Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1476 E. 2026/2344 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1476
Karar No
2026/2344
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1476 KARAR NO : 2026/2344

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/03/2026 NUMARASI : 2021/965 Esas 2026/151 Karar DAVANIN KONUSU : İFLAS BAM KARAR TARİHİ : 20/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/10/2026

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/965 Esas 2026/151 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının yükleniciliğini üstlendiği “...” projesi kapsamında, İzmir ili, Menemen ilçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazdaki bağımsız bölümlerden 7 tanesinin satın alındığını, bu taşınmazlardan ... tarafından .. blok ... Kat .. bağımsız bölümün, .... tarafından .. Blok ... Kat ...bağımsız bölümün, .... tarafından ... Blok .. Kat .. bağımsız bölümün, ... tarafından .. Blok ... Kat .. Blok ... Kat .. bağımsız bölüm ve...Blok... Kat ... bağımsız bölümlerin,... tarafından .. Blok .. Kat .. bağımsız bölümün satın alındığını, söz konusu taşınmazların teslim tarihine uygun olarak teslim edilmediğini, gecikme tazminatı hakkı doğan davacılar tarafından İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2021/4792, 4793, 4794, 4795, 4796,4830 Esas sayılı dosyaları ile genel haciz yoluyla icra takibine girişildiğini, borcun ödenmemesi üzerine iş bu davanın açılmak zorunda kalındığını, davalı şirketin İİK177/1 maddesine göre iflas şartlarının oluştuğunu, bu talepleri kabul edilmediği takdirde İİk 179/1-c-1 gereği iflas şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, öncelikle davalı şirketin İİK 177 maddesi hükmü gereği iflasına, aksi takdirde İİK 179 maddesi hükmü gereği borca batık olduğunun tespiti ile iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Müdahil Banka vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın başkaca alacakları hariç olmak üzere davalı şirketten Beyoğlu 48. Noterliği'nin 02.07.2019 tarih, 86134 yevmiye no.lu ihtarnamesine konu 1.469.754,24-TL alacağı bulunduğunu, bankanın 1.400.000,00-TL limitli ipoteği bulunduğunu, İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12133 Esas sayılı takip dosyası ile ipotek takibine geçildiğini, takip sonucunda "...-... Mah. ... Sok.... Sit. K:...No: ... Menemen /İZMİR", "...-... Mah. ... Sok. ...Sit. K: .. No:.. Menemen /İZMİR" ve "...-... Mah. ... Sok. ... Sit. K:... No:... Menemen /İZMİR" adresindeki ipotekli taşınmazların satıldığını, 23.03.2021 tarihinde 550.000,00-TL tutarında rehin açığı belgesi alındığını, şirket aleyhine 05.09.2019 tarihinde İzmir 23. İcra 2019/11825 Esas sayılı takip dosyası ile 1.608.671,71-TL takip başlatıldığını, itiraz üzerine bu defa İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/267 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını ve davanın derdest olduğunu, müvekkili bankanın alacağının tam olarak ödenmediğini, şirketin ödeme kabiliyeti bulunduğunu ayrıca borca batık olmadığını, davacının iflas talebinin haksız olduğunu ileri sürerek, dosyada müdahilliklerine karar verilmesini ve davacıların davalı şirket için için talep ettiği iflas talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde İstinaf incelemesine konu karar ile: "Dava, İİK m.177'ye dayalı doğrudan iflas, bu talebin kabul edilmemesi halinde İİK m. 179'a dayalı borca batıklık sebebiyle iflas talebine ilişkindir. Davalı şirketin Ticaret sicil kayıtları celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Celp edilen kayıtlardan, davalı şirketin Merkez-147... numarasında İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı olduğu, tek ortaklı olduğu, tek ortağı ve yetkilisinin... olduğu anlaşılmıştır. İİK'nın 181. maddesinin yollaması ile İİK'nın 166/2 maddesinde