Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1295 E. 2026/1363 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1295
Karar No
2026/1363
Karar Tarihi

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1295

KARAR NO : 2026/1363

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/02/2026 (Dava), 01/06/2026 (Karar)

NUMARASI : 2026/...Esas, 2026/... Karar

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili, müvekkili şirketin inşaat işleriyle iştigal ettiğini, 24 Haziran seçimleri sonrası dış devlet ve kuruluşlar tarafından yapılan ekonomik baskılar, tüm dünyada etkili olan pandemi süreci Rusya-Ukrayna savaşından dolayı oluşan maliyetlerdeki olağanüstü artışların müvekkilini direkt etkilediğini, Türk Lirasının bu zaman içerisinde döviz karşısında yaşadığı değer kaybının ekonomik koşulları daha da zorlaştırdığını ancak ülkemizin süratle normalleşeceğine dair taşıdıkları inanç nedeniyle müvekkili firmanın alacaklarının tahsil edeceğini, sunmuş oldukları ön projenin başarıya ulaşacağını, tüm bu nedenlerle; öncelikle müvekkilinin faaliyetlerine devam edebilmesi ve mal varlıklarını koruyabilmeleri adına 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesini, müvekkili şirketin keşide ettiği çeklerin arkalarına "karşılıksızdır" şerhi düşülmesinin önlenmesi adına ilgili bankalara müzekkere yazılmasına, mahkemece uygun görülecek tüm tedbirlerin alınmasına, 3 aylık süre sonrası kesin mühlet verilmesi ve nihayet konkordato taleplerinin kabulü ile taleplerinin tasdikine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesince, " ...Somut dosyada ise ... tarihli güncel mali verilere göre şirketin borca batık olmadığı, ticari borçlarında azalma meydana geldiği ve 2026 yılı ilk dönemi itibarıyla sınırlı da olsa dönem kârı oluştuğu kabul edilmekle birlikte, geçici mühlet süreci davacı şirketin ön projede öngördüğü nakit akışı ve ödeme planını gerçekleştirme kapasitesinin kesin mühlet verilmesini haklı kılacak derecede ortaya konulamadığını göstermiştir.

Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacı şirketin geçmiş yıllarda ciro yaratmış olması, bazı alacaklarının kamu kurumlarından veya devam eden işlerden kaynaklanması, kaydi/rayiç değerlere göre borca batık görünmemesi, ... tarihli güncel mali verilere göre toplam borçlarında ve özellikle ticari borçlarında azalma meydana gelmesi, 2026 yılı ilk geçici vergi dönemi bakımından sınırlı da olsa kâr bildirilmesi ve faaliyetlerine tamamen son vermediğinin anlaşılması olumlu veriler olarak dikkate alınmış ise de, bu verilerin geçici mühlet sürecinde oluşan olumsuz mali gerçekleşmeleri bertaraf eder nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira kesin mühlet, geçmiş döneme ilişkin bilanço büyüklüğüne veya borca batıklığın bulunmamasına değil, konkordato projesinin bundan sonraki dönemde başarıya ulaşabileceğine dair güncel, somut ve denetlenebilir bir kanaate dayanmalıdır. Mevcut durumda şirketin likidite göstergeleri zayıf, net işletme sermayesi negatif, nakit oranı son derece düşük, hazır değerleri önemli ölçüde azalmış, finansal kiralama ödeme yükü yönünden sürdürülebilirlik sorunu devam etmiş, konkordato havuz hesabı hareketleri yeterli düzeye ulaşmamış, 2026 yılı brüt satış ve net satış gerçekleşmeleri ön proje hedeflerinin oldukça gerisinde kalmış, ön projede kaynak olarak öngörülen sermaye artışı geçici mühlet süreci içinde fiilen gerçekleştirilmemiş ve alacak tahsilatlarına ilişkin somut, güvenceye bağlanmış, denetlenebilir bir takvim ortaya konulamamıştır.

