Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1256 E. 2026/2264 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1256
- Karar No
- 2026/2264
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1256 KARAR NO : 2026/2264
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2026 NUMARASI : 2018/966 Esas 2026/450 Karar DAVANIN KONUSU : İflas BAM KARAR TARİHİ : 14/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/10/2026
Davacı vekili ile davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirketten cari hesaptan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla İzmir 12. İcra Müdürlüğü' nün 2018/5610 sayılı dosyası ile genel iflas yoluyla takip başlatılarak borçlu şirkete 11 örnek iflas ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrine süresinde itiraz edilerek takibin durdurulduğu ancak ileri sürülen itiraz sebeplerinin yerinde olmadığını, Adana 1. ATM' nin 2015/2436 sayılı dosyası ile alınan 09/04/2018 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin davacı şirkete 112.131,41 U.S.D borçlu bulunduğunun belirtildiğini, mahkemece rapor doğrultusunda hüküm kurulduğunu, alacak yönünden taraf defter ve kayıtlarında inceleme yapılması gerektiğini, alacağın halen tahsil edilmediğini belirtmiş , davalının İzmir 12. İcra Müdürlüğü' nün 2018/5610 sayılı dosyasından itirazlarının kaldırılarak depo kararı çıkarılmasına, depo kararına rağmen borcun ödenmemesi halinde davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı alacağın tahsili amacıyla Adana 11. İcra Müdürlüğü' nün 2015/14549 sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, takibe davacı tarafın itiraz ettiği itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, takibin devamını sağlamak amacı ile Adana 1. ATM' nin 2015/2436 Sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılama esnasında eksik inceleme yapıldığı, bir bilirkişi raporu ile hüküm tesis edildiği ve davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf edildiği , istinaf mahkemesince henüz karar verilmediğini ancak davacının henüz kesinleşmemiş ve hatalı bir bilirkişi raporuna dayanılarak verilmiş karara istinaden davalı şirket hakkında İzmir 12. İcra Müdürlüğü' nün 2018/5610 esas sayılı dosyası ile iflas yoluyla ödeme emri gönderdiğini, ödeme emrine itiraz edildiğini, bu kez de davacı tarafça eldeki davanın ikame edildiğini, davanın da haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında devam eden ticari ilişki sonrasında ödenmeyen bedeller için kendileri tarafından icra takibi yapıldığını ancak o aşamaya kadar davacının alacaklı olduğu şeklinde ne bir iddiası ne de talebi olmadığını, Adana 1. ATM' de görülen itirazın iptali davasına cevap dilekçesinde davacı şirketin alacağını 79.184,12 TL olarak belirttiklerini, bu alacak kaleminin beyan tarihinin 12/02/2016 olup eldeki davanın açılmasına kadar faiz işletilecek olursa bu bedelin toplam 102.681,12 TL olduğunu ancak davacı tarafça başlatılan iflas takibinde 112.131,41 USD talep edildiğini, taraflar arasında ticari ilişkinin kendileri tarafından başlatılan icra takibinden önce sonlandırıldığını, ticari ilişki sonladırılmış olmasına rağmen alacak tutarının yükseltildiğini, alacağın izahının bulunmadığını, davacının Adana Asliye Ticaret Mahkemesi hükmüne dayanarak davayı açtığını ancak söz konusu dosyadaki hükmün hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak tesis edilmiş bir hüküm olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ... ve davacı arasında yapılan virman işleminin sonucundan kaynaklı olup davanın ... A.Ş.' ye ihbarı gerektiğini belirtmiş , davanın dava dışı .... A.Ş.' ye ihbarına , haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...İzmir 12. İcra Müdürlüğü ' nün 2018/5610 sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının .... Şti., borlunun .... A.Ş., borç miktarının 112.131,41 USD , takibin iflas yolu ile takip olduğu, ödeme emrinin borçluya 21/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 21/05/2018 tarihli dilekçesi ile takibe, tüm borca ve ferilerine itiraz ettiği , itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği belirlenmiştir. Adana 1 Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 2015/2436 Esas 2018/743 Karar sayılı dosyasının incelemesinde; davacının ..... A.