Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1488 E. 2026/1563 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1488
- Karar No
- 2026/1563
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1488 Esas
KARAR NO : 2026/1563
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/05/2024
NUMARASI : 2023/809 E. - 2024/412 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tekirdağ İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile davacıya ödeme emri gönderilerek icra takibi yapıldığını, icra dosyasından 24.12.2012 tarihinde genel haciz talebi gönderildiğini, talebin 26.12.2012 tarihinde karar tensip tutanağı ile işleme alındığını, genel haciz talebinin yapıldığı 26.12.2012 tarihi ile 21.04.2022 tarihli dosyanın yenilenmesi talebi arasında geçen 9 yıl 4 aylık süreçte hiçbir işlem yapılmadığını, davaya konu takip dosyasında 26.12.2012 tarihinde haciz yapıldığını, haczin sona erdiği tarih olan 26.12.2013 tarihinden sonra dosyada hiçbir haciz işlemi yapılmadığını, icra dosyasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı için bonolar için yasada öngörülen 3 yıllık zaman aşımının 27.12.2016 tarihinde gerçekleştiğini, takibe konu bononun zamanaşımına uğradığını ve kambiyo vasfını yitirdiğini, takibin kambiyo senetlerine özgü icra takibi olduğunu ve bononun zamanaşımına uğradığı için dosyada yapılan yenileme işlemi ve dosya borcu için alınan icra taahhüdünün de geçersiz olduğunu, davacının davalı ...'ın kardeşi ... ile 2010 yılında ... Mah. ...No:... adresinde bulunan ...'a ait ayakkabı dükkanının 30.000,00-TL bedel karşılığı müvekkiline devri üzerine anlaştıklarını, davaya konu senedin davalı ve kardeşi tarafından müvekkiline cebir ve tehdit ile zorla ciro ettirildiğini, hata, hile, ikrah gibi iradeyi sakatlayan hallerin varlığı savunma ya da iddia olarak ileri sürülmüşse bu hususun mutlaka araştırılması gerektiğinden tanık dinleteceklerini, ikrah altında yapılan akdin geçersiz olacağının Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 37. maddesinde düzenlendiğini, eğer iki taraftan biri diğer tarafın yahut üçüncü bir şahsın ikrahiyle bir akit yapmış olursa, kendi hakkında lüzum ifade etmeyeceğinin yasa hükmü olduğunu, davalının 2011/9151 Soruşturma no'lu dosyada davacıdan şikayetçi olduğunu ve davacının 2013/359 Esas no'su ile Resmi Belgede Sahtecilik suçundan Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılama yapılmış 2015/124 Karar No ve 11.03.2016 tarihli gerekçeli karar ile beraat ettiğini, davalı taraf dosyayı temyiz etmiş ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/3944 Esas ve 2022/7281 Karar No'lu kararı ile olağan zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 223/8. Maddesi uyarınca düşmesine karar verildiğini, davalı ... ve kardeşi ...'ın davacıyı sürekli olarak arayarak ve mesaj atarak rahatsız ve tehdit ettiklerini, davacının her ne kadar borcu bulunmamasına dahi tehdit edilmesi sebebiyle davalının kardeşi ...'a 70.000,00-TL davaya konu icra takibinden kurtulmak amacıyla zorla ödeme yaptığını, ... tarafından kendisine İcra takibinin yılı olan 2022 ve ceza dava dosyasının esas numarası olan 359 numaraları karıştırılarak ''... dosyasında 2022/359 ilgili dosyada 70.000,00-TL hibe edildi'' denilerek ne olduğu belli olmayan bir makbuz verildiğini ve müvekkile ait icra takibinin durdurulmadığını, ayrıca yine cebir ve tehdit ile davacıdan zorla icra taahhüdü imzalatıldığını, davacının zamanaşımına uğrayan ve 70.000-TL ödediği bir borç için icra taahhüdü vermesinin hayatın olağan akşına aykırı olduğunu belirterek davacının borcu olmadığı halde telafisi mümkün olamayacak maddi zararlara uğraması kuvvetle muhtemel olduğundan dava konusu icra takibinin teminatsız veya mahkemenizce uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konusu bedelin ödenmesini engeller mahiyette icra takibinin durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, menfi tespit talebinin kabulü ile ... tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takip ile icraya konan 01.05.2010 vadeli 40.000,00-TL bedelli bonodan kaynaklı olarak müvekkilimizin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini'' talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ''Takip dayanağı bononun zamanaşımına uğramadığını, Tekirdağ 1.İcra Hukuk Mah. 2011/58-2011/318K. sy. dava dosyasıyla, dosya borçlularından ...'ın imza inkarı şikayetinde bulunduğunu, bu dava boyunca, dosyanın derdest olduğunu, ilk icra dosya numarasının Tekirdağ 2.İcra Dairesi 2011/1421 olduğunu, davacının Tekirdağ 1. ASCM 2013/359E.-2016/124K. sy. dosya ile resmi belgede sahtecilik suçundan yargılama gerçekleştiğini davacının beraat ettiği bu davada, takip konusu icra dosyasına dayanak bononun 3 yıl boyunca grafolojik inceleme nedeniyle Mahkeme ve ATK bünyesinde kaldığını, dosyanın mahkumiyet kararı yerine beraat kararı verilmesi yasaya aykırı olduğundan Yargıtay Başsavcılığınca 10.02.2021 tarihinde bozma talebinde bulunulduğunu, zaman aşımı nedeniyle savcılığın davacı hakkında düşme kararı verdiğini, icra dosyasında yenileme ödeme emrinin davacıya tebliğ edilmesine rağmen, davacının yasal süresinde itirazda bulunmadığını, takibin kesinleştiğini, icra dairesine gelip taahhütte bulunduğunu, ödemeler gerçekleşmeyince, çalıştığı işyerinden maaş haczi uygulamasına geçildiğini, ayrıca, taahhüdü ihlal suçundan dolayı Tekirdağ 1.İCM'nde 2022/146E. Sy dosyası ile davacı hakkında şikayette bulunulduğunu, zaman aşımını kesen ceza yargılamasının nazara alınması gerektiğini, ihtiyati tedbir isteminin reddi gerektiğini, takip dosyası derdest olup maaş haczi yoluyla dosya alacağının tahsiline çalışıldığını, davacının başkaca mal varlığı olmadığından alacağın tahsil yönteminde maaş haczinin zorunluluk haline geldiğini, tanık dilenilmesine muvafakat etmediklerini, cebir ve tehdit yoluyla senet tanzim ettirilmiş İse davacının neden resmi merciilerde şikayette bulunmadığı hususunu açıklaması gerektiğini, dosya alacaklısının davalı olduğunu, ...'ın dava konusu icra dosyasına ödeme kabul etme ve makbuz düzenleme yetkisi ve hakkı bulunmadığını, kaldı ki dosyaya mahsuben niye bu miktarda bir ödemeyi, icra dosyası yerine, üstelik elden; 3.şahsa yapıldığını davacının açıklaması gerektiğini, ikrah iddiası için de yasal sürenin geçtiğini, 2011 takibinden yaklaşık onbir yıl sonra, ikrah iddiasında bulunmanın mümkün olmadığın belirterek davanın reddine karar verilmesini'' talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Somut olayda, Tekirdağ İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile davacıya 01/03/2011 tarihinde ödeme emri gönderilerek icra takibi yapıldığını, icra dosyasından 24.12.2012 tarihinde genel haciz talebi gönderildiğini, talebin 26.12.2012 tarihinde karar tensip tutanağı ile işleme alındığını, davaya konu takip dosyasında 26.12.2012 tarihinde haciz yapıldığını, haczin sona erdiği tarih olan 26.12.2012 tarihinden sonra dosyada hiçbir haciz işlemi yapılmadığını, 21.04.2022 tarihli dosyanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu anlaşılmakla takibe konu alacağın zamanaşımına uğradığının kabulü gerekir.
Her ne kadar 22/04/2022 tarihinde düzenlenen haciz tutanağında davacı tarafından ödeme taahhüdünde bulunulmuş ise de bilindiği üzere zamanaşımı; alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip, sadece onu eksik bir borç haline dönüştürür ve dolayısıyla alacağın dava edilebilme niteliğini ortadan kaldırır. Ayrıca borçlunun borcunu ikrar etmesi zamanaşımını kesen nedenlerden birisidir. Borcun ikrar edilmesi, tek yanlı bir irade açıklaması olup; borçlunun kendi borcunun devam etmekte olduğunu kabul anlamındadır. Borç ikrarının sonuç doğurabilmesi için, fiil ehliyetine ve malları üzerinde tasarruf yetkisine, sahip olan borçlunun veya yetkili vekilinin, bu iradeyi alacaklıya yöneltmiş bulunması ve ayrıca zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir.
