İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/601 E. 2026/629 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/601
Karar No
2026/629
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/601 Esas KARAR NO :2026/629

DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ:18/08/2025 KARAR TARİHİ:17/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, 12/12/1983 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki ilanla kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, şirketin hissedarlarının güncel pay oranlarının; ... %10,38, ... ... %1,22, ... %29,46, ... %29,46, ... %29,46 şeklinde olduğunu, davalı şirketin hiçbir ticari faaliyeti olmadığını, halka açık iki şirketin, ... (%40) ve ...'ın (%5,67) hissedarı olduğunu, davalı şirketin gelirinin, halka açık bu iki şirketin temettüleri olduğunu, 29.05.2025 tarihli genel kurulda görüşülen gündemin; 4, 5, 6, 7. ve 9. maddelerinin iptali gerektiğini, gündemin 4. maddesinde yer alan kararın iptaline karar verilmesi gerektiğini, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını, genel kurulda şirket yönetimine sorular sorulduğunu fakat eksik cevaplar verildiğini, bilirkişi heyetince finansal tabloların ve bilançoların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının incelenmesini talep ettiklerini, kısaca hisse senetleri olarak adlandırılan 16.776.099 TL'lik hisse senetlerinin hangi senetlerden oluştuğu ve bu hisse senetlerinin hangi tarihte alındığının sorulduğunu, yönetim tarafından soruların geçiştirilerek geçmiş tarihlerde alındığının belirtilmekle yetinildiğini, geçmiş tarihlerde alınan hisse senetlerinin 2024 yılı bilançosunda yer almasının mutada aykırı olduğunu, hisse alımına kim tarafından karar verildiği sorulduğunda ise "yönetim kurulu" işaret edilmiş ise de bunun dayanağının bulunmadığı gibi, herhangi bir karar ya da danışmanlık alınan firmanın adı ve tercih sebebine dair bir bilgi bulunmadığını, bilançonun bu kısmının gerçeği yansıtmadığını, ...Satış Kazançlarında sınıflandırılan 4.588.422 TL'nin hangi varlık ya da varlıkların satışından oluştuğu, bu satışların bedellerinin nasıl oluştuğu, yine bu kapsamda satış bedellerinin nasıl belirlendiği, uzman bir kurumdan fiyat tespiti ya da ekspertiz çalışması alınıp alınmadığının sorulduğunu, ancak verilen cevaptan sadece 2024 yılı için araba alım satımı yapıldığının, başka bir duran varlık satışı yapılmadığının belirtildiğini, hiçbir ticari faaliyeti olmayan davalı şirketin hangi faaliyetleri için ve hangi amaçlarla tekne giderleri, seyahat giderleri, taşıt giderleri gibi giderlerin yapıldığının sorulduğunu ancak bu sorulara cevap verilmediğini, davalı şirketin hissedarı olduğu ... şirketinin genel kurulunda sermaye artırımına red oyu vermek için uzman görüşü alınıp alınmadığı, hangi gerekçe ile red oyu verildiği, red oyu verilmesi sonucunda davalının uğrayacağı zararların hesaplanıp hesaplanmadığı sorulduğunu, ...'in ...'ın kârının umurumda olmadığını belirttiğini, davalı şirketin, ...'ın hem %5,67 hissedarı hem de imtiyazlı pay sahibi olduğunu, yönetim kurulu başkan vekili ...'in ...'ın hissedarlarından ve imtiyazlı pay sahiplerinden biri olduğunu, hırsı ve ağabeyine ve yeğenine olan şahsi hasmane tutumu sebebiyle sermaye artırımı ... tarafından zorunlu olmasına rağmen “umurumda değil” diyerek keyfi davrandığını, ...'ın karının gerek ...'ta hem imtiyazlı pay sahibi olan hem de %5,67 hissedarı olan davalı şirketin gerekse Yönetim Kurulu başkan vekili ...'in de lehine olacağını, bunun da davalı şirketin kötü yönetimini gösterdiğini, gündemin 4. maddesinde yer alan belgelerin gerçeği yansıtmaması sebebiyle butlanının tespitine veya iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, gündemin 5. maddesinde de yer alan kararın öncelikle yokluğu gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise kararın iptali gerektiğini, gündem maddesinin ilk olarak geçersizliğini gerektiren hukuki nedenin oydan yoksunluk hali olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ve murahhas üyenin kendi ibrası dışında aynı yönetim kurulunda görev yaptıkları diğer kişilerin ibrasında oy kullanamayacağını, ancak oylama yapılırken bu hususun atlandığını, yönetim kurulu üyesinin sadece kendi payı ile sınırlı biçimde oy kullandırılmayarak oylama yapıldığını, Yönetim Kurulu üyeleri ve aynı zamanda pay sahibi olan ... ve ...'in ibra oylamalarının