Ş., davalının ..... Şti., davanın itirazın iptali davası olduğu, mahkemece 07/06/2018 tarihinde davanın reddine karar verildiği, kararın İstinaf edildiği , Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ' nin 30/12/2019 tarih 2018/1640 Esas 2019/1472 Karar sayılı ilamı ile Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 07/06/2018 tarih, 2015/2436 Esas 2018/743 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-3 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından Adana 1. İcra Müdürlüğü ' nün 2015/17549 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 64.826,89 USD asıl alacak yönünden iptaline ve bu miktar üzerinden devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ' nin 12/05/2022 tarih, 2020/6429 Esas 2022/3773 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulduğu, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ' nin 2022/1665 Esas , 2022/1457 Karar ve 20/12/2022 günlü kararı ile davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulüne, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/2436 Esas 2018/743 Karar sayılı EK sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verildiği ,kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ' nin 2023/4305 Esas, 2024/7553 Karar ve 24/10/2024 günlü ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının Onanmasına karar verildiği , kararın hükmün onama tarihi olan 24/10/2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesine yönelik olarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin ara karar oluşturulmuş , ara kararı doğrultusunda öncelikle davacı tarafın defterleri üzerinde talimat mahkemesi aracılığıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 05/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda; dava dosyası, icra takip dosyası ve davacı şirketin 2013 yılı ticari defter kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; delillerin takdiri ve her türlü değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere; davacı defterinin 31/12/2013 tarih ve 175 nolu kapanış kaydında davalıdan 120.02.02 -müşteriler hesabından 79.184,12.-TL alacağının gözüktüğü, davacı tarafından davalı şirkete 140.000,00. TL tutarında 2 adet çek verildiği, ilgili çeklerin yanlış hesap kodlarına kayıt edildiği, ilgili çeklerin ödendiğinin tespit edildiği ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Davalı defterleri üzerinde Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 09/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalı .... Şirketinin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürelerinde yaptırıldığı, davalı.... A.Ş.nin, ticari defter kayıtlarına göre, davalı ... Şirketi ' nin davacı ... Şti. den dava tarihi olan 17/08/2018 tarihi itibariyle, 316.679,36 TL. alacağının bulunduğu, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 2015/2436 Esas sayılı dosyasına sunulu 10/04/2018 tarihli bilirkişi .... tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre her iki tarafın 2013 yılı ticari defter kayıtları arasındaki farklılıkların; davalı ... Şirketi tarafından davacı ... Şirketine keşide edilen 140.000,00 TL, lik çeklerin ... Şirketi defterlerinde dava dışı....A.Ş., adına verilmiş olarak kayıtlara işlendiği, bu çeklerin 30/10/2013 vadeli 3006635 ve 3006636 nolu iki adet 70.000,00 TL. lik çekler olduğu, özetle çek kayıtları taraflar arasındaki cari hesapla ... Şirketi detter kayıtlarında bulunmadığı,... Şirketi kayıtlarında bulunduğu, ... Şirketi defter kayıtlarında bulunan ... Avans Hesabı Virman kaydıyla 316.047,31 TL. ödeme kaydının, ...Şirketi defter kayıtlarında bulunmadığı, ... Şirketi defter kayıtlarındaki 181.400,00 TL. lik ödemenin ... Şirketi kayıtlarında 181.678,18 TL. tahsilat olarak kaydedildiği, fark tutarın 278,18 TL olduğu,.... Şirketi tarafından Kur Farkı açıklamasıyla 40.621,57 TL tutarında borç, 9.922,71 TL tutarında ise alacak kaydı yapıldığı, her iki kayıt sonrası Cari hesaba 30.698,86 TL borç kaydı olarak yansıtıldığı, diğer bir deyişle .... Şirketi kur artışından kaynaklı 30.698,86 TL ... Şirketine olan borcun eksildiği ... Şirketi tarafından ise .... Şirketinden olan Kur farkından doğan alacağının 11.076,16 TL tutarında daha arttığı şekilde kayıtlarına yer işledikleri kanaatine varıldığı, ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Davacı tarafın yalnızca 2013 yılına ait defterleri incelendiği anlaşıldığından davacının 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılı defterleri incelenerek dava ve takip konusu alacağın varlığı ve miktarı konusunda ek rapor düzenlemesi istenilmiş, alınan 29/09/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; dava dosyası ve davacı şirketin ibraz ettiği 2014-2015-2016-2017-2018 yılı ticari defter kayıtları üzerinde yaptığı incelemeleri neticesinde; delillerin takdiri ve her türlü değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere; davacı defterinin 31/12/2018 tarih ve 1158 nolu kapanış kaydında davalıdan 120.02 -.... İth. Alıcılar hesabında 79.184,12.