Somut olayda 21/04/2022 tarihli dosya yenileme talebine kadar bono için 3 yıllık zamanaşımı süresisinin dolduğu sabit olmakla yukarıda da açıklandığı üzere borç ikrarının sonuç doğurabilmesi için zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerektiğinden, davacının zamanaşımı dolmuş bir bonodan dolayı borçlu olması mümkün olmadığından davanın kabulüne" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davanın, yasal sürede açılmadığını, Davacının menfi tespit davası açması için yasal süre başlangıcı 2011-2012 yılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ilk takip ve son haciz işlemi tarihleri olduğunu,
-T.dağ 1.ASCM'deki yargılamanın, 2013/359E. Dosyası ile başladığını, Yargıtay C.Başsavcılığı 10.02.2021 tarihinde bozma talebinde bulunulduğunu, yargılamanın 8 yıl sürdüğünü, icra dosyası yenileme ödeme emrinin itirazsız kesinleştiğini, Davacı, taahhütte bulunduğunu ve maaş haczi yapıldığını, ayrıca 2022/146E. üzerinden T.dağ 1.İCM'de taahhüdü ihlal şikayetinde de bulunulduğunu, davacının tüm bu aşamalarda menfi tespit davası açmadığını,
-İcra dosyası ve dayanak bononun, Mahkemeler arasında 2012-2022 arasında dolaştığını, icra dairesinde olmayan dosyada takip işlemleri devam ettirilemediğini, sahtecilik konulu Asliye Ceza yargılamasında, öncelikle bu iddianın sanık-davacı bakımından karşılanması beklendiğini ve zamanaşımının kesildiği düşünüldüğünü, dolayısıyla, zamanaşımını kesen ceza yargılamasının nazara alınması gerektiğini,
-Davacının, icra dosyası ya da icra borçlusu yerine dava dışı 3.şahsa ödeme yapması, borcu sona erdiren bir ödeme şekli olmadığını, neden bu yolu tercih ettiklerini dava dilekçesinde açıklamadıklarını, dosya borcuna karşılık olmadığını, belki başka bir borç olduğunu,
-Dava dilekçesinde belirtilen cebir-tehdit iddiası kanıtlanamadığını, Davacının, taahhüt vermeye icra dairesine gönüllü geldiğini,
-Gerekçeli kararda maddi hata olduğunu “... takip dosyasında 26.12.2012 tarihinde haciz yapıldığını, haczin sona erdiği tarih olan 26.12.2012 tarihinden sonra dosyada hiçbir haciz işlemi yapılmadığını,...” cümlesinde iki aynı tarihten, yani 26.12.2012 tarihinden bahsedildiğini, oysa, haciz konulduktan itibaren 1 yıl süreyle geçerli olup, icra dosyası da son işlem tarihinden bir yıl sonra, başka hiçbir işlem yapılmamakla düşeceğini, bu durumda, 26.12.2013 tarihinde haczin kalkması, 27.12.2013 itibarıyla dosyanın bütünüyle düşümünün gerçekleşmesi gerektiğini, Mahkemenin, hatalı olarak, haczin yapıldığı tarihi, zamanaşımının başlangıcı tarihi olarak esas aldığını, oysa, haciz konulduktan itibaren, başka sürdüreceğini,
-Davalı Asilin, davacı hakkında, 70.000-TL'lık dava dışı ... tahsilatı iddiasına dayalı sahte belge tanzimi ile ilgili 2024/21069 hz. sy. dosyası ile suç duyurusunda bulunduğunu, daha önceden davalı resmi belgede sahtecilik suçundan davacı hakkında şikayetçi olduğunu ve 2011/9151 hz. Sy. dosyadan T.dağ 1.Asliye Ceza Mah. 2013/35S9E. Sy. dosyasıyla kamu davası açıldığını, Mahkeme gerekçesinde, özellikle, bu ikinci kamu davası dosyasına bir atıfta bulunulmadığını, kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu takip dosyasında 26.12.2012 tarihinde haciz yapıldığını, bu haczin sona erdiği tarih olan 26.12.2013 tarihinden sonra dosyada hiçbir haciz işlemi yapılmadığını, icra dosyasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı için bonolar için yasada öngörülen 3 yıllık zamanaşımı 27.12.2016 tarihinde gerçekleşmiş olduğunu, zamanaşımına uğrayan kambiyo senediyle yeniden yapılan takip ve gönderilen yenileme ödeme emri Kambiyo senetlerine yöneliktir ancak zamanaşımı süresi dolduğundan kambiyo senedi vasfını yitirmiş olduğunu, bono kambiyo senedi niteliğini kaybederken bononun hamili de kambiyo hukukundan doğan haklarını kaybedeceğini, zamanaşımına uğraması nedeniyle kambiyo senedi vasfını yitiren bono, doktrin ve uygulamadaki görüş birliği uyarınca adi senede dönüşmemekte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 202. Maddesi kapsamında delil başlangıcı olarak kabul edilmekte olduğunu, bu sebeple gönderilen ödeme emri usule uygun olmadığını, yapılacak takip yolu ilamsız takip yolu olup, kabul anlamına gelmemek kaydıyla zamanaşımının kesilmesi ile ilgili olarak dikkat edilmesi gereken husus, zamanaşımını kesen işlem kimin hakkında meydana gelmiş ise ancak ona karşı hüküm ifade edeceği olduğunu, bu sebeple davalı tarafın ...'