Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/139 E. 2026/1657 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/139
- Karar No
- 2026/1657
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/139
KARAR NO: 2026/1657
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 14.09.2022
NUMARASI: 2018/2012 Esas - 2022/568 Karar
DAVA: Alacak (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET
MAHKEMESİNİN 2022/261 ESAS 2022/393 KARAR SAYILI DOSYASI
ESAS NO: 2022/261 Esas
KARAR NO: 2022/393
BİRLEŞEN İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET
MAHKEMESİNİN 2019/166 ESAS 2019/264 KARAR SAYILI DOSYASI.
ESAS NO: 2019/166
KARAR NO: 2019/264
DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen alacak davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen hükme karşı, davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle;
Davacılar vekili, müvekkillerinin çeşitli tarihlerde davalı bankanın ... Şubesinden ihtiyaç kredileri ile ortaklık adına ticari kredi kullandığını, kullanılan kredilerle ilgili olarak davalı banka tarafından “tahsis komisyonu, masraf” adı altında haksız kesintiler yaptığı gibi, vadesi gelmemiş kredi taksitleri toplamından daha fazla tutarı ipotekli taşınmazın satışından tahsil ettiğini, bu kapsamda kredi taksitlerinin toplamı 91.000,00 TL iken bankanın 111.000,00 TL talep ettiğini ve bu miktarın satış memurluğunca bankaya ödendiğini, bankanın keyfi olarak yaklaşık 20.000,00 TL tahsil ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili 06.10.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile, müddeabihi 8.813,61 TL artırarak toplam 18.813,61 TL’nin kesinti tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini istemiştir. Birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/166 Esas sayılı davada davacı ... vekili, dava dilekçesi özetle; müvekkilinin ... ve Ort.... isimli adi ortaklığın % 34 oranında ortağı olduğunu, adi ortaklıklığın davalı bankanın ... şubesinden, çeşitli tarihlerde ihtiyaç kredisi ve ticari krediler nedeniyle bankanın komisyon masrafı adı altında haksız kesintiler yapıldığını, son olarak kullanılan kredilere teminat olarak ipotek tahsis edilen taşınmazın ... Sulh Hukuk Satış memurluğunun 2014/4 satış dosyası ile 18.01.2014 tarihinde satıldığını, o tarihte vadesi gelmemiş kredi taksitleri toplamı 91.000 TL iken, davalı tarafından 111.000 TL talep edildiğini ve bu miktarın satış memurluğu tarafından bankaya ödendiğini, davalı tarafından yapılan bu haksız kesinti nedeniyle adi ortaklığın %33 pay sahibi ...tarafından, İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/570 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve mahkemece haksız tahsil edildiği tespit edilen 18.813,61 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, mahkemece verilen bu kararın adi ortaklığın taraf ehliyeti olmadığı nedeniyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi tarafından kaldırıldığını ileri sürerek, davanın İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1012 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalı tarafından haksız olarak tahsil edilen 18.813,61 TL'nin kesinti tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/261 Esas sayılı davada davacılar ... ve ... vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı ... ...'in ... ve Ortakları ... adi ortaklığın ortakları olduğunu, davalının adi ortaklıkta %33 hissesi olduğunu, adi ortaklığın dava dışı Halkbank AŞ'nden kredi kullandığını, bu krediler nedeniyle bankanın tahsis komisyonu, masraf adı altında haksız kesintiler yaptığını, bankanın teminat olarak verilen ipotek satışından yaklaşık 20.000,00 TL fazladan tahsilat yaptığını, mevcut kredi ödemelerine ilişkin aylık taksitlerin, otomatik ödeme talimatına ve hesapların uygun olmasına rağmen, banka tarafından her ay 50-60 TL farklarla para çekildiğini, haksız komisyon ve tahsilatlar nedeniyle banka aleyhine İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1012 esas sayılı dosyasında açılan davada verilen kabul kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin 2018/1645 ve 2018/1161 karar sayılı ilamı ile davalının da davaya katılımının sağlanması gerektiği nedeniyle kaldırılmasına karar verildiğini, ancak davalının İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1012 esas sayılı dosyasına katılmadığını ve muvafakat vermediğini, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1012 esas sayılı dosyası ile birleştirilmek üzere davayı açmalarının gerektiğini, davalının %34 hisse karşılığı olan 6.396,62 TL'sının davalıdan tahsili için iş bu davayı açmalarının gerektiğini ileri sürerek bu davanın İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1012 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, dava dışı banka tarafından haksız olarak tahsil edilen 18.813,61 TL'nin davalının %33 hissesine tekabül eden 6.396,62 TL'sinni 03.12.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini ...."talep ve dava etmiştir
Davacılar vekili; ıslah dilekçesi ile başlangıçta 10.000,00 TL olarak belirttikleri alacak miktarını 18.813,61 TL'ye ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
