Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1346 E. 2026/1177 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1346
Karar No
2026/1177
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1346 - 2026/1177 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/1346 KARAR NO : 2026/1177

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 08/01/2026 NUMARASI : 2026/15 E. İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVANIN KONUSU : Muarazanın Giderilmesi KARAR TARİHİ : 14/10/2026 KARARIN YAZIM TARİH : 14/10/2026

Talep, davalılar arasındaki sözleşme gereğince davalı Bakanlık bünyesinde kurulan ... Sistemine, davacı eğitim kurumu işleticisi şirketin dava dışı 3. bir şirketten satın aldığı ... Sisteminin entegrasyonun ve buna bağlı ... erişiminin sağlanması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece, 08/01/2026 tarihli tensip zaptı ve aynı tarihli ara karar ile " ... davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin dava konusu uyuşmazlığın esasını çözümleyecek nitelikte olmadığı ve yaklaşık ispatın gerçekleştiği cihetiyle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş … davacı tarafın isteminin kabulü ile; ... A.Ş. tarafından, talep eden ... A.Ş.’ye ... ekranının ve entegrasyonun açılmasına, bu yöndeki kısıtlamanın kaldırılmasına... " şeklindeki gerekçe ve kararla davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalılarca yapılan itiraz üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonucunda 04/02/2026 tarihli karar ile de " ... verilen kararın mevcut dosya kapsamı ve delillerle uyumlu olduğu, davalı vekilleri tarafından itirazlarının geçerli olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak itirazın reddine karar …tedbirin devamına ..." gerekçe ve kararıyla itirazın reddine dair verilen karara karşı davalı Bakanlık, yargı yolu yönünden yapılan itirazların dikkate alınmadığını, ihtiyati tedbir kararının davanın esasını çözer nitelikte olduğunu, kanunda öngörülen ve sayılan ihtiyati tedbir şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, yasanın aradığı yaklaşık ispatın da gerçekleşmediğini, teminat alınmaksızın tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tedbir kararının telafisi imkansız zararlara sebebiyet verebileceğini ve davalı şirket ise, davanın idari yargı yolunda görülmesi gerektiğini, davacının iddialarının soyut düzeyde kaldığını, tedbir kararı verilmesi için aranan şartların oluşmadığını ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; Uyuşmazlık; mahkemenin, ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddi kararının isabetli olup olmadığı ve olayda ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. 6100 sayılı HMK’nın 389. maddesinde, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” düzenlemesi, HMK'nın 390. maddesinde ise, "(1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemesi bulunmaktadır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ihtiyati tedbir talep eden davacının iddiası yargılamayı gerektirmekteyse de, dosyaya sunulan belge ve bilgilere, davalı taraf işleminin dayandığı olgulara ve ileri sürülen dava konusu olaylara göre, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin devam etmesi, eğitim faaliyetinin devamının sağlanması bakımından davacının ileride haklı çıkması halinde ekonomik açıdan telafisi güç sonuçlar doğabilecek olması, davacının esas yönünden haklılığını yasaya uygun şekilde ve yaklaşık olarak ispat etmesi ve ihtiyati tedbir kararı verilmesinin işin esasını halleder nitelikte olmadığının anlaşılması karşısında ileri sürülen istinaf sebepleri de dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalıların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalıların istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından davalı ... A.Ş.'den yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuran davalılar üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf kararının yerel mahkemece taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/10/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1346, K. 2026/1177, T. 08.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1346-e-2026-1177-k-a595c1bafa6a