Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/510 E. 2026/1486 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/510
- Karar No
- 2026/1486
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/510 - 2026/1486 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/510 KARAR NO : 2026/1486
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07.02.2025 NUMARASI : 2024/257 Esas 2025/64 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 25.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09.10.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 24.06.2018 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davacının özel sürücü kursunda öğretmen olarak çalıştığını, davalı tarafından davacıya 09.11.2018 tarihinde 7.892,62 TL ödeme yapılmış ise de, ödemenin yetersiz olduğunu belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 100,00 TL geçici iş göremezlik, 800,00 TL sürekli iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, yargılama sırasında bakiye geçici iş göremezlik tazminatı talebini 245,43 TL, bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 195.925,90 TL, bakıcı gideri tazminatı talebini de 1.014,75 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davadan önce 09.11.2018 tarihinde kusur oranına göre davacıya 7.892,62 TL ödeme yaptıklarını ve davacının zararının karşılandığını, geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 14.03.2024 tarih, 2022/373E.-2024/358K.sayılı kararı ile verilen kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; kusur oranlarının tespiti için alınan 28.05.2024 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde, davacı sürücünün %100 oranında kusurlu, sigortalı araç sürücüsü ...'in ise kusursuz olduğunun belirtildiği, bahse konu rapora itiraz edilmesi üzerine 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 29.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacı sürücünün %75, sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, bahse konu raporun hükme esas alındığı, davacının maluliyetinin tespiti için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 04.11.2019 tarihli raporda, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının özür oranının %0, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre de engel oranının %0, 9 ay süre ile iş göremezlik hâlinde kaldığı, 1 ay süre ile başkasının yardımına ihtiyacının olduğunun belirtildiği, rapora itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi tarafından Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 06.10.2020 tarihli raporda, davacının engellilik oranının %8 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 28.07.2021 tarihli raporda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının tüm vücut engellilik oranının %8, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %13.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin, iyileşme süresi içerisinde 2 ay süreyle bir başkasının yardımına ihtiyaç duyabileceğinin tespit edildiği, 09.11.2018 tarihinde yapılan 7.892,62 TL ödemenin ödeme yapıldığı tarih itibariyle davacı zararını karşılamadığı, dava öncesinde yapılan ödemenin güncellenmesi ile TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplama sonrasında alınan bilirkişi raporu ve değer arttırım dilekçesi nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile, 195.925,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 245,43 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.014,75 TL bakıcı gideri tazminatı toplamı 197.186,08 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 05.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün kusurunun bulunmadığını, asgari ücret kamu düzenine ilişkin olduğundan artacak tazminata ilişkin hak kaybına uğramamak amacıyla kararı istinaf ettiklerini, hükme esas alınan aktüer raporunda, davacının geliri asgari ücret üzerinden hesaplanmış ise de, sunmuş oldukları maaş bordrolarına göre davacının gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, eksik hesaplama yapıldığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmediğini, davadan önce davacının zararının karşılandığını, hükme esas alınan raporun aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenmediği gibi, maluliyet raporunun da yetkili kurum tarafından düzenlenmediğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 teknik faize göre hesaplanması gerektiğini, hükmedilen geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin olarak SGK tarafından yapılmış ödeme bulunup bulunmadığı hususunun mahkemece araştırılmadığını, aktüer raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... sevk ve idaresindeki aracın, davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davacının özel sürücü kursunda öğretmen olarak çalıştığını, davalı tarafından davacıya 09.11.2018 tarihinde 7.892,62 TL ödeme yapılmış ise de, ödemenin yetersiz olduğunu belirterek geçici, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı isteminde bulunmuş, mahkemece verilen ilk kararda, 11.12.2018 tarihli Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma bürosunca düzenlenen uzlaştırma raporunda davacının 10.000,00 TL manevi tazminat karşılığı uzlaştırmayı kabul ettiği maddi tazminat isteğini ise saklı tutmadığı, CMK'nın 253/19. maddesinde suçtan zarar görenin faili ile anlaşması hâlinde failin eylemlerinden sorumlu olanlarında uzlaştırma hükümlerinden istifade edeceğinin kabul edileceğinin belirtildiği gerekçesiyle gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 14.03.2024 tarihli, 2022/373E.