Asıl davada davalı T.... AŞ vekili, savunmasında özetle; davacılardan tahsil edilen komisyonun, genel kredi sözleşmesi, kredi çerçeve sözleşmesi hükümleri ve mevzuata uygun olduğunu, davacının ödemiş olduğu komisyonun tahsiline yönelik taleplerinin hukuki dayanağı bulunmadığını, kredi sözleşmesinin 2.7 maddesindeki komisyon, vergi ve masraflar başlıklı maddesinde, mutabakat formunun aynı başlıklı 5. Maddesinde komisyon ve masrafların kredi borçlusuna ait olduğunun düzenlendiğini, bu nedenle komisyonun sözleşme ve mevzuata uygun tahsil edildiğini, aylık kredi taksitlerinin gecikmesi halinde bunların taksitlerle birlikte çekileceğini, bu hususun 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 144 ve TTK nın ücret isteme başlıklı 20. Maddesine de uygun olduğunu belirterek davanın reddini karar verilmesini...." talep etmiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın .../Kırklareli şubesi ile ... ve Ort. ... ... arasında 27/09/2012 tarihli 150.000,00 TL limitli Genel Kredi sözleşmesinin imzalandığı, davacı tarafın kullandığı kredinin ticari nitelikte bir kredi olduğu, davalı banka tarafından kullanılan kredilerle ilgili olarak farklı tarihlerde "tahsis komisyonu, masraf" adı altında kesintiler yapıldığı; kredilere teminat olarak, banka tarafından ipotek tahsis edilen taşınmazın ... Sulh Hukuk Satış Memurluğu'nun 2014/14 satış dosyası ile ihale usulü satışa çıkarılarak 18/11/2014 tarihinde satıldığı; o tarihte vadesi gelmemiş kredi taksitleri toplamı 91.000,00 TL iken davalı banka tarafından 111.000,00 TL si talep edilerek bu miktarın satış memurluğunca davalı bankaya ödendiği, davalı bankaca haksız olarak yaklaşık 20.000,00 TL fazladan tahsilat yapıldığı davalı kredi alacaklısı bankanın davacı borçludan komisyon adı altında tahsil ettiği tutarların, sözleşmenin 2. Maddesi ve Mutabakat formu'nun 5. Maddesi kapsamına uygun olduğu ancak ipotekli gayrimenkulün satışından sonra tek kalemde komisyon açıklaması ile tahsil ettiği 18.813,31 TL'nin komisyon anlamında değerlendirilmesinin yerinde olmadığı, bu sebeple bu miktarın kesinti yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı tarafa iadesinin gerektiği ..." gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kabulü ile 18.813,61 TL'nin 03.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak adi şirket ortakları olan ..., ... ve ... ...'e verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı T.... AŞ. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Asıl alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden faiz başlatılması gerektiğini, komisyon alacağının tamamının haksız olduğu gerekçesiyle iadesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyada en son 2016 yılında tek bilirkişi raporu alındığını ve bu raporda bankanın sözleşme ve mutabakat formuna uygun tahsilat yapıldığı belirtilmiş olmasına karşın komisyon anlamında değerlendirilemeyeceği kanaati belirtilmesi nedeniyle rapora itiraz edildiğini, mahkemece yeni bir rapor alınmaksızın karar verildiğini, tarafların tacir olması nedeniyle müvekkilinin komisyon alma hakkı ve buna ilişkin sözleşmelerin değerlendirilmediğini, oysa alınan komisyonunun Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu, buna göre bankaların ticari kredilerden yaptıkları iş karşılığında komisyon ve ücret alma hakkı olduğunu, bu nedenle hiç bir şekilde komisyon alınamayacağına ilişkin bir tespit yapılamayacağını, Kredi Sözleşmesinin 2.7 Komisyon, Vergi, Masraflar başlıklı maddesi başlıklı düzenlemesinde bankanın komisyon alabileceğinin kabul edildiğini,
Mutabakat formunun Komisyon, vergi ve masraflar ile ilgili 5.maddesinde de benzer düzenleme bulunduğunu, tahsilatların davalılar ile banka arasındaki sözleşmenin 2. maddesi, kredi çerçeve sözleşmesinin ve muvafakat formunun 5. maddesi, Yargıtay uygulamasına ve teamüllerine uygun olduğunu, bunun aksine hiç bir şekilde komisyon alınmayacağının kabulünün hukuka aykırı olduğu gibi, rapora yönelik itirazlara rağmen 2016 yılında alınan tek kişilik raporla karar verilmesinin hatalı olduğunu, kararda faiz başlangıç tarihinin belirlenmemesinin hatalı olduğunu, asıl davanın 05.06.2015 tarihinde 10.000 TL olarak açıldığını ve 06.10.2017 tarihinde 8.813,61 TL ıslah edilerek dava değerinin 18.813,61 TL'ye yükseltildiğini, buna rağmen tutarın tamamına 03.12.20014 kesinti tarihinden itibaren faiz işletildiğini, oysa faiz başlangıcının mevzuat gereği kesinti tarihi olmayıp TBK'nın 117.maddesine göre temerrüt tarihi olduğunu, uygulanan faiz oranın da yasal faiz oranı olması gerektiğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen davalardaki talep asıl ve birleşen davalardaki davacıların ortağı olduğu adi ortaklıkla davalı bankanın Kırklareli ... Şubesi arasında düzenlenen genel kredi sözleşmeleri uyarınca tahsil edilen komisyon bedelinin iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/166-264 E.K sayılı dosyasında davalı ... AŞ vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacılar ... ve Ort. ... ile ...tarafından ... AŞ'ye karşı 05.06.2015 tarihinde, genel kredi sözleşmeleri kapsamında haksız şekilde tahsil edilen komisyon ve fazla kesilen paraların tahsilini talep etmişlerdir.