hiçbirinde oylamaya katılamayacağını, ibraya ilişkin oylanan genel kurulun ilgili maddesinde ... ve ... bakımından ibraya ilişkin karar yetersayısının sağlanamadığını, yalnızca üye ... ... ... bakımından ibraya ilişkin karar yetersayısı sağlandığını, karar yetersayısı sağlanmadan alınan ...'in hem başkan hem de murahhas üyeye yönelik ve Başkan vekili ...'in ibra kararının yokluğuna karar verilmesi gerektiğini, aynı gerekçeler ile aslında ibra edilen yönetim kurulu üyesi ... ... ...'nın da ibra edilmemesine yönelik kararın da yokluğu gerektiğinden kararın yokluğuna karar verilmesini talep ettiklerini, Mahkeme, söz konusu kararın yokluğu değil de kararın iptal edilebilir olduğu kanaatindeyse oydan yoksunluk karşısında ... ve ... bakımından ibra kararı alınamamış olması sebebiyle kararın iptalini talep ettiklerini, yıllık faaliyet raporu kapsamında sorulan soruların hiçbirine yönetimce cevap verilmediğini, genel kurul tutanağının üçüncü maddesinin a-f arasında sorulan sorulara cevap verilmemesinin de alınan kararın iptali anlamına geldiğini, yıllık faaliyet raporunun gerçeği yansıtmaması, oydan yoksunluğun dikkate alınmaması ve eksik bilgi ve belgeler içermiş olması sebebiyle de yönetim kurulunun ibrası mümkün olmayıp, kararın iptal edilmesi gerektiğini, ibra edilmeyen yönetim kurulu üyesinin tekrardan seçilmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulu üyesi ...'in genel kurul sırasında vermiş olduğu ifadelerde keyfilik yönünden beyanda bulunduğunu, yönetim kurulu üyesi olarak seçilen bir diğer kişi olan ... hakkında seçilin kişinin niteliği, eğitimi ve tecrübesi sorulduğunda bu konuya bir cevap verilemediğini, şirketin genel kurulunda, Yönetim Kurulu Başkanı ...'in, ...'in vekili tarafından sorulan sorulara cevap verememiş olmasının kötü yönetimi işaret ettiğini, bu sebeplerle gündemin 6. maddesinde yer alan kararın iptali gerektiğini, şirketin karlılık durumu ile yönetim kurulu üyelerinin örtülü kazanç aktarımı yapması, ayrıca 5.100.202 TL tekne detayının, 2.704.161 TL seyahat giderinin, 1.670.498 TL diğer giderlerin görülmesi, aynı zamanda şirketin yönetim kurulu başkanı ve murahhas üyesinin çift maaş gibi sebebiyle yönetim kurulu ücretine ilişkin alınan gündemin 7. maddesinde yer alan kararın iptali gerektiğini,Gündemin 9. Maddesinde yer alan kararın öncelikle yokluğu mahkeme aksi kanaatte ise iptali, TTK 436/1 kapsamında pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üst soyunun oy kullanamayacağının belirtildiğini, somut olayda yönetim kurulu üyeleri ile pay sahiplerinden ... ve ... ...'in oy kullanamayacağını, ... ve ... ...'in yönetim kurulu üyesi ...'in üst soyu olduğunu, ...'in de Yönetim Kurulu üyesi ...'in üst soyu olduğunu, bu sebeple yönetim kuruluna verilen izin kapsamında sadece müvekkili ...'in oy kullanabileceğini, diğerlerinin oy kullanamayacağını, yeter sayı sağlanamadığını, gündemin 9. maddesinde yer alan kararın öncelikle yokluğunun, Mahkeme aksi kanaatte ise iptali gerektiğini, hakkında iptal davası açılmış ve iptal edilebilirlik ile sakat bir genel kurul kararının uygulanması sonucu şirkette geri dönülmesi zor sonuçların ortaya çıkmasına sebep olacağını, yürütmenin geri bırakılması teriminin anonim ortaklık genel kurul kararlarının uygulanmasının bir süreliğine ertelenmesi anlamına geldiğini, TTK 449 maddesi uyarınca, giderilmesi imkansız zararların doğmasının engellenmesi açısından öncelikle teminatsız olarak genel kurul kararlarının geri bırakılmasını, Mahkeme aksi kanaatte ise teminat karşılığında kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini, öncelikle 29.05.2025 tarihli genel kurulda alınan (4), (5), (6), (7) ve (9) numaralı kararlar bakımından ttk 449 uyarınca kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, oydan yoksunluk dikkate alındığında ibra kararına ilişkin gündemin (5) numaralı maddesinde alınan kararın yokluğunun tespitine, mahkeme aksi kanaatte ise butlanının tespitine veya iptaline, Gündemin (9). Maddesine yine oydan yoksunluk olduğu dikkate alındığında alınan kararın yokluğuna, Mahkeme aksi kanaatte ise butlanının tespitine veya iptaline,gündemin (4), (6) ve (7) Numaralı Kararların iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Holding niteliğindeki müvekkili şirketin "Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Karar"ın 3. maddesinde sayılan kriterler çerçevesinde bağımsız denetime tâbi olduğunu, diğer yandan, "Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik"in 32/1-(a) maddesine göre "kuruluşu ve esas sözleşme değişikliği işlemleri Bakanlık iznine tabi olan şirketlerin bütün genel kurul toplantılarında" bakanlık temsilcisinin (komiserin) bulunmasının gerekli olduğunu, Hangi şirketlerin kuruluşunun ve esas sözleşme değişikliğinin bakanlık iznine tabi olduğu ise "Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ"de belirlendiğini, bu şirketler arasında, mezkûr tebliğin 5. maddesinde "anonim şirket şeklinde kurulan holdingler" de sayıldığını, dolayısıyla holding niteliğindeki müvekkili şirketin bütün genel kurul toplantılarında "bakanlık temsilcisinin/komiserin" bulunmasının da zorunlu olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu kararların alındığı 29.05.2025 tarihli 2024 faaliyet yılı olağan genel kurul toplantısı bakanlık temsilcisinin nezaretinde yapıldığı gibi genel kurulda görüşülen ve onaylanan tüm mali tabloların daha önce bağımsız denetim şirketinin inceleme ve denetiminden geçtiğini, başka bir deyişle genel kurul toplantısının yapılışı ve alınan kararların dayanağı itibariyle işlemlerin hukuka uygun şekilde yürütüldüğünü, müvekkili şirketin 2024 faaliyet yılında görevde bulunan yönetim kurulu üyeleri (i) ... (yönetim kurulu başkanı ve murahhas üye), (ii) ... ve (iii) ..., ...'in kızı olduğunu, bahsi geçen şirketlerden ... Holding ve ..., faaliyetlerini başarılı şekilde sürdürdüğünü, ne var ki ... AŞ'nin, başarısız yönetim dolayısıyla, uzun bir süreden beri ciddi finansal sorunlar yaşadığını, ... AŞ yönetimi şirketin yaşadığı finansal güçlüklerin aşılmasında olası diğer finansal araçlara başvurmak, şirketi sağlıklı bir faaliyet yoluna sokmanın çarelerini aramak yerine ihtiyaç duyulan nakdin pay sahiplerinden karşılanmasını sağlamak amacıyla 2021 yılında sermaye artırım yoluna gidilmesini tercih ettiğini, payları borsada işlem gören ... AŞnin payları atomize olmuş durumda olduğundan; başka bir deyişle, pay sahipleri yapısı küçük ve çok parçalı pay sahiplerinden oluştuğundan, şirkette % 38,22 oranında paya sahip bulunan (o tarihte hayatta olan) ...^'in sermaye artırım kararını tek başına alabilecek durumda olduğunu, yapılmak istenen bu sermaye artırımına soğuk bakmasına karşın ..., ... AŞ yönetimini fiilen sürdüren ...'e, şirketin mali durumunu düzeltebilmek bakımından son bir şans verilmesinin uygun olacağı yönündeki diğer çocuklarının telkinleri ile 2021deki sermaye artırımına iştirak etmeyi kabul ettiğini, ne var ki 2021 yılındaki büyük miktardaki sermaye artışına karşın ... AŞde finansal açıdan istikrarlı, sağlıklı bir yönetim gene de sağlanamadığını, kardeşler arasında yaşanan ihtilâfın bir sonucu olarak, her hâlde ancak "kavgada yumruk sayılmaz" düşüncesiyle izah edilebilir bir tavır içine giren ..., kavgasını diğer kardeşlerinin yönetiminde yer aldıkları şirketlere de taşıdığını, böylelikle bugüne kadar hiçbir genel kurul kararına karşı en küçük bir hukuka aykırılık iddiası dahi yöneltmeyen davacının, ... AŞyle ilgili olarak kapıldığı kişisel husumet duygusuyla, faaliyetlerini şimdiye kadarki çizgilerinde aynen sürdürmeye devam eden ... ve müvekkili ... Holdingin genel kurul kararlarına karşı iptal davaları açmaya başladığını, davanın, iptal davası adı altında esasen salt kişisel bir hırsın dışa vurumu olduğu için doğal olarak hukuki yönden dile getirilen argümanlar da tamamıyla temelsiz birtakım savların sıralanmasından ibaret kaldığını, TK m. 437/1e uygun olarak "finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi" dava konusu genel kurul toplantısından önce pay sahiplerinin incelemesine amade kıldığını,finansal tabloların, şirketin mali vaziyetinin resmine verilen ad olduğunu, davacının dile getirdiği, ... Holdingin % 5,57 payına sahip olduğu iştiraki ... AŞde yapılmak istenen sermaye artırımına ... Holdingin olumsuz oy vermesi ile finansal tabloların gerçekliği arasında hiçbir illiyet olmağını ve kurulamayacağını, bilgi alma hakkını kullanmasına karşın kendisini tatmin edici bilgiye ulaşmadığı düşüncesindeki pay sahibinin yapacağının, mahkeme aracılığıyla bilgi alma hakkını kullanmaya çalışmak olması gerektiğini,tüm bu açıklamalar kapsamında davacının, gündemin 4 no.lu maddesi uyarınca alınan finansal tabloların onaylanması kararına karşı yönelttiği hukuka aykırılık iddiasının en küçük bir haklı temeli