ın icraya itiraz etmesi sebebiyle açılan itirazın iptali davası kambiyo senedinin zamanaşımını müvekkili yönünden kesmeyeceğini, Davacı vekili ceza yargılamasının zaman aşımının kesilmesi nezdinde nazara alınması gerektiğini belirttiğini ancak ceza yargılaması zamanaşımını kesmediğini, TK’nun 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler, dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi şeklinde sınırlı olarak sayıldığını, TTK’nun 662. maddesinde zamanaşımını keseceği belirtilen dava açılmasından anlaşılması gereken alacaklı tarafından açılan alacak davası olup, borçlu tarafından açılacak davada alacaklı durumundaki davalının itirazını defi yolu ile ileri sürdüğü cihetle borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da bu nedenle zamanaşımını kesmesi gerekeceğini, Davalı vekili müvekkilli ...'ın icra taahhüdünün bizzat icra dairesine giderek verdiğinden bahisle bunun rızai bir taâhhüt olduğunu ve itiraz edilmediğini belirtiğini ancak söz konusu taâhhüt cebir ve tehdit altında verilmiş olup bu durum atılan mesajlar ve tanık beyanıyla ispatlanacağını, cebir ve tehdit yoluyla tanzim edilen senede ve icra taahhüdüne resmi mercîlerde şikayet edilmemesinin sebebi bu tehditlerin devam etmesi olduğunu, ayrıca işbu taahhüt Tekirdağ 1. İcra Ceza Mahkemesinin 2022/146 E. Gerekçeli kararı ile ''Somut olayda, sanık aleyhine kambiyo senedine özgü takip başlatıldığı, takibin 2012-2022 yılları arasında işlemsiz kaldığı, 2022 yılında takibin yenilendiği ve yenilendikten sonra taahhüt alındığı, aradaki 10 yıllık sürede kambiyo senetlerine özgü takiplerde 3 yıllık zaman aşımının söz konusu olduğu ve zaman aşımına uğramış takibe rağmen verilen taahhüdün geçerli olmadığı göz önüne alınarak sanığın beraatine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. '' denilerek verilen taahhüdün geçersiz olduğuna karar verildiğini, Davalı tarafın istinaf başvurusunun reddin karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İcra takibine konu edilen cebir ve tehdit ile imzalatıldığı belirtilen bonodan kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu anlaşıldı
Tekirdağ İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile davacıya 01/03/2011 tarihinde ödeme emri gönderilerek icra takibi yapıldığı, icra dosyasından 24.12.2012 tarihinde genel haciz talebi gönderildiği, talebin 26.12.2012 tarihinde karar tensip tutanağı ile işleme alındığı, davaya konu takip dosyasında 26.12.2012 tarihinde haciz yapıldığı, haczin sona erdiği tarih olan 26.12.2012 tarihinden sonra dosyada hiçbir haciz işlemi yapılmadığı, 21.04.2022 tarihli dosyanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
İİK'nun 71/2. maddesinde; "Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır" hükmüne, İİK'nun 33/a-1. maddesinde de; "ilamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir" hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır. Takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin olarak İİK'nun 71/2. ve 33/a maddelerine dayalı zamanaşımı isteminin incelenmesi, bu istemin belli bir sürede ileri sürülmesi koşuluna bağlı değildir (HGK'nun 04/11/1998 tarih ve 1998/12-763 E., 1998/797 K. sayılı kararı.). Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan, davaya konu olayda takip dayanağı senedin tanzim ve takip tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 661, 662. ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. TTK'nun 661. maddesi uyarınca bonolar için 3 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. 6762 Sayılı TTK'nun 662. maddesinde dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleri ile zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Haciz talebi de bir icra takip talebi olduğundan haciz talebinde bulunulması ile zamanaşımı kesilir (Yargıtay 12 HD 30.03.2015 tarih 2014/33789 E. 2015/7697 K. sayılı ilamı). TTK'nın 663/2. maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir süre işlemeye başlar.
