İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/935 E. 2026/633 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/935
Karar No
2026/633
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/935 Esas KARAR NO :2026/633

DAVA:Alacak DAVA TARİHİ:24/01/2020 KARAR TARİHİ:17/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin, davalı ...'ın kendisine ait olan İstanbul İli, ... İlçesi ... Mah. ... Sok. No:13 adresindeki arazisinde kendisinin davacı şirkete vermiş olduğu talimatlar neticesinde müteahhit / yüklenici sıfatıyla 31/05/2016 tarihinde inşaat faaliyetlerine başladığını, bu faaliyetler sırasında davacı şirketin çalışmış olduğu taşeronlar ile sözleşmeleri ve bu taşeronlara iş gereği kesmiş olduğu faturalar ve bu faturalara karşılık yapmış olduğu ödemeler bulunduğunu, davalının, taşeronlara kesilen faturalardan ve yapılan ödemelerden haberdar olmasına karşın davacı şirkete herhangi bir ödeme yapmaması nedeniyle kendisine, 25.05.2018 tarihli iadeli taahhütlü mektup ve 07.06.2018 tarihli noter kanalıyla ihtarname gönderdiklerini, ödeme taleplerine cevap alınamadığından işbu davayı açma gerekliliği doğduğunu, dava konusu alacağın tamamının davacı firmanın yapmış olduğu masraflar olduğunu, gerçekleştirilen müteahhitlik / yüklenici ücretinin karşılığı olmadığını, ... Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'ne yazı yazılarak ilgili taşınmazın mal sahibinin davalı ... olduğunun ve inşaat faaliyetlerinin yine ... adına gerçekleştiğinin sabit hale geleceğini, davalı şirketin, davalı ...'ın bizzat kendi talimatı üzerine bahsi geçen inşaatın faaliyetlerini üstlendiğini ve kendi bütçesinden inşaat faaliyetleri için taşeronlara ödemeler yaptığını, fakat çalışması sonucu hak ettiği müteahhitlik ücretinin, inşaat faaliyetleri sırasında oluşan genel giderler ve işçilik giderleri vs. gibi birçok genel gider ve ücretin davalı tarafından ödenmediği gibi davalı ile yapılan görüşmelerden de olumlu bir sonuç alınamadığını, davacı şirketin davalıdan almış olduğu talimatlar neticesinde yapmış olduğu inşaat faaliyetlerinin 31.05.2016 tarihinde ... Belediye Başkanlığı İmar Ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından alınan, Sayı No: 2016/305 Yapı Yıkma İzin Belgesi'nin davacıya ulaşmasından sonra, anılan izine konu olan arazinin komşu duvarları yığma olan ve kalan bodrum + beş katın çelik konstrüksiyon olduğu, çelik yapımın temelinde ise ... cm kalınlıkta radye temel olduğu görülen mevcut binanın yıkım ve söküm işlerine başlandığını, öncelikle binanın ... sokağa bakan cephesini demir konstrüksiyon ve OSB ile kapatılmış ve mevcut yapı içerisinde uzun yıllar herhangi bir çalışma olmadığından, yapı içerisinde konaklayan evsiz vb. insanlara sığınma yeri, sokuktan gelip geçen insanlara tuvalet yeri olarak kullanılan alanda, ikinci iş olarak bütün yapı alanının ilaçlamasının yapıldığını, devamla giriş katına Playwoodlar döşenerek zemin ve yığma yapının duvar kırımlarımda çıkacak moloza toplama yeri hazırlanarak mevcut yapıda çelik konstrüksiyon olmasından dolayı tüm katlara aynı işlemler uygulandığını, yıkım ve söküm için zeminler hazırlandığını, komşu binalara birleşik olan yığma yapının, komşu binaların zarar görmemesi için küçük kırıcılar, kazma, manivela vb. aletler ile çok hassas bir şekilde sökülmeye başlandığını, çıkan hafriyatın el arabaları ile taşınarak, sokağa girişi onaylanan 2,5 tonluk araçlar ile döküm sahasına yollandığını, mevcut yapının tüm komşu duvarlarının bodrum+5 katın tamamının aynı şekilde yıkılarak hafriyat sahasına yollandığını, akabinde mevcut çelik konstrüksiyonun oksijen kaynağı ile parça parça kesilerek aşağı indirildiğini, toplanan hurda çeliklerin şantiyeden uzaklaştırıldığını, yapılan tüm bu işlemler neticesinde, tüm şantiye alanı