıra nolu 24.173,40-TL bedelli faturanın içeriği; “Yersiz hesaplanan teminat tutarına istinaden fazla hesaplanan komisyon tutarı yansıtılması,” bedeli olarak tanzim edilmiş ise de, davalı gümrük firmasınca yapılan işlemlerde bir kusurunun olmadığı sonucuna varıldığı bildirilmiş olup Mahkemece iş bu rapor esas alınarak yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Yukarıda anlatılan nedenlerle esas dava açısından; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-1- Birleşen dosya açısından İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2.maddesi uyarınca miktar yönünden kesin olması nedeniyle birleşen dosya davalı tarafın istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-Birleşen dosya davalısının yatırmış olduğu 738,00.TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 269,85.TL istinaf karar harcının istemi halinde davalıya iadesine, 3-Birleşen dosya davalısı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına. 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, B-1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarih ve 2022/342 Esas 2023/469 Karar sayılı kararına asıl dava davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran asıl dava davacı taraftan alınması gereken 732,00.TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 269,85.TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 462,15.TL'nin asıl dava davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Asıl dava davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 06.10.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1659, K. 2026/2176, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1659-e-2026-2176-k-889242c6f952