İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/712 E. 2026/696 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/712
- Karar No
- 2026/696
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/712 KARAR NO : 2026/696
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2020 KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davanın ve birleşen davaların yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin (...) eski yönetim kurulu üyeleri ve yöneticileri olduklarını, şirketin 2015-2019 yıllarına ait genel kurulunun ancak 01/07/2020 tarihinde toplanabildiğini, bu toplantıda davalıların ibra edilmediğini ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, ...'nın davalılardan TTK m.549-561 hükümlerinden doğan tazminat alacaklarının tamamını 22/07/2020 tarihli sözleşme ile müvekkili şirkete temlik ettiğini, bu nedenle davayı temlik alan sıfatıyla açtığını belirtmiş; davalıların hileli, kasıtlı, suistimal içeren, özen ve sadakat borcuna aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle ...'nın uğradığı zararın 6.186.610,67 TL'lik kısmının, 100.000 TL'lik kısmının ise yargılama sırasında ortaya çıkacak gerçek zararın tespiti halinde HMK m.107 kapsamında artırılmak üzere, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, farklılaştırılmış müteselsil sorumluluk esaslarına göre davalılardan tahsili ile temlik alan davacıya ödenmesini talep etmiştir. Birleşen ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...sas sayılı dosyasında; davacı vekili, ilk davada HMK m.109 uyarınca kısmi dava olarak talep edilen bazı alacak kalemleri bakımından ek dava açma zorunluluğu doğduğunu belirterek aynı hukuki ve fiili sebeplere dayanarak 19.664.602,29 TL'nin faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Birleşen ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında; davacı vekili, aynı temlike dayanarak ve davalıların farklı dönemlerdeki işlemlerinden kaynaklanan zararlar yönünden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak davası olarak 9.633.246,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren ticari avans faiziyle müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiştir. Davacı vekili, mahkememizin somutlaştırma yükü kapsamında verdiği kesin süreler üzerine sunduğu 12/03/2026 tarihli dilekçesinde, zarar kalemlerini dokuz başlık altında toplamıştır: (1) davalıların pay sahibi oldukları şirketlere ve ilişkili taraflara örtülü kaynak aktarımı (...'dan hammadde alımları, ...A.Ş.'den makine alımları, ... A.Ş.'nin alt kiracı olarak konumlandırılması); (2) şirkette yapılan inşaatlardan doğan zararlar (...A.Ş.); (3) sözde danışmanlık faturalarıyla verilen zararlar (...Ltd. Şti., ...Ticaret A.Ş., .... A.Ş., ... A.Ş., ...A.Ş.); (4) gübre bayileriyle yapılan işlemlerden doğan zararlar (.... Ltd. Şti.,... A.Ş.,... A.Ş.); (5) gerçekte çalışmayan kişilere ödenen maaş ve tazminatlar; (6) fahiş faktoring bedelleri; (7) özensiz taşıma ve depolamadan kaynaklanan zararlar; (8) çöp toplama taşeronu (...A.Ş.), güvenlik hizmeti taşeronu (... Şti.) ve ... A.Ş. ile yapılan işlemlerden doğan zararlar; (9) yüksek maliyetle yapılan üretimden kaynaklanan zararlar. Davacı vekili, bu zararların ... ile ilişkili olduğu belirtilen,...'de bulunduğu belirtilen şirketlerin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle tespit edilebileceğini ileri sürmüştür. Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davacının temlik alan sıfatıyla bu davayı açamayacağını, TTK m.555 uyarınca tazminatın ancak şirkete ödenmesinin istenebileceğini, bu nedenle temliğin geçersiz olduğunu ve davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, ibra edilmeme kararının dava dışı ...'nın hakim ortağı olan davacının temsilcisi tarafından tek başına ve davalılara yönelik şahsi husumetle verildiğini, davacının ve onun atadığı kişilerin ... yönetiminde yer aldığını, ...'ya yıllar içinde yüz milyonlarca TL tutarında kendi kaynaklarını aktaran davalıların şirketi zarara uğratmalarının mantık ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, itiraz edilen işlemlerin (... vb.) gerçek hizmet karşılığı olduğunu, bedellerin piyasa koşullarına uygun olduğunu, tüm kararların TTK m.369 kapsamında tedbirli yönetici özeniyle ve yerindelik takdiri çerçevesinde alındığını, dava konusu işlemlerin bir bölümünün TTK m.560 uyarınca zamanaşımına uğradığını, zararın ve miktarının ispatlanmadığını, davacının iddialarının belirsiz ve soyut kaldığını, davanın ...'nın diğer yönetim kurulu üyelerine ihbarını, takas ve mahsup haklarının saklı tutulmasını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. DELİLLER: Taraf delilleri toplanmış; ... Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazıları, ... Şti., ...A.Ş., ..., ... ve ...A.Ş. cevabi yazıları, Türk Patent ve Marka Kurumu cevabi yazısı, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D.İş sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosu'nun ... soruşturma sayılı dosyası ve ... 60. Asliye Ceza Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası celp edilmiştir. Dosya, mali müşavir, yeminli mali müşavir, bankacılık ve hukuk alanlarında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; heyet 18/12/2024 tarihli ön raporunda, davacı iddialarının incelenebilmesi için ... ile ilişkili şirketlerin 2015-2019 yıllarına ait ticari defter kayıtlarının, yevmiye madde numaralarını içeren muavin hesap ekstrelerinin ve diğer belgelerin sunulması gerektiğini, bazı taleplerin ise heyetin uzmanlık alanı dışında kaldığını bildirmiştir. Davacı vekiline HMK m.194 kapsamında somutlaştırma yükünü yerine getirmesi ve toplanmasını istediği delilleri belirtmesi için verilen kesin süreler üzerine davacı 03/11/2025 ve 12/03/2026 tarihli dilekçelerini sunmuş, mahkememizce 18/06/2026 tarihli celsede uyuşmazlık konularının çözümü için gerekli inceleme kapsamı hakkında yeniden bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş, nitelikli hesap uzmanı bilirkişinin de yer aldığı heyet 02/07/2026 tarihli raporunu sunmuştur. Davalılar vekili raporun bir bölümünü kabul etmekle birlikte temlikin geçerliliği, taraf ehliyeti ve zamanaşımı yönlerinden aleyhlerine olan tüm tespitlere 03/07/2026 tarihli dilekçesiyle itiraz etmiş; davacı vekili ise 20/07/2026 tarihli dilekçesiyle raporun hiçbir inceleme yapmadan düzenlendiğini, bilirkişilerin kendilerine verilen görevi yerine getirmediğini, zarara yol açan işlemlerin somutlaştırıldığını, yerindelik denetimi istenmediğini, sorumluluk davası için önceden özel denetime başvurma zorunluluğu bulunmadığını ileri sürerek yeni bir heyetten rapor alınmasını ve bilirkişi ücreti için yatırdığı gider avansının iadesini talep etmiştir. Tarafların rapora yönelik itirazları 01/10/2026 tarihli celsede oy birliğiyle reddedilmiş, tahkikat tamamlanmış ve sözlü yargılama için taraflara son söz verilmiştir. Taraflar arasında; davalıların dava dışı ...'nın eski yönetim kurulu üyeleri olduğu, 01/07/2020 tarihli olağan genel kurulda ibra edilmedikleri hususları çekişmesizdir. Uyuşmazlık; (a) davacının temlik alan sıfatıyla bu davayı açabilip açamayacağı ve aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, (b) taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, (c) davalıların TTK m.369 kapsamındaki