olmadığını, somut olayda genel kurulda alınan iki kararın yürütülmesi söz konusu olduğunu bunlar (gündemin 6 no.lu) yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile (gündemin 7 no.lu) yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete ilişkin kararlar olduğunu, genel kurulda alınan icrası kabil yönetim kurulu üyelerinin seçimi kararı ile yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesi kararları tamamen hukuka uygun olduğu gibi bir varsayım olarak bu kararlar hukuka aykırı olsaydı bile, kararın uygulanması nedeniyle şirketin uğrayacağı telafisi güç zararlardan da söz edilemez olduğunu, davacının genel kurul kararlarının yürütülmesinin ertelenmesi talebinin de hiçbir haklı temelinin bulunmadığının tartışma götürmez olduğunu beyanlarla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, celp edilen dosyalar, bilirkişi raporu ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir. ...Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden ... 'nin tüm sicil dosyası celp edilmiştir. .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyasının celp edilerek yapılan incelemesinde; vasi adayları ..., ... ve ... tarafından ...' in kısıtlanmasına ilişkin açılan davada; 19/12/2024 tarihli duruşma ile "... T.C. Kimlik numaralı ...'in TMK'nun 405. maddesi uyarınca vesayet altına alınarak, kendisine ... Avukatlarından ... T.C. Kimlik numaralı ...'ın vasi olarak tayinine" yönünde karar verilmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyasının celp edilerek yapılan incelenmesinde; ... tarafından ... aleyhine Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi istemli dava açıldığı görülmüştür. Davalı şirket Yönetim Kurulu üyeleri ..., ... ve ...'ın yazılı görüşleri dosyaya kazandırılmıştır. Mahkememizin 03/10/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin " "Somut olayda, yargılamanın bulunduğu aşama ve davacı tarafından değişen koşullara göre yeniden tedbir talebinde bulunabileceğinden, henüz yaklaşık kanaat oluşmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçeleriyle reddine karar verilmiştir. İşbu ara kararımızın davacı vekilince İstinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi' nin 2026/11 Esas, 2026/66 Karar sayılı ilamı ile; "Somut talebe konu davalı şirketin 29/05/2025 tarihinde gerçekleştirilen 2024 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısının 4 numaralı gündem maddesi ile “2024 faaliyet yılına ait bilanço ve kar zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve tasdiki", 5 numaralı gündem maddesi ile “Yönetim Kurulu üyeleri ve murahhas üyenin ibra edilmeleri”, 6 numaralı gündem maddesi ile “Yönetim Kurulu Üyeleri’nin seçimi ve görev sürelerinin tespiti”, 7 numaralı gündem maddesi ile “Yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin tespiti” 9 numaralı gündem maddesi ile “Yönetim Kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu’nun 395 ve 396 inci maddelerinde yazılı muamelelerin yapılması hususunda yetki verilmesi”ne davacının olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile karar verilmiştir. Davacı tarafından davalı şirketin finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı, sorulan sorulara cevap verilmediği, ibraya ilişkin ve yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine ilişkin kararlarda oydan yoksunluk halinin mevcut olduğu ve bu sebeple kararların yoklukla malul olduğu, ibra edilmeyen yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesinin ve üyenin yeterliliği hakkında sorulan sorulara cevap verilmemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, yönetim kurulu üyelerine takdir edilen ücretlerinin fahiş olduğu ve örtülü kazanç aktarımı yapıldığı, bu sebeplerle alınan kararların kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle yokluğu/butlanı ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen iddiaların haklılığı hususunda bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair tedbir kararı verilmediği takdirde, HMK 389/1 maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin gerçekleştiği hususunda yeterli delilde bulunmadığı gözetildiğinde Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine..." şeklinde karar verilmiştir. 