-TL alacağının gözüktüğünün tespit edildiği, ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Alınan bilirkişi rapor ve ek raporları doğrultusunda davalının itirazının kısmen haksız ve yersiz olduğu belirlendiğinden , davalının iflas takibine yapmış olduğu itirazın İİK' nun 174 ve 158. Maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. İİK' nun 166/1. Maddesi gereğince gerekli ilanlar yapılmış, Mahkememizin 11/12/2025 tarihli celsesinde İİK' nun 158. Maddesi gereğince depo emrine esas olacak şekilde gelecek celse tarihi itibariyle borç miktarının belirlenmesine yönelik dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi tarafından hesabın alacak miktarının 219.184,12 TL değerlendirilerek yapılmasına ilişkin ara karar oluşturulmuş , alınan 11/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda ; dosya kapsamı, mahkeme görevlendirmesi, ana paranın oluşumu ve hesap yöntemleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hesaplamaya esas alınmasını istediği 219.184,12 TL tutarlı alacağın 79.184,12 TL tutarlı defter alacağı ile 140.000,00 TL tutarlı iki adet çek toplamından oluştuğu kabulüyle ve başlangıç tarihi olarak 31.12.2013 esas alındığında, 14.05.2026 tarihi itibarıyla ulaşılan sonuçlar, alternatif hesaplama yöntemleri dikkate alınarak aşağıdaki şekilde yapıldığı; ¸ Depo edilecek tutar konusunda hangi yöntemin uygulanacağı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Bilirkişi raporunun alınmasından sonra davalı vekiline İİK' nun 158/2. Maddesi gereğince bilirkişi raporunda belirtilen ve ticari temerrüt faizi uygulanarak bulunan alacak miktarı olan 761.026,78 TL yi 7 gün içinde mahkeme veznesine depo etmesine yönelik olarak depo emri tebliğ edilmiş, davalı taraf depo emri doğrultusunda verilen yasal süre içinde belirtilen alacak miktarını depo etmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça davalıdan olan alacağın ödenmediğinden bahisle alacağın tahsiline yönelik davalı hakkında iflas yolu ile adi takip başlatıldığı, takibe davalı tarafça itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği , davacı tarafça itirazın kaldırılarak davanın iflasına karar verilmesine yönelik olarak Mahkememize eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça alacaklı yana borçlu olunmadığı belirtilerek takibe itiraz edildiği , taraf ticari defterlerinin incelenip değerlendirilmesi ile taraflar arasındaki ticari ilişki ile ilgili Adana 1 Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 2015/2436 Esas 2018/743 Karar sayılı dosyasının kesinleşmiş kararının değerlendirilmesi sonucunda davacının davalıdan 31/12/2013 tarihi itibariyle 219.184,12 TL tutarında alacaklı olduğu , davalının icra takibine yaptığı itirazın kısmen haksız ve yersiz olduğu ve davalının yapmış olduğu itirazın kaldırılmasına karar verilmesinin gerektiği, takip konusu alacak ile ilgili depo emrine esas olacak şekilde hesaplamanın yapıldığı ve depo emrinin davalı tarafa tebliğ edildiği, davalı tarafça yasal süre içinde bilirkişi raporunda belirlenen alacak miktarının depo edildiği, alacak miktarının depo edilmiş olması sebebiyle iflas davasının konusunun kalmadığı ancak borcun dava açıldıktan sonra ödenmiş olması ve davalının dava açılmasına sebebiyet vermiş olması sebebiyle davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın konusunun kalmadığı anlaşıldığından konusu kalmayan dava ile ilgili KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, " şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin ticari faiz hesabıyla ilerlemesinin hatalı hüküm tesisine yol açtığını, müvekkili şirketin davalı aleyhine İcra ve İflas Kanunu (İİK) kapsamında iflas yoluyla takip başlattığını, takip tutarını 112.131,41 USD olarak belirlediğini, bu tutarın, davalının müvekkili aleyhine açtığı, hükmü kesinleşmiş ve reddedilen davada yapılan bilirkişi incelemesinden elde edildiğini, söz konusu kesinleşmiş kararda, müvekkilinin 112.131,41 USD alacaklı olduğunun hukuken tespit ve sabit kılındığını, davalının itirazı üzerine açılan itirazın kaldırılması davasında İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin yeniden bilirkişi incelemesi yaptırdığını, bilirkişiye üç farklı hesaplama