Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1293 E. 2026/1369 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1293
- Karar No
- 2026/1369
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1293
KARAR NO : 2026/1369
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/04/2026 (Karar)
NUMARASI : 2022/372 Esas, 2026/232 Karar
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)|Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili asıl davaya ilişkin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Erzurum .... İcra Dairesinin 2017/... Esas sayılı dosyası ile hakkında yapılan icra takibinin haksız ve yersiz olduğunu, takibe konu bononun tarafınca ...'e .../... tarihli kredi sözleşmesine kefil olması sebebiyle, diğer borçlular ile birlikte vermiş olduğu teminat senedi olduğunu, bütün kredi borcunun kendisi tarafından ödendiğini, eşinin rızası ve bilgisi dışında kefil olması sebebiyle Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, ayrıca davalı kooperatifin bilgisi ve onayı dışında kredi alacağının teminatı olarak rehnin kaldırıldığından Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açmış olduğunu, aleyhine başlatılan icra takibinde davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, söz konusu icra dosyası dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016... ve 2016/... Esas sayılı dosyalarının bekletici mesele yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen davaya ilişkin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin dava dışı ...'e .../... tarih ve ...-...(...)8182 Sayılı Kredi Sözleşmesine kefil olması ve bu kredi sözleşmesi sırasında asıl borçlu ...'in adına kayıtlı olan ... plaka nolu motorlu araç üzerindeki rehnin, davalı tarafından müvekkilinin bilgisi ve rızası dışından kaldırılması suretiyle müvekkili aleyhine işlem yaptığından, müvekkilinin davalı tarafa borçlu olmadığını tespiti ve bu kredi sözleşmesi nedeniyle davalıya ödemiş olduğu 50.000 TL'nin davalıdan istirdadı ile müvekkiline ödenmesini talep ettiğini, bu nedenlerle davacı müvekkilinin, ...'e .... tarih ve ...-...(...)8182 Sayılı Kredi Sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, iş bu kefalet nedeniyle müvekkilinin davalıya ödemiş olduğu 50.000 TL'nin davalıdan istirdadı ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili asıl davaya ilişkin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dışı ... lehine .../... tarihinde ....-... (...) 8182 kredi sözleşmesine kefil olduğunu, lehine kefil olduğu dava dışı ...'in kardeşi olduğunu, davacının açmış olduğu davanın menfi tespit ve kefalet sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti olduğu, öncelikle davacının aynı borç için mahkememizde 3 adet menfi tespit davası ikame ettiğini, bu dosyalardan birinin 2016/... Esas 2017/... Karar sayılı dosya ile müvekkilinin açmış olduğu dava olduğunu ve davacının davasının reddedildiğini, yine davacının aynı borca ilişkin 2016... Esas sayılı dava dosyası ile dava açtığını ve davanın halen derdest olduğunu, şimdi de bu davayı açarak açıkça hukuka ve usul ekonomisine aykırı davrandığını, aynı borca ilişkin 3 ayrı dava ikame ettiği ve davaların hepsinin derdest olduğunu, öncelikle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, medeni kanunun 2. Maddesi uyarınca dürüstlük ilkelerine aykırı davrandığını, davanın esası yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili birleşen davaya ilişkin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının, dava dışı ... lehine ...-...(...)8182 Sayılı Kredi Sözleşmesine kefil olduğunu, kredi borcunun taksitlerini ...'in yatırdığını, ödeme planına uygun ödenen kredi borcunda kefilin borcu olmadığının tespitine, icra takibi yapılmaksızın ödeme yapıldığı iddiasıyla açmış olduğu davasında, hukuki yararın varlığının kabulü mümkün olmayacağından davanın reddini, müvekkilinin söz konusu araç üzerine rehin koymadığını, dolayısıyla açılmış olan davanın davalısının ... olması gerektiği belirtilerek, müvekkilinin davalı ehliyetinin olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda .... tarihli hükümle; "...Yukarıda ayrıntılı olarak safahatına yer verilen mahkememizin asıl ve birleşen dosyalarında, birleşme kararı öncesi yapılan yargılamalar neticesinde İstinaf Mahkemesince verilen kaldırma ilamlarının her ikisinde de, (bilahare) birleşen dosyalara atıf yapılması üzerine her iki dosyanın birleştirilmesi ile yargılamaya asıl ve birleşen dosya bakımından işbu esas üzerinden devam olunduğu, her iki kaldırma ilamı gereğince ilgili evrakın dosya arasına alındığı, bu bağlamda asıl ve birleşen dosyalar yönünden rapor düzenlenmek üzere bilirkişi görevlendirildiği ve yukarıda yer verilen