Borçlu vekilinin ...tarihli komiser raporuna yönelik ... tarihli itiraz dilekçesi ve ekleri ile ... tarihli duruşmadaki sözlü beyanları üzerine alınan ... tarihli komiser raporu birlikte değerlendirildiğinde; ... tarihli itiraz dilekçesi ekinde sunulan ... tarihli düzeltme beyannamesinde 2026 yılı birinci geçici vergi dönemi bakımından 538.729,50 TL dönem kârı bildirildiği, şirketin muhasebe hizmetlerine ilişkin sözleşme, mali müşavirin sağlık durumuna dair kayıt, hava koşulları nedeniyle inşaat faaliyetinin belirli dönemlerde yavaşlayabileceğine ilişkin idari yazı, bazı geçici kabul tutanakları, teminat mektupları, iade alındığı ileri sürülen çek örnekleri ve adi ortaklık kapsamında yürütüldüğü anlaşılan bazı işlere ilişkin sözleşme kapaklarının sunulduğu, ... tarihli komiser raporunda ise ... tarihli mali veriler üzerinden yapılan incelemede şirketin kaydi değerlere göre borca batık olmadığının, toplam borçlarda ve özellikle ticari borçlarda azalma meydana geldiğinin, ticari borçlardaki azalmanın çek iadeleri ve diğer ödeme/mahsup işlemleriyle ilişkili olduğunun, 2026 yılı ilk dönemi itibarıyla sınırlı da olsa dönem kârı oluştuğunun ve bu yönüyle borçlu şirketin faaliyetlerine tamamen son vermediğinin tespit edildiği görülmüş ise de, aynı raporda, bu olumlu tespitlere rağmen 2026 yılı için ön projede öngörülen brüt satış ve net satış hedeflerine göre ... itibarıyla gerçekleşme oranlarının düşük seviyede kaldığının, mevcut seyrin devamı halinde projede öngörülen ödeme taahhütlerini karşılayacak nakit akışının oluşmasının teknik olarak mümkün görülmediğinin, hazır değerlerin önemli ölçüde azaldığının, nakit oranının son derece düşük seviyeye gerilediğinin, net işletme sermayesinin negatif seyrini sürdürdüğünün, sermaye artışı gibi ön projede kaynak olarak gösterilen kalemlerin geçici mühlet süreci içinde fiilen gerçekleştirilmediğinin, alacak tahsilatlarına ilişkin somut takvim ve teminatın ortaya konulamadığının belirtildiği görülmekle; mahkememizce de söz konusu komiser raporundaki tespit ve değerlendirmelerin, borçlu vekilinin itiraz dilekçesi ve ekleri incelenerek hazırlanmış olması, güncel mali verileri esas alması ve geçici mühlet sürecindeki fiili gerçekleşmelerin birlikte değerlendirilmesi nedeniyle dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu kabul edilerek, borçlu lehine tespitler birlikte dikkate alınsa dahi konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin kesin mühlet verilmesini haklı kılacak ölçüde ciddi, somut, güncel ve denetlenebilir verilerle ortaya konulamadığı kanaatine varılmıştır.

Hâl böyle olunca; dosya kapsamındaki komiser raporları, borçlunun güncel mali verileri, geçici mühlet sürecindeki fiili gerçekleşmeler, konkordato havuz hesabı hareketleri, likidite göstergeleri, faaliyet kârlılığı, ön projede öngörülen nakit akışı ve satış hedefleri, borçlu vekilinin ... tarihli itiraz dilekçesi ve ekleri, ... tarihli duruşmadaki sözlü beyanları ile bu beyan ve itirazlar üzerine alınan ... tarihli komiser raporu birlikte değerlendirildiğinde; borçlu şirketin mali durumunun konkordato yoluyla iyileştirilebileceğine ve sunulan konkordato projesinin kesin mühlet verilmesini haklı kılacak ölçüde başarıya ulaşabileceğine dair mahkememizde ciddi, somut ve inandırıcı bir kanaat oluşmadığı, bu nedenle 2004 sayılı İİK'nın 289. maddesinde öngörülen kesin mühlet verilmesi koşullarının somut dosyada gerçekleşmediği anlaşılmakla borçlu hakkında verilen geçici mühletin kaldırılmasına, kesin mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdikine yönelik istemlerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Diğer taraftan, 2004 sayılı İİK'nın 287/5. maddesinde aynı Kanun’un 291 ve 292. maddelerinin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacağı belirtilmiş ise de, kıyasen uygulamanın somut olayın özelliğine ve 292. maddede öngörülen iflas sonucunu doğuracak hallerin gerçekleşip gerçekleşmediğine göre yapılması gerektiği, somut dosyada ret sebebinin, borca batıklık, malvarlığının korunması zorunluluğu, faaliyetin tamamen sona ermesi veya borçlunun konkordato sürecini kötüye kullanması gibi ağır ve tereddütsüz olgularla sabit görülmesi değil, geçici mühlet sonunda projenin başarı ihtimalinin kesin mühlet verilmesini haklı kılacak derecede ortaya konulamaması olduğu, bu yönüyle borçlu şirketin kaydi ve rayiç değerler itibarıyla borca batık olduğunun tespit edilmediği, faaliyetlerine halen devam ettiği ve 2004 sayılı İİK’nın 292. maddesi kapsamında iflas sonucunu doğuracak şartların somut dosya kapsamında ayrıca ve tereddütsüz biçimde oluşmadığı ve iflas yönünde hüküm kurulmasını gerektirir yasal koşulların gerçekleşmediği değerlendirilerek davacı borçlu hakkında iflasın açılmasına dair bir karar verilmeksizin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " 1-Başvurucu borçlu... İnşaat Malzemeleri Mimarlık Mühendislik Eğitim Hizmetleri Emlak Danışmanlığı İnşaat Taahhüt Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi (Vergi No:...) hakkında verilen GEÇİCİ MÜHLETİN KALDIRILMASINA; kesin mühlet verilmesi ve konkordato taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,

