Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1497 E. 2026/1564 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1497
- Karar No
- 2026/1564
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1497
KARAR NO : 2026/1564
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/06/2024
NUMARASI : 2022/85 E. - 2024/379 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili hakkında İstanbul 14. İcra Dairesi'nde başlatılan takibin kötü niyetli olduğunu, Müvekkiline yönelik Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu başlatıldığını bu takibe 2017 yılında kendisine herhangi bir tebligat ulaşmadığından dolayı itiraz etme durumu söz konusu olmadığını, başlatılan takip neticesinde müvekkilinin hacze kabil hiçbir malvarlığı olmadığını müvekkiline zorlayıcı bir icra takip işlemi de yapılmadığından müvekkilinin haberdar olmadığını, söz konusu takip neticesinde müvekkiline miras yolu ile kalan taşınmazın davalılar tarafından icra marifetiyle sattırılması girişimleri ile birlikte müvekkilinin haberdar olduğunu 14.06.2021 tarihinde Develi Sulh Hukuk Mahkemesi'nde 2021/613 E. Numarası ile davalı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davası ile müvekkilinin borçtan haberdar olduğunu, konusu borç müvekkiline hile ile imza ettirilen kambiyo senedine dayandığını hile ile imza ettirilmese dahi bu senetteki miktarın gabin hükümleri gereği iptalinin açık olduğunu davalı ...'e müvekkili tarafından 23.5.2016 tarihinde Adana 1. Noterliği'nde ... yevmiye numarası ile o dönemde boşanma davası için vekaletname verildiğini, 1. Aile Mahkemesi'nde 2016/445 E. Sayılı dosyası ile görülen davanın müvekkilinin eski eşiyle anlaşmalı boşanmaya karar vermesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiğini, Hayatında ilk defa vekalet veren müvekkiline vekaletname verdiği kişi ile birlikte gelen adını bilmediği kişiler tarafından boşanma davası için senden para almayacağız boşanma davası sonucunda senden para alacağız diyerek müvekkiline bazı evrakları imzalatıldığını, Söz konusu şahıslar bazı evrakları imza etmeleri gerektiğini söylediğini, bu evrakların içeriği hakkında müvekkili hiç bilgilendirilmediğini, avukatlık ücretlerini dava sonunda alacaklarını beyan ettiklerini, konusu evrakları müvekkilinin o dönem yaşadığı yer olan Kayseri'ye gelerek el ile imza altına aldıklarını, hayatında hiç böyle bir durumla karşı karşıya kalmadığından ve avukat olarak kendisini tanıtan şahsa da güvenmesi nedeni ile söz konusu evrakları imza ettiğini, Hiçbir işlem yapmadıkları suretiyle imzalatmış oldukları belgelere istinaden kambiyo senetlerine özgü icra yolu ile takip girişiminde bulunduklarını bu takip tebligatı müvekkiline ulaşmadığını, 2017'den beri devam eden takibe ilişkin olarak müvekkiline miras yolu ile taşınmaz kaldığını söz konusu taşınmaz hakkında Develi Sulh Hukuk Mahkemesi'nde 2021/613 E. Numaralı dava açıldığı müvekkilinin ve diğer mirasçıların elbirliği halinde malik oldukları taşınmazın ortaklığının giderilmesi suretiyle sattırılmak istendiği, olağan akışına aykırı olarak bir boşanma davası için 100.000 TL bedelli senet imza ettirildiği söz konusu evrak hile ile imza ettirilmese dahi gabin hükümleri gereği tecrübesizliği olan müvekkili açısından bir aşırı yararlanma teşkil ettiğini, Develi Sulh Hukuk Mahkemesi'NDE 2021/613 E. Numaralı dosya ile görülen ortaklığın giderilmesi davası ile bütün mirasçılar büyük miktarda mağduriyet yaşadığını, tedbiren takibin yargılama sonuna kadar teminatsız olarak, sayın mahkeme aksi kanaatte olursa uygun görülecek teminat mukabilinde durdurulmasına karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere yargılama sonunda müvekkili yönünden takibin iptalinine karar verilmesini %20’den az olmamak üzere müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğini, hata hile ve gabin iddiası ile açılan menfi tespit davalarının öğrenmeden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde ikame edilmesi gerektiğini, davacı taraf davasını bu süre geçtikten sonra ikame ettiğini, husus celbi talep edilen icra dosyasındaki gerek ödeme emrinin tebliği gerek ise diğer tebligatlardan açıkça anlaşıldığını, Bu sebeple davanın reddi gerektiğini, davacı ile müvekkili uzun yıllar İstanbul'un Esenler ilçesinde aynı mahallede ikamet ettiklerini, Davacı taraf müvekkilden elden borç aldığını karşılığında davaya esas teşkil eden senedi verdiğini, Davacı yan müvekkilden almış olduğu borcu ödemeyince müvekkil de haklarına kavuşabilmek amacı ile icra takibi başlattığını, Bu sebeple davacı yanın hile iddialarını kabul etmediklerini, Davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacı, davalının avukat olmasından dolayı kendisinde güven yaratarak eşiyle aralarındaki boşanma davası için kendisinden yüklü miktarda para istediğini, bu nedenle senet düzenlediklerini ve senedi imzaladığını, yanında tanık ...'nın da olduğunu, hile ve gabin yapıldığını iddia etmişse de; dinlenen tanığın beyanlarının görgüye dayalı olmadığı, davalının mahkeme huzurunda vermiş olduğu beyanının aksine bir delil sunulmadığı, senedin