hafriyat ve çeliklerden temizlendikten sonra, 1. Bodrum katta bulunan çelik yapının altındaki radye temel söküm işine başlandığını, mevcut şantiyeye çağırılan karotçu tarafından ... cm'lik radye temelin, taşınabilir parçalar halinde karot ve beton kesiciler tarafından kesilerek, zemin kata taşındığını ve yine kamyonetler vasıtası ile şantiyeden uzaklaştırıldığını, devam eden süreçte komşu duvar yıkımından sonra komşu duvarların bazılarının ilk imalatlarda ortak olarak kullanıldığından, komşu merdiven boşluğunun açıkta kaldığının görüldüğünü ve kendi sınırları içerisinde duvar yapılarak bu açıklığın kapatıldığını, dava konusu binadaki yığma duvarlar ve çelik konstrüksiyon için sürecin 27 Nisan 2016 - 22 Haziran 2016 tarihleri arasında sürdüğünü, binadaki radye temel kesim işleri ve atılması işinin ise 23 Haziran 2016 tarihinde başlayıp, 28 Ekim 2016 tarihinde sonlandırıldığını, tüm imalatların şantiye şefi ...n tarafından kontrol edilerek davacı şirket personeli tarafından yapıldığını, davacı şirket tarafından dava konusu binanın 2. bodrum katının yapılabilmesi için; Kermen Kardeşler İnşaat firması ile kuyu kazı işlerinin yapılması, kuyu kazı yapılan perdelere demirlerin bağlanması, kalıpların kurulması, kurulan kalıba betonunun dökülmesi, perde haricinde kulan toprağın hafriyatının yapılması, sıfır kotuna çıkarılması, kamyonetler vasıtası ile döküm sahasına gönderilmesi işleri, radye temelin demirlerinin bağlanması, betonunun atılması, giriş bölümüne 2. ve 1. kat bodrumun döşemesinin kalıbının kurulması, demirlerinin bağlanması son olarak betonunun dökülmesi ve işçilik işlemleri için anlaşıldığını ve yaptırıldığını, tüm işlemlerin ödemelerinin davacı şirketçe yapıldığını, tüm demir ve beton vb. malzemelerinin tedariki işlerini ... Grup İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. ile anlaşılarak davacı şirket tarafından satın alımı sağlandığını, imalatların kontrollüğünü ise ...'ın ve görevlendirdiği ... tarafından yapıldığını, 07 Haziran 2017 tarihinde davalının onayı ile çelik imalatı işlemlerine başlandığını, tüm teknik konular ve imalat kontrolü ise ... tarafından yapıldığını, toplamda 6 döşemesi dökülen binanın tüm demir ve beton vb. malzemelerinin tedariki işlerini ... Grup İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. ile anlaşılarak davacı firma tarafından satın alındığını, çelik yapı imalatlarının 07 Haziran 2017 tarihinde başlayıp 14 Ekim 2017 tarihinde sonlandırıldığını, tüm işlemlere davalıdan ve yine davalının yetkili çalışanlarından alınan onay ile başlandığını, tüm teknik konular ve imalat kontrolünün Belediye ile olan diyalog ve izinlerin ise ... tarafından yapıldığını, davacı şirket tarafından Taşeron Orhan Kermen'in 18/01/2017-17/11/2016 tarihli faturalarına istinaden 153.400,00-TL, Taşeron ... Beton San. Ve Tic. A.Ş.'nin 09/09/17- 25/08/17- 11/08/17-02/08/17- 31/07/17- 25/07/17- 21/07/17- 05/07/17- 03/07/17- 21/06/17- 20/06/17- 03/01/17- 28/12/16- 26/12/16- 24/12/16- 05/12/16- 28/11/16- 22/11/16- 14/11/16- 08/11/16- 04/11/16- 02/11/16- 27/10/16- 26/10/16- 25/10/16 tarihli faturalarına istinaden 83.048,34-TL, ... Tic. Ltd. Şti.'nin 10/07/17- 06/10/17- 10/08/17- 10/10/17- 24/10/17 tarihli faturalarına istinaden 311.828,61-TL ödemeler yapıldığını, bu harcamaların ellerinde bulunan belgeler ile tespit edilenler olduğunu, tespit edilemeyen birçok harcama olduğunu, davacı şirketin herhangi bir hak kaybına uğramaması ve ileride muhtemel doğacak zararların önüne geçilmesi adına dava konusu taşınmaza ihtiyati tedbir / haciz konulması gerektiğini, ayrıca davalının, davacı şirkete ödeme yapmayarak elde ettiği haksız menfaat ile davacı şirketi de zararlandırıldığı dikkate alınarak; davalının işbu dava kapsamında mal varlıklarıyla da sorumlu olduğu gerçeği