İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/953 E. 2026/631 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/953
- Karar No
- 2026/631
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/953 Esas KARAR NO : 2026/631
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 03/10/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 30.06.2026 tarih, 1420 sayılı kararı ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyetinin durdurulmasına ve bu mahkemede görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının tek ve çift dosya kriteri dikkate alınarak İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi ve İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilerek devrine karar verilmiş, bu kapsamda 10/07/2026 tarihli Dosya Paylaşım Mutabakat Tutanağı kapsamında İstanbul (Kapatılan) Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/... esas sırasına kayıtlı bulunan eldeki dava dosyası, Mahkememizin yukarıda yazılı esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nin kendi işkolunda uluslararası nakliyat ve acentecilik faaliyetleri yürüttüğünü, davalı ...'nin talebi üzerine çeşitli taşımacılık hizmetleri sağlandığını, bu hizmetler karşılığında düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediğini, toplam 6.020,40 USD tutarındaki alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın ödeme emrine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali davası açmak için gerekli arabuluculuk sürecinin tamamlandığını ve uzlaşma sağlanamadığını, davalıya tebliğ edilen faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğinden içeriğin zımnen kabul edilmiş sayıldığını, davalının itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin 6.020,40 USD asıl alacak ve işlemiş faiz üzerinden devamını, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacı şirkete ait 2020 yılını içerir BS formu, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalı şirkete ait 2020 yılını içerir BA formu, faturalar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklı .... İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafa taşımacılık hizmeti sunulduğu, bu hizmet kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 13/08/2025 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün 2020/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 5.930,40-USD ve 90,00-USD asıl alacak olmak üzere toplam 6.020,40-USD borcun ödenmesi amacıyla 27/10/2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 04/09/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 08/09/2021 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından 21/05/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacaklarının tahsili amacıyla davacı vekili tarafından sunulan 03.10.2025 tarihli dava dilekçesinde özetle, davacı ... tarafından davalı See Denizcilik Lojistik İthalat İhracat Pazarlama Tic. Ltd. Şti. 'nin talebi üzerine uluslararası nakliyat ve acentecilik hizmetleri kapsamında 5.930,40 USD tutarındaki ... numaralı ve 90,00 USD tutarındaki ... numaralı faturalar dahil olmak üzere taşıma hizmetlerinin sağlandığının, ancak 6.020,40 USD tutarındaki hizmet bedelinin ödenmediğinin belirtildiğini, ... İcra Dairesinin 2020/... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile asıl alacak ve işleyen faiz üzerinden takibin devamının, TCMB kısa vadeli avans faizi uygulanmasının ve asıl alacaktan aşağı olmamak kaydıyla %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini, davalı tarafça dosyaya yazılı savunma sunulmadığının anlaşıldığını, davacı şirketin 2020 yılı ticari defterlerinin yasal süresi içinde tasdik ettirildiğinin tespit edildiğini, davalının ise mahkemenin 13.01.2026 tarihli ara kararına rağmen saatli inceleme gününde defterlerini ibraz etmediği ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığı için davalı defter incelemesinin yapılamadığını, davacının ticari defterlerinde 04.06.2020 ile tarihleri arasında 6 adet fatura ile toplam 156.169,46 TL tutarında satış yapıldığının, 2 ayrı tarihte toplam 114.624,00 TL ödeme yapıldığı ve toplam 5.461,82 TL kur farkının borç kaydedildiğinin görüldüğünü, 27.10.2020 tarihi itibarıyla davalının davacıya 47.007,28 TL borçlu olduğu tespit edilerek bu tutarın şüpheli ticari alacaklar hesabına aktarıldığının bildirildiğini, davacının takip tarihinden sonra tarihinde davalıdan 27.500,00 TL ödeme aldığı ve dava tarihi itibarıyla alacağın 18.706,53 TL olduğunun belirlendiğini, VUK 523 Sıra No. lu Tebliği gereği e-belgelerin Ba-Bs bildirim yükümlülüğünün kaldırılmış olmasına rağmen davacının 2020 yılı Bs formunda ve davalının Ba formunda KDV hariç 156.021,00 TL tutarında fatura bildiriminde bulunulduğunun görüldüğünü, dava konusu 2 adet e-arşiv faturanın üzerinde ...@.... com; ...@.... com adreslerinin yer aldığı ve bu e-posta adresleri aracılığıyla davalıya iletildiği, davalının ise yasal 8 günlük süre içinde TTK 18/3 kapsamında Noter veya KEP yoluyla faturaya itiraz ettiğine dair belgeye rastlanmadığı, ayrıca davalının takip sonrasında 27.500,00 TL ödeme yapmasının faturaya konu hizmeti teslim aldığına karine teşkil ettiği ifade edildiğinden davacının icra takip tarihi itibarıyla 6.020,40 USD, dava tarihi itibarıyla ise 2.548,40 USD alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığını, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince, davacının takip talebinde seçimlik hakkını fiili ödeme günündeki kur üzerinden kullanması nedeniyle mahkemece takipten itibaren kamu bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladıkları azami faiz oranına göre döviz faizi yürütülebileceği" şeklinde rapor düzenlenmiştir. "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Tüm dosya kapsamı birlikte düşünüldüğünde; Taraflar arasında davacının davalıya sunmuş olduğu taşımacılık hizmeti kapsamında taraflar arasında ticari ilişkinin kurulduğu, sözleşme kapsamında düzenlenen fatura kapsamında davacı tarafın davalıdan alacaklı olduğu, sözleşmeden kaynaklı alacakların ödenmemesinden dolayı davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalı tarafın takibe itiraz etmesi sonucu mahkememiz dosyasının açıldığı, davacı tarafın incelenen ticari defter kayıtlarına göre davalı ile ticari ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafça davalı taraf lehine dava konusu faturaların düzenlendiği ve icra takibine konu edildiği, davacının ticari defterlerinde yer alan faturanın, taraflar arasında mevcut sözleşmeye dayanarak düzenlendiği, davalı yanın takipten önce yasal süre içerisinde ilgili faturalara yönelik somut bir itirazının görülmediği ve yine davalı tarafından düzenlenen faturalara karşılık herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanının olmadığı, taraflara ait incelenen BA-BS formlarının birbiri ile uyumlu olduğu, bu kapsamda faturanın içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı şirket, davacı şirkete borçlarının bulunmadığı yönünde icra takibinde itirazda bulunmuş ise de davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edememiştir. Bu haliyle davacı taraf takip konusu faturalardan dolayı 6.020,40-USD davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla davanın kabulü ile; davacı tarafça açılan davanın kabulü ile; davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, takip tarihinden sonra ödenen bedelin infaz aşamasında değerlendirilmesine, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı yüklenmesine dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı tarafça açılan DAVANIN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Dairesi'nin 2020/... Esas sayılı icra dosyasına yönelik borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takip tarihinden sonra ödenen bedelin infaz aşamasında değerlendirilmesine, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden devamına, b)Takip tarihindeki kur üzerinden belirlenen asıl alacağın %20'si (9.684,29 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 17.132,74-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 4.040,72-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 13.092,02-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3- Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 4.040,72-TL Peşin/nisbi Harcı, 7.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.228,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 13.384,12-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır