Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1285 E. 2026/2209 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1285
- Karar No
- 2026/2209
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1285 KARAR NO : 2026/2209
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2022/114 Esas 2023/280 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/10/2026
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirket ... A.Ş.nin alacağının tahsili amacıyla borçlu ....Şti. ve ... hakkında ilamsız icra yoluyla takibe geçildiğini, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiğini, davalının borçlu olmadığından bahisle borca, faize itiraz edip takibi durdurduğunu, davalının itirazından sonra dava şartı olan arabulucuya müracaat edildiğini, ancak sonuç alınamadığını, borçlunun haksız, dayanaksız ve kötü niyetli olduğunu, tamamen alacaklı şirketin alacağını geç almasını sağlamaya yönelik olarak yapılmış bir itiraz olduğunu, davacı .... A.Ş ile davalı arasında, davacının satış ve dağıtımını yaptığı...., ...., ..., ..., ..., ..., ...., vb gibi meşrubatların münhasır satıcılığı için direkt satış noktası sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeden doğacak 123.900,00-TL’ye kadar olan her türlü alacak için diğer borçlu ....’ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, davalının, Miktar-Gazlı ve Gazsız Ürün ( su ve enerji içeceği hariç) Direkt Satış Noktası Sözleşmesi'nin hilafına hareket ederek, benzer gazsız ürünler satan bir başka firmanın sağladığı ürünleri satın alıp bulundurma ve satma eyleminde bulunduğunu, sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, davacı firmanın yazılı onayı olmadan satış mahallini sözleşmenin 7.mad. aykırı olarak kapatarak ve yine sözleşmenin 2.mad. hilafına hareket ederek düzenli ve sürekli ürün alamayarak sözleşmeye aykırı hareket etiğini, Sözleşmenin Genel Hükümler başlığı altında yer alan 7.maddesine göre;" "İŞLETMECİ, bu Sözleşme’nin yürürlüğü süresince, ŞİRKET'İN yazılı onayı olmadan, bu sözleşme ve eklerindeki hak veya yükümlülükleri başkasına devir ve temlik etmemeyi, sözleşme süresince satış noktasında sözleşmenin devam ettirilmesine etki edecek hiçbir değişiklik (satış noktasını kapatmak, devretmek, faaliyet türünü değiştirmek vb.) yapmamayı kabul ve taahhüt …..” ettiğini, Sözleşmenin Genel Hükümler başlığı altında yer alan 2.maddesine göre;" İŞLETMECİ, ŞİRKET’in dağıtımını yaptığı ve ileride dağıtımını yapabileceği "Gazlı Ürünler" ile kullanım amaçları bakımından eş ürünleri ŞİRKET'ten satın almak suretiyle, İşlettiği Satış Noktasında müşterilerinin talebini karşılayacak şekilde Satış Noktasında bulundurmayı ve müşterilerine satmayı, bu ürünlerin tanıtımına ilişkin, reklam ve sair malzemeyi satış noktasında bulundurmayı ve bu ürünlerin tanıtımını yapmayı kabul ve taahhüt etiği” şeklinde kararlaştırıldığını, "Sözleşme"nin süresi ile ilgili 3. Maddesinde ise; "İŞLETMECİ’nin, haksız bir nedenle ŞİRKET'e iade etmemek koşuluyla toplam 8000 (Bin) koli miktarında ve Özel Hükümlerde belirtilen ürünü ŞiRKET'ten satın almak suretiyle müşterilerine satmayı planladığını, sözleşmede herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın işbu satış miktarının tamamlanması ile birlikte kendiliğinden sona erecektir." şeklinde kararlaştırıldığını, Sözleşmenin "Özel Hükümler" bölümünün 1.maddesine göre ise;"ŞİRKET, İŞLETMECİ'nin Satış noktasında şirket ürünlerinin etkin bir şekilde satışını sağlamak amacıyla yapacağı her türlü pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunmak için ve bir defaya mahsus olmak üzere sözleşme kapsamında verilecek şirket tarafından belirlenecek kefalet sözleşmesi, teminat mektubu, senet yahut sair teminat belgesinin şirkete teslim edilmesini takiben fatura mukabilinde KDV hariç 105.000,00-TL ödeyeceğini, ancak işletmeci bu sözleşmede ön görülen yükümlülüklerine aykırı davranması halinde süresinden önce sona ermesine sebebiyet vermesi üzerine, bu meblağın ödeme gününden itibaren işleyecek faizi ile birlikte kıstalyevm usulü belirlenecek olan kısmını ve KDV’sini şirkete derhal iade edeceğini, sözleşmenin bütün hükümleri devam ettiği halde davalının sözleşme ile yüklenmiş olduğu yükümlülükleri yerine getirmediğini, açık kabul ve taahhütlerine ve davacının tüm girişimlerine rağmen sözleşmeyi uygulamaya yanaşmadığını, davalının taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği kararlaştırılan satış mahallini sözleşmeye aykırı olarak davacı şirketin yazılı onayı alınmadan kapattığını, sözleşme adresinde başka bir işletmenin faaliyette olduğunu, bu durumun İzmir 27. Noterliğinin 02.12.2021 tarih 23753 yevmiye nolu tutanağı ile tespit edildiğini, devamında davalı firmaya ve dava dışı ....’a ihtarname keşide edilmek suretiyle, “sözleşmenin feshedildiğini, fesih sebebiyle sözleşmeden doğan hak ve alacakların 8 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının “Direkt Satış Sözleşmesi” ne uygun hareket etmediğini, edimlerini ifa etmediğini, sözleşmeye aykırı hareket edilmesi nedeniyle davacının sözleşmeden ve yasalardan doğan haklarını talep etme hakkı doğduğunu, davalıdan 71.230,00-TL katkı payı, 466,78-TL tespit gideri, 35,00-TL ihtarname tebliğ gideri alacağı olduğunu, alacağın tahsili için davalı ve dava dışı .... aleyhine İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2021/14395 E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibine geçildiğini, asıl alacak için %16,75 avans faizi, diğer alacaklar için ise %9 yasal faiz talep edildiğini belirterek itirazın iptaline takibin devamına, %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesi talep edilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ege Üniversitesi Rektörlüğüyle imzalamış olduğu 18.04.2016 tarihli kira sözleşmesine istinaden, Ege Üniversitesi Kampüsü içinde bulunan ... Fakültesinin kafeteryasını 3 yıl süreyle işletme hakkı kazandığını, Üniversite yönetiminin 12.09.2019 tarihinde almış olduğu tek yanlı kararla davalının 20.09.2019 tarihinde taşınmazdan tahliyesine karar verdiğini, davalı taşınmazdan çıkmama konusunda direnmesi üzerine; Bornova Kaymakamlığı Hukuk Müşavirliğinin 01.10.2019 tarih ve 79414 sayılı kararıyla kafeteryada bulunan malzemeleri yazının tebliğ tarihinden itibaren 12.10.2019 tarihine kadar almak suretiyle fiilen taşınmazı tahliye etmek zorunda kaldığını, davalı tahliye kararına karşı İzmir 1. İdare Mahkemesinin 2019/1112 Esas- 2020/834 Karar sayılı dosyası ile yürütmenin durdurulmasını talep ettiğini, mahkemenin vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararı ile bir süre daha kafeteryayı kullandığını, ancak Ege Üniversitesi Rektörlüğü tarafından yürütmenin durdurulmasına itiraz edildiğini, yürütmenin durdurulması kararının kaldırıldığını ve davalının kafeteryayı boşaltmak zorunda kaldığını, kafeteryayı zorla tahliye etmek zorunda kalan davalının davacının ürünlerini satacak bir yerinin kalmadığını, davacı ile davalı arasında 21.03.2018 tarihinde Direk Satış Noktası sözleşmesi keşide edildiğini, sözleşmede; davalının, Ege Üniversitesi Kampüsü içinde yer alan ... Fakültesi yanı “...”de davacının ürünlerini satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşme sırasında davacı ürünlerinin satış ve pazarlanması amacıyla bir defaya mahsus olmak üzere fatura mukabilinde 105.000,00-TL (KDV hariç) bedelsiz katkı sunduğunu, sözleşmede yer alan davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesi halinde bedelin geri ödeneceğini ancak; davalının sözleşmeye aykırı her hangi bir davranışı bulunmadığını, davalı kiralayan Ege Üniversitesi Rektörlüğünün tek taraflı almış olduğu tek taraflı karar sonucunda taşınmazı tahliye etmek zorunda kaldığını, sözleşmenin ifasında davalıya kusur atfedilemeyeceğini, iade şartının gerçekleşmediğini, davalının sözleşmenin imzalanmasından önce ve sonra pazarlama faaliyetine katıldığını, farklı bir ürün satmadığını, pazarlama faaliyetini aksatmadığını, davacının ürünlerinin pazarlanması amacıyla yapılacak her türlü pazarlama faaliyetine ilişkin olarak bir defaya mahsus olmak üzere 105.000,00-TL pazarlama faaliyeti destek pirimi verdiğini, bu pirimi geri isteyebilmek için davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesinin gerektiğini, sözleşmenin davalının kusursundan kaynaklı olarak sona ermediğini, davalının vermiş olduğu destekleme primini geri isteme hukuki şartlarının oluşmadığını, davacının 03.12.2021 tarihinde gönderdiği ihtarnameye cevaben ihtarname gönderilmiş, davalının zorunlu olarak adresten ayrıldığının bildirildiğini, ancak davacının tutanak düzenlemek suretiyle haksız davayı ikame ettiğini, davacının söz konusu taşınmazı davalının zorunlu olarak tahliye ettiğini bildiğini, tahliye sonunda davacıya ait dolap soğutucu vb. demirbaşların davacıya iade edildiğini, tahliye aşamasında davacı şirket çalışanlarınca durum istişare edildiğini, ancak yapılan mutabakata rağmen davacının dava ikame ettiğini, davalının sözleşmeyi keyfi olarak sonlandırma faaliyetinin olmadığını, arz edilen hususlar nedeniyle ikame edilen davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesi talep edilmiştir. MAHKEMECE: "...,2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). 23.12.2022 TARİHLİ BİLİRKİŞİ RAPORU ÖZETLE: davalı, Ege Üniversitesi Rektörlüğüyle imzalamış olduğu 18.04.2016 tarihli kira sözleşmesine istinaden, Ege Üniversitesi Kampüsü içinde bulunan ... Fakültesinin bahçesinde yer alan kafeteryayı 3 yıllığına (18.04.2016-18.04.2019 tarihleri arası) kiraladığı, Üniversite yönetiminin 12.09.2019 tarihinde almış olduğu tek yanlı kararla 20.09.2019 tarihinde taşınmazdan tahliyesine karar verdiği, davalı taşınmazı tahliye etmemekle direnmiş ise de; Bornova Kaymakamlığı Hukuk Müşavirliğinin 01.10.2019 tarih ve 79414 sayılı kararıyla kafeteryada bulunan malzemeleri yazının tebliğ tarihinden itibaren 12.10.2019 tarihine kadar fiilen taşınmazı tahliye etmek zorunda bırakıldığı, davalı tarafından tahliye kararına karşılık; İzmir 1. İdare Mahkemesinin 2019/1112 Esas- 2020/834 Karar sayılı dosyası ile yürütmenin durdurulması talep edilmiş ise de, Ege Üniversitesi Rektörlüğü tarafından yürütmenin durdurulmasına itiraz edilmesi üzerine, yürütmenin durdurulması kararının kaldırıldığı ve davalının taşınmazı boşaltmak zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı; taraflar arasında akdedilen “Direkt Satış Noktası Sözleşmesi”nin 7. Mad. gereği; davacı firmaya bildirim yapılması gerekirken, bildirim yapmaksızın ticari faaliyetin sonlandırıldığı, bu durumun İzmir 27. Noterliğince 02.12.2021 tarih 23753 yevmiye nolu tutanakla tespit edildiği, 11.12.2019 tarihinden itibaren ürün alımı yapılmadığı, davacının bu ihtarname ile sözleşmeyi haklı nedene dayanarak feshedip, pazarlama faaliyetine ilişkin verilen 105.000,00-TL x %18 KDV = 123.900,00-TL’nin kıstalyevim usulü hesaplanan 71.230,11-TL’yi talep etmiştir. Yapılan incelemede; Davacı kayıtlarına göre, taraflar arasında yapılan cari hesap çalışmasından dolayı davalıdan cari hesap bakiye alacağı bulunmamaktadır. Davacı tarafından, davalıya 20.04.2018 tarihinde ... .bank aracılığıyla 123.900,00-TL pazarlama faaliyetlerinde bulunması amacıyla “Pazarlama Faaliyetlerine Katılım Bedeli” gönderilmiş, gönderilen nakit katkı payına karşılık davalı tarafından 12.04.2018 tarihli GİB000000029 sıra nolu E-Fatura düzenlenmiştir. Taraflar arasında akdedilen 21.03.2018 tarihli “Direkt Satış Noktası sözleşmesi”nde; sözleşme başlangıç tarihinin 21.03.2018 tarihi olarak belirlendiği, sözleşmenin bitim tarihinin ise; Sözleşmenin 3. Mad. yer aldığı üzere,”İŞLETMECİ, herhangi bir nedenle ŞİRKET’ e iade etmemek koşuluyla toplam 8.000 (Sekiz bin) koli miktarında ve özel hükümlerde belirtilen ürünü, müşterilerine satmayı planlamaktadır. Sözleşme, herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın işbu satış miktarının tamamlanması ile birlikte kendiliğinden sona erecektir.” denilmek suretiyle, sözleşme bitim süresinin; ürün satış miktarının tamamlanmasına bağlandığı tespit edilmiştir. Davacı kayıtlarına göre; Kıstalyevim usulü yapılan hesaplamada, davalının 11.12.2019 tarihine kadar, 3401,06 koli mal satın aldığı, Davalıya verilen katkı bedelinin; 105.000,00-TL x %18 KDV = 123.900,00-TL olduğu, 3401,06 koli ürünün x 100 / 8000 koli ürün = % 42,51 tekabül ettiği, 123.900,00-TL x % 42,51 = 52.669,89-TL’lik ürün davalı tarafından satın aldığı, 123.900,00-TL – 52.669,89-TL = 71.230,11-TL satın alınmayan ürün bedeli olarak tespit edildiğinin tespit edildiği bildirilmiştir. 21.02.2023 TARİHLİ BİLİRKİŞİ RAPORU ÖZETLE: Yapılan hesaplamada gerçekleşen miktara katılımın 3.401,06 (Net Satış Miktarı x Miktara Katılım Katsayısı) olarak bulunduğu gerçekleşen miktara katılım değerinin (3.401,06) davalı şirketin sözleşmenin genel hükümler kısmının 3. maddesinde davacı şirketten satın almayı taahhüt ettiği (8.000) koli miktarına bölünmesiyle, 442,51 oranında davalı şirketin taahhüt ettiği ürünü almış olduğunun tespit edildiği, bu oran baz alınarak aşağıdaki tabloda davalı şirkete ödenen katkı bedeli kdv hariç (105.000,00 TL) üstünden yapılan hesaplamalarda, davalı şirketin alımını yaptığı ürünlere isabet eden Hakediş Tutarına (44.635,50 TL) ve alımını yapmadığı ürünlere isabet eden Kıstalyevm Tutarına (60.364,50 TL) ulaşıldığı, bulunmuş olan kıstalyevm tutarına %18 KDV nin eklenmesiyle davalı şirketin alımını gerçekleştirmediği ürünlere ait iade etmesi gereken kıstalyevm tutarının KDV 71.230,11 TL olması gerektiği kanaatine varıldığının bildirildiği görüldü. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan 22/03/2018 tarihli Satın Alma Sözleşmesi kapsamında davacının üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirmesi karşısında davalının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığı iddiası kapsamında sözleşme gereğince davacı şirket tarafından davalıya ödenen 71.230,11-TL tutarındaki katkı payı bedelinin davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafıdan süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili taleplerine ilişkin olduğu, her ne kadar davalı şirket davacı ile aralarındaki sözleşmeye göre Ege Üniversitesi Kampüsü içinde yer alan... Fakültesi yanı “...”de davacının ürünlerini satmayı kabul ve taahhüt ettiğini fakat Üniversite yönetiminin 12.09.2019 tarihinde almış olduğu tek yanlı kararla davalının 20.09.2019 tarihinde taşınmazdan tahliyesine karar verdiğini ileri sürmüş ise de bunun tarafların tacir olması, buna bağlı olarak basiretli tacir gibi davranmak zorunda bulunmaları ve sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca somut olayda dikkate alınmasının mümkün olmadığı, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişilerinin 23/12/2022 ve 21/02/2023 havale tarihli raporlarında davalı şirketin alımını gerçekleştirmediği ürünlere ait iade etmesi gereken tutarın kdv dahil 71.230,11 TL olması gerektiği kanaatine varıldığının bildirildiği, bu kapsmda davacı şirketin davalıdan bakiye alacağının bulunduğu anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "Davanın KABULÜNE Dava konusu İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2021/14395 esas sayılı takip dosyasından 71.230,11-TL asıl alacağa 466, 78-TL delil tespiti gideri, 35,00-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 71.731,89-TL alacağa yönelik itirazın iptali takibin takipteki kayıt ve şartlarda devamına,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne ilişkin olarak verilmiş olan kararın hukuka ve usule uygun olduğunu, ancak, davacının icra inkar tazminatına ilişkin talebi yönünden yerel mahkeme tarafından herhangi bir hüküm kurulmamış olmasının hukuka ve usule aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeple, yerel mahkemenin kararını sadece icra inkar tazminatı yönünden istinaf ettiklerini, HMK’nın 297. maddesinde bir hükmün neleri içermesi gerektiğinin düzenlendiğini, buna göre; Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu ifade edildiğini, anılan madde uyarınca mahkemece, taleplerin hepsi hakkında karar verilmesi gerekirken yerel mahkeme davacının icra inkar tazminatına ilişkin talebi yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığını, taraflar arasındaki (Miktarlı-Gazlı ve Gazsız Ürün (Su ve Enerji İçeceği Hariç) Direkt Satış Noktası Sözleşmesi uyarınca pazarlama faaliyetlerine katkı payı bedeline ilişkin olarak davalı tacir tarafından fatura düzenlendiğini ve bu faturaya istinaden de davacı müvekkili tarafından pazarlama faaliyetlerine katkı payı bedelinin davalıya ödendiğini, davalının davaya konu olan ve kendisi tarafından tanzim edilmiş olan faturaya herhangi bir itirazının da bulunmadığını, dolayısıyla alacağın likit olduğunun sabit olduğunu, davacının % 20 icra inkar tazminatı talebinin hukuka ve usule uygun olduğundan ilk derece mahkemesince davacının icra inkar tazminatına ilişkin talebinin de kabul edilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir hüküm kurulmamış olmasının hukuka ve usule aykırılık teşkil ettiğini, beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme, gerekçeli kararında, davalı müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davranmadığından bahisle itirazın iptaline ve takibin devamına dair karar verdiğini, halbuki, davalı müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davranmadığını gösteren bir delilin dosyada bulunmadığını, tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünde özenin ölçüsünün objektif olduğunu, sıradan, tedbirli bir tacirin aynı durum ve şartlarda göstereceği özenin, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmenin de ölçütü olduğunu, bu ölçütün objektif olmasının, özenin sözleşmenin veya işin mahiyetine göre değerlendirilmesine, özenin niteliğinin ağırlaştırılmasına yahut bunun sözleşme ile sınırlandırılmasına mani olmadığını, yine imalatçılık yapan tacirin, tedbir amaçlı elinde her zaman tedbir amaçlı sipariş fazlası ürün bulundurabileceği, basiretli bir tacirden de böyle bir davranış beklemenin normal olacağı, aksinin ise basiretsizlik kabul edilebileceğinin de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca kabul edildiğini, yerel mahkemeye sunulan cevap ve beyan dilekçelerinde arz edildiği üzere, davalı müvekkilinin dava dışı Ege Üniversitesi Rektörlüğüyle imzalamış olduğu 18.04.2016 tarihli kira sözleşmesine istinaden, Ege Üniversitesi kampüsü içinde bulunan ... fakültesinin kafeteryasını 3 yıl süreyle işletme hakkını kazandığını, Üniversite yönetiminin 12.09.2019 tarihinde almış olduğu tek yanlı kararla davalı müvekkili şirketin 20.09.2019 tarihine kadar taşınmazdan tahliyesine karar verdiğini, kafeteryadan zorla tahliye edilen davalı şirketin davacının ürünlerini satacak bir yeri kalmadığını, bu nedenle ürün satışına devam edilemediğini, buna