karşısında öncelikle adına kayıtlı dava konusu taşınmaz olan taşınmazı ile bunun dışında davalının tüm menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları ile mal kaçırma amacıyla 3. kişiler üzerine devrettikleri malvarlıklarına teminatsız ve süresiz olarak tedbir ve ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini beyan ederek; fazlaya dair alacak, dava, talep ve tüm hakları saklı kalmak kaydı ile, yargılama sonucunda davacının alacak ve haklarına kavuşması amacıyla, davalının sahip olduğu İstanbul İli, ... İlçesi ... Muh. ... Sok, No:13 adresinde bulunan taşınmazı üzerine 3. şahıslara devrinin önlenebilmesi için bahsi geçen taşınmazın tapu kaydına teminatsız olarak ihtiyati tedbir / haciz konulmasına, davacı şirket tarafından yapılan tüm harcamaların tespitini ve şimdilik 73.000,00-TL'lik kısmının en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı şirket tarafından emek sarf edilerek gerçekleştirilen müteahhitlik / yüklenici ücretinin tespitini ve şimdilik 5.000,00- TL'lik kısmının en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalının tacir olmadığını, bu nedenle görevli ve yetkili mahkemelerin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında dava konusu işlerin ifası hususunda yazılı bir sözleşme bulunmadığını, ayrıca belirli bir hizmetin sunulduğuna ve herhangi bir edimin yerine getirildiğine ilişkin bir durumun da mevcut olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan üçüncü şahıslarla yapılmış taşeron sözleşmelerinin hiçbir şekilde davalıyı bağlamayacağını, davacı tarafından her an düzenlenme ihtimali mevcut üçüncü şahıslar ile yapılmış taşeron sözleşmelerinde davalının herhangi bir imzasını taşımadığından ve ayrıca davalının böyle bir hizmeti almadığından muvazaalı olarak düzenlendiğini düşündükleri taşeronluk sözleşmelerinin davalıyı hiçbir şekilde bağlamayacağını, davacı tarafından kurulduğu iddia edilen temel hukuksal ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu, kural olarak, eser sözleşmesinin, zorunlu şekil koşuluna bağlı olmadığını, ancak sözlü yapılan sözleşme inkâr edildiği takdirde, sözleşmenin yapıldığı zamandaki miktar veya değeri HMK'nın 200. maddesindeki miktardan fazla ise akdî ilişkinin anılan Yasa hükmü gereğince davacı tarafından yazılı delille kanıtlanmasının zorunlu olduğunu, HMK’nın 202. maddesindeki yazılı delil başlangıcı bulunmaması ve 203. maddesindeki tanıkla ispatı mümkün olan hallerin varlığının da ileri sürülüp kanıtlanmaması halinde tanık beyanı ile akdi ilişkinin varlığının ispatının mümkün olmadığını, davacı tarafça akdi ilişkinin varlığının yasal deliller ile kanıtlamasının zorunlu olduğunu, davalı ... tarafından taraflar arasında akdi ilişkinin olmadığının açıkça ortaya konulması karşısında davacının iddiasını yazılı belge ile ispatlamak zorunda olduğunu, davacının iddialarını yazılı delil haricinde tanıkla ispatlanmasına muvafakatlari olmadığını, davacının verdiğini iddia ettiği hizmetlerin hiçbirini kabul etmediklerini, Yargıtay'ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmesinin varlığı halinde taşeronların gerçekleşip, teslim ettiği işlerin, her türlü delille ve bu arada tanık beyanıyla ispatlanabileceğini, burada dikkat edilmesi gereken hususun ortada hiçbir şekilde varlığı olmayan bir eser sözleşmesinden söz edildiğini, dolayısıyla olmayan bir eser sözleşmesinin tanıkla ispatının sözkonusu olamayacağını, taraflar arasında hiçbir şekilde dava konusu inşaat alanına ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacının kötüniyetli olarak hakkın kötüyete kullanılmasına örnek teşkil edecek üçüncü şahıslarla geçmişe yönelik her an düzenlenme imkanı olan sözleşmeler akit ederek haksız menfaat peşinde koştuğunu, olmayan yazılı sözleşmenin, davacı yanca tanıkla