Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/159 E. 2026/1652 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/159
- Karar No
- 2026/1652
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/159
KARAR NO: 2026/1652
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 04.10.2022
NUMARASI: 2021/463 Esas - 2022/571 Karar
DAVA: Alacak (Eşya taşımadan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uluslararası uluslara arası ticareti için davalı şirket ile konteynırların taşıma işlemleri için anlaştığını, müvekkilinin edimini yerine getirmesine rağmen davalı şirketçe kaynak ve belge sunulmadan fahiş oranlarda kesilen demuraj bedelleri nedeniyle anlaşmazlık çıktığını, yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine dava açıldığını, müvekkilinin yurtdışından gelen 3 adet konteynırın taşıması ve gümrük işlemleri üzerine anlaşma yapıldığını, davalının ücret anlaşması belirli olmasına rağmen sürekli olarak ücret hususunda tartışma çıkarttığını, taşıma işlemi başladıktan sonra anlaşılan ücretin davalı tarafından sürekli olarak artırıldığına ilişkin yazışmaların sunulduğunu, davalı şirketin 10.02.201 tarihli ...fatura nolu ... gün demuraj bedeli için 3.900,00 USD, 09.02.2021 tarihli ... fatura nolu kalan demuraj bedeli için 1.675,00 USD, 03.02.2021 tarihli ... fatura nolu 16 gün demuraj bedeli için 2.875,50 USD bedelli faturalar düzenlediğini, müvekkilinin mallar almak için bu bedelleri ödediğini, ancak müvekkilinin kendisinden ne kadar tahsilat yapıldığını tam olarak bilmemekle beraber şimdilik tahmini zararının 5.000,00 USD yani yaklaşık 43.350,00 TL civarında olduğunu ve davanın bu nedenle anılan miktar üzerinden açıldığını, alınacak rapora göre davanın ıslah edileceğini, düzenlenen demuraj ücreti faturalarının fahiş olduğunu, hangi konteynırın kaç gün süre ile demuraja girdiği bilgisinin istenmesine rağmen verilmediğini, müvekkilin gelen mallara ihtiyacı olması nedeniyle ödemeyi yapma zorunda kaldığını, sunulan ... yazışmalarıyla da davalının kötü niyetinin görüleceğini, müvekkilin ordino veren firma olan .... A.ş. ile iletişime geçmesi üzerine davalı firmanın ordino için başvuruda bulunmadığını, bu nedenle konteynırların demuraja düştüğü bilgisine ulaşıldığın ve bu sebeple davanın .... A.Ş'ye ihbarı gerektiğini, ödemelerin demuraj faturalarına istinaden yapıldığını, ancak fatura bedellerinin yapılan işin piyasa değerinin üzerinde olduğunu ve fazladan yapılan ödemelerin tahsili gerektiğini, davalı şirketin basiretsiz davranarak müvekkilini fazla ödemeye zorladığını, faturanın baskı altında ödendiğini ileri sürerek, şimdilik 43.350,00 TL'nin dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca uygulanan en yüksek banka mevduat faiz oranı ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İhbar olunan ...AŞ vekili, savunmasında özetle; demuraj bedellerinin tahsili hususunda deniz ihtisas mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkilinin forwarder olarak davalı şirkete taşımacılık hizmeti verdiğini, yükün çekilmemesi nedeniyle oluşan demuraj için davalıya demuraj faturası düzenlendiğinim müvekkilinin davalı ...firmasına iki farklı taşıma hizmeti verdiğini ilk taşımaya dair düzenlenen ... No'lu konişmentoya konu emtianın ... ... Limanından İstanbul'a ... gemisi ile taşındığını, diğer taşımaya dair düzenlenen ... No'lu konişmento davalı şirket tarafında mahkemeye sunulduğunu, bu taşımada da taşımada müvekkilinin emtiayı Çin'in ... Limanı'ndan ... Limanı'na ... gemisi ile taşınması hususunda hizmet verdiğini, bu taşımada yükün çekilmemesi nedeniyle demuraj oluştuğunu ve müvekkilince hizmet verilen davalı şirkete ... No'lu 2.760,00 USD bedelli demuraj faturası düzenlendiğini, bu taşımaya ilişkin gemi varış tarihinin 27.....2020, telex tarihinin 18.01.2021, ordino veriliş tarihinin 04.02.2021 olduğunu, ordinonun geç bir tarihte verilmesinin sebebinin ise, müvekkili şirket müşterisi olan davalı Turkey Global'in yetkilisi Tuğba Özmert'in talebi olduğunu savunarak, davanın görev ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Ayrıca bu durum HMK 222/5’te taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı şeklinde ifade edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
Fatura düzenlenebilmesi için taraflar arasında bir akdi ilişkinin bulunması gereklidir. Bunun yanı sıra fatura tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı kabul edilmekte ve faturada yer alması olağan sayılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü ve bedeli gibi fatura mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine karine teşkil etmektedir. Ancak bu karinenin aksi elbetteki her türlü delil ile ispatlanabilir. Tüm bu açıklamalar ışığında; davacı yanca ticari defter ve kayıtlar sunulmuş olup, davalı yanca ticari defter ve kayıtlar dosyaya sunmamıştır. İhbar olunan dava dışı .... A.ş. Cevabi yazısı ve mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 43.350,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle
