Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/112 E. 2026/2608 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/112
- Karar No
- 2026/2608
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/112 - 2026/2608 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/112 KARAR NO : 2026/2608
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2024 NUMARASI : 2022/399 Esas, 2024/1085 Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 20/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.10.2024 tarih ve 2022/399 Esas, 2024/1085 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yolcu olarak bulunduğu ... Sigorta A.Ş'ne ZMMS poliçesi ile sigortalı olup dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile dava dışı ...'ın sevk ve idaresinde olup davalı ... Sigorta A.Ş.'ne ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın 22/12/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacının ağır şekilde yaralandığını ve kısmi olarak sakat kaldığını, geçici ve sürekli iş göremezlik zararına uğradığını, ... Sigorta A.Ş'nin tasfiye edilmesi nedeniyle zarardan ...'nın sorumlu olduğunu, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/07/2018 tarih ve 2016/136 Esas, 2018/423 Karar / Adana Bam 3. Hukuk Dairesi 2018/1763 - 2019/607 E.K.sayılı ilamı ile ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'ın %80 kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %20 kusurlu olduğu, davacının %3,3 sürekli malul olduğu kabul edilerek davalı ... Sigorta A.Ş.'nin %80 kusur oranına denk gelen zararın hüküm altına alındığını ancak ... plakalı araç sürücüsünün %20 kusur oranına denk gelen kısmın tahsil edilemediğini bu kısımdan davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalılara müracaat ve arabuluculuk süreçlerinden olumlu netice alınamadığını ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davacı için şimdilik 8.000,00 TL maluliyet kaynaklı maddi tazminat ve 100,00 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı olmak üzere toplam 8.100,00 TL maddi tazminatın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin ve tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin poliçe teminat limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı sorumlu olabileceğini, kazaya karışan tarafların kusur durumları ile davacının müterafik kusurunun belirlenmesi gerektiğini, davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının ATK tarafından belirlenmesini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığını, davacıya SGK tarafından ödeme yapılmış ise zarardan mahsubu gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacının maddi tazminat yönünden davasının kabulü ile; 837,18 TL geçici işgöremezlik zararı ile 164.184,38 TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda 165.728,95 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden temerrüt tarihi (20/06/2020) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; müvekkilinin 2024 yılı ve sonrası yapılan tazminat hesabına esas alınan ücretleri istinaf ettiklerini, pasif dönem zarar hesabına da en son bilinen 2024 yılı asgari ücret tutarının müvekkilinin ömür sonuna kadarki tüm süre yönünden hesaplamaya esas alınmasına itiraz ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Karara karşı davalı vekili; geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmişse de müvekkili kurumun bu tazminattan sorumlu olmadığını, dava tarihinden itibaren faiz talep edilmesine rağmen hatalı şekilde temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedildiğini, aleyhe olacak şekilde ara buluculuk ücretinin ödenmesine hükmedildiğini, ancak ara buluculuk ücretinden ...'nın sorumlu olmadığını, hükme esas alınan maluliyet raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama süresince somut olaya ilişkin kusur oranının net belirlendiğini ve kusur dağılımına ilişkin rapor aldırılmadığını, aktüerya hesap raporunun hatalı şekilde tanzim edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Maluliyet raporu yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Yargıtay 17. Ve 4. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları ve Dairemizin bu içtihatlar ile uyumlu olan önceki tarihli kararlarında 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasında meydana gelen kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerektiği yönünde kararlar verilmiş ise de; yönetmeliğin üçüncü bölümünde, malul sayılmaya ilişkin usul ve esaslar belirtilerek maluliyet halinin ne şekilde belirleneceği düzenlenmiştir. Belirtilen yönetmelik hükümlerine göre yapılan maluliyetin tanımı ve maluliyetin belirlenmesine ilişkin esaslara dair hükümler dikkate alındığında, anılan yönetmeliğe göre kişideki maluliyet oranının %60 ve daha fazla olması halinde maluliyet oranının tespitinin yapılabileceği , maluliyet oranının daha düşük olması halinde ise bu yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranının belirlenemeyeceği açıktır. Kaldı ki ATK ihtisas daireleri tarafından verilen bir kısım raporlar da da aynı gerekçe ile kişideki maluliyet oranının %60 oranından daha az olması nedeni ile bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenemeyeceği şeklinde görüş belirtilmiştir. Anılan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik 20/02/219 tarihinde yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında yönetmeliğin 18. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup bu tarihe kadar bu yönetmelik hükümleri yürürlüktedir. Bu nedenle 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasında meydana gelen kazalar için mutlak surette 03/08/2013 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerektiği yönündeki Dairemizin kararlarından dönülmüştür. Bu nedenlerle; Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilimdalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre; a)11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, b)11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, c) 01/09/2013 sonrası ile 01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise bu yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor alınması), d) 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, e) 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/1074 E - 2022/10488 K; 2021/19718 E - 2022/12617; 2021/11592 E - 2022/5037 sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi olan 22.12.2013 tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde düzenlenmiş rapora göre hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece ... ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 27.02.2023 tarihli raporda kaza sebebiyle davacının kalıcı maluliyetinin %3,3 belirtilmiştir. Buna göre, dosya içinde mevcut 27.02.2023 tarihli ATK kurumu 2. İhtisas dairesi tarafından, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde düzenlenmiş maluliyet raporlarına göre; kaza ile gerçekleşen yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak biçimde davacının sürekli maluliyetinin %3,3 oranında tespit edilmiştir. Rapor davacının tüm tedavi evrakları ile yeni tarihli film ve grafileri incelenerek düzenlenmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Kusur raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde; ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/136 Esas, 2018/423 Karar sayılı dosyasında tarafların kusur oranlarının tespiti için refakate alınan bir trafik bilirkişisi ile birlikte 23/09/2016 tarihinde mahallinde keşif yapıldığı, trafik bilirkişisi ...'ın 28/09/2016 tarihli gerekçeli bilirkişi raporunu dosyaya sunduğu, bilirkişi raporunda; Sürücü ...'ın %80 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın %20 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/136 Esas, 2018/423 Karar sayılı dosyasının Dairemizce 2018/1763 Esas, 2019/607 Karar sayılı kararında yapılan incelemesinde; kaza tespit tutanağında motosiklet sürücüsü ...'ın asli, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'ın tali kusurlu olduklarının bildirildiği, işbu dava dosyasında trafik bilirkişisinden alınan 28/09/2016 tarihli raporda ise motosiklet sürücüsü ...'ın %80 oranında, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'ın %20 oranında kusurlu olduklarının bildirildiği, mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi KTT ile uyumlu olduğu anlaşıldığından, kusur oranı hususunda ATK, Karayolları Fen Heyetinin kusur oranının tespiti hususunda yetkili tek kurum olmadığı, raporu düzenleyen kişinin trafik polisi olması nedeniyle rapor düzenlemeye yetkili olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin kusur oranın net tespit edilmediğine ilişkin istinaf sebebinin yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan raporun yukarıda belirtilen gerekçelerle dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu anlaşıldığından kusur oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Sair istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede; Islah dilekçesi ile temerrüt tarihinden faiz talebinde bulunulduğundan dolayı temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin, davada arabuluculuk ücretinin davanın reddedilmiş olması sebebiyle davalıdan tahsiline karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla tarafların sair istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine göre, davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmekle, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-a-)Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.831,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, fazla yatan 2.099,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, b-)Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 11.320,94 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.830,23 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 8.490,71 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.20/10/2026
Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.