Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1946 E. 2026/745 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1946
Karar No
2026/745
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1946

KARAR NO:2026/745

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:06.07.2022

NUMARASI:2021/358 Esas - 2022/539 Karar

DAVA:Menfi Tespit

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, aralarındaki ticari ilişkiye güvenerek kendini tacir gibi tanıtan davalı ...'ya 25.07.2013 keşide tarihli ve 35.000,00 TL bedelli bonoyu keşide ederek verdiğini, ancak bonodaki malen kaydına rağmen davalının bono nedeniyle herhangi bir mal veya hizmet teslim etmediğini, bonodaki borca ilişkin bir fatura bulunmadığını, davalının bu senedi davalı bankaya verdiğini, bankanın Kocaeli 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında bonoyu takibe koyduğunu, bankanın takibe konu bonoya ilişkin fatura olmadığını bildiğini ve sadece davacı aleyhine takip başlattığını, müvekkilinin her iki davalıya da hiçbir borcunun olmadığını ileri sürerek, takip ve bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespit ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... ...vekili, savunmasında özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin senedi cirolama yükümlülüğü bulunmadığını, davacı ile diğer davalı arasındaki hukuki ilişkide müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin müvekkilince bilinemeyeceğini bu sebeple davanın reddi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile İİK'nın72/5. maddesine göre %20'den az olmamak kaydıyla tazminata karar verilmesini istemiştir.Diğer davalı, davaya cevap vermeyerek dava dilekçesindeki vakıaları inkâr etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı ... ... tarafından, davaya konu 25.07.2013 tarihli ve 35.000 TL bedelli lehtarı Davalı ... olan bono düzenlenmiştir. Söz konusu bono, diğer davalı ... tarafından icra takibine konu edilmiştir. Davacı, söz konusu senet nedeniyle lehtara borcunun bulunmadığını ileri sürmektedir. Dosya kapsamındaki deliller, mahkememizin bir önceki kararı ile istinaf ilamı birlikte değerlendirildiğinde, davalılardan ... ... yönünden yemin delilinin hatırlatılması gerekmektedir. Davalı banka ise, istinaf ilamında izah edildiği üzere, bonodaki ticari ilişkinin tarafı değildir ve söz konusu bonoyu kötü niyetli olarak iktisap edip etmediğinin araştırılması gerekir. Yargılama kapsamında, davacı tarafından, davalı bankanın anılan bonoyu kötü niyetli olarak iktisap ettiğini ispata yarar herhangi bir delil sunulmamıştır. Dosya kapsamındaki delillerden de bu şekilde bir sonuca ulaşabilmek mümkün değildir. Bu nedenle, davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Öte yandan, diğer davalı ...'ya mahkememizin 09.03.2022 tarihli ve 2 numaralı celsesinde alınan ara karar uyarınca davacı tarafından yemin teklifinde bulunulmuştur. Bu çerçevede, HMK'nın 225. ve devamı maddelerine uygun olarak, uyuşmazlığın konusuna ilişkin soruları içeren yemin metni 14.03.2022 tarihinde mahkememize sunulmuş; davalıya HMK'nın 228. maddesinde belirtilen açıklamaların ihtarını içerir şekilde davalıya tebliğ edilmiştir. Yemin metni ve daveti, usulüne uygun olarak davalının kızının imzasıyla tebliğ edilmesine rağmen davalı duruşmaya gelmemiştir. Bu durumda, davalının yemin konusu vakıaları ikrar ettiğinin kabulü gerekmektedir. Davalı, yemin metnine konu edilen söz konusu bononun teminat amacıyla verildiği ve bu senet nedeniyle davacının kendisine borcunun bulunmadığını kabul etmesi..." gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile davacının 20.02.2013 düzenleme tarihli, 25.07.2013 ödeme tarihli 35.000,00TL bedelli alacaklısı ..., borçlusu ... olan bono nedeniyle davalı ...'ya borçsuzluğunun tespitine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin borç içermeyen bono nedeniyle uzun yıllar süren bir yargılamanın içerisinde kaldığını, malen kayıtlı bonodan kaynaklı borç ilişkisi olmadığının ispatlandığını ve davacının borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, bono üzerinde borcun sebebine ilişkin bir açıklama varken başka bir düzenleme sebebine ilişkin beyanda bulunulması halinde, elde edilen avantajın kaybedileceğini, bu durumda lehdarın borçlu ile aralarında olan borç ilişkisinin dayandığı hukuki sebebi ve bu sebebin geçerliliğini ispatlaması gerektiğini, alacağı olduğunu iddia eden ve bu durumdan lehine hak çıkaran tarafın alacağını ispatlaması gerektiğini, bankanın malen kayıtlı bonoyu teslim alırken fatura ve dayanaklarını sorup alması gerektiğini, malen kayıtlı bonoda alacaklı olduğunu iddia eden davalının bonodaki gerçek borç ilişkisini kanıtlaması gerektiğini, faktoring firmalarının belirli usullerle yaptığı işlemlerin banka tarafından hiç bir usule uyulmadan yapıldığını, bir kişiden alacağı olduğunu iddia eden kişinin bunu ispatlaması gerektiğini, borcu doğuran sebebin açıklanarak bu sebebe ilişkin vakıaların kanıtlaması gerektiğini, kişisel defilerin sadece def'inin doğmasına yol açan hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürelebilirse de bazı hallerde üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebileceğini, bilerek borçlunun zararına hareket edilmesi halinde TTK'nın 599 ve 737. maddelerine göre bu hakkın kullanılabileceğini, davalı bankanın sadece keşideciye karşı takip başlatarak kötü niyetli davrandığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın davalı Banka yönünden de kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince davalı banka tarafından Kocaeli 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında takip konusu edilen bono ve bonoya davalı takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalı bankaya yönelik davanın reddine, davalı lehdara yönelik davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesinin 20.03.2018 tarih ve 2016/274 Esas, 2018/285 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 19.04.2021 tarih ve 2019/895 Esas, 2021/504 Karar sayılı ilamı ile, davalı lehdar ... yönünden yemin delilinin hatırlatılmaması nedeniyle kaldırılmıştır. Mahkemece kaldırma kararına göre davalı ...'ya gönderilen yemin davetiyesine rağmen, anılan davanın yemini eda etmemesi nedeniyle, bu davalıya yönelik davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı ...'nın davanın kabulüne ilişkin karara karşı istinaf başvurusunda bulunmadığı, hükmün redde ilişkin kısmı yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle sadece davalı banka yönünden verilen ret kararı incelenecektir. Kocaeli 1.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı ...bank tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatıldığı görülmüştür. Takip konusu bononun incelenmesinde; keşidecisinin davacı, lehdarının davalı ... olduğu, 20.02.2013 düzenleme tarihli, 35.000,00 TL bedelli, vadesinin 25.07.2013 olduğu, bononun lehdarın beyaz cirosuyla davalı bankaca iktisap edildiği anlaşılmıştır.Dava konusu bono, TTK'nın 776. maddesindeki tüm unsurları içermektedir. Bonoda bulunan malen kaydı, bononun unsuru olmayıp bononun mal teslimi karşılığı düzenlendiğini göstermektedir. Yazılı belge olan bonodaki bulunan kaydın aksi ancak yazılı delillerle ispat edilebilir. Bono metnindeki ilk ciro lehdara ait olup, lehdarın cirosuyla bono davalı banka tarafından iktisap edilerek takibe konu edilmiştir. Ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığından, davalı bankaca kendinden önce gelen kambiyo borçlularının tamamına veya tercih edeceği borçlulara karşı takip başlatılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kambiyo alacaklısının, kendinden önceki tüm kambiyo borçlularına karşı takip başlatılması zorunluluğu bulunmamaktadır.Kıymetli evrak olan bononun iktisabı ve cirosuna ilişkin kurallar TTK'nın 777. maddesinin yollamasıyla poliçenin cirosuna ilişkin TTK'nın 681 ila 690. maddelerinde düzenlenmiştir. Temel ilişkiden soyut olarak düzenlenen bononun iktisap edilmesi için ciro ve teslim yeterlidir. Hak sahipliği TTK'nın 686. maddesi gereğince cirodan anlaşılır. Bunun dışında bononun cirosu sırasında temel ilişkiyi belgeleyen fatura veya mal teslimine ilişkin her hangi bir belgenin ibrazı kambiyo alacaklısından beklenemez. TTK'nın 686. maddesi gereğince, bonoyu beyaz ciroyla iktisap eden davalı bankanın, yetkili hamil olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 687. maddesi gereğince düzenleyen ile lehdar arasındaki ticari ilişkilere dayanan def'ilerin yetkili hamile karşı ileri sürülemeyeceği, ancak yetkili hamilin bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin kanıtlanması halinde defilerin yetkili hamile karşi ileri sürülebileceği açıktır. Bankanın, sadece keşideciye karşı takip başlatılmış olması, iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğunu göstermemektedir. Bono temel ilişkiden soyut bir borç içermektedir. Bu nedenle bono iktisap edilirken, temel ilişkiye ilişkin fatura gibi belgelerin de ibrazına gerek bulunmamaktadır. Bonoda malen kaydı bulunması, esasında davacı/ keşidecinin bonoyu aldığı mal karşılığı düzenlediğini göstermektedir. Davacı, mal almadığını, kredi ve borçlanma aracı olan bononun bedelsiz olduğunu ancak kesin delillerle kanıtlayabilir. Bu tür bir kanıttan sonra, ciranta olan bankanın keşideci ile lehdar arasındaki bu bedelsizliği bilerek bonoyu iktisap ettiğinin de ayrıca kanıtlanması gerekmektedir. Davacının keşideci olarak tedavüle koyduğu soyut borç ikrarı içeren bononun bedelsiz olduğunun, ciranta olan banka tarafından bilinerek bononun iktisap edildiği usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığından, mahkemece davala bankaya yönelik davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

HÜKÜM:Açıklanan bu gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

4-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,

6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava konusunun miktarı itibariyle karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1946, K. 2026/745, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1946-e-2026-745-k-83acdc407f30