11/12/2025 tarihli celsede 29/05/2025 tarihli genel kurulda alınan 5 ve 9 numaralı kararların yokluğu, butlanının tespiti veya iptali koşulllarının oluşup oluşmadığı ile 4,6 ve 7 nolu kararların iptali şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında dosyanın bilirkişi heyetine tevdii edilmesine karar verildiği, Prof. Dr. ... ve Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda neticeten; Dava konusunun; Davalı şirketin 29/05/2025 tarihli genel kurulunda alınan 5. ve 9. numaralı kararların yokulun, bulunmaya tespiti ve 9/05/2025 iptala koşullarının oluşmadığı ile 4., 6. ve 7. no.lu kararların iptala şartların oluşup oluşması hususlarından ibaret olduğu. Davalı defterlerini 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M.182 uyarınca tutulması zorunlu olan -2023- 2024 yıllarında E-Defter sisteminе tabi olduğu, yevmiye ve defter-i kebir defterinin 1. Sıra no. Elektronik Defter Tebliği gereğince e-defter olarak tutulduğu, 1. Sıra no. tebliği Ocak ayı beratlarının açılış, Aralık ayı Beratarım ise kapanış tasdiki yerine geçtiği, Ocak ve Aralık ayı beratarların süresinde alındığı görülmüş olup, bu itibarla HMK 222 md ve 6102 sayılı TTK 64/3 madde gereğinde mevcut haliyle davalının 2023-2024 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu. YMM Tam Tasdik Raporunda belge ve işlemlerin gerçeği yansıtıldığını, Bağımsız Denetim raporlarında ise Büyüklük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standard (BOBİ FRS) hükümlerine uygun olarak tüm önemli yönleriyle gerçeğe uygun bir biçimde sunulduğunu teyit edildiği, Davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan sınırlı incelemede, mizanların, Gelir İdaresi Baykanlığına sunulu Kurumu ve Vergisi Beyannamelerinin mali tablolarla karşılaştırılmak suretliye heyetimizce incelendiği, davalı şirketin finansal tablolarında ölürlüriye gerektiren herhangi bir hususa rastlanmadığı, davalı şirketin finansal tablolarından şirket faaliyet sonuçlarının anlaşılabilir nitelikte olduğu, finansal tabloların davalı şirketin niteliğine uygun olduğunun tespit edildiği, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/... E. Sayılı dosyasına sunulu kısıtlı Recep Gencer’in hissesi bulunan ... A.Ş.’nin olağan genel toplantısında alınacak kararlara esas olacak şekilde şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına ilişkin 22.04.2025 tarih Doç.Dr. ... ve ... tarafından tanzim olunan bilirkişi heyet raporunda, TTK hükümleri çerçevesinde Genel Kurul Toplantı tutanağının imzalanması hususunda toplantı başkanlığına yetki verilmesi noktasında kısıtlının zararına bir durum görülemediği, şirketin finansal bilgilerinin şeffaf, denetime elverişli olarak Bağımsız Denetimden geçmiş olduğundan 2024 yılı bilanço ve kar zarar hesaplarının müzakere ve tasdikinin kısıtlı lehine olacağı, şirketin 2024 yılı faaliyetlerinden elde edilen kardan vergiler ve diğer yasal yükümlülükler ve geçmiş yıl zararları düşüldükten sonra kar payı dağıtılmasının kısıtlının lehine olacağı yönünde kanaate varıldığı, Davalı şirketin 4, 6 ve 7 nolu gündem maddeleri bakımından yukarıda açıklanan nedenlerle b kararların iptal koşullarının oluşmadığı, Davalı şirketin 5. Gündem maddesinde alınan ibra kararının TTK md. 436 f.2 de yer alan oydan yoksunluk düzenlemesine aykırılık nedeniyle iptal edilebileceği, kurucu unsurları bulunan kararın yokluğunun söz konusu olamayacağı, Davalı şirketin 7 nolu gündem maddesi bakımından yönetim kurulu üyelerinin işlem ve rekabet yazarlıklarını kaldırılmasında yönetimi kurulu üyelerinin kendi yazarlıklarını kaldırılamasında oydan yoksurlur oldukları bu durumda etki üygulanda ... ... ve ... bakımından alınan kararın iptali koşulunun oluştuğu pay sahibi olmayan diğer üye bakımından ise alınan kararın geçerli olduğu..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Davacı vekilince 11/06/2026 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunulmuştur. Mahkememizce taraflar arasındaki ihtilafın; 29/05/2025 tarihli genel kurulda alınan 5 ve 9 numaralı kararların yokluğu , butlanının tespiti veya iptali koşulllarının oluşup oluşmadığı ile 4,6 ve 7 nolu kararların iptali şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddia ve savunmaları, celp edilen deliller, alınan bilirkişi raporu hep birlikte incelenip değerlendirilmiştir. Dava, 29/05/2025 tarihli genel kurulda alınan 5 ve 9 numaralı kararların yokluğu , butlanının tespiti veya iptali ile 4,6 ve 7 nolu kararların iptali taleplerine ilişkindir. Davalı şirketin 29/05/2025 tarihinde gerçekleştirilen 2024 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısının 4 numaralı gündem maddesi ile “2024 faaliyet yılına ait bilanço ve kar zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve tasdiki", 5 numaralı gündem maddesi ile “Yönetim Kurulu üyeleri ve murahhas üyenin ibra edilmeleri”, 6 numaralı gündem maddesi ile “Yönetim Kurulu Üyeleri’nin seçimi ve görev sürelerinin tespiti”, 7 numaralı gündem maddesi ile “Yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin tespiti” 9 numaralı gündem maddesi ile “Yönetim Kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu’nun 395 ve 396 inci maddelerinde yazılı muamelelerin yapılması hususunda yetki verilmesi”ne davacının olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile karar verilmiştir. Davacı tarafından davalı şirketin finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı, sorulan sorulara cevap verilmediği, ibraya ilişkin ve yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine ilişkin kararlarda oydan yoksunluk halinin mevcut olduğu ve bu sebeple kararların yoklukla malul olduğu, ibra edilmeyen yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesinin ve üyenin yeterliliği hakkında sorulan sorulara cevap verilmemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, yönetim kurulu üyelerine takdir edilen ücretlerinin fahiş olduğu ve örtülü kazanç aktarımı yapıldığı, bu sebeplerle alınan kararların kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle yokluğu/butlanı ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir. TTK. m. 446 hükmüne göre: “a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren paysahipleri, … iptal davası açabilir”. Söz konusu hükümden de açıkça anlaşıldığı üzere, kural olarak pay sahiplerinin iptal davası açabilmeleri için toplantıda hazır bulunmaları, iptale konu ettikleri karara karşı olumsuz oy kullanmaları ve bu muhalefetlerini tutanağa yazdırmaları gerekir. Toplantıda hazır bulunan, karara muhalif olan ve keyfiyeti zapta geçiren pay sahiplerinin açmış oldukları iptal davasının kabul edilebilmesi için ayrıca bu kararların yasaya, esas sözleşmeye veya iyi niyet kuralına aykırı olduklarının da kanıtlanması gerekir (TTK. m. 445). Davacının, davalı şirketin genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı ve iptal davası açacağına dair beyanını zapta geçirttiği dolayısıyla dava şartını yerine getirdiği anlaşılmaktadır. İptali talep edilen 4 nolu gündem maddesinde; davalı şirketin bilanço ve gelir gider tablosunun yanı sıra karın dağıtım kararı ve davacının özel denetim talebi de oylanmıştır. Bunlardan karın dağıtımına ilişkin karın oy birliği ile alınmış olup iptali talep edilememiştir. Bilançonun onaylanmasına ilişkin karar bakımından mali müşavir bilirkişi tarafından, Davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede; mizanların, Gelir İdaresi Başkanlığına sunulu Kurumlar Vergisi Beyannamelerin mali tablolarla karşılaştırmak suretiyle incelendiği, davalı şirketin finansal tablolarında eleştiriye gerektiren herhangi bir hususa rastlanmadığı, davalı şirketin finansal tablolarından şirketin faaliyet sonuçlarının anlaşılabılır nitelikte olduğu, finansal tabloların davalı şirketin niteliğine uygun olduğu tespit edilmiş olup alınan kararın iptali koşulunun oluşmadığı değerlendirilmiştir. Özel denetçi tayini TTK madde 438 ve 439’da düzenlenmiş olup, 438. maddeye göre her pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıkliga kavuşturulmasını gündemde yer almasa bile Genel Kuruldan isteyebilir. Görüldüğü üzere özel denetçi tayini için öncelikle bilgi alma veya inceleme hakkının kullanılmış olması gerekir. Dosyadan davacının bilgi alma ve inceleme haklarını kullandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte özel denetçi talebinin reddi ile ilgili karara karşı iptal davası açılamaz. Zira TTK md. 439’a istinaden red kararına karşı mahkemeye müracaatla, şartlar mevcutsa denetçi tayini imkanı vardır ve azlığın bu davayı açmakta hukuki yararı yoktur. 