ispatının hukuken mümkün olmadığını, bu konuda davacı yanın tanık dinletme talebini kabul etmediklerini ve bu konudada yazılı usul gereğince davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini, aleyhe delil teşkil etmemek kaydıyla; davacının ticari defterlerinin incelenmesinde dava konusu İstanbul ... ... Mahallesi - Ev 306 Ada 37 Parsel // 67,5 M2 ve İstanbul ... ... Mahallesi - Ev 306 Ada 38 Parsel // 47,5 M2 lik alanlarda hiçbir şekilde ...’a yönelik bir ticari işlem yapılmadığı gibi davacı yanca belirtilen alanlarda işçi çalıştırıldığına ilişkin SGK'ya bir bildirimde bulunulmadığını, bu itibarla ticari defterlerinde cari hesaba yönelik ilgili döneme ilişkin herhangi bir resmi kayıt yaptırmayan davacının, husumete yönelik olarak ya tutturabilir mantığı ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tuturak dava açmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının hiçbir şekilde davalıya hizmet vermediğini, davanın haksız ve yersiz olduğunu beyan ederek; öncelikle iş bölümü itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dosyanın mahkememize 2020/... esasında açıldığı ve mahkememizce yapılan yargılama neticesinde 03/02/2020 tarihli 2020/85 karar sayılı gerekçeli karar ile; "6100 Sayılı HMK. gereğince dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine," dair görevsizlik kararı verildiği, kararın davacı vekilince istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/898 Esas 2020/707 Karar sayılı 13/07/2020 tarihli kararı ile dosyada davalının tacir olup olmadığına dair belge bulunmadığından eksikliğin tamamlanması için dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesine dair karar verildiği, mahkememizce İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davalıya ait bilgilerin celp edilerek dosyanın yeniden istinaf incelemesine gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/1276 Esas 2020/960 Karar sayılı 29/09/2020 tarihli kararı ile; "Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/02/2020 tarih, 2020/... Esas, 2020/85 Karar sayılı kararının kaldırılmasına," dair karar verildiği ve dosyanın mahkememizin 2020/... esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce 2020/... esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde; mahkememizin 2020/... esas 2024/188 karar sayılı 07/03/2024 tarihli kararı ile; "Davacının davasının kabulü ile; 548.276,90 TL hak ediş yapım masrafı ile taleple bağlı kalınarak 5.000 TL müteahhitlik ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine," dair karar verildiği anlaşılmıştır. Kararın davalı vekilince İstinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi' nin 2024/935 esas 2025/1359 karar sayılı 28/11/2025 tarihli kararı ile ; " Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı tarafça akdi ilişkinin varlığı inkâr edilmiştir. Sözleşme ilişkisini ispatlamakla yükümlü olan davacı, HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığını yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Davacı tarafça dosyaya bu iddiayı ispatlayacak yazılı bir belge ya da tanık dinlenmesini mümkün kılacak yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir evrak ibraz edilmemiş, sunulan evraklar üzerinde davalının imzasıda bulunmamakta ve yargılamanın tüm aşamalarında sözleşme ilişkisini kabul etmeyen davalı yan , davacı tanıklarının dinlenmesine de muvafakat etmemiştir. Bu nedenle yazılı belge ile akdi ilişkinin varlığını kanıtlayamayan ve tanık beyanı için yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunamayan davacı, dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayandığından; Mahkemece davacı tarafa yemin delilini hatırlatmadan yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur." gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul mahkememizin 07/03/2024 tarih, 2020/... esas, 2024/188 karar sayılı kararının kaldırılmasına dair karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve dosyanın mahkememizin 2025/935 Esas numarasına kaydedildiği anlaşıldı. Mahkememizin 16/04/2026 tarihli celsesinde; davacı vekilince açık yemin metnini hazırlayıp mahkememize sunmak üzere süre verildiği, aksi taktirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtar edildiği, davacı vekilinin 28/04/2026 tarihli beyan dilekçesini sunduğu, mahkememizce davalı ...'a tebligat çıkartılarak ve tebligata davacı vekilinin 28/04/2026 tarihli dilekçesi eklenerek, duruşma gün ve saatinde hazır bulunması, dilekçe içeriğindeki hususlarda yemin edeceği, hazır bulunmaması veya hazır bulunup da yemini eda etmekten kaçınması halinde yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı hususlarının ihtar edildiği, mahkememizin 04/06/2026 tarihli celsesinde davalı ...'ın hazır bulunduğu, HMK 228. Maddesi gereğince davalının yemine davet edildiği, Davalı tarafa dava konusu eser yapım işinin kendisinin bilgisi, talimatı ve teknik koordinasyonu altında davacı tarafça yürütülüp yürütülmediği hususunda yemin teklif edildiği, davalı ...'ın cevaben: "sorduğunuz soruya cevabım şudur: dava konusu iş davacı tarafça yürütülmemiştir ve yapılmamıştır," dediği ve yemini eda ettiği, davacı vekiline talebi doğrultusunda sözlü tahkikata ilişkin hazırlıklarını yapmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilince 15/06/2026 tarihli beyan dilekçesi sunulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin 17/09/2026 tarihli celsesinde yapılan yoklamada davacı asilin veya vekilinin hazır olmadığı, davalı ... vekilinin "Biz davayı takip ediyoruz, davanın reddine karar verilsin," şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davaya konu eser ilişkisini reddetmektedir. Dava, cevap, aldırılan bilirkişi raporları, mahkememizce yapılan yargılama ve istinaf kaldırma kararı içeriği hep birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Taraflar arasında; akdedilmiş yazılı bir eser sözleşmesi bulunmaktadır. Davalı yan eser sözleşmesi ilişkisini ve işin yapıldığı iddiasını reddetmektedir. Davacı vekili; davalının arazisinde, davacıya vermiş olduğu talimatlar neticesinde, yüklenici sıfatı ile 31/05/2016 tarihinde inşaat faaliyetlerine başladığını, bu faaliyetler sırasında davacının çalışmış olduğu taşeronlar ile sözleşmeler ve bu taşeronlara iş gereği kesmiş olduğu faturalar ve bu faturalara karşılık yapmış olduğu ödemeler bulunduğunu, ayrıca emeğinin bulunduğunu, davalı yandan buna ilişkin ödemeleri yapması için 25.05.2018 tarihli iadeli taahhütlü mektup ve 07.06.2018 tarihli noter kanalıyla ihtarname gönderdiklerini, cevap alınamadığını, belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 73.000,00.-TL tüm harcama alacağının ve şimdilik 5.000,00.-TL müteahhitlik/yüklenici alacağının en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, Davalı vekili; taraflar arasında dava konusu işlerin ifası hususunda yazılı bir sözleşme bulunmadığını, ayrıca belirli bir hizmetin sunulduğuna ve herhangi bir edimin yerine getirildiğine ilişkin bir durumun olmadığını, davalının böyle bir hizmeti almadığından muvazaalı olarak düzenlendiğini düşündükleri taşeronluk sözleşmelerinin davalıyı hiçbir şekilde bağlamayacağını, olmayan bir eser sözleşmesinin tanıkla ispatının sözkonusu olamayacağını, belirterek; öncelikle dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, Mahkememizce kaldırma kararından önce yapılan yargılama neticesinde; taraf defterlerinde alacak ve borç bulunmadığı, davacının defterlerinde taşeron faturalarının işli olduğu, davacının alacak talebine konu tedarikçi şirketlerle Tedarikçi sözleşmesi akdettiği ve bu sözleşme suretlerinde sözleşme konusunun; “... Sokak No 2 ... adresindeki bina” olarak tanımlandığı, ... Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü' nün Ruhsat ve Tabela bilgilerinde Mütahhit olarak davalı ...'ın göründüğü, ancak mahkemece de itibar olunan kök bilirkişi raporundaki kanaate göre de, binanın yapım süreçleri, proje ve ruhsatlar, inşaat sürecinde davacı tarafından çekilen resimler, temel ve tabliye resimleri, davacının tedarikçileri tarafından kendisine kesilen beton ve çelik faturaları ve içerikleri, tanık beyanları, ihtarnameler ve davalının işi davacı şirket haricinde 3. kişiye yaptırdığına dair bir delilin dosyaya ibraz edilmemesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının işin yapımını yüklendiği ve sürdürdüğünün anlaşıldığı gerekçeleri ile taleple bağlı kalınarak; davacının davasının kabulü ile; 548.276,90 TL hak ediş yapım masrafı ile taleple bağlı kalınarak 5.000 TL müteahhitlik ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. " hükmü gereğince davacı taraf, davalı yanın eser sözleşmesinin tarafı olduğu yönündeki iddiasını senetle ispat etmek zorundadır. Aynı maddede (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebileceği de hükme bağlanmıştır. HMK nın 202. maddesinde, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge delil başlangıcı olarak tarif edilmiş ve senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. (bkz. Yargıtay 6.HD'nin 26.04.2022 gün, 2021/3822 E, 2022/2442 K. Sayılı kararı) Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK’nın 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisinin kurulması hukukî işlem niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesine dayalı bir davada; davalının akdi ilişkiyi inkâr etmesi hâlinde, ispat yükü davacının üzerinde olup, sözleşmenin kurulduğunu davacının kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/15-3098 E. 2021/546K. 29/04/2021T.) Yapılan bu açıklamalar ışığında ve istinaf kaldırma ilamı doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı tarafça akdi ilişkinin varlığı inkâr edilmiştir. Sözleşme ilişkisini ispatlamakla yükümlü olan davacı, HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığını yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Davacı tarafça dosyaya bu iddiayı ispatlayacak yazılı bir belge ya da tanık dinlenmesini mümkün kılacak yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir evrak ibraz edilmemiş, sunulan evraklar üzerinde davalının imzası da bulunmamaktadır. Yargılamanın tüm aşamalarında sözleşme ilişkisini kabul etmeyen davalı yan, davacı tanıklarının dinlenmesine de muvafakat etmemiştir. Bu nedenle yazılı belge ile akdi ilişkinin varlığını kanıtlayamayan ve tanık beyanı için yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunamayan davacı yana, dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayandığından; yemin de icra ettirilerek davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davacının davasının reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve İlam Harcından, peşin yatırılan 1.332,05 TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 8.538,75 TL'nin toplamı olan 9.870,80 TL'den mahsup edilerek fazla yatırılan 9.138,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı tarafından yapılan; 1.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 1.000,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 2.000,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 87.724,31-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, 7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair, davalı ... vekilinin yüzüne karşı , davacı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/935, K. 2026/633, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-935-e-2026-633-k-336d5d8c9227