özen ve sadakat yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri, (ç) iddia edilen zararın doğrudan mı dolaylı mı olduğu, (d) zararın var olup olmadığı ve miktarı noktalarında toplanmaktadır. TTK m.560 uyarınca sorumlulara karşı tazminat istemi, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; fiil aynı zamanda ceza kanununa göre daha uzun süreli zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa bu süre uygulanır. Davalının zamanaşımı def'i, şirket yöneticilerine ilişkin haksız fiilin öğrenilme tarihi davalıların ibra edilmedikleri 01.07.2020 tarihli genel kurul toplantı tarihi olarak kabul edildiğinden yerinde görülmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı TTK m.553 vd. hükümlerine dayanan yönetici sorumluluğu davasıdır. TTK m.553/1 uyarınca kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine ve şirketin alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Sorumluluğun doğması için kanuna veya esas sözleşmeye aykırı bir davranışın, kusurun, zararın ve bu davranış ile zarar arasında uygun illiyet bağının birlikte bulunması gerekir. Bu unsurlardan birinin eksikliği, tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırır. TTK m.369 yönetim kurulu üyelerine, görevlerini özenle yerine getirme ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uygun şekilde gözetme yükümlülüğü yüklemekte, özen yükümlülüğünün ölçüsünü tedbirli bir yöneticinin göstereceği dikkat ve özen olarak belirlemektedir. Sorumluluk hukukunun vazgeçilmez unsuru zarardır. Zarar, zarar verici olaydan sonra malvarlığının gösterdiği durum ile bu olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farktır. Zarar bulunmayan yerde, yönetim kurulu üyeleri hukuka aykırı davranmış olsalar dahi tazminata hükmedilemez. TBK m.50/1 uyarınca zarar gören, zararını ve miktarını ispat etmekle yükümlüdür; HMK m.190/1 uyarınca da ispat yükü, kural olarak, iddiasını dayandırdığı olgudan hak çıkaran tarafa aittir. HMK m.25 gereği deliller taraflarca getirilir; HMK m.194 gereği taraflar dayandıkları olguları somutlaştırmak ve bu olgulara ilişkin delillerini bildirmekle yükümlüdür. Hakimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m.31), tarafın ispat yükünü ortadan kaldırmaz ve hakimi taraf yerine delil araştıran konuma getirmez. Bilirkişi, HMK m.266 uyarınca ancak özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda hakimin yardımcısı olup, delil toplama işlevini taraf yerine üstlenemez. TBK m.183 uyarınca alacak, kanundan, sözleşmeden veya alacağın niteliğinden doğan bir engel bulunmadıkça, borçlunun rızası aranmaksızın alacaklı ile üçüncü kişi arasında yapılan yazılı sözleşmeyle devredilebilir. 22/07/2020 tarihli temlik sözleşmesi, temlik eden ... adına, o tarihte sicil kayıtlarıyla doğrulanan ve şirketi tek başına temsile yetkili... tarafından imzalanmıştır. ...'nın yöneticilerine karşı sahip olduğu tazminat alacağı üzerinde tasarruf yetkisi vardır. Yönetici sorumluluğuna ilişkin tazminat hakkı, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak değildir; şirketin dava açıp açmama konusundaki takdir yetkisi tek başına bu hakkı devre engel bir nitelikle donatmaz. Alacaklılar arasında eşitsizlik doğması veya şirket malvarlığının azalması yönündeki endişelere karşı koruyucu önlemler kanunda sorumluluk davası ile sağlanmıştır. Bu itibarla ...'nın doğrudan zarara ilişkin tazminat alacağının üçüncü kişiye devrinin önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır. Davalıların TTK m.555 hükmüne dayanan itirazı da bu sonucu değiştirmemektedir. Pay sahibinin açtığı davada tazminatın şirkete ödenmesinin istenmesi zorunluluğu, davayı