Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/138 E. 2026/1748 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/138
- Karar No
- 2026/1748
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/138 Esas
KARAR NO: 2026/1748 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 25. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan) İstanbul ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2019/395 Esas- 2022/797 Karar
TARİH: 08/11/2022
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/10/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkil şirketle davalı şirket arasında 28.04.2017 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme gereğince müvekkil şirket, davalı şirkete ...şubesine ait ... çek numaralı 30.11.2017 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli, ... çek numaralı 30.01.2018 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli ve ... çek numaralı 30.03.2018 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli 3 adet çek verdiğini, davacı müvekkil şirket tarafından davalı şirketten verdiği bu çekler karşılığında toplam 12.173,37 TL tutarında ürün almasına rağmen 60.000,00 TL tutarındaki 3 adet çeki ödemediğini, bu nedenle müvekkil şirketin yapmış olduğu 47.826,63 TL tutarındaki fazla ödemenin davalı şirket tarafından iade edilmesi gerektiğini, buna ilişkin olarak davalı şirkete 07.06.2018 tarihinde ihtarname çekildiğini, bu ihtara rağmen davalı şirket tarafından taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödeme yapılmaması üzerine davalı şirket hakkında... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı icra takip dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından icra takibine borç ve yetki yönünden itiraz edilmesi üzerine dosya İstanbul ... ....İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğini, davalı .... İcra müdürlüğü ödeme emrine tekrar itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculukta yapılan görüşmeler neticesinde davalı şirket yetkilisiyle herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, davalı şirkete ait cari hareket raporu ve mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere alacaklarının sabit olduğunu, davacı müvekkil şirkete ait hesap ekstresi ve diğer kayıtların da alacaklarının olduğunu teyid ettiğini, toplam 47.826,63 TL asıl alacak üzerinden alacağın tahsili için İstanbul ... ....İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyasından başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptaliyle takibin devamına, asıl alacağa ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 09.06.2018 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, davalının asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil firmanın 28.04.2017 tarihinde bayilik sözleşmesi akdettiğini, bu şekilde davacı tarafın... il merkezinde ve ... gibi büyük bir ilçesinde müvekkil firmaya alt geniş ürün yelpazesinin satım dağıtımı üstlenmek suretiyle ana bayi olduğunu, sözleşme yükümlülüğü altına girdiğini, davacı bayilik sözleşmesi gereğince seçtiği ürünlerin siparişini vererek dağıtım ve satımı gerçekleştirmek durumda olduğu halde, son derece sınırlı bir siparişte bulunmuş ve sözleşme gereği olan bayilik faaliyetini sözleşme gereğince yürütmeyerek, müvekkil firmanın bölgedeki pazarına ciddi anlamda zarar verdiğini, yalnızca davacı tarafa söz konusu geniş bir bölgenin bayiliği verildiğini, başka hiçbir bayi ile bayilik sözleşmesi akdedilmediğini, geçen zaman zarfında, defalarca bayilik kapsamında yapılacakları anlatmak ve satış yöntemlerinde yardımcı olmak üzere davacı firmaya ekip gönderilmesine rağmen, küçük bir sipariş dışında, herhangi bir neden gösterilmeksizin bayilik sözleşmesinin gereğinin icrası ve ifası yönünde fiilen hiçbir çalışma yürütmeyen, netice itibariyle müvekkil firmayı son derece ciddi zararlara sürüklemiş ve o bölgenin alıcı ve okur kitlesinden müvekkil firmayı yoksun bırakıldığını, hiçbir itiraz olmaksızın çeklerin ödemesi gerçekleştiğini, bayilik sözleşmesi herhangi bir nedenle feshedilmediğini, sınırlı bir satış dışında ürün sipariş edebilecek ve alabilecekken gerçekleştirmeyen davacının sorumluluklarını yerine getirmediği bir noktada sorumluluğun müvekkil firmada aranması ne hukukla ne de hakkaniyetle bağdaşmadığını, bayilik sözleşmesinin güvence olduğunu, bir bayinin aktif alarak çalışacağının bir göstergesi ve garantisi olduğunu, işbu dava, esasında davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiğinin çok açık bir ikrarı olarak görülmesi gerektiğini, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, davacı aleyhinde, dava konusu edilen bedelin % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 08/11/2022 tarih ve 2019/395 Esas- 2022/797 Karar sayılı kararında;
