Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3911 E. 2026/3667 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3911
Karar No
2026/3667
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1149 E., 2025/1430 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmancık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/737 E., 2025/24 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R- Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir. Davacı, kayden maliki olduğu dava konusu 821 parsel sayılı taşınmazı müşteri bulması halinde satması için davalı ...’i vekil tayin ettiğini, ...’in taşınmazın satılmadığı yönünde kendisine bilgi verdiğini, taşınmaz üzerinde haczi olan bir kişiye borcunu ödemesi üzerine haczi kaldırmasını talep ettiğini, bunun üzerine taşınmazın davalı ...’in eşi olan dava dışı ...’ye temlik edildiğini öğrendiğini, davalı ... ile görüştüğünü ancak sonuç alamadığını, sonrasında da taşınmazın davalı ...’e satıldığını öğrendiğini, davalıların muvazaalı hareket ettiklerini, kötü niyetli olduklarını, kendisine bedel ödenmediğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin davalı ...’ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...; davacı ile hiçbir ilişkisi olmadığını, taşınmazı dava dışı ...’den satın aldığını, iyiniyetli olduğunu, ... ile de bir yakınlığı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; vekaletnamede kendisine verilen yetki ile taşınmazı devrettiğini, davacının talimatına uygun hareket ettiğini, taşınmazın emsal değerinden fazlasına satıldığını, taşınmaz alındıktan bir yıl sonra devredildiğini, kötü niyetli olunması halinde hemen devredileceğini, davalı ...’i tanımadığını, taşınmazın 2001 yılından itibaren maliki olduğunu, 2009 yılında ekonomik durumunu kötü olduğunu, ... Gaz firmasından 10 ton gaz kredi aldığını, firma sahibi ... ...’un taşınmazın %50’sinin teminat gösterilmesini istediğini, bunun üzerine taşınmazın ½ payının ... ...’a devredildiğini, firmanın maddi durumunun bozulmaya başlaması üzerine de ... ...’un kendisinin bankadan kredi çekeceği için ipotek konusunda yardımcı olmasını istediğini ve kendisinin taşınmazın ½ payı üzerine ipotek tesis ettirdiğini, daha sonra taşınmazın ½ payının ... ...’un eniştesi olan davacıya geçtiğini, ... ...’un borçlarını ödediğini ve taşınmazın tekrar kendisine geçmesi için kendisinin vekil tayin edildiğini, davacının çay ocağında çalıştığını ve dava konusu taşınmazı alacak ekonomik gücü olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının istirahat raporu almış olmasına rağmen işe giderek çalışması ancak yemin eda edilecek talimat duruşmasına gitmemesinin dürüstlük kurallarına uygun ve inandırıcı olmadığı, kaldı ki davalının raporu almış olduğu... Hastanesi bünyesinde çalıştığı ve bu haliyle rapora ulaşabilmesinin de kolay olduğu, söz konusu raporun istirahat etmek için verildiği ancak davalı tarafça rapor alınmasına rağmen işe gitme iradesi gösterilmesine karşın adliyeye yemin eda etmeye gidilmemesi değerlendirildiğinde söz konusu istirahat raporunun yemin eda edilecek duruşmaya gelinmemesi hususunda geçerli bir mazeret olmadığı, davalının HMK’nın 228. maddesi gereğince muvazaalı satış hususu başta olmak üzere yemin metninde geçen hususları ikrar ettiği ve dolayısıyla davacının davasını ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekilleri tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının .... Noterliğinin 18.05.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile dava konusu taşınmazın satış yetkisini de içerir şekilde davalı ...’i vekil tayin ettiği, vekilin anılan vekaletname ile dava konusu taşınmazı dava dışı eşi ...’ye 15.06.2016 tarihinde 50.000,00 TL bedelle temlik ettiği, ...’nin de taşınmazı 12.06.2017 tarihinde davalı ...’e 55.000,00 TL bedelle devrettiği, ... adına işlemi ...’un yaptığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, yemin edecek kimsenin mahkemenin yargı çevresi dışında olması durumunda yapılması gerekenler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 236. maddesinde “(1) Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir.” şeklinde düzenlenilmiştir.

Somut olayda, davalı ...’in il dışında yaşadığı, bu durumda HMK’nın 236. maddesi uyarınca yemin edecek kişinin bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilmesi gerektiği, dosya kapsamından aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün olup olmadığı konusunda bir tespit yapılmadığı gibi davalıya yemin için gönderilen tebligatın ekinde yemin metninin bulunduğuna dair bir açıklamaya yer verilmediği, bu hali ile davalıya yemin metni usulünce tebliğ edilmeksizin ve aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrasının mümkün olup olmadığı tespit edilmeksizin istinabe yolu ile yemin yaptırılması doğru değildir.

Kabule göre de, dava konusu taşınmazın değeri tespit edilirken davalının dava konusu taşınmazda bulunan bir kısım ekipmanların kiralama olduğu yönündeki iddiaları ve diğer itirazları dikkate alınarak içerisinde akaryakıt konusunda uzman sektör bilirkişisinin de yer aldığı 3 kişilik bilirkişi heyeti aracılığıyla ariyet sözleşmesi/sabit yatırım bedelleri de dikkate alınmak suretiyle taşınmazın temlik tarihlerindeki ve dava tarihindeki rayiç değerlerinin ayrı ayrı şüpheden uzak olacak şekilde usulünce tespit edilmemiş olması da isabetsizdir.

Hal böyle olunca, yeminin son çare olarak başvurulan bir delil olduğu, öncelikle diğer delillerin incelenmesi ve bunların yeterli olmadığının anlaşılması halinde yemin deliline başvurulması gerektiği gözetilerek yemin deliline sıra gelmesi halinde yukarıda anlatılan şekilde usulü işlemlerin yerine getirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3911, K. 2026/3667, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3911-e-2026-3667-k-935ad41af6fb