Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1520 E. 2026/1829 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1520
Karar No
2026/1829
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1520 - 2026/1829 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1520 KARAR NO : 2026/1829

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/08/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2026/1060 Esas (Derdest)

DAVACI :... ... VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) KARAR TARİHİ : 22/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/08/2026 tarih ve 2026/1060 Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:Davacı müvekkili ... ... İth. İhr. Tic. San. Ltd. Şirketi ile dava dışı ... ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. arasında imzalanan 25.12.2024 tarihli ve ... sözleşme hesap no ile davacı ... nolu tesisatın, yeni abonesi olduğunu, yasal mevzuat gereği, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren 24 veya en geç 48 saat içinde dağıtım şirketi olan davalı tarafça elektriklerin açılması gerekirken, maalesef aboneliği iptal edilen önceki gerçek kişi abonenin, müvekkilin sorumlu olmadığı önceki borcu nedeniyle elektriklerin açılmayacağı müvekkil şirket yetkilisine davalı tarafça gönderilen mesaj ile anlaşıdığını, yasal mevzuata uygun olmayan bu menfi uygulamanın haksız ve hukuksuz olduğu davalı tarafa sözlü ve noter aracılığı ile gönderilen ihtarname ile bildirilip elektriklerin açılması istenmesine rağmen, davalı taraf olumlu bir dönüş yapmadığı gibi sözlü şekilde "eski abonenin borcunu ödemediğiniz taktirde elektrikleriniz açılmayacaktır" şeklinde yasal mevzuata aykırı ve hukuk devleti ilkeleri ile telifi kabil olmayan beyan ve keyfi işlemlerde bulunduğunu, davacı şirketin ... ilinin en büyük iş hacmine sahip ... fabrikalarından birini işlettiğini, kendi mülkiyetindeki büyük arazilerde pamuk üretimi yaptığı gibi, önceden anlaştığı ve alım anında anlaştığı çiftçilerden de büyük ölçekte pamuk alımı ve işlemesini yaptığını, bu kapsamda bir pamuk sezonunda müvekkil şirket; kendi arazilerinde yaklaşık 1.000 Ton, çiftçilerden de yaklaşık 2.000 Ton olmak üzere toplamda yaklaşık 3.000 Ton pamuk üretimi, alımı ve işlemesini ... fabrikasında yaptığını, davacı şirket ürettiği ve aldığı pamuğu kendi ... fabrikasında işleyip balya pamuk haline getirmekte ve önceden anlaştığı iplik fabrikalarına satmakta, ayrışan pamuk çekirdeğini de yine önceden anlaştığı yağ fabrikalarına sattığını, davacı müvekkil firmanın pamuk ürünü cirosu oldukça yüksek olduğunu, şayet elektrik, yasal mevzuata aykırı ve keyfi olarak bağlanmaz ise müvekkil şirket pamuk üreticilerine yüklü miktarda tazminat, iplik ve yağ fabrikalarına da yüklü miktarda cezai şart ödeme tehlikesi ile karşı karşıya kalacak ve belkide iflas etme noktasına dahi gelebileceğini, davacı şirketin fabrikasının bulunduğu ... Ovasında pamuk ekimi ilkbaharda, hasadı ise sonbaharın başlarından itibaren yapıldığını, Bu nedenle sezon başlamadan önce müvekkil şirketin fabrikasının elektriklerinin açılması gerektiğini, makinaların bakımı ve hazır hale getirilmesi, çalışan personelin eğitimi, fabrikanın temizliği ve diğer sezonluk rutin işlerinin yapılabilmesi için acilen ve müvekkil şirketin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâl nedeniyle, davalı tarafın, müvekkil şirkete ait fabrikanın elektriklerini açması için bu eda davasının açılması zarureti hasıl olduğunu belirterek ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne, elektrik aboneliği bulunan müvekkil davacı şirketin yasal şartları oluşmasına rağmen keyfi şekilde açılmayan elektriklerinin, davalı tarafça açılmasına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNE ÖZETLE: Davacı tarafın iddiaları haksız ve mesnetsiz olup kötü niyetli açılan davanın reddinin gerektiğini, davacının iddialarının aksine ... nolu tesisata enerji verilmemesinin nedeni önceden aboneliği iptal edilen gerçek kişinin borçlarının ödenmemesi olmayıp asıl olan aktif abone sahibinin borçlarının ödenmemesi nedeni ile enerji verilmemesi olduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine elektrik davacı tarafın senelerdir süre gelen ödemediği, ödemeyi de hiç düşünmediği kaçak kullanım borçlarından dolayı kesildiğini, müvekkil şirket tarafından borçlu adına düzenlenen tutanaklara binaen başlatılan ... 