pay sahibi sıfatıyla açan kişiler bakımından geçerlidir. Somut olayda davacı, dava dışı şirketin kendi alacağını temlik yoluyla devralmış, alacaklı sıfatını kazanmıştır; alacağın devri ile hak sahipliği davacıya geçtiğinden tazminatın davacıya ödenmesi talep edilebilir. Bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğu kabul edilmiş, davalıların temlikin geçersizliğine ve aktif husumet yokluğuna ilişkin savunmaları yerinde görülmemiştir. Aktif husumetin bulunması ise davacıyı, temlik aldığı alacağın gerçekten doğduğunu ispat yükünden kurtarmaz; temlik alan, temlik edenin yerine geçtiğinden, temlik eden şirket gibi zararı ve miktarını ispatla yükümlüdür. Bilirkişi Raporu, mali müşavir, yeminli mali müşavir, eski Sayıştay denetçisi ve şirketler hukuku alanında uzman bir öğretim üyesinden oluşan heyet tarafından düzenlenmiş; dosya kapsamı, davacının somutlaştırma dilekçeleri ve ibraz edilen belgeler esas alınarak, her bir zarar kalemi için davacının sunduğu deliller tek tek ele alınmıştır. Rapor gerekçeli, denetime elverişli, dosya içeriğiyle uyumlu ve kendi içinde çelişkisizdir; mahkememizce hükme esas alınmıştır. Davacının dayandığı Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin ... Esas,...Karar sayılı kararı, bozma ilamına aykırı hesaplama yapılması ve birbiriyle çelişen raporların giderilmeden hükme esas alınması olgularına ilişkindir; somut olayda böyle bir durum bulunmamaktadır. Davacı vekilinin, bilirkişilerin kendilerine verilen görevi yerine getirmediği ve yeni bir heyet oluşturulması gerektiği yönündeki itirazı yerinde değildir. Bilirkişilerin her zarar kalemi bakımından inceleme yapmaması, görevden kaçınmak değil, davacının zararı ispata yarayacak belgeleri dosyaya sunmamış olması ve talep edilen incelemenin ispat faaliyetinin bilirkişiye devri anlamına gelmesi nedeniyledir. Bir davada dayanılan belge ve kayıtların mahkemece veya bilirkişi aracılığıyla araştırılması, HMK m.25 ve m.266 uyarınca mümkün değildir. Davacı, şirketin ticari defter ve belgelerini temlik yoluyla elinde bulundurabilecek ve ilişkili üçüncü kişi şirketlerden talep edebilecek konumdadır. Davacının, kendisine tanınan kesin süreler içinde, sorumluluk doğuran işlemlere ilişkin sözleşmeleri, faturaları, ödeme ve tahsilat belgelerini, piyasa karşılaştırmasına elverişli emsalleri dosyaya sunması gerekirken bunun yerine bilirkişiden "bu belgelerin bulunup incelenmesini" istemesi, ispat yükünün yerine getirilmediğini göstermektedir. Bilirkişi heyetinin, davacının sorumluluk davası içinde genel nitelikte bir özel denetim talep ettiği yönündeki tespiti de yerindedir. Özel denetim (TTK m.438), pay sahibinin belirli olgulara ilişkin bilgi edinmesini sağlayan ayrı bir müessesedir; sorumluluk davasında delil toplama aracı olarak kullanılamaz. Davacının sorumluluk davası açmadan önce özel denetime başvurma zorunluluğu bulunmadığı doğrudur; ancak özel denetime başvurmayan davacı, sorumluluk davasının gerektirdiği ispat külfetinden de muaf tutulamaz. Ayrıca davacının dava konusu ettiği birçok olgu, işletme kararlarının yerindeliğinin denetlenmesini gerektirmektedir (şirketin danışmanlık hizmetine, alt kiralamaya, belirli sayıda personele ihtiyacı olup olmadığı, üretim, lojistik ve depolama faaliyetlerinin işletme bilimi açısından uygunluğu gibi). TTK m.369 uyarınca özenin ölçüsü tedbirli yönetici ölçütüdür. Yönetim kurulu üyelerinin işletme kararları, kararın emredici hükümlere aykırı olmaması, şirketin amacına ve menfaatine uygun bulunması, usulüne uygun toplantıda alınması, karara katılan üyelerin bağımsız ve tarafsız olması ve içerik itibarıyla