5 nolu gündem maddesi açısından yapılan değerlendirmede; Gündem maddesi, Yönetim kurulu üyelerinin 2024 yılındaki faaliyetleri ile ilgili olarak ibrasına ilişkindir. TTK md. 436/2’ye göre ibra bakımından sadece yönetim kurulu üyesinin değil yönetime dahil diğer üyelerin de oy kullanma yasağı bulunup onların da ibra oylamasında oy kullanmamaları gerekmektedir. Geçerli bir ibradan bahsedebilmek için ibranın TTK md. 436/2’de yer alan koşullara uygun yapılması gerekir. Anılan gündem maddesinde her ne kadar yönetim kurulu üyelerinin kendi İbralarında oy kullanmadıkları belirtilmişse de ibra bakımından sadece yönetim kurulu üyesinin değil yönetime dahil diğer üyelerin de oy kullanma yasağı bulunup onların da ibra oylamasında oy kullanmamaları gerekmektedir. Geçerli bir ibradan bahsedebilmek için TTK md. 436'/2’de yer alan koşullara uygun yapılması gerekir. Yönetimde görevli kimselerin oyları düşüldükten sonra geriye kalınan oylar ibra için yeterliyse aykırılık iptale yol açmayacaktır. Yokluğu talep edilen 5. Gündem maddesi bakımından yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanamayacakları da dikkate alındığında geriye kalan oyların ibra bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir. 6. Gündem maddesi açısından yapılan değerlendirmede; gündem maddesi yönetim kurulu üye seçimine ilişkindir. Davacı yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmediği için yeniden seçilemlerin dürüstlük kuralına aykırı olacağını ileri sürmüştür. TTK md. 363 f. 2 de yönetim kurulu üyesi seçilmeye engel olan şartlar sayılmıştır. Bunun dışında esas sözleşme ile yönetim kurulu üyesi seçilebilmek için bazı koşullar aranması da mümkündür. Ancak şirket esas sözleşmesinde ibra edilmiş olma yönetim kurulu üyesi seçilenin bir şartı olarak gösterilmediği gibi kanun da ibrayı seçilme şartı olarak düzenlememiştir. İbra edilmemiş bir yönetim kurulu üyesinin yeniden seçilmesinin önünde bir engel yoktur. İbra edilmemiş üye aleyhine sorumluluk davası açılabileceği de dikkate alındığında seçim kararının iptal edilmesi şartlarının oluşmadığı kanatine varılmıştır. Yeni seçilen üye bakımından ise yeterlilik kriteri aranmadığı dikkate alındığında bu konudaki sorulara cevap verilmemiş olmasının kararın iptalini gerektirmeyeceğini belirtmek gerekir. 7. Gündem maddesi açısından yapılan değerlendirmede; İptali Talep edilen 7. Gündem maddesi yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkına ilişkindir. 6102 s. TTK md. 394 yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebileceğini hüküm bağlamıştır. Anonim şirket esas sözleşmesine konulacak bir hüküm ve genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyelerine katıldıkları her toplantı için bir ücret ödenebileceği (huzur hakkı) gibi belirli dönemlerde ücret ödenmesi de kararlaştırılabilir. Ücrete ilişkin olarak belli bir oranı aşmama veya belli bir orandan aşağı olmama koşuluyla genel kurulu yetki verilmesi de mümkündür. Yine ana sözleşmede kâr payı ücretin, belli bir başarı düzeyine ulaşılmış, yedek akçelerin belli bir miktarı aşması, bütün dağıtılabilir karın dağıtılmazı belli bir sermaye artırmanın gerçekleştirilmesi, belli bir maliyet ortalamasının veya belli bir miktar imalât, ihracat veya ithalin sağlanması gibi çok çeşitli şartlara bağlanabilir veya bazı şartların gerçekleşmesi halinde kâr payının değişeceği kabul edilebilir. Bundan başka yönetim kurulu üyelerinin, şirkette üyelik görevi dışında görevler yüklenmesi suretiyle örneğin yönetim kurulu üyelerine idare ve temsil yetkisi delege edilmesi veya kurulacak komite ve komisyonlarda görevlendirilmeleri halinde başka ücretler verilmesi de mümkündür. Bu noktada dikkat edilmesi gereken huzur hakkının esas sözleşmede öngörülmeyen bir menfaate dönüşüp dönüşmediği bu yolla yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahipleri ile aralarında bir eşitsizlik yaratılıp yaratılmadığıdır. Somut olayda yönetim kurulu üyelerine ödenmesi kararlaştırılan ücret fahiş olarak değerlendirilemeyeceği gerçeği bir yana davalı şirket tarafından kar dağıtımını yoluyla diğer ortaklar ile eşitsizlik yaratılmasının önüne geçildiği de anlaşılmaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmaları onlara huzur hakkı ödenmesine engel değildir. Taşıdıkları sorumluluğa uygun bir huzur hakkı almalarının önünde yasal bir engel de bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan karar bakımından da iptal koşulunun oluşmadığı değerlendirilmiştir. 