öngörülen usulle iflas talebi ilan edilmiş ve alacaklılara müdahale veya itiraz imkanı tanınmıştır. İİK'nın 181. maddesinin aynı kanunun 160. maddesine yaptığı yollama nedeniyle ilk alacaklılar toplantısına kadar gerekli masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerektirdiği masraflarının avans olarak mahkeme veznesine yatırılmasının gerekli olması nedeniyle bu avans yatırtılmıştır. İİK m.177 hükmü aşağıdaki şekildedir. "Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir. 1– Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2– Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3– 308 inci maddedeki hal varsa; 4– İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır." Kanun alacaklının talebi ile doğrudan doğruya iflas hallerini yukarıda belirtildiği üzere saymıştır. Kanunun açıkça öngördüğü haller dışındaki sebeplerden dolayı, bir kişinin doğrudan doğruya iflası istenemez. Dava dilekçesindeki beyan ve ifadelerden davacı yanın, İİK md. 177/1'in bent 1, 2 hükümlerine dayanıldığı anlaşılmaktadır. İİK m.177/1, b. 1 hükmünde geçen "Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz." hükmü yalnız gerçek kişiler için bir doğrudan doğruya iflas nedenidir. Tüzel kişilerin merkezi statülerinde yerleşim yerleri belli olduğundan tüzel kişi tacirler için bu hükmün uygulanabilmesine imkan bulunmamaktadır. İİK m.177/1, b. 1 hükmünde geçen "Taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar" hükmü gereğince, borçlunun alacaklılarının takibinden kurtulmak maksadıyla ticarethanesini kapatarak hiçbir adres bırakmadan ortadan kaybolması bu hal kapsamında değerlendirilebilecek bir husus olduğu gibi bu hususun kesin bir delille ispatlanması gerekli olmayıp, mahkemeye bu konuda kanaat verilmesi yeterlidir. (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.982) Davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü adresinde bulunduğu, her ne kadar vergi ve SGK borçlarının bulunduğu dosya arasına celp edilen müzekkere kayıtlarından anlaşılmakta ise de davalı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi ve ekleri ile bu doğrultuda Mahkememizce celp edilen kayıtlara göre borçlarını ödemeye ve/veya yapılandırma taleplerinde bulunmakta olduğu gözetildiğinde bu şartın mevcut olmadığı değerlendirilmiştir. İİK m.177/1,b.1 hükmünde geçen "Alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder" hükmü kapsamında yer alan, hileli işlemin cezayı gerektiren bir işlem olması gerekmeyip alacaklılara zarar verme kastı ile yapılan hileli işlemlerin (örneğin malların yakınlarına devredilmesi, bağışlanması veya İİK m. 278-280'deki tasarruflar) bu kapsamda olduğu; somut olayda, yasanın iflas ile sonuç bağladığı bu seçenek eylemin gerçekleştirildiğine ilişkin vakıanın ispatlanamadığı değerlendirilmiştir. İİK m.177/1,b.1 hükmünde geçen "Haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa" hükmüne örnek olarak borçlunun mallarını beyan etmemesi, gizlemesi veya varlığını inkar etmesi verilebilir. Borçlunun bunu yaparken, mallarını saklama iradesinin bulunması gerekir. Fakat, bunun alacaklılarına zarar vermek maksadı ile yapılmış olduğunun ispatına gerek yoktur. (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.983) Dosya kapsamında, davalı adına kayıtlı bulunan ve üzerinde hacizler mevcut bulunan araçlar ve taşınmazların bulunduğu tespit edilmekle somut olayda bu hükmün koşullarının mevcut olmadığı değerlendirilmiştir. İİK m.177/1,b.2'de borçlunun ödemelerini tatil etmiş olması aranmakta olup, burada maksat borçlunun genel ve devamlı bir şekilde ödemelerini tatil etmiş olmasıdır. Borçlu muaccel ve çekişmesiz borçlarını ödeyemiyor ve bu husus geçici bir duruma dayanmıyor ise ödemelerin tatil edildiğini kabul etmek gereklidir. Ödemelerin tatil edildiği genel olarak buna delalet eden olaylardan