yöntemi üzerinden rapor hazırlattığını, bilirkişinin, USD kuru yöntemine göre depo tutarını 4.580.173,33 TL olarak belirlediğini ticari faiz yöntemine göre ise 761.026,78 TL bulunduğunu, yerel mahkemenin, 20.05.2026 tarihli ve 2026/450 sayılı kararıyla USD yöntemi bilirkişi hesabını devre dışı bıraktığını ve ticari faize göre hesaplanan 761.026,78 TL tutarında depo kararı verdiğini, davalının bu tutarı yasal süre içinde depo ettiğini, mahkemenin de "konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" hükmettiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesinin ise gerçek alacak miktarındaki telafi edemeyecekleri bu büyük kaybı gidermediğini, yerel mahkemenin, USD niteliğindeki alacağın döviz karakterini yok sayarak hatalı yöntem benimsediğini, iki hesaplama yöntemi arasındaki farkın, hakkaniyet ve alacaklı koruma ilkeleri açısından kabul edilemez olduğunu, ilk derece mahkemesinin kabul ettiği 761.026,78 TL ile bilirkişinin USD hesabına göre belirlediği 4.580.173,33 TL arasındaki farkın 3.819.146,55 TL olduğunu, başka bir deyişle, mahkemenin onayladığı depo tutarının USD yöntemiyle bulunanın %16,62'sine karşılık geldiğini, USD'ye göre hesaplanan alacağın yaklaşık %83,38'inin karşılıksız kaldığını, iflas yoluyla takibin temel amacının, alacaklının gerçek ve tam alacağını güvence altına aldığını, depo kurumunun işlevinin de borçlunun gerçek borcu nispetinde teminat sağlaması olup sembolik bir miktarın depo edilmesiyle iflasın önüne geçilmesine zemin hazırlamak olmadığını, USD niteliğindeki alacağın TL'nin ciddi değer kaybı yaşadığı bir dönemde yapay ve düşük bir TL rakamıyla sınırlandırıldığında, bu durumun alacaklı aleyhine ağır bir haksızlık doğurduğunu ve İİK'nın amacıyla bağdaşmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflarınca her ne kadar depo bedeline yönelik kararın gereği yerine getirilmiş ise de işbu ödemenin borcu kabul anlamına gelmediğini, iflas davasının, niteliği itibarıyla borçlu üzerinde çok ağır hukuki ve ticari sonuçlar doğuran bir süreç olduğunu, iflas kararı verildiği anda borçlunun tasarruf ehliyetinin kısıtlandığını, ticari itibarının telafisi imkansız şekilde zedelendiğini ve tüm malvarlığının iflas masasına devredildiğini, bu denli ağır bir tehdit altında olan müvekkili şirketin, haksızlığına inandığı bir alacak için dahi depo emrini yerine getirmesinin, borcun maddi hukuk bakımından kabul edildiği (ikrar) şeklinde yorumlanamayacağını, taraflarınca haksız bir iflas kararının doğuracağı yıkımı engellemek amacıyla, alacak likit ve gerçek olmasa dahi bu bedelin mahkeme veznesine depo edildiğini, ilk derece mahkemesinin, depo bedelinin yatırılması üzerine davanın konusuz kaldığı yanılgısına düşerek "karar verilmesine yer olmadığına" hükmettiğini, bu hüküm tipinin, iflas davasının inşai karakterine ve İİK 158. maddesinin sistematiğine aykırı olduğunu, takipli iflas davalarında depo emrinin yerine getirilmesi durumunda davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceğini, davanın sonucunda kurulması gereken hükmün iflas talebinin reddi olduğunu, hakkında tek bir icra takibi dahi olmayan müvekkili şirket hakkındaki işbu iflas davasının, müvekkili şirketin bankalar nezdinde ticari itibarına son derece zarar verdiğini, itirazın kaldırılması ve iflas davalarında ispat yükünün davacıda olup davacının usule uygun tutulmamış ticari defterleri baz alınarak verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin ticari defterleri üzerinde gerek Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/2436 Esas sayılı dosyasında gerekse de İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/966 Esas sayılı dosyasında bilirkişi incelemeleri yapılmış olup işbu incelemeler sonucu alınan bilirkişi raporlarında davalı .... şirketinin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının ifade edildiğini, dolayısıyla davacı şirket tarafından usulüne uygun tutulmamış ticari defterlerin kendi lehine delil olarak kullanılamayacağını, davacı tarafından müvekkili şirkete verilmiş ve ihtirazi kayıt olmaksızın ödenmiş çeklerin davacı şirketin bizzat kendisi tarafından ihbar olunan .... A.Ş kayıtlarına işlenmiş olup sadece bu hususun dahi taraflar arasındaki virman işlemini ortaya koyduğunu, taraflar arasında yapılan virman işleminin tek kanıtının ödeme talimatı olmayıp başkaca birçok işlemin virmanı kanıtlar nitelikte olduğunu, davacı şirketin, ihbar olunan ... A.