9. Gündem maddesi açısından yapılan değerlendirmede; Davacının yokluğun tespiti talebinde bulunduğu 9. gündem maddesinde, Yönetim kurulu üyelerine TTK 395-396. maddelerine göre yetki verilmesi hususunun karara bağlandığı görülmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve rekabet yasağı bakımından şunları söylemek mümkündür. Şirketle işlem ve rekabet yasağının amacı çıkar çatışması halinde şirketi korumaktır. Anılan yasaklar mutlak nitelikte olmayıp genel kurulun izni halinde yönetim kurulu üyeleri bu yasaklardan muaf olurlar. Burada sorun yönetim kurulu üyesinin, ortaklıkla işlem yapmasını ve rekabet etmesini mümkün kulan genel kurul kararına katılabıp katılamayacağı ve kendi lehinde oy kullanabilirlik kullanamayacağıdır. Şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma yasağı TTK’nun 395. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin 1. fikrasına göre “Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.” Rekabet Yasağı ise TTK md. TTK’nun 396. düzenlenmiş olup, bu maddenin 1. fikrasına göre “Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir”. Gündem maddesi, Yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksunluğu dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Ancak buradaki oy yoksunluğu yönetim kurulu üyesinin kendisi ile ilgili karara ilişkin olup diğer üyelerin yasaklarının kaldırılmasında yönetim kurulu üyesi oy kullanabilir. Huzurdaki davada yönetim kurulu üyesi 9. Gündem maddesinin onaylanmasında kendileri için oy kullanamazlar. TTK işlem yasağının ve rekabet yasağının kaldırılması bakımından ağırlaştırılmış bir nisap öngörmemiştir. Davalı şirketin esas sözleşmesinde de aksi bir düzenleme yoktur. O halde TTK mad. 418 (2) gereği kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir. Bu durumda 6102 Sayılı TTK'nin 436/1. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendileri ile ilgili işlem ve rekabet yasağının kaldırılması oylamasında, anılan yetkinin verilmesine ilişkin karar ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan, oy kullanmamaları gerekir. Davalı şirket Genel Kurulunda TTK mad. 395, 396 daki izinlerin verilmesine ilişkin oylama sonuçları pay oranları dikkate alınarak değerlendirildiğinde yönetim kurulu üyelerinin tamamının yasaklarının ...’in oyları ile kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Oysa bu iki üye de kendi oylamasında oydan yoksun olduğundan red oylarının toplamının 22.500.000 olduğu ve 32.350.000 kabul oyundan 16.175.000 oydan yoksun oy çıkarıldığında kalan oyun yasağın kaldırılması bakımından yeterli olmayacağı görülmektedir. Bu halde 9 nolu gündem maddesinde alınan karar YK üyeleri ... ve ... bakımından yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılırken diğer üye ... (pay sahibi değildir) bakımından iptal/butlan/yokluk koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Neticeten mahkememizce yapılan yargılama neticesinde açıklanan nedenlerle, davalı şirketin 29/05/2025 tarihli genel kurulunda alınan 4,6,7 nolu kararlarına karşı açılan davanın reddine, davalı şirketin 5. Gündem maddesinde alınan ibra kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, davalı şirketin 9 nolu gündem maddesinde alınan kararların ... ... ve ... bakımından yoklukla malul olduğunun tespitine, (Pay sahibi diğer üye açısından kararın geçerli olduğunun tespitine) dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;

1- Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; a) Davalı şirketin 29/05/2025 tarihli genel kurulunda alınan 4,6,7 nolu kararlarına karşı açılan davanın reddine, b) Davalı şirketin 5. Gündem maddesinde alınan ibra kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, c) Davalı şirketin 9 nolu gündem maddesinde alınan kararların ... ... ve ... bakımından yoklukla malul olduğunun tespitine, (Pay sahibi diğer üye açısından kararın geçerli olduğunun tespitine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00.-TL maktu harçtan daha önce alınan 615,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Kısmi red nedeniyle; Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan; 40.000,00-TL bilirkişi ücreti, 3.152,50.-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, 87,50.-TL vekalet harcı, 615,40.-TL başvurma harcı, 615,40.-TL peşin harç olmak üzere toplam 44.470,80.-TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre hesap edilerek 22.235,40.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye gider avansının davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2026 Başkan ... ¸e-imzalıdır

Üye ... ¸e-imzalıdır

Üye ... ¸e-imzalıdır

Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/601, K. 2026/629, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-601-e-2026-629-k-cf84d5f57fcc