anlaşılır. Örneğin borçlu, ticarethanesini kilitleyerek yerine bir vekil de bırakmadan uzun bir yolculuğa çıkmışsa, borçluya karşı yapılan ve devam eden icra takipleri çoğalmışsa, borçlu en küçük borçlarını bile ödeyemiyorsa veya borçlunun mallarının büyük bir kısmına haciz konulmuş ise, borçlunun ödemelerini tatil etmiş olduğu sonucuna varılabilir. Somut olayda borçlu hakkında başlatılan ve yukarıda deliller bölümünde incelenen takip dosyalarının ekseriyetle kesinleştiği görülmekte ise de bilirkişi raporlarında da irdelendiği üzere davalının tahsil ve haricen tahsil suretiyle kapatılan takip dosyalarının da bulunduğu, yine davalı vekili tarafından ödemeleri tatil etmedikleri savunmasına esas olarak sunulan ödeme belgeleri gözetildiğinde davalının ödemeleri tatil ettiği sonucuna varılamayacağından bu hükmün koşullarının da oluşmadığı değerlendirilmiştir. Netice itibariyle somut uyuşmazlıkta, davacının ileri sürdüğü İİK m.177'ye dayalı doğrudan iflas koşulları oluşmadığından davacının bu yöndeki davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının terditli talebi olan İİK m. 179 gereği borca batıklık sebebiyle iflas talebi yönünden yapılan değerlendirmede, bilirkişi heyetinden alınan raporunda da denetime ve hüküm kurmaya elverişli şekilde tespit edildiği üzere, davalı şirkete ait gayrimenkullerin güncel reel değerleri de dikkate alındığında şirket aktiflerinin 14.508.679,82-TL olduğu, davalı şirket vekili tarafından bildirilen ve dosya arasına celp edilen takip dosyaları ile de teyit edilen haricen tahsilatlar ve vergi, SGK ödeme belgeleri dikkate alındığında şirketin takip konusu olan pasifleri ile belirlenen kamu borçlarının dosyaya gelen dosya hesap bildirimlerine göre toplam 15.906.994,20-TL olduğu, bu değerler üzerinden şirket borca batık gözükmekte ise de davalı ile ... Bankası arasında düzenlenen protokol doğrultusunda davalı tarafından bu protokolde taahhüt edilen 1.500.000,00-TL borç ödeme ile söndürüldüğünden ve davalının bu borcu ödediği bankadan getirtilen kayıtlar itibariyle de anlaşıldığından, netice itibariyle şirketin borca batıklık durumunda olmadığı tespit edildiğinden davacının bu talebi yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile; "Davanın REDDİNE" şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, kaydi olarak borçlarını aktarmamış olduğunu, bir kısım borçları kayıt dışı bırakmış ve muhasebesel hatalar ile borca batık görünmediğini, bu noktada da tüm delillerin ve icra dosyaların bildirilmiş olduğunu, davalının, hiçbir şekilde borçlarını ödemediği gibi bu gayesini ortaya koyan bir hamlede de bulunmadığını, kaydi kayıtların ve icrai süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun üçüncü sayfasında yer alan borca batık olunmadığı yönündeki tespitine itiraz ettiklerini, zira icra dosyalarına göre, SGK ve vergi dairesi kayıtlarına göre borca batık olduğu açık olan şirket ile ilgili iflas koşullarının oluştuğunu, davalı tarafın eylemlerinin suç teşkil edebilecek şekilde ticari defter ve belgelerde usulsüzlüğe sebebiyet vermiş olduğunu, dosya içerisindeki davalının vergi dairesi borcu, SGK borcu, icra dosyası borçlarının toplamı 22.801.397,85 TL olduğunu, şirketin aktiflerinin ise 10.508.679,82 TL olarak hesaplandığını, bu noktada şirketin borca batık olduğunun açık olduğunu, bununla birlikte protokoller dikkate alınarak 5.500.000,00 TL'lik bir azalma dikkate alındığını, bilirkişinin bu noktada hatalı bir değerlendirme yaptığını, davalı şirketin, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla edimini ifa etmemekte ve kaçmakta olduğunu; hileli işlemlerde bulunup hileli işlemlere teşebbüs etmekte olduğunu; ödemelerini tatil eylemekte olduğunu, bu da müvekkiline, İİK m.177/1 gereği iflas talebinde bulunma hak ve yetkisi verdiğini, dosya kapsamında (terditli