Ş'ye borçlu olup bu hususun bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, dolayısıyla 28.03.2013 tarihli ödemenin borç ödemesi olmayıp müvekkili şirket talimatı sonucu gönderilen ödeme olduğunun aşikar olduğunu, her ne kadar davacı tarafından kabul beyanının olmadığı iddia edilmekte ise de bu işlemin yazılı şekil şartına tabi olmayıp davacı şirketin bu kabulü zımnen gösterdiğini, davacı şirket ile ihbar olunan .... arasında işletme devri söz konusu olup bu hususun göz ardı edildiğini, müvekkili şirketin 64.826,89 USD tutarlı alacağının, mutabakat ve belgelerle sabit olup ihbar olunan ... aracılığıyla yapılan ödemeler göz önünde bulundurulduğunda davacının haksızlığının ortada olduğunu, son faturadan aylar sonra, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı sonrasında müvekkili aleyhine icra takibi yapılmış olmasının ve yapılan ödemelerin, davacının iddia ettiği borcun yokluğuna, müvekkil şirketin alacağına, davacının kötü niyetine karine teşkil ettiğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: adi takipten kaynaklı itirazın kaldırılması ve İflas istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece; davanın konusu kalmadığı anlaşılmakla konusu kalmayan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, yargılama giderleri davalı tarafa yükletilmiştir. İş bu kararı her iki taraf da istinaf etmiştir. Davacı; yerel mahkemenin, USD niteliğindeki alacağın döviz karakterini yok sayarak hatalı yöntem benimsediğini, iki hesaplama yöntemi arasındaki farkın, hakkaniyet ve alacaklı koruma ilkeleri açısından kabul edilemez olduğunu, ilk derece mahkemesinin kabul ettiği 761.026,78 TL ile bilirkişinin USD hesabına göre belirlediği 4.580.173,33 TL arasındaki farkın 3.819.146,55 TL olduğunu, başka bir deyişle, mahkemenin onayladığı depo tutarının USD yöntemiyle bulunanın %16,62'sine karşılık geldiğini, USD'ye göre hesaplanan alacağın yaklaşık %83,38'inin karşılıksız kaldığını belirterek kararın kaldırlarak USD hesabına göre depo kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı; ilk derece mahkemesinin, depo bedelinin yatırılması üzerine davanın konusuz kaldığı yanılgısına düşerek "karar verilmesine yer olmadığına" hükmettiğini, bu hüküm tipinin, iflas davasının inşai karakterine ve İİK 158. maddesinin sistematiğine aykırı olduğunu, takipli iflas davalarında depo emrinin yerine getirilmesi durumunda davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceğini, davanın sonucunda kurulması gereken hükmün iflas talebinin reddi olduğunu, itirazın kaldırılması ve iflas davalarında ispat yükünün davacıda olup davacının usule uygun tutulmamış ticari defterleri baz alınarak verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin ticari defterleri üzerinde gerek Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/2436 Esas sayılı dosyasında gerekse de İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/966 Esas sayılı dosyasında bilirkişi incelemeleri yapılmış olup işbu incelemeler sonucu alınan bilirkişi raporlarında davalı ... şirketinin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının ifade edildiğini, dolayısıyla davacı şirket tarafından usulüne uygun tutulmamış ticari defterlerin kendi lehine delil olarak kullanılamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5610 sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının .... Şti., borlunun .... A.Ş., borç miktarının 112.131,41 USD , takibin iflas yolu ile takip olduğu, ödeme emrinin borçluya 21/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 21/05/2018 tarihli dilekçesi ile takibe, tüm borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği belirlenmiştir. Adana 1 Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2015/2436 Esas 2018/743 Karar sayılı dosyasının incelemesinde; davacının ..... A.Ş., davalının .... Şti., davanın itirazın iptali davası olduğu, mahkemece 07/06/2018 tarihinde davanın reddine karar verildiği, kararın İstinaf edildiği , Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ' nin 30/12/2019 tarih 2018/1640 Esas 2019/1472 Karar sayılı ilamı ile Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 07/06/2018 tarih, 2015/2436 Esas 2018/743 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-3 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından Adana 1. İcra Müdürlüğü ' nün 2015/17549 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 64.826,89 USD asıl alacak yönünden iptaline ve bu miktar üzerinden devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ' nin 12/05/2022 tarih, 2020/6429 Esas 2022/3773 