Mahkemece 14.09.2017 tarihinde ıslah edilmiş şekli ile bu davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı banka tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 19.10.2018 tarihli ve 2018/1645-1161 E.K. sayılı ilamıyla adi ortaklığın dava ehliyeti yönünden HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.
Kaldırma sonrası adi ortaklığın diğer ortakları tarafından bu dosya ile birleştirilmek üzere İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/361 Esas ve İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/166 Esas sayılı dosyalarıyla aynı taleplerle dava açılmış ve davalar bu dosya ile birleştirilmiştir. Taraf teşkilinin kaldırma kararımızda belirtildiği şekilde giderildiği görülmüştür.
Davalı ... AŞ ile ... ve Ort. ...arasında 27.09.2012 tarihinde ticari kredi sözleşmeleri düzenlenmiş ve bu sözleşme kapsamında adi ortaklığa kredi kullandırılmıştır.Belirtilen kredi sözleşmesinin 2.7. Maddesinde komisyon vergi ve masraflar düzenlenmiş olup, bunlara göre bankanın komisyon kesinti, masraf ve hesap işletim ücreti adı altında kredi borçlusundan tahsilat yapabileceği kabul edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan cari hesap, havale emri, işletme kredisi işlemleri taahhütnamesinin 5. maddesinde de bankanın masraf ve komisyon talep etme hakkı bulunduğu belirlenmiştir. İlk derece mahkemesince asıl davada 19.09.2016 tarihinde bilirkişi raporu alınmıştır. Belirtilen raporun incelenmesinde, bankacı bilirkişi tarafından sözleşmenin belirtilen maddelerinin değerlendirildiği, bankanın kesinti yaptığı tutarın uygun olduğu ancak ipotekli gayrimenkulün satışından sonra bankanın tek kalemde komisyon açıklaması ile tahsil ettiği 18.813,61 TL nin komisyon anlamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Ancak bu sonuca ne şekilde varıldığı açıklanmadığı gibi, dosya içerisinde bulunan belgelerden ve özellikle 30.12.2014 tarihli muhasebe fişinden 18.813,61 TL BCH kredi komisyonu ve bunun vergisinin kesildiği görülmüştür.
Banka bir tacir olarak TTK'nın 20. maddesine göre sözleşme ile kararlaştırılmamış olsa bile verdiği hizmet karşılığı münasip bir ücret talep edebilir. Ayrıca verilen yaptığı masraflarda kendisine ödenmesini talep edebilir. Tarafların ticari kredi ilişkisi içerisinde bulunması nedeniyle kural olarak ücreti sözleşme sınırlarını belirleyen TBK'nun 26. ve devamı maddelerine göre belirlemeleri mümkündür.
Bu tür bir belirleme olması halinde belirtilen yasal sınırları içerisinde bu ücrete hak kazanacaktır. Ancak sözleşmede komisyon alınacağına ilişkin bir hüküm bulunmakla birlikte bunun miktarının ne olduğuna ilişkin bir açıklık bulunmamaktadır. Bu nedenle bu husus gerekli olarak belgelerin ilgili yerlerden getirttirilten sonra bilirkişiden alınacak ek rapor ile gerekmektedir.
Bu tür uyuşmazlıklarda, alınacak komisyonunun miktarı veya oranı sözleşmede belirlenmemiş ise davalı banka ile diğer bankaların uygulaması araştırılarak bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan komisyon, masraf, erken kapama ücreti vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup karşılaştırılarak, davacıdan talep edilebilecek ortalama miktar konusunda bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak, alınan masraflar konusunda 5411 Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden Merkez Bankasının Tebliğ hükümleri de gözetilerek, bankaca alınan komisyon miktarının uygun olup olmadığı, alınan ücret veya komisyonun dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekmektedir (Yargıtay 11.HD'nin 26/06/2018 tarih, 2016/11653 E. 2018/4811 K. ve 2017/276 E. 2018/5662 K. sayılı emsal ilamları; Yargıtay 19.HD'nin 30.04.2012 tarih, 2011/87 Esas ve 2011/14 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, mahkemece öncelikle varsa davalı bankanın TCMB'ye bildirdiği komisyon oranlarına ilişkin belgeler davalı vekilinden sorulup celp edilmeden, diğer bankalardan benzer türdeki kredi sözleşmelerinden aldıkları komisyon oran veya miktarları dosyaya kazandırılmadan bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Bu hususta davalı banka vekilinin rapora itirazları giderilmeksizin eksik inceleme ile ve davanın esasına etkili deliller celbedilip değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.09.2026