savunulabilir olması koşullarıyla yargısal yerindelik denetimine tabi tutulamaz (iş kararı kuralı, business judgment rule). Hakimin sonradan, sonuçtan hareketle yönetim takdirinin isabetini değerlendirmesi, sorumluluk davasının amacıyla bağdaşmaz. Bir kararın sonuçta şirket için elverişsiz olması, tek başına sorumluluk doğurmaz; sorumluluk için, kararın hukuka aykırı olduğunun veya özen yükümlülüğünün ihlal edildiğinin ve bunun şirkete zarar verdiğinin somut belgelerle ortaya konulması gerekir. Davacının 12/03/2026 tarihli somutlaştırma dilekçesindeki zarar kalemleri, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuca varılmıştır. Danışmanlık sözleşmeleri ve faturaları (...) bakımından; davacı, sözleşmelerin var olup olmadığı, fiilen danışmanlık hizmeti verilip verilmediği, hizmetin kapsamı ve gerekliliği, bedellerin piyasa koşullarına uygunluğu ve doğan zararın miktarı hususlarının tespitini bilirkişiden talep etmiştir. Oysa bu hususlar, sözleşmeler, faturalar, hizmetin verildiğine veya verilmediğine delalet eden tutanak ve yazışmalar, ödeme belgeleri ve emsal bedeller ile davacı tarafından ortaya konulması gereken olgulardır. Davalılar, ...'tan hukuki ve halkla ilişkiler hizmeti alındığını, hizmetin gerçek ve gerekli olduğunu savunmuş; davacı, hizmetin verilmediğini veya verilen hizmetin bedelinin piyasa koşullarını aştığını gösteren somut belge sunmamıştır. Danışmanlık hizmetine ihtiyaç bulunup bulunmadığı ise yerindelik denetimi gerektirir. Gübre bayilerine (...) yapılan satışlar bakımından; davacı, karşılıksız çıkan çeklere, tahsil edilmeyen faturalara, sevk edilmediği iddia edilen mallara ilişkin satış faturalarını, sevk irsaliyelerini, çekleri, tahsilat kayıtlarını ve alacakların takibine ilişkin belgeleri dosyaya sunmamıştır. Rakamsal iddialar belgelerle ispat edilmemiş, bu belgelerin araştırılıp bulunması bilirkişinin görev alanı dışında kalmıştır. Vadeli satışların ve peşinat veya teminat alınmaksızın yapılan işlemlerin ticari açıdan isabeti ise yönetimin takdir yetkisi kapsamındadır; bu işlemlerin hukuka aykırı olduğu ve zarara yol açtığı somut verilerle gösterilmemiştir. ...'dan yapılan hammadde alımları ve ... A.Ş.'den yapılan makine alımları bakımından; alınan hammadde ve makinelerin türü, miktarı, niteliği ve bedelleri ile piyasa fiyatları arasındaki farkın tespiti, doğrudan zarara uğrayan şirketin kayıtlarında bulunması gereken ve davacı tarafından ibraz edilebilecek belgelere dayanmaktadır. Bu belgeler, faturalar ve emsal fiyatlar sunulmadığından fiyat farkından doğan zararın varlığı ve miktarı belirlenememiştir. 2016-2019 yıllarını kapsayan geriye dönük envanter ve üretim kayıtlarının incelenmesi talebi, sorumluluk davası içinde istenen özel denetim niteliğindedir. ... A.Ş. ile alt kiralama bakımından; davacı bir kısım kira sözleşmesini dosyaya sunmuş ise de alt kiralama kapsamında yapılan ödemelere ilişkin makbuz, dekont veya benzeri belge ibraz etmemiş, zararı ve miktarını ortaya koymamıştır. Uygulamanın ekonomik ve ticari bakımdan gerekli olup olmadığı yerindelik incelemesini gerektirir. ... A.Ş. tarafından yapılan inşaat işleri bakımından; hangi inşaat işlerinin yapıldığı, toplam maliyet, ödenen bedeller, defter kayıtları ve faturalar ile piyasa maliyetleri karşılaştırması davacı tarafından sunulmadığından, fahiş bedel iddiası ve zarar miktarı ispat edilememiştir. Faktoring bedelleri, çalışmayan kişilere ödendiği ileri sürülen maaş ve tazminatlar, ...A.Ş. ve ...Şti. ile yapılan taşeron sözleşmeleri, ...A.