olarak) İİK m.179/1,c.1 gereği iflas sebebi de bulunduğunu, somut olayda İK m.177/1 kapsamında iflas koşulları oluştuğunu, yine öte yandan İİK m.179/1 koşulları bulunduğunu, zira İİK m. 179/1, c. 1’e göre, borçlu bir şirketin pasifinin aktifinden fazla olması doğrudan doğruya bir iflas sebebi olarak öngörüldüğünü, ilk derece mahkemesi kararındaki muhalefet şerhinde iflasa karar verilmesi gerektiği yönündeki görüşün bulunduğunu, verilen kararın kaldırılarak muhalefet şerhi dikkate alınarak davalı tarafın borca batıklığın tespiti ile iflasına karar verilmesini; yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İİK m.177'ye dayalı doğrudan iflas, bu talebin kabul edilmemesi halinde davalı şirketin İİK 179. maddesi gereğince borca batık olduğunun tespiti ve iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde "Davanın REDDİNE" karar verilmiştir. İş bu karara karşı tüm davacılar vekili tarafından istinaf dilekçesi sunulmuş ve dilekçe ekinde sadece davacılardan ... tarafından istinaf harçlarının yatırıldığına dair harç makbuzunun sunulduğu görülmüştür. Mahkemece diğer davacılar açısından eksik harçların yatırılması için oluşturulan 08.07.7026 tarihli ara kararının davacılar vekiline 13.07.2026 tarihinde tebliğ edildiği, eksik harçların diğer davacılar tarafından yatırılmadığı, bunun üzerine davacı ... dışındaki davacıların istinaf talebinin yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak mahkemece oluşturulan 29.07.2026 tarihli arar kararının davacılar vekiline 03.08.2026 tarihinde tebliğ edildiği, iş bu kararın istinaf edilmediği görülmüştür. Bu durumda sadece istinaf harçlarını yatıran davacı ... yönünden istinaf talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Davaya konu İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2021/4830 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı ... tarafından davalı borçlu şirket hakkında 11.05.2021 tarihinde asıl alacak faiz ve fer'ileri ile birlikte toplam 40.124,34 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 12.05.2021 tarihinde tebliğ edildiği, icra müdürlüğünce oluşturulan 20.05.2021 tarihli tensip tutanağı ile takibin kesinleştirilmesine karar verildiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında; Bilirkişi heyetinden alınan 15.03.2023 tarihli raporda, davalı şirketin muhasebecisinin 2020 ve öncesi dönemlerinde mali müşaviri olarak görev yaptığı, ancak 2021 yılı için bu şirket ile yasa gereği imza altına alınması gereken muhasebecilik sözleşmesinin imzalanmadığı, bu nedenle.... Şti. 'nin 2021 yılı yasal defterlerinin tarafınca tasdik ettirilmediği ve dolaysıyla 2021 ve 2022 yılına ilişkin ....Şti.'ne ait herhangi bir yasal belgenin kendisinde olmadığı, yine 2020 yılı ve öncesine ait yasal defter ve belgelerin de ilgili firmaya iade edilmiş olduğu, davalı şirketin vergi borcunun 684.032,04-TL, SGK borcunun 816.594,80-TL olduğu, davalı şirketin aktiflerinde mevcut ilk hammadde malzeme, diğer stoklar, arazi ve arsalar, binalar, taşıt ve demirbaşlarının var olup olmadığı, var ise rayiç değerlerinin ne olduğu hususunda teknik ve mali yönden inceleme yapılarak borca batıklık durumunun net bir biçimde tespit edilerek hesaplanabileceğinin belirtildiği, Yine aynı bilirkişi heyetinden alınan 11.01.2024 tarihli ek raporda ise, şirketin 31.12.2021 tarihli kaydi özvarlığının 8.082.435,02-TL olduğu, bu özvarlık dikkate alındığında şirketin 7.500.000,00-TL' den ibaret sermayesinin ödendiği ve şirket aktiflerine plase edildiği ve şirtket bünyesinde muhafaza edildiği, şirkete ait araçların toplam rayiç değerinin 350.000,00-TL, şirkete ait gayrimenkullerin toplam rayiç değerinin 5.500.000,00-TL olduğu, bu durumda şirketin aktiflerinin 10.508.679,82-TL, pasiflerinin ise 2.608.355,84-TL olduğu, mevcut durum göz önüne alındığında reel manada da şirket aktiflerinin pasiflerini karşılar vaziyette olduğu, şirketin kayden ve reel manada borca batık durumda bulunmadığı, davalı ... Şti. 