Hükme esas alınan 08.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkili lehine 3.900+ 1.675+ 2875 USD tutarında alacak tespit edilmesine rağmen mahkemece bu raporla belirlenen miktardan daha düşük bir miktar verildiğini, kararda ise buna ilişkin bir gerekçe sunulmadığını, rapordaki aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte tespit edilen tutarın 8.450,50 USD olduğunu, gerekçeli kararda ıslah talebi ile ilgili hiç bir hususun yer almadığını, ıslah ve raporun yok sayılarak karar verildiğini, davada talep edilen devlet bankalarınca uygulanacak en yüksek mevduat faizi esas alınmadığını, yerine ticari temerrüt faizine hükmedildiğini, davanın açıldığı tarihte USD/TL kuru 8,6820 olup, bu oran bugün itibariyle 18,63 olduğunu, müvekkilinin aradaki iki kat fark nedeniyle zarara uğradığını, hükmedilen alacağa talep gibi devlet bankalarının uyguladığı en yüksek mevduat faizi oranında faiz uygulanması gerektiğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taşıma nedeniyle oluşan demuraj alacağına ilişkin davalı tarafından düzenlenen üç adet demuraj faturası kapsamında yapılan ödemenin davalıdan geri tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıdan alınan taşıma ve gümrük hizmetleri sonrasında davacı tarafından düzenlenen üç adet konteyner demuraj faturasının zorunlu nedenlerle ödendiğini, faturanın düzenlenmesine esas bilgi ve belgelerin verilmediğini, faturanın fahiş bedellerle hazırlandığını ileri sürerek, demuraj bedeli için yapılan ödemenin istirdadını istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.Davanın ihbar edildiği ...AŞ vekili ise müvekkilinin forwarder olarak davalı şirkete deniz taşıma hizmeti verdiğini, Çin'den İstanbul'a gemi ile getirtilen emtianın süresinde alınmaması üzerine iki adet konteyner demurajı faturası düzenlendiğini savunmuştur.Mahkemece somut olayın anlaşılması ve davanın esas olarak hangi hukuki ilişkiden kaynaklandığı hususunda taraflardan izahat istenmesi gerekirken HMK'nın 31.maddesi kapsamındaki yükümlülük yerine getirilmemiştir. Ancak, davacının sunduğu 28.....2020 tarihli fatura ile ihbar olunanın açıklaması ve sunduğu faturalar taşımanın deniz taşıması olduğunu ortayla koymuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise maddi olaya ilişkin hiç bir tespit yapılmamış, taşımanın niteliği, gecikme olup olmadığı, gecikme varsa kimin kusurundan kaynaklandığı hususlarında hiç bir inceleme yapılmamıştır.
6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 5(2) maddesinde "Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4'üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir" hükmü getirilmiştir. Yasa'da, münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarıyla ilgili olarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görevlendirme yapabileceği belirtilmiştir. HSK tarafından bu tür davalara bakmak üzere.... Asliye Ticaret Mahkemesi görevlendirilmiştir.
Bu bilgilere göre somut olay değerlendirildiğinde; davalının, davacıdan deniz yoluyla yapılan taşıma nedeniyle haksız olarak tahsil ettiği belirtilen konteyner demuraj bedelinin istirdadı (tahsili) istenmiştir. Dosyadaki özellikle ihbar olunan şirketçe sunulan belgelerden, taşımanın deniz yoluyla Çin'den Türkiye'ye yapıldığı ve bu taşımada kullanılan konteynerlerin geç teslimi nedeniyle taşımacının davalıya, davalının da davacıya demuraj bedeli yansıttığı anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın, deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklandığı ve davaya bakma görevinin HSK tarafından, İstanbul'da deniz ticaretinden ve deniz sigortalarından kaynaklanan davalara bakma görevi.... Asliye Ticaret mahkemesine ait olduğu anlaşılmıştır.
Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Kararı veren ilk derece mahkemesinin görevsiz olduğu anlaşıldığından, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca, davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nun 353/1.a.3. maddesi uyarınca, kararı veren İlk Derece Mahkemesinin görevli olmadığı, görevli mahkemenin.... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın görevli.... Asliye Ticaret Mahkemesine fiziken ve UYAP üzerinden derhal gönderilmek üzere, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, ilk derece mahkemesi tarafından, talep hâlinde, davacıya iadesine,
4-İstinaf aşamasında yapılan giderlerin, hükümle birlikte görevli ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Gerekçeli kararın, görevli ilk derece mahkemece düzenlenecek tensip tutanağıyla birlimte taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, 30.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
30.09.2026