Ş. ile yapılan sözleşmeler ve faturalar, taşıma, depolama ve üretim maliyetlerine ilişkin iddialar bakımından da değerlendirme aynıdır. Davacı, bu işlemlere ilişkin sözleşmeleri, faturaları, ödeme kayıtlarını, personel bordro ve hizmet listelerini, emsal bedelleri ve üretim maliyeti ile satış fiyatı arasındaki ilişkiyi gösteren belgeleri ibraz etmemiş; zarara yol açtığı ileri sürülen işlemlerin hukuka aykırılığını ve zarar miktarını somut verilerle ortaya koymamıştır. Heattek ile Sidra Bilişim bedellerinin karşılaştırılması, iki firmanın yürüttüğü işlerin kapsamının farklı olduğu da gözetildiğinde, doğrudan zarar miktarını belirlemeye elverişli bir ölçü sunmamaktadır. Güvenlik ve taşıma hizmetlerinin makul bedeli ile üretim miktarlarında yapıldığı ileri sürülen işletmesel hatalar ise tipik yerindelik incelemesi konusudur. Mahkememizce celp edilen ceza soruşturma ve yargılama dosyaları da incelenmiş, bu dosyalarda yer alan belge ve raporların, yukarıda sayılan zarar kalemlerinin varlığını ve miktarını ortaya koyacak nitelikte bulunmadığı görülmüştür. Hukuk hakimi, TBK m.74 uyarınca ceza hakiminin kusur ve zarar belirlemesiyle bağlı olmadığından, bu dosyalar da zararın ispatı yerine geçmemektedir. Sonuç olarak; davacının, talep ettiği tazminatın dayanağı olan zararın varlığını ve miktarını ispatlamaya yönelik somut bilgi ve belgeleri dosyaya sunmadığı, bunların bilirkişi veya mahkeme eliyle araştırılması talebinin de ispat yükünün devri sonucunu doğuracağı ve hukuken mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Davacıya HMK m.194 kapsamında iki kez kesin süre verilmesine rağmen zarar ve miktarı somut belgelerle ortaya konulamamıştır. Zararın ispatlanamadığı hallerde sorumluluğun diğer unsurları (hukuka aykırılık, kusur, illiyet bağı) ile takas ve mahsup talepleri yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek kalmamıştır. Bu nedenlerle, asıl dava ve birleşen ... Esas ve ...Esas sayılı davaların her biri bakımından ispatlanamayan davaların reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davanın REDDİNE, 2-Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ve ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası yönünden ayrı ayrı REDDİNE, 3-Asıl dava yönünden; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu red karar ve ilam harcının, peşin alınan 107.359,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 106.627,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına, d-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 778.928,85 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, e-Arabuluculuk ücreti olarak alınan 1.360,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Birleşen ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dava yönünden; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu red karar ve ilam harcının, peşin alınan 335.822,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 335.090,25 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına, d-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 1.252.646,02 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5- ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyası yönünden; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu red karar ve ilam harcının, peşin alınan 164.511,76 TL harçtan mahsubu ile bakiye 163.779,76 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 991.662,30 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, d-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına, Dair, davacı vekilinin, asıl dosya davalılar vekilinin ( e duruşma ) ve birleşen dosya davalılar vekilinin ( e duruşma ) yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2026
Başkan E-imza Üye E-imza Üye E-imza Katip E-imza