Alacağın zamanaşımına uğramaması için alacaklının icra dosyasında takibin devamını sağlayıcı nitelikte taleplerde bulunması, takibi işlemsiz bırakmaması ve İİK'nın 59. maddesi uyarınca yapılmasını istediği işlemler için gereken masrafı da peşinen yatırması gerekir. Yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yöndedir (Yargıtay 12. HD. 25/06/2012 tarih 2012/6035 Esas 2012/22202 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda, alacaklının 26.12.2012 tarihinde haciz isteminden, zamanaşımını kesen bir sonraki işlem olan icra dosyasına 21/04/2022 tarihli yenileme dilekçesine kadar 3 yıllık zaman aşımı süresi geçmiş olduğundan, bu haczin sona erdiği tarih olan 26.12.2013 tarihinden sonra dosyada hiçbir haciz işlemi yapılmadığı, icra dosyasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı için bonolar için yasada öngörülen 3 yıllık zamanaşımı 27.12.2016 tarihinde gerçekleşmiş olduğu, takibin, zamanaşımı süresinin dolduğu tarih itibari ile zamanaşımına uğramış olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafça her ne kadar menfi tespit için dava açma süresinin dolduğu iddia edilmiş ise de, menfi tespit davasının açılmasının süreye tabi olmadığı, davalının 2011/9151 Soruşturma no'lu dosyada davacıdan şikayetçi olduğu, davacının 2013/359 Esas no'su ile Resmi Belgede Sahtecilik suçundan Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılama yapıldığı, 2015/124 Karar No ve 11.03.2016 tarihli gerekçeli karar ile beraat ettiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/3944 Esas ve 2022/7281 Karar No'lu kararı ile olağan zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 223/8. Maddesi uyarınca düşmesine karar verildiği ancak TTK’nun 662. maddesinde zamanaşımını keseceği belirtilen dava açılmasından anlaşılması gereken alacaklı tarafından açılan alacak davası olduğu buna göre ceza yargılamasının zaman aşımını kesmediği, 3 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olmakla, zamanaşımına uğrayan bonodan dolayı hamilin kambiyo senetlerinden kaynaklanan haklarını ileri süremeyeceği, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK 732. Madde de düzenlenen süre içinde keşideciye ve temel ilişkiye dayanarak kendisinden önceki cirantaya başvurabileceği ancak, 3 yıllık zamanaşımı süresinde sonra 1 yıl içerisinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak başvuru hakkı bulunuyorsa da, bu sürenin de geçirildiği, sonuç olarak davanın davacı yönünden kabulüne karar verilmesi yerinde ise de, mahkemece davacı ile davalı arasında temel ilişki bulunmadığı gözetilmeksizin yazılı gerekçe alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü kararının usul ve yasaya uygun olmadığı, kararın gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısman kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2-Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2024 tarih, 2023/809 E., 2024/412 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-Davanın KABULÜ ile, davacının Tekirdağ İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konu 01/05/2010 vade tarihli 40.000,00-TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,40-TL karar harcından peşin alınan 2.013,58-TL'nin mahsubu ile 718,82-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından yatırılan 2.013,58-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı, 11,50 TL vekalet harcı, 186,50-TL dosya masrafı olmak üzere toplam 2.292,28-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4/ç-Adalet Bakanlığı bütçesinde Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 1.560,00-TL'nin 6325 sayılı H.U.A.K 18/A, 13. ve 14. maddeleri gereğince davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4/d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 432,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.601,90-TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026