ilk bilirkişi kök ve ek raporu ile daha sonra farklı bir bilirkişiden alınan rapor bakımından mahkememizce yapılan değerlendirmede; yukarıda sonuç kısımlarına yer verilen bilirkişi raporlarının gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olması nedenleriyle hükme esas alındığı, mezkur raporların tamamında ayrıntılı ve gerekçeli şekilde yapılan tespitler ile davacının iddialarının aksi yönde görüş belirtildiğinin görüldüğü, asıl dosyaya konu kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davası yönünden, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesi 04/07/2022 tarihli, 2021/... esas ve 2022/... karar sayılı ilamında da değinildiği üzere icra takibine konu bonoda davacı da dahil olmak üzere üç kişinin borçlu olarak yer aldığı ve mezkur borçtan davacının 1/3 oranında sorumlu olduğuna dair herhangi bir ibarenin de bonoda yer almaması karşısında, davacının bonodan kaynaklı sorumluluğunun bonoda yazılı tutarın tamamı olduğu sonucuna varıldığı ve nitekim alınan bilirkişi raporlarından da bonoya dayalı icra takibi yönünden davacının sorumluluğu gereği icra takibi neticesinde ödeme yaptığının anlaşıldığı ve değinildiği üzere bu borcun 1/3 bakımından davacının sorumlu olduğuna dair bir sonuca varmak da mümkün olmadığı..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl borçlu ile davalı kooperatif arasında ... tarihinde akdedilen kredi sözleşmesine davacının kefil olduğunu, borcun teminatı olarak asıl borçlu adına kayıtlı ... ve ... plakalı araçlar üzerine rehin tesis edildiğini, asıl borçlunun tutuklanması nedeniyle taksitlerin....tarihinde açılan menfi tespit davasına kadar davacı tarafından düzenli ödendiğini, davalının ... plakalı araçtaki rehni ... tarihinde rızası hilafına kaldırdığını, diğer rehinli aracın ise ceza mahkemesi kararıyla tasfiye edilerek kaydının kapatılması sebebiyle alacağın teminatsız kaldığını, davalının Erzurum....İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas sayılı dosyasında başlattığı takibe konu borcun davacı tarafından ödendiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 592. maddesi uyarınca alacaklının teminatları zarara yol açacak şekilde azaltması sebebiyle kefilin borcundan kurtulması gerektiğini, banka dekontları, ... tarihli duruşmada sunulan belgeler ve dinlenen tarafsız tanık beyanlarına göre ödemelerin davacı tarafından yapıldığının ve bilirkişice tespit edilen 37.812,70 TL ödemenin davayı kanıtladığını, yerel mahkemenin çelişkili bilirkişi raporuna ve kaydı silinen ... plakalı aracın 81.487,00 TL kasko değerine dayanarak davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Asıl dava; Erzurum...İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas sayılı takip dosyasına yönelik takibe konu bonunun teminat senedi olduğu iddiasıyla başaltılan icra takibine yönelik olarak açılan menfi tespit (takip konusu borcun dava açıldıktan sonra ödenmiş olması nedeniyle istirdat), birleşen dava ise kredi nedeniyle asıl borçlu adına kayıtlı olup rehin verilen araç üzerindeki rehnin davacının bilgi ve rızası dışında kaldırılmasından kaynaklı kredi borcu için ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;
1-) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu yön, kamu düzenine ilişkin olup yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Dava dosyası incelendiğinde; asıl davada kooperatif yanında ... hakkında da dava açıldığı halde, UYAP sisteminden yapılan kontrolde bu kişinin dava dosyasına davalı olarak değil ilgili kişi olarak kaydedildiği, adı geçen kişi yönünden mahkemece herhangi bir yargılama yapılmadığı, ... hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar tesis edilmediği anlaşılmıştır. Bu halde dava asıl dava dilekçesinde davalı sıfatıyla gösterildiği halde ...'in davada yer almayıp hakkında herhangi bir hüküm tesis edilmeyerek HMK'nın 297. maddesine aykırı hüküm verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bu sebeple resen kaldırılması gerekmiştir.
2-) Kabule göre de somut olayda, dava dışı .... Bankası A.Ş. ile ... arasında dava dışı ... ... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Koop. tarafından da tasdik edilen 17.11.2014 tarihli hazine destekli kredi sözleşmesinin imzalandığı, davacının kredi sözleşmesi ekinde bulunan kefalet sözleşmesini .... tarihi itibariyle imzalamak suretiyle söz konusu kredi için (100.000,00-TL) müteselsil kefalet verdiği sabittir.
Anılan kredi sözleşmesinde davalı kooperatif kefil olarak yer almakta olup, takip konusu ... tarihli 29.228,00 TL bedelli bonoda ise avalist sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Söz konusu senette davacı ..., ... ve ... ile birlikte senette asıl borçlu olarak gözükmektedir.