üzerinde de davacının beyanlarını destekler nitelikte bir kayıt bulunmadığı anlaşılmakla, davacının ispatlanamayan davasının reddine" dair karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Müvekkili hakkında davalı yanca İstanbul 14. İcra Dairesi'nde başlatılmış olan takip tamamen kötüniyetli olduğunu, Müvekkiline yönelik Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu marifetiyle başlatılmış bu takibe 2017 yılında kendisine herhangi bir tebligat ulaşmadığından dolayı itiraz etme durumu söz konusu olmadığını, borcun müvekkiline hile ile imza ettirilen kambiyo senedine dayandığını, hile ile imza ettirilmese dahi bu senetteki miktarın gabin hükümleri gereği iptali gerektiğini, davalı ...'e kendisini avukat olarak tanıttığı için müvekkili tarafından 23.5.2016 tarihinde Adana 1. Noterliği'nde ... yevmiye numarası ile vekaletname verildiğini, Bakırköy 1. Aile Mahkemesi'nde 2016/445 E. Sayılı dosyası ile görülen davanın müvekkilinin eski eşiyle anlaşmalı boşanmaya karar vermesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiğini, hayatında ilk defa vekalet veren müvekkiline vekaletname verdiği kişi ile birlikte gelen adını bilmediği kişiler tarafından boşanma davası için 'senden para almayacağız boşanma davası sonucunda senden para alacağız diyerek' müvekkiline bazı evrakları imzalattıklarını, bu evrakların içeriği hakkında müvekkilini hiç bir surette bilgilendirmediklerini, avukatlık ücretlerini dava sonunda alacaklarını beyan ettiklerini, evraklar müvekkilinin o dönem yaşadığı yer olan Kayseri'ye gelerek el ile imza altına alındığını, Müvekkilinin daha önce hayatında hiç böyle bir durumla karşı karşıya kalmadığından ve avukat olarak kendisini tanıtan şahsa da güvenmesi nedeni ile söz konusu evrakları imza ettiğini, bu evrakların imza edilmesi ile birlikte daha sonrasında eşiyle anlaşmalı olarak boşanan müvekkilinin kendilerini azletmek durumunda kaldığını, Davalı yan ... kendisini avukat olarak tanıtmışsa da baro kayıtlarında avukat olmadığının anlaşıldığını, hiçbir işlem yapmadıkları halde müvekkiline bilgi vermeden güven oluşturmak suretiyle imzalatmış oldukları belgelere istinaden kambiyo senetlerine özgü icra yolu ile takip girişiminde bulunduklarını, ispat niteliğinde noter belgesi ve tanık beyanı sunulduğunu, bu kapsamda davalı ...'e müvekkili tarafından çıkarılan vekaletnamenin gün gibi ortada ve resmi belge hükmünde olduğunu, Müvekkiline hile yolu ile senet imzalattırıldığını, tanık beyanı incelendiğinde tanığın söz konusu olayı gördüğünü beyanı da ortada olduğunu, müvekkilinin dava konusu senedi bilerek ve isteyerek imzalamadığını, kandırıldığını, noter vekaletnamesi, tanık beyanı, müvekkilinin gelir durumu, davalının bu kambiyo senedine yönelik birbiri ile çelişen beyanları göz önüne alındığında müvekkilinin bu ağır mağduriyetine bir yenisi eklenerek ilk derece mahkemesi kararı ile daha ağır bir mağduriyet oluştuğunu, davalı ...'in samimiyetsiz ve çelişkili beyanlarının incelenerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava hak düşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğini, hata - hile ve gabin iddiası ile açılan menfi tespit davalarının öğrenmeden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde ikame edilmesi gerektiğini, celbi talep edilen icra dosyasındaki gerek ödeme emrinin tebliği gerek ise diğer tebligatlardan açıkça anlaşıldığını, Davacının gabin hükümlerine dayanarak ikame ettiği dava, süresi içinde açılmadığını, Davacının aşırı yararlanmanın şartlarının gerçekleştiği yönündeki bir an için kabul edilebilir olduğu varsayımında dahi davacının gabin iddiasının hak düşürücü süreye riayet edilmemiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, Davacı ile müvekkilinin uzun yıllar İstanbul'un Esenler ilçesinde aynı mahallede ikamet ettiklerini, Davacı taraf müvekkilden elden borç almış karşılığında davaya esas teşkil eden senedi vermiş olduğunu, Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/87 Talimat sayılı dosyası kapsamında beyanda bulunan tanık ...'ın beyanları görgüye dayalı olmadığını, Tanık ... beyanı "...'ya bir kısım belgeler imzalatılmış, belgeler imzalanırken ben yanında değildim, çay bahçesindeki başka bir masada oturuyordum, ... bana bir kağıda imza attığını söyledi, ancak okumadan imzaladığını söyledi, bono veya senet gibi bir şeyin imzaladığına dair bir şey söylemedi." şeklinde olduğunu, Tanık ...'ın beyanı incelendiğinde tanığın davaya esas teşkil eden vakıa hakkında detaylı bir bilgiye sahip olmadığını hile iddiasını bizzat görmemiş olan tanığın beyanlarına mahkememizce itibar edilmeyerek hükme esas alınmadığını, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, davacı tarafından başlatılan İstanbul 14.İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasına dayanak kıymetli evrakın hile veya gabin altında verilip verilmediği, bu kıymetli evrak ve icra takibi nedeni ile davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti davalı yanca yapılan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) karar verilmesi istemine ilişkindir.