2020/368 sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkin açılan ... ATM 2023/46 esaslı davada bilirkişi raporunda özetle; "Davalı ... ...’ın ilgili yönetmeliğin 42. Maddesi gereği kaçak elektrik kullanımının bulunduğunu, davacının düzenlemiş olduğu tutanakların yönetmeliğin 43. Maddesi hükümlerine uygun olduğu, yönetmeliğin 44. ve 45 maddesi hükümlerine göre kaçak tahakkuku oluşturulması gerektiği, dava konusu Kaçak Tutanağı için oluşturulacak tahakkukta kullanılacak tarife (ceza) katsayısının 2 olması gerekeceği, söz konusu kullanım yeri ticarethane olduğundan ve yönetmelik gereği abone kaydı olmadığından ticarethane tarifesi üzerinden hesaplama yapılması gerekeceğini, belirtildiği ve izah edildiği şekilde yapılan hesap tablosu ile elde edilen sonuçlar ve hesaplama ile ilgili detaylar ile tutanağının düzenlendiği tarihte yürürlükte olan faaliyet bazlı tüketici tarifelerinin EK-1de sunulduğu, EK-1de verilen hesap tabloları incelendiğinde ise, oluşacak davacı alacağının aşağıda verilen tablodaki gibi olacağı, belirtilen alacaklar ile ilgili ve sonuç olarak ekte verilen hesaplama tabloları doğrultusunda; davaya konu her bir kaçak tutanağı için yine dosyada mevcut ve bu kaçak tutanaklarına ait fatura tarihleri esas alınarak oluşan ve takibe konu edilebilecek asıl alacakların aşağıdaki tabloda verildiği şekilde olduğu, sonuç olarak ise; yukarıda verilen hesap tablosundan da görüleceği üzere, davacının 102.040,39 TL toplam asıl alacak, 3.185,25 TL toplam işlemiş faiz ve bu faizin 573,34 TL toplam KDV’si olmak üzere icra takip tarihine kadar toplamda 105.798,98 TL alacağının olacağı” ifadelerine yer verildiğini, ... ATM 2023/805 esaslı davada düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "Tesisatta tutulan tutanaklar Kaçak elektrik tüketimi olarak değerlendirilmiş olup bu kapsamda Tedarikçi firmanın tüketici abonenin elektriğini kesmesi yönetmelik hükmü kapsamında olduğu, ancak ‘’tedbiren elektrik enerjisinin verilmesi’’ kararı olan 14.09.2023 tarihinden sonra bağlantı ve tüketim süreci başlatılmışsa, Tutulan tutanaklarda tüketilen enerji bu tarihten önceye ait olduğundan süreci etkilemeyeceği ve Tedarikçi firma (...) karar tarihinden sonraki süreci kapsayan dönemlerde yönetmelik hükümlerine aykırı elektrik tüketiminin tespiti durumunda tüketici abonenin elektrik bağlantısını kesmesi gerektiği, mevcut İşiletme iş yeri için tesisata yeniden elektrik aboneliği isteyen gerçek veya tüzel kişi önceki aboneliğe ait gerçek veya tüzel kişiden farklı ise Tedarikçi Firma (...) 30.05.2018 tarihli Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 21. ve 24. Maddelerdeki hüküm gereği yeni talepte bulunan gerçek veya tüzel kişi ye abonelik tesis etmekle yükümlü olduğu, yeni aboneliğin elektriğini ancak tüketicinin yönetmelik hükümlerine aykırı şekilde elektrik tüketmesi durumunda Tedarikçi firma (...) tüketicinin elektriğini kesme yetkisine sahip olacağı," görüş ve kanaatine varıldığını, bilirkişi raporuyla davacı kullanımlarının müvekkil şirket görevlileri tarafından tespit edildiği gibi kaçak elektrik kullanımı sınıfına girdiği tasdik edilmiş, çekişmeli olmaktan çıktığını, aynı dosya kapsamında düzenlenen diğer bilirkişi raporu incelendiği takdirde ise özetle; "Davacının 06.03.2017 tarihine kadar abone olduğu, bu tarih itibarı ile borcundan dolayı aboneliğin dava dışı perakende şirketince feshedildiği, bu tarihten itibaren 2023 yılına kadar davaya konu tesisata farklı kaçak kullanım gerekçeleri ile yine farklı tarihlerde 20 den fazla kaçak tutanağı düzenlendiği, bu tutanaklardan 5 adedinin davacı tarafça ödenmesine rağmen 15 adetten fazla tutanağa ödeme yapılmadığı, davalı tarafça düzenlenen tutanaklardan (13.11.2017, 11.10.2018, 02.11.2018, 03.12.2018 ve 11.09.2019 tarihli) 5 adetinin davacı ... ... tarafından açılan menfi tespit davasında ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/525 Esas sayılı dosyasında görüldüğü, bu davada tarafların aynı olduğu, yapılan yargılama sonucunda alınan kararda141.262,62 TL alacak için davacının 6.006,77 TL'si tutarında borçlu olmadığının tespitinde şeklinde hüküm kurulduğu, bu davada da davacının kaçak elektrik tüketiminde bulunduğunun tespit edildiği, davacının tüm kullanımlarının EPTHY madde 42/1-A gereği kaçak elektrik kullanımı kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, 49/1-C hükmünün açık olduğu, davacı tarafın ilgili yönetmeliğine uygun şekilde elektrik kullanılabilmesi için dava dışı tedarik şirketi ... ... Elektrik Perakende Satış A.