3-) İlk derece mahkemesinin 2016/... Esas 2017/... Karar sayılı ilamıyla davacı tarafından kredi borcuna kefaletten kaynaklı olarak eş rızası alınmadığı gerekçesiyle geçersiz olduğuna dair menfi tespit talebinin reddine dair kararı Dairemizin 2018/... Esas 2018/... Karar sayılı ilamıyla istinaf incelemesinden geçmiş, istinaf başvurusunun esastan ret kararı Yargıtay 19. H.D. 2018/2152 E. 2020/230 K. Sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.
Dairemizin 2018/.... Esas 2019/... Karar sayılı ilamıyla ise ilk derece mahkemesinin 2017/...Esas 2017/... Karar sayılı derdestlik nedeniyle (2016... ve 2016/... Esas sayılı dosyaları yönünden) davanın usulden reddine ilişkin olarak verdiği karar, her üç davanın tarafları aynı olmakla birlikte dava sebepleri ve konularının farklı olması sebebiyle aralarında derdestlik hali oluşmayacağından kaldırılmıştır.
Gelinen aşamada asıl dava dosyası yönünden eldeki uyuşmazlığın takip konusu bonoya münhasıran icra dosyasına ödenen bedel yönünden istirdat, birleşen dosyada ise kredi borcu için rehin verilen asıl borçluya ait araç üzerindeki rehnin kefilin zararına sebebiyet verecek şekilde kaldırıldığı ve davalının bu eylemi sebebiyle davacının kefalet borcundan kurtulmuş sayılması gerektiği iddiasından kaynaklı menfi tespit/istirdat istemine ilişkindir.
4-) Asıl davaya ilişkin uyuşmazlık yönünden; 6102 sayılı TTK'nın 702. Maddesinin 3. fıkrası "Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder" hükmünü içermektedir.
Davacı söz konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasındadır.
Davalı kooperatif vekili ...tarihli bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesi içeriğinde kredi ve kefalet kooperatiflerinin esnafın devlet bankalarından kredi kullanabilmeleri için bankaya aval verdiği ve kredi kuruluşuna teminat sağladığını, kredinin vadesinde ödenmemesi halinde kredi tutarının doğrudan faiziyle birlikte banka tarafından doğrudan kefil olan kooperatifin bankadaki blokeli hesaplarından ödendiğini ifade etmektedir.
Bilirkişi raporuyla davalı kooperatifin hesaplarından kredi nedeniyle 60.920,75 TL'nin bankaya ödendiği sabittir.
Bu halde davalı kooperatifin müşterek müteselsil kefil sıfatıyla hem bakiye kredi borcunu ödemesinden kaynaklı hem de 2017/... Esas sayılı icra takip dosyasındaki kambiyo senedine dayalı alacağa mahsus olarak senet bedelini talep edebilmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır.
Öyleyse davalı ... ... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi vekilinin ....tarihli dilekçesindeki beyanı da nazara alınarak, gerekçeli kararda asıl davaya konu senedin teminat senedi olduğu iddiasına yönelik kapsamlı bir inceleme yapılmayıp kararda bu hususa dair net bir açıklama yapılmadığından söz konusu iddianın mevcut deliller ışığında değerlendirilmesi, davalı kooperatif senedin ön yüzünde avalist olarak yer aldığından takip konusu senet nedeni ile sorumlu olduğunun ön kabulüyle iş bu senet bedelinin davalı tarafından dava dışı bankaya ödenip ödenmediğinin tespit edilmesi ayrıca takip konusu senede dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapma hakkının bulunup bulunmadığı, yetkili hamil sıfatını taşıyıp taşımadığı tespit edilerek hasıl olacak netice dahilinde esasa dair karar tesis edilmelidir.
5-) Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde (1) numaralı bentte yazılı hukuki sebep dahilinde 6100 sayılı HMK 353-(1)/a-4 maddesince RESEN kaldırma sebebi yapılmak üzere davacı vekilinin asıl dava dosyasına vaki istinaf itirazının yukarıda yazılı gerekçe kapsamında kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, kaldırma neden ve şekline göre davacı vekilinin birleşen dava dosyasına vaki sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-İlk derece mahkemesi kararının (1) numaralı bentte yazılı hukuki sebep dahilinde 6100 sayılı HMK 353-(1)/a-4 maddesince RESEN kaldırma sebebi yapılmak üzere davacı vekilinin asıl dava dosyasına vaki istinaf itirazının yukarıda yazılı gerekçe kapsamında kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma neden ve şekline göre davacı vekilinin birleşen dava dosyasına vaki sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine,
4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 19/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.