Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1443 E. 2026/1740 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1443
- Karar No
- 2026/1740
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1443
KARAR NO:2026/1740
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/06/2026
NUMARASI:2025/715 Esas - 2026/417 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :12/08/2025
İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/10/2026
Davanın kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkili davacı tarafından davalıya satılan mallar karşılığında 02.03.2024, 13.03.2024, 14.03.2024, 18.03.2024 ve 30.03.2024 tarihlerinde 338.355,16-TL tutarında 7 adet fatura düzenlendiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Bakırköy 16. İcra Dairesi ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazda bulunduğunu, dava şartı arabuluculuk sürecinden olumlu sonuç alınamadığını, davalı şirketin merkez adresinin ... Silivri/İstanbul olarak değişmesi nedeniyle yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, borçlunun borcun kendisine ait olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, faturalara konu malların teslim alındığına dair davalı çalışanlarının imzalı formlarının mevcut olduğunu, teslimatın şantiye arazisi ve yolundaki kamera kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkil şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile alacağın varlığının ortaya çıkacağını, davalının icra takibine haksız ve kötü niyetli itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline ,davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; fatura içerikleri malların teslim edilmediğini, müvekkil tarafından imzalanmış herhangi bir irsaliye bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan teklif formlarının irsaliye niteliği taşımadığını ve bu belgelerdeki imzalara açıkça itiraz ettiklerini, davacının takip aşamasında sunmadığı belgeleri dava aşamasında dosyaya sunmasının hukuken mümkün olmadığını, taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmadığını ve mal tesliminin ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, e-arşiv faturaların tek başına teslimi kanıtlamadığını, müvekkil tarafından yapılan ödemelere ilişkin dekontlar ve cari hesap dökümleri incelendiğinde müvekkil şirketin davacıdan 129.795,78-TL alacaklı olduğunun görüldüğünü belirterek davanın reddini,alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup taraflara ticari defter ve belgelerin ibrazı hususunda süre verildiği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelendiği ancak davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği yalnızca cari hesap ekstresi sunulduğu, davacı şirkete ait ticari defterlerin kanuna uygun tutulduğu , davalıdan 735.764,40-TL alacaklı olduğunun belirlendiği, davacının kredi kartı ile tahsil ettiği 378.000-TLnin bu miktardan düşülerek, 338.355,16-TL üzerinden takip ve dava açıldığı, dava konusu fatura içeriği malzemelerin faturalara itiraz edilmemesi ve her iki tarafın da BA-BS Formlarıyla beyan edilmesi ile imzalı teklif fişleri dikkate alındığında mal tesliminin gerçekleştiği anlaşıldığı, davalı tarafın verilen kesin sürede inceleme gün ve saatinde ticari defterlerini sunmadığı,davacıya ait usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde davacının davalıdan 338.355,16- TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının düzenlenen faturalara yönelik itiraz ettiğine dair delil bulunmadığı, tarafların BA-BS formlarının birbirleri ile uyumlu olduğu göz önüne alındığında davacının alacaklı olduğu ispatlandığından davalının Bakırköy 16. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında yaptığı itirazın 338.355,16-TL alacak üzerinden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi işletilmesine ,asıl alacak tutarının %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; davanın cari hesap alacağına değil; 02.03.2024 ile 30.03.2024 tarihleri arasında düzenlendiği ileri sürülen yedi faturaya dayalı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, müvekkilinin akdi ilişkiyi ve fatura kapsamı malların teslim edildiğini açıkça inkâr ettiğini, davacının; temel borç ilişkisini, siparişi,malın sevkini, teslimini ve teslim alan kişinin müvekkil şirket adına hareket etmeye yetkili olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiğini, faturanın tek taraflı düzenlenmiş olması, tek başına malın teslim edildiğini veya temel borç ilişkisinin kurulduğunu kanıtlamayacağını davacı tarafından dosyaya sunulan teklif formlarının, malın sevk ve teslim edildiğini kanıtlayan irsaliye veya teslim tutanağı niteliği bulunmadığını, teklif formu, niteliği gereği teklif veya sipariş sürecine ilişkin bir belge olup fiili teslimin ispat aracı olarak kabul edilemeyeceğini davacının dayandığı e-arşiv faturalar, müvekkil tarafından düzenlenmiş veya kabul edilmiş belgeler olmadığını bilirkişi incelemesinde, takip konusu edilmeyen faturalar ve cari hesap ilişkisi kapsamında değerlendirmeler yapıldığı; takip dışı kalemlerin borç hesabına katıldığını,bu yöntem, itirazın iptali davasının takip talebiyle bağlı niteliğiyle bağdaşmadığını takip öncesinde müvekkile usulüne uygun temerrüt ihtarı gönderildiği ispatlanmadığını, avans faizine ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davacı tarafından davalı aleyhine yedi adet faturalar bakiyesinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK nın 222. Maddesinde; "(1) .. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) " hükümlerine yer verilmiştir.Mahkemece ön inceleme duruşmasında verilen ara kararı ile "taraflara ticari defterlerini 15/12/2025 gün ve saat 14:00'da mahkemenin duruşma salonunda sunmak veya bulunduğu adresi bildirmek üzere iki hafta kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu yeri bildirmediği takdirde defter ibrazından kaçınmış sayılacakları, ibraz edilmeyen kayıtların karşı yanın defterindeki kayıtlara uygun olduğunun kabul edilebileceği"ihtaratı yapılmasına karar verilmiş ara kararı davalı vekilinin yüzüne karşı verilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu, davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığından davacının lehine delil olan ticari defterlerinde bulunan kayıtların davacı lehine kesin delil olarak kabulü gerekir. İcra takibinde 02.03.2024, 13.03.2024 tarihli iki adet,14.03.2024, 18.03.2024, 30.03.2024 tarihli iki adet fatura olmak üzere 2024 yılı faturaları takibe konu edilmiştir. Davalının BA; davacının BS formlarında 2024/03 döneminde 363.177,63-TL mal alımı beyan edilmiş olup tarafların kayıtları bu bakımdan mutabıktır. Davacı alacağını ticari defterleri ile kanıtladığı gibi, davalı takibe konu faturaları BA formu ile vergi dairesine beyan etmiştir. İcra takibine konu faturaların ödendiği savunulmadığı gibi davalı tarafça akdi ilişki inkar edilmiştir. Bu halde davalının faturaları tebliğ aldığı, itiraz ettiğini savunmadığı gözetildiğinde davacının usulune uygun tutulmuş ticari defterleri ile davalıya mal teslimi yaptığını ve alacağını ispatladığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yönde ki istinaf nedeni dinlenebilir değildir.Açıklanan nedenlerle; davacı takip tarihi itibari ile davacının davalı yandan taleple bağlılık kuralı gereği 338.355,16-TL alacağı bulunduğunu kanıtlamış olup, itirazın iptaline ve davalıya tebliğ edilen faturaların davalının bilgisinde bulunduğu gözetildiğinde likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatına mahkum edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 23.113,10-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 5.778,28-TL harcın mahsubu ile kalan 17.334,82-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 60-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/10/2026