2-Mahkememizce görevlendirilen komiserin işbu hüküm tarihi itibarıyla görevine SON VERİLMESİNE,

3-Başvurucu borçlu hakkında geçici mühletin kaldırıldığının, kesin mühlet verilmesi talebinin ve konkordato talebinin reddedildiğinin 2004 sayılı İİK'nın 288/2. maddesi uyarınca İLÂNINA ve daha önce müzekkere yazılan tüm kurum ve mercilere BİLDİRİLMESİNE,

4-Başvurucu borçlu hakkında geçici mühlet içerisinde mahkememizce uygulanmasına karar verilen tüm tedbirlerin işbu hüküm tarihi itibarıyla KALDIRILMASINA; gereği için daha önce ihtiyati tedbir kararlarının bildirildiği tüm kurum ve mercilere ayrı ayrı müzekkere yazılmasına, " şeklinde karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemenin gerekçeli kararında da tespit edildiği üzere müvekkili şirketin 31.12.2025 tarihli bilançosuna göre net aktifinin 18.254.588,55 TL, ... tarihli güncel verilere göre ise 18.999.018,05 TL olduğunu, borca batık bulunmadığını, üç aylık geçici mühlet sürecinde ticari borçların 81.404.510,91 TL’den 51.333.903,00 TL’ye düşerek 30.070.607,91 TL azaldığını ve şirketin 2026 yılı ilk geçici vergi döneminde kâr elde ettiğini, konkordatonun dinamik bir süreç olup borca batıklığın yargılama safhasındaki olumlu gelişmeler dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2021/4666, K. 2021/1842 sayılı içtihadına rağmen somut iyileşmelerin mahkemece göz ardı edildiğini, ret gerekçesi yapılan 2026 yılı ilk çeyreğindeki 12.699.686,56 TL tutarındaki satış hasılatının Erzurum’un ağır kış şartları ve inşaat sektörünün mevsimsel dinamikleriyle uyumlu olduğunu, nitekim Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ....Başkanlığının...tarihli yazısında 1 Kasım - 15 Nisan arasının çalışılmayan dönem olarak belirlendiğini, kış dönemi cirosunun doğrudan dörde katlanarak yıllık hedefin tutturulamayacağı sonucuna varılmasının finansal ve sektörel gerçeklikten uzak olduğunu, inşaat alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmaksızın yalnızca mali müşavir olan geçici komiserin oranlamasıyla hüküm kurulmasının eksik inceleme teşkil ettiğini, süreçte ... ...Belediye Başkanlığının... kayıt numaralı İl Genelinde Parke ve Bordür 1. ve 2. Kısım yapım işleri ile ... İl Özel İdaresinin ... ... Merkez Yapım İşi tamamlanarak teslim edilip mevzuat gereği 1.687.200,00 TL, 669.600,00 TL ve 1.034.000,00 TL tutarındaki kesin teminatların yarısının iade alındığını, ...’deki ortak girişim işi kapsamında üçüncü şahıslara verilen 30 adet toplam 16.349.640,00 TL bedelli çekin geri alınarak 81.404.510,91 TL olan satıcı borçlarının 65.054.870,00 TL’ye indirildiğini, ayrıca ortak girişimle taahhüt edilen Milli Eğitim Bakanlığına ait ... kayıt numaralı ... Anadolu Lisesi Yapım İşi ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ait 2025/... kayıt numaralı ... Sosyal Hizmet Merkez Yapım İşine 1 Nisan itibarıyla başlandığını, süre uzatımı verilen bu iki sözleşmenin toplam bedelinin fiyat farkları hariç 178.284.000,00 TL ve nakit teminat tutarının 10.699.000,00 TL olduğunu, duran varlıklar ve gayrimenkullerle birlikte projenin uygulanabilirliğinin ve borçların ödenme planının ön projede ortaya konulduğunu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin E. 2024.... K. 2024/.... sayılı kararı uyarınca borca batıklıkta varlıkların rayiç değerinin tespiti zorunlu olmasına rağmen uzman bilirkişi heyeti atanmayıp yalnızca kaydi değerler üzerinden sığ bir inceleme yapıldığını, mali müşavirin ağır sağlık sorunları nedeniyle yaşanan elde olmayan gecikmeler karşısında revize projenin sunulabilmesi için İİK’nın 287/4. maddesi uyarınca ....tarihli duruşmada talep edilen 2 aylık geçici mühlet uzatımının gerekçesiz reddedildiğini, geçici komiserin nihai raporunu ... tarihinde sunmasının ardından ... tarihli duruşmada esastan karar verilmesi sebebiyle rapora karşı uzman görüşü alarak savunma yapma hakkının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin E. 2025/...., K. 2025/....sayılı kararına aykırı biçimde kısıtlandığını, müvekkilinin dürüst borçlu vasfını taşıdığını ve faaliyetlerine devam ettiğini savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:

Dava, konkordato taleplidir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Başvuru sırasında yeteri kadar harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 16/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1295, K. 2026/1363, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1295-e-2026-1363-k-7b2be7638098