Ş.’ne yukarıda açıklandığı şekilde ve ilgili yönetmelik çerçevesinde bir başvurusu ve bununla ilgili belgenin bulunmadığı, başvuru sahibi olan davacı ... ... İth. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şi.’nin (davaya konu ... tesisat numarasına sahip) kullanım yerine ait kaçak elektrik enerjisi tüketiminden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi sonucu bölgede elektrik enerjisi dağıtım faaliyetlerini yürütmeye yetkili davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından enerjinin açılması ile elektrik enerjisi kullanabileceği" görüş ve kanaatine varıldığını, davacının kaçak elektrik kullanımı birçok kez mahkemelerce tespit edildiğini, davacı tarafından kaçak elektrik kullanımlarına ilişkin borçlarının ödenmemesi ve elektrik tesisi amacıyla değişik iş davaları veya işbu davaya benzer davalar açması hakkın kötüye kullanımını teşkil ettiğini, HMK madde 114'e göre aynı davanın (işbu dava), daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (... ATM 2023/805) dava şartı olduğunu ve ... ATM 2023/805 incelendiğinde derdestlik nedeni ile tarafları ve talep konusu aynı olan işbu davanın dava şartı yokluğu nedeni reddi gerektiğini, kaçak elektrik kullanımına ilişkin olarak açılan ... Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/46 ve 2024/777 esaslı itirazın iptali davaları aynı şekilde haklılıklarını ortaya koyduğunu, zira ... 2023/46 esaslı itirazın iptali davasında yer alan 20.05.2025 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde kaçak elektrik kullanımının sabit olduğunun anlaşıldığını belirterek müvekkili davalı şirketin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla açılmış bulunan işbu haksız davanın reddine, haksız ve kötü niyetli dava nedeniyle davacının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlenin ve vekalet ücretinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 24/08/2026 TARİHLİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece"....Davacı tarafça eksik teminat miktarının tamamlanmadığı sabittir. İhtiyati tedbir kararının icra edilebilirliği ve hukuki geçerliliği, kararda öngörülen teminatın yatırılması kurucu şartına bağlıdır. Şart koşulan teminatın yatırılmaması hâlinde tedbir kararı hukuki sonuç doğurmaz ve kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Açıklanan hukuki gerekçeler ışığında; davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile şart koşulan teminatı yerine getirmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin haklı talebinin kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Davalı vekilinin 20/08/2026 havale tarihli talebinin KABULÜ ile; Mahkememizin BAM kaldırma kararı öncesi 2025/1226 Esas ve 11/08/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının KENDİLİĞİNDEN KALKMIŞ SAYILMASINA, ...." karar verilmiştir. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına yönelik 24.08.2026 tarihli ara kararın dosya kapsamına, bilirkişi raporuna ve hakkın özüne aykırı olduğunu, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 24.02.2026 tarihli kararı ile ihtiyati tedbirin 2.757.629,00 TL teminat mukabilinde kabulüne karar verildiğini, ancak yerel mahkemenin teminatın tamamlanmadığı gerekçesiyle tedbirin hükümsüz kaldığına dair şekli bir karar verdiğini, bu kararın tedbir kurumunun amacına aykırı olduğunu, davalı tarafın tekel gücünü kullanarak fahiş ve soyut faturalar üzerinden işlem yaptığını, müvekkil şirketin deprem sonrası yeniden inşa ettiği fabrika binasında tükettiği elektrik bedelini ödediğini, davalı tarafın önceki gerçek kişi aboneye ait 18.384.193,39 TL tutarındaki borcu müvekkil şirkete baskı unsuru olarak yansıttığını, ... Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/777 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda alacak miktarının 18.384.193,39 TL değil 3.754.375,09 TL olarak belirlendiğini, bu miktarın dahi fahiş olduğunu, yerel mahkemenin bu bilirkişi raporunu ve itirazları dikkate almadan sadece kitabi bilgilerle tedbirin kalktığına karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin ... fabrikasının pamuk sezonu nedeniyle sadece 2 ay faaliyette bulunacağını, elektrik kesintisinin müvekkili zor durumda bırakmak amacıyla yapıldığını, müvekkilin 33.000 Voltluk trafo üzerinden kullandığı elektriğin bedelini muntazaman ödediğini, davalı kurumun tekel konumunda olması sebebiyle sözleşme yapma mecburiyeti bulunduğunu, abone olmayan kişiden eski borçların istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/3452 Esas 2021/6001 Karar sayılı emsal kararında belirtildiği üzere ihtiyati tedbirin hakkın korunmasına hizmet etmesi gerektiğini, davanın uzamasından kaynaklanan sakıncaları gidermek ve geçici hukuki koruma sağlamak amacıyla tedbir kararı verilmesinin adil olduğunu, beyanla 24.08.2026 tarihli ara kararın kaldırılarak 2024/777 Esas sayılı dosyadaki bilirkişi raporu doğrultusunda makul miktarlı teminat mukabilinde elektriğin kesilmemesi ve kesilmiş ise yeniden bağlanması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, elektrik bağlanmasına yönelik muarazanın giderilmesi davasında ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece 11/08/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, bu karara davalı vekilince itiraz edildiği, itiraz üzerine mahkemece 24/11/2025 tarihli ara karar ile tedbire itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı davalı vekilince yasal süresi içerisinde istinaf müracaatında bulunulduğu, dairemizce yapılan incelemede, 24/02/2026 tarih 2026/93 Esas- 2026/377 Karar sayılı ilamla," Mevcut alacağın 18.384.193,39 TL olduğu belirtildiği, bu kapsamda niza konusunun 18.384.193,39 TL olduğu, HMK 392/1 maddesi uyarınca davalı şirketin muhtemel zararlarına karşılık niza konusu meblağ üzerinden teminat alınması gerekirken yeterli miktarda teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire hükmedilmesinde isabet görülmemiştir." şeklinde karar verildiği, ancak, davacı vekilince dairemiz ilamında belirlenen teminat miktarının yatırılmadığı, bunun üzerine davalı vekilince 24/11/2025 tarihli tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına karar verilmesine yönelik talepte bulunulduğu, ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirme neticesinde, 24/08/2026 tarihli ara karar ile " Davalı vekilinin 20/08/2026 havale tarihli talebinin KABULÜ ile; Mahkememizin BAM kaldırma kararı öncesi 2025/1226 Esas ve 11/08/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının KENDİLİĞİNDEN KALKMIŞ SAYILMASINA," karar verildiği, bu ara karara karşı davacı vekilince yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 389 v.d. maddelerinde geçici hukuki korumalar arasında ihtiyati tedbir düzenlenmiş olup, HMK'nın 389. maddesinde "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Görüldüğü üzere kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır. Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir. İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir. (HMK m.390/3) Yani ispatı gereken hususların tam olarak değil kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir. HMK'nın 393/1.maddesinde "İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi halde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar." düzenlemesi bulunmaktadır. Dosya kapsamı incelendiğinde, ilk derece mahkemesince dairemizin 24/02/2026 tarih 2026/93 Esas- 2026/377 Karar sayılı ilamında belirtilen teminat miktarının, davacı vekilince süresi içerisinde yatırılmadığı gibi teminat mektubu da dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK 393/1 maddesi uyarınca ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına" karar verildiği, dosya içeriği ve toplanan delillere göre davacı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri göz önüne alındığında, ilk derece mahkamesince ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalktığına yönelik verilen ara kararın isabetli olduğu, bu nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşıldığından, usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken İstinaf karar harcı başvuru sırasında alınmadığı anlaşıldığından, 732,00 TL istinaf maktu karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinaf sırasında yapılan yargılama giderlerinin istinaf talebinde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/4. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/10/2026

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1520, K. 2026/1829, T. 22.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1520-e-2026-1829-k-d475d6383ea6