İstanbul 14.İcra Müd. ... Esas sayılı dosya aslı celp edilmiş ve incelenmesinde; alacaklısı ... tarafından, borçlu ... aleyhine107.518,49 asıl alacak üzerinden belirtilen tutara faiz işletmek kaydıyla tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
Develi Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/613 Esas sayılı dosyası ve Bakırköy 1.Aile Mahkemesi'nin 2016/445 Esas sayılı dosyasının UYAP sureti celp edilmiştir.
Davalı asil senedin veriliş şekline ilişkin mahkeme huzurunda isticvap edilmiş; beyanlarında özetle; "...2017 senesinde Adana'da kendisi ile ortak olarak bir pazar yeri alacaktık. Bu nedenle ben kendisine 100.000,00 TL para verdim ve karşılığında da bu senedi aldım. Ancak daha sonra davacı bu yeri almadı, parayı da bana iade etmedi. Cevap dilekçemde borç para verdiğim şeklinde beyanda bulunmuş isem de bu parayı bana iade etmedikleri için öyle söyledim... Davacının boşanma davası için bana vekaletname verdiği ve karşılığında kendisinden senet aldığım yönündeki iddiası doğru değildir. Ben kendisinden bir vekaletname istemedim. Ben tanık ...'ı tanımıyorum. Benim avukat vekaleti için görüşmeye gittiğim ve davacıdan 175.000,00 TL para istediğim hususları doğru değildir. Benim herhangi bir avukatlık ofisinde çalışmışlığım, yönetici sıfatım veya iş takipçiliğim yoktur. dava konusu borç benim davacıya elden verdiğim paraya ilişkindir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı Tanığı ... beyanında; "... benim görümcem olur, eşi olan ... boşanmak için davalı Avukat ...le vekalet ilişkisi için görüşmeye gitmiştik, boşanma işlemleri için vekaletname alacaklarını, ayrıca boşanma davası için ücret almayacağını beyan ederek ...'ya bir kısım belgeler imzalatılmış, belgeler imzalanırken ben yanında değildim, çay bahçesindeki başka bir masada oturuyordum, ... bana bir kağıda imza attığını söyledi, ancak okumadan imzaladığını söyledi, bono veya senet gibi bir şeyin imzaladığına dair bir şey söylemedi, davacı ... dava açtıktan daha sonra eşi ile boşanmaktan vazgeçti, sonrasında davalı avukat kendisinden 175.000,00-TL vekalet ücreti olarak para istemişti, ... bu parayı avukata ödemedi diye biliyorum, olaya ilişkin bilgim bundan ibarettir..." şeklinde beyan ettiği görülmüştür.
Hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hilede yanıltma söz konusudur. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 36/1 maddesi (881 sayılı Borçlar Kanunu'nun 28/1 maddesinde) açıklandığı üzere, "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeye bağlı değildir. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.'' İrade sakatlığına dayalı menfi tespit davasında, "İrade bozukluğunun giderilmesi" başlıklı, 6098 Sayılı TBK' nın 39. Maddesinde;"Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." denilmektedir. TBK 39. maddesi uyarınca iradesi fesada uğratılmak suretiyle sözleşme yapan taraf hileli işlemi öğrendiği andan itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iptal hakkını karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Davacı tarafça hile iddiasına dayanılmış ise de, ödeme emrinin davacının mernis adresine TK 21/2 uyarınca 04/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğin geçerli olduğu, bu nedenle davacının öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olduğu, bu tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığı gibi diğer yandan irade fesadı halleri her türlü delil ile ispat edilebileceği, davacıya hileli olarak imza attırmak şeklindeki iddia edilen eyleminde, hilenin unsurlarının gerçekleşmediği, tanık beyanının yan masada oturduğu gerekçesi ile görgüye dayalı olduğu belirtilmiş ise de, senedi, olayı, senedin veriliş sebebini bilmediği, bu nedenle görgüye dayalı beyan olarak kabul edilemeyeceği, Bakırköy 1. Aile Mahkemesi'nde 2016/445 E. Sayılı dosyasına sunulu vekaletin davalıya ait olmadığı, bu nedenle aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, hile ve gabine ilişkin menfi tespit davasında ispat yükünün davacıda olduğu, davacının bu hususu kanıtlar aksi yönde delilinin bulunmadığı bu nedenlerle, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2024 tarih ve 2022/85 E., 2024/379 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026