Davanın hukuki niteliği itibariyle; acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olduğu, Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak rapor alındığı, tüm dosya kapsamına ve denetime elverişli bilirkişi rapor içeriklerine göre, davacı ile davalı arasında 28.04.2017 tarihli bayilik (tek satıcılık) sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin içeriğine göre; sözleşmenin, davalı/bayilik veren tarafından önceden matbu olarak hazırlanmış olan sözleşme metninin boş bırakılmış olan kısımlanın el yazısı ile doldurulmak suretiyle düzenlenmiş olduğu, taraf iradeleri ve dosyaya sunulan beyanlara göre bitim tarihinin 28.04.2018 tarihine kadar geçerli olacağının anlaşıldığı, sözleşmenin uzatılmasının davalı şirketin yazılı bildirimi ile mümkün olacağının kararlaştırıldığı, ancak sözleşmenin uzatıldığına dair belge bulunmadığı, sözleşme kapsamında davacı bayi tarafından üç adet 20.000,00 TL değerinde çekin davalıya verildiği, bu bedelin avans ödemesi mahiyetinde olduğu ancak bu bedele karşılık davalının davacıya 12.173,37 TL ürün gönderdiği, davacı tarafça sözleşmede miktar olarak herhangi bir alım taahhüdünde bulunmadığı, sözleşme bitiminden sonra davacının davalıya ihtarname göndererek takipte talep ettiği bedelin iadesini istediği, ödeme yapılmaması üzerine takip başlatıldığı, sözleşmenin 8. Maddesinde düzenlenen cezai şartın somut durumda gerçekleşmediği, her iki taraf defterine göre davacının davalıdan 47.826,02 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, davacının takip öncesi davalıyı temerrüde düşürmediğinden takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil firma ile davacı taraf arasında 28.04.2017 tarihinde Bayilik Sözleşmesi akdedildiği ve bu şekilde davacı tarafın, ... il merkezinde ve ... gibi büyük bir ilçesinde müvekkil firmaya ait geniş ürün yelpazesinin satım ve dağıtımını üstlenmek suretiyle ana bayi olduğunu, davacının bayiliğini üstlendiği bir konuda satış yükümlülüğü altında olduğunu, bayilik sözleşmesi zaten bu yükümlülüğü kendi tanımında ihtiva ettiğini, davacı tarafa yaklaşık 800 kitap numunesi gönderildiğini, bu numunelerin de zaten satılabilir orijinal birinci el kitaplar olduğunu, yüzlerce çeşidi barındıran bir ürün listesi de ulaştırıldığını, davacı taraf, bayilik sözleşmesi gereğince seçtiği ürünlerin siparişini vererek dağıtım ve satımını gerçekleştirmek durumunda olduğu halde, bu yönde sıklıkla gerçekleştirilen telefon görüşmelerine rağmen son derece sınırlı bir siparişte bulunduğunu ve sözleşme gereği olan bayilik faaliyetini sözleşme gereğince yürütmeyerek, müvekkil firmanın o bölgede ki pazarına ciddi anlamda zarar verdiğini, davacı tarafa gönderilen, dosyaya da listesi ibraz edildiğini ve davacı tarafça da reddedilmemiş gönderilen numune 800 orjinal kitap müvekkile iade edilmediğini ve davacı taraf bu orjinal kitapların satışından gelir elde ettiğini, listesi ve bedeli dosyaya ibraz edilmiş 800 orjinal kitabın bedelinin de davacı taraf yönünden bir sebepsiz zenginleşme yarattığı ve mutlak surette değerinin tespit olunarak davacı tarafın sözde alacağından mahsubu gerekirken işbu taleplerinin dikkate alınmadığını, müvekkil firma tarafından davacı bayiye 36.117 TL bedelinde orijinal kitap ve setler gönderildiğini, bu kitap ve setler bedelsiz olarak gönderilmiş olsa da müvekkili firma bunu bağış amacıyla hayrına yapmadığını, bayinin yükümlülüklerini icra etmesi için söz konusu kitapların gönderildiğini, bu kitap ve setlerin hepsinin orijinal olduğunu, satış değerine sahip olduğunu, fakat davacı işbu kitapların; akıbeti hakkında da hiçbir bilgi vermediği gibi iadesini de gerçekleştirmediğini, işbu kitaplar davacının uhdesinde kalarak sebepsiz zenginleşmesini sağladığını, yargılama boyunca bu itirazının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, söz konusu faturalarda, müvekkilin gönderdiği kitap ve setler, gönderilme tarihlerinin görüldüğünü, tüm bu ürünlerin akıbeti hakkında hiçbir bilgi vermeyen davacı firmanın iddialarının bir an için kabul edildiğini varsaysak dahi gönderilen bu kitapların bedellerinin ve cezai şart bedelinin davacının talep ettiği bedelden mahsubunun gerekeceği zira davacının, bayilik sözleşmesi kapsamında almış olduğu bu orijinal kitap ve setler nedeniyle 36.117 TL bedelinde bir sebepsiz zenginleşme yaşadığını ve mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasında akdedilen "Bayilik Sözleşmesi" kapsamında ürün bedeli olarak verilen avans çekleri karşılığı ürünlerin teslim edilmediği iddiasıyla bedelsiz kalan bakiye çek bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 28/04/2017 tarihli "Bayilik Sözleşmesi" akdedildiği, sözleşmeye göre davacının sözleşmede belirtilen davalıya ait ürünlerin satımı ve dağıtımını üstlendiği, sözleşmenin bir yıllık süresinin dolması ve davalı tarafından yazılı olarak yenilenmemesi üzerine sona erdiği, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca dava konusu çeklerin ürün karşılığında avans çeki olarak verildiğinin sabit olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede çeklerin ve davalı tarafından düzenlenen faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu ve davalının davacıya 47.826,02 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından her ne kadar davacının sipariş vermemek suretiyle sözleşmeyi ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de sözleşmede davacının asgari alım taahhüdüne ilişkin bir maddenin bulunmadığı, davalının davacıya gönderdiği numunelerin bedelsiz olduğunun bizzat kendisi tarafından beyan edildiği ve sözleşmede bu ürünlerin bedelinin davacıya yansıtılacağına ilişkin bir madde bulunmadığı ve davalının ticari defterlerine göre de yansıtılmadığının anlaşıldığı gözetildiğinde davacı alacağından mahsubunun mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.267,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 816,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.450,24 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/10/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 19/10/2026