'nin gerek İcra İflas Kanunu 177, 178, 179 ve ilgili maddeleri gerekse Türk Ticaret Kanunu 376 ve ilgili maddeleri kapsamında İflas şartlarını taşımadığı belirtilmiştir. Yine aynı heyetten alınan 02.09.2024 tarihli bilirkişi ikinci ek raporda; icra dosyasındaki şirket borçlarının da hesaplandığı, böylece bildirilen kamu borçları ile icra takibi konusu borçların toplamının 22.801.397,85-TL olduğu, bu durumda Reel Değerler de dikkate alınmak suretiyle değerlemeye tabi tutulan şirket aktiflerinin 10.508.679,82-TL olmasına karşın, şirketin bildirilen icra takibi dosyalarına ve kamu borçlarına göre 22.801.397,85-TL pasifi gözükmekle şirketin borca batık gözüktüğü, iflası hususunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Yine aynı bilirkişi heyetinden alınan 21.05.2025 havale tarihli üçüncü ek raporda ise; .... Şti.'ne ait gayrimenkullerin güncel reel değerleri de dikkate alınmak suretiyle değerlemeye tabi tutulan şirket aktiflerinin 14.508.679,82-TL olduğu, davalı şirket vekili tarafından bildirilen haricen tahsilatlar ve belgeler dikkate alındığında toplam 15.906.994,20-TL olarak gözüktüğü, bu değerler üzerinden şirketin — (menfi) 1.398.314,60-TL özvarlığı hesaplandığı ve borca batık gözüktüğü, ancak... Bankası ile protokol ile imzalanıp taahhüt edilen 1.500.000,00-TL borcun ödenmesi/ödenmiş bulunması halinde şirketin borca batıklıktan çıkabileceği belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 20.12.2024 tarihli dilekçe ekinde bankalarla yapıldığı bildirilen protokoller ile dilekçede belirtilen bir kısım icra dosyası borçlarının ödendiğine ilişkin tahsilat makbuzlarının suretleri sunulmuştur. Ayrıca davalı vekili tarafından 10.06.2025 tarihli 3. ek rapora beyan dilekçesi ekinde .... Bankası ile yapılan protokol kapsamında İzmir 21. İcra Müdürlüğü' nün 2019/13477 Esas sayılı dosyasının haricen tahsil ile kapatıldığına dair alacaklı vekilince icra dosyasına sunulduğu belirtilen dilekçenin bir suretinin sunulduğu görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; dava konus somut uyuşmazlıkta, davacının ileri sürdüğü İİK m.177'ye dayalı doğrudan iflas koşulları oluşmadığı, ayrıca davacının terditli talebi olan İİK m. 179 gereği borca batıklık sebebiyle iflas talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, bilirkişi heyetinden alınan raporda da denetime ve hüküm kurmaya elverişli şekilde tespit edildiği üzere, davalı şirkete ait gayrimenkullerin güncel reel değerleri de dikkate alındığında şirket aktiflerinin 14.508.679,82-TL olduğu, davalı şirket vekili tarafından bildirilen ve dosya arasına celp edilen takip dosyaları ile de teyit edilen haricen tahsilatlar ve vergi, SGK ödeme belgeleri dikkate alındığında şirketin takip konusu olan pasifleri ile belirlenen kamu borçlarının dosyaya gelen dosya hesap bildirimlerine göre toplam 15.906.994,20-TL olduğu, bu değerler üzerinden şirket borca batık gözükmekte ise de davalı ile .... Bankası arasında düzenlenen protokol doğrultusunda davalı tarafından bu protokolde taahhüt edilen 1.500.000,00-TL borç ödeme ile söndürüldüğünden ve davalının bu borcu ödediği bankadan getirtilen kayıtlar itibariyle de anlaşıldığından, netice itibariyle şirketin borca batıklık durumunda olmadığı tespit edildiğinden davacının bu talebinin de yerinde olmadığından davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2026 tarih ve 2021/965 Esas 2026/151 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde İİK'nun 164. ve HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 20/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1476, K. 2026/2344, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1476-e-2026-2344-k-593b3151b4c6