-2024/358K.sayılı karar ile, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 Tarih 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı ilamında 04.12.2004 ve 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu'nun 06.12.2006 tarihli 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle değiştirilen (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin ''Uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;...'' bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiş olduğundan Anayasa Mahkemesinin iptal kararı değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulü gerektiği belirtilerek HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği ve mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde, kazanın meydana gelmesinde, davacı sürücünün %75, sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 28.07.2021 tarihli raporda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının tüm vücut engellilik oranının %8, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin, iyileşme süresi içerisinde 2 ay süreyle bir başkasının yardımına ihtiyaç duyabileceğinin tespit edildiği, 09.11.2018 tarihinde yapılan 7.892,62 TL ödemenin ödeme yapıldığı tarih itibariyle davacı zararını karşılamadığı, dava öncesinde yapılan ödemenin güncellenmesi ile TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplama sonrasında alınan bilirkişi raporu ve değer arttırım dilekçesi nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. 1-Kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, sürücü... sevk ve idaresindeki motosikleti ile ... Bulvarı istikametinden park istikametine seyir hâlinde iken ... Kavşağına geldiğinde ... Caddesi istikametine seyir hâlinde bulunan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sol ön kısmı ile motosikletin sol yan kısmına çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, motosiklet sürücüsü ...'nin, kavşaklarda geçiş önceliği olan araçlara ilk geçiş hakkını vermediğinden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 57/1-a maddesini ihlâl ettiğinden asli, ... plakalı araç sürücüsü ...'in ise, araçların hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmadığından anılan Kanunun 52/1-a maddesini ihlâl ettiğinden tali kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece Makine Mühendisi bilirkişiden alınan 28.05.2024 tarihli raporda, davacı sürücü ...'nin yönetimindeki motosiklet ile kavşağa yaklaşırken hızını azaltarak kavşak şartlarına karşı dikkatli davranması, kavşağa geldiğinde DUR işaretine uyarak durması, solundaki koldan emniyetle duramayacak kadar yaklaşmış bulunan otomobilin geçmesini beklemesi gerekirken aksine davranışla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 57/a, 47/c ve 84.maddelerinde sayılan kuralları ihlâlle olayda tamamen kusurlu, sigortalı araç sürücüsü ...'in yönetimindeki araç ile seyrederken kavşağa girdiğinde karşısına çıkan motosiklete çarptığı noktadan 13 metre sonra duruşa geçtiği tespitinden, aracın olay anındaki hızının azami hız sınırları içerisinde kaldığı değerlendirilerek olayda kural ihlâlinin bulunmadığının belirtildiği, bahse konu rapora itiraz edilmesi üzerine 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 29.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda, ...'nin, yönetimindeki motosiklet ile olay mahalli kavşağa yaklaştığında kavşak başında kendisine hitap eden DUR trafik işaretini görerek kavşak başında durması, ilk geçiş hakkını sol tarafındaki kavşak kolundan gelen ... plakalı araca vermesi gerekirken bu hususlara uymayarak olayın hazırlanması ve vukuna neden olduğundan %75, sigortalı araç sürücüsü ...'in kavşağa dikkatsiz, tedbirsiz ve hızlı şekilde girerek motosikletin arka sol teker kısmına çarptığı ve oluş şekli dikkate alındığında hız kurallarına uymadığı anlaşıldığından %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, bahse konu raporun toplanan deliller ve kazanın oluş şekline uygun olduğu ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 2-Hükme esas alınan aktüer raporunda, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanarak düzenlendiği, davacının SGK hizmet dökümüne göre, asgari ücret üzerinden gelirinin bulunduğu, asgari ücretten daha fazla gelir elde ettiğinin ispat edilmediği, davalı sigorta şirketinin ödeme tarihi verilerine göre davacının zararının karşılanmadığının tespit edildiği ve yapılan ödemenin güncellenmesi suretiyle tazminattan mahsup edilmesi sonucu davanın kabulü ile, 195.925,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 245,43 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.014,75 TL bakıcı gideri tazminatı toplamı 197.186,08 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 05.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. 3-Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması hâlinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hâl ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hâkim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indirimi; her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti hâlinde TBK'nın 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda, kaza sonucu davacıda fibula tibia kırığı meydana geldiği, davacının maluliyetinin bu yaralanmasından kaynaklandığı anlaşıldığından kaza esnasında davacının koruyucu teçhizat niteliğindeki kaskının bulunmaması ile maluliyeti arasında illiyet bağı bulunmadığından hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, -Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Şirketi'nden alınması gereken 13.469,78 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 6.119,50 TL'nin mahsubu ile kalan 7.350,28 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 25.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.