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulduğu, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ' nin 2022/1665 Esas , 2022/1457 Karar ve 20/12/2022 günlü kararı ile davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulüne, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/2436 Esas 2018/743 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verildiği ,kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/4305 Esas, 2024/7553 Karar ve 24/10/2024 günlü ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının Onanmasına karar verildiği, kararın hükmün onama tarihi olan 24/10/2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Davacı taraf iş bu davada cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunu belirterek takip yapmıştır. Dosyamız davalısı önce dosyamız davacısına karşı yukarıda belirtildiği üzere Adana 1. ATM de itirazın iptali davası açmış, açılan dava reddedilmiş, karar Yargıtayca da onanmıştır. Bu kez Adana 1. ATM dosyanın davalısı davacıya karşı iş bu itirazın iptali davasını açmıştır. Adana 1 ATM dosyasında sonuç olarak dava dışı.... A.Ş. tarafından ... şirketine gönderilen paranın davacı adına gönderildiğinin ispat edilmediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş. Yani dosyamız davalısı dosyamız davacısına .... A.Ş. ye talimat vererek ödeme yaptığını ileri sürmüş, ancak Yargıtay bu ödemenin davacı adına olduğunun ispatlanmadığını belirtmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki cari hesabın incelenmesi gerekmektedir. Mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacı defterine göre davacı 79.184,12 TL alacaklı , davalı defterine göre ise; davalının davacıdan 316.679,36 TL alacağının bulunduğu, takip tarihine göre de davalının davacıdan 262.775,80 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Adana 1 ATM dosyasında dosyamız davacısı açılan davaya davalı olarak cevap verirken 79.184,12 TL kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu belirtmiştir. Bu cevap dilekçesinden sonra da davalı defterlerinde cari hesapta bir hareket olmamıştır. Dolayısıyla davacının diğer mahkemedeki ikrarı kendisini bağlayacaktır. Adana 1 ATM dosyasında alınan bilirkişi raporunda; davacı adına ödemenin kabul edilmemesi durumunda davacının davalıya 112.131,41 USD borçlu olacağı belirtilmiştir. Dosyamız davacısı da bu rapora dayanarak 112.131,41 USD üzerinden takip yapmıştır. İş bu dosyamızda ilk derece mahkemesi davacı defterinde görünen 79.184,12 TL alacağa 2 adet toplam 140.000 TL bedelli çekleri de ekleyerek alacağın 219.184,12 TL olduğunun kabulü ile ticari faizi üzerinden yapılan hesaplamaya göre depo kararı vermiştir. Davacı taraf, 140.000 TL bedelli çekleri .... hesabı borçlandırılmak suretiyle defterine kaydetmiştir. Davacı taraf bunun haten olduğunu ileri sürmüştür. Davacı taraf Adana 1 ATM dosyasına cevap dilekçesini sunduğunda da bu 140.000 TL bedelli çekler mevcut olduğu halde bu çekleri hesaba katmadan 79.184,12 TL alacaklı olduğunu belirtmiştir. Tarafların ticari defter kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporları da karşılaştırıldığında defterlerin kayıtlı olan 119.240,39 TL ve 130.545,75 TL bedelli faturalar yönünden birbirlerini doğruladıkları, bu faturaların her iki taraf defterinde de kayıtlı olduğu, davalıda kayıtlı olup davacıda kayıtlı olmayan faturalarla ilgili davalının alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, dolayısıyla davacı defterlerine göre ve davacının ikrarına göre davacının davalıdan 79.184,12 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında; davacının Adana 1 ATM dosyasındaki ikrarı kendisini bağlayacağından Mahkemece 79.184,12 TL üzerinden ticari faiz hesabı yaptırılarak depo kararı verilmesi gerekirken daha fazla miktar üzerinden depo kararı vermesi doğru olmamıştır. Kabule göre de; mahkemece para depo edildikten sonra davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın konusuz kalması nedeniyle reddine karar vermesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; 79.184,12 TL üzerinden ticari faiz hesabı yaptırılarak depo kararı verilerek sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/05/2026 tarih, 2018/966 Esas ve 2026/450 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 732,00 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 732,00 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 8-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 9-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 14/10/2026