göre müvekkili şirkete atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, davacı ile davalı müvekkili şirket arasında 21.03.2018 tarihli direk satış noktası sözleşmesi keşide edildiğini ve müvekkili şirketin sözleşmeyle Ege Üniversitesi Kampüs İçi .... Fakültesi yanı ... Bornova-İZMİR adresinde bulunan işletmede şirketin ürünlerini satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşmenin imzası anında davacı taraf ın şirketin pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunmak için ve bir defaya mahsus olmak üzere fatura mukabilinde KDV hariç 105.000 TL.yi bedelsiz olarak katkı sunmayı kabul ve taahhüt ettiğini, davacının sözleşme kapsamında pazarlama faaliyetlerine katkılım bedeli adı altında iş bu tutarı davalıya destek olmak amacıyla verdiğini, davalı tarafın sözleşmede belirtilen yükümlülüklerine aykırı davranması sebebiyle sözleşmenin süresinden önce sona ermesine sebebiyet vermesi halinde ödenen iş bu tutarın kıstalyevm usülü ile geri isteneceği sözleşmenin özel hükümler bölümünde yer aldığını, buna göre davalı işletmecinin sözleşmede öngörülen yükümlülüklerine aykırı davranması halinde kendisine ödenen iş bu tutarı sözleşme bitim tarihine göre geri ödeme mükellefiyetinin bulunduğunu, davalı müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı herhangi bir davranışının bulunmadığını, yerel mahkemenin tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptığını, davalı kayıtlarına göre, taraflar arasında yapılan cari hesap çalışmasından dolayı davacının cari hesap bakiye alacağının bulunmadığını, yani davalı müvekkilinin davacıdan aldığı ürünlerin bedelini ödediğini, davacı tarafından, davalıya 20.04.2018 tarihinde ....bank aracılığıyla 123.900,00-TL pazarlama faaliyetlerinde bulunması amacıyla “Pazarlama Faaliyetlerine Katılım Bedeli”nin gönderildiğini, gönderilen nakit katkı payına karşılık davalı tarafından 12.04.2018 tarihli GİB000000029 sıra nolu E-Fatura düzenlendiğini, işbu faturanın cari borç için düzenlenmiş bir fatura olmadığını, davacının davalıya promosyon ürün vermesi kapsamında düzenlenmiş, bedelsiz bir fatura olduğunu, dolaysıyla faturadaki alacağın talep edilemeyeceğini, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davalı müvekkilinin 8.000.adet koliyi süresi belirlenmeyen bir vadede satmayı taahhüt etmediğini, davalı müvekkilinin, kendi kusuru olmaksızın, malların satışını yaptığı işyerinden Ege Üniversitesi Rektörlüğü ve Bornova Kaymakamlığının tek yanlı aldıkları kararla tahliyesine karar verildiği ve tüm hukuki yollar denenmesine rağmen, bilfiili kamu gücüyle tahliye edildiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğunu, bu hususun bilirkişinin de kabulünde olduğunu, beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, direkt satış sözleşmesinin ihlal edilmesi nedeniyle katkı payı iadesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. HMK'nın 297/2. maddesine göre "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." HMK'nın 353/1-a maddesi" Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir" şeklinde olup 353/1-a-6. maddesi ise "(Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." şeklindedir. İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Somut olayda; dava dilekçesinde itirazın iptaline takibin devamına, %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep edildiği halde icra inkar tazminatı talebi konusunda olumlu veya olumsuz hüküm kurulmaması isabetli olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler,uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması, talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, HMK'nın 297, 355 ve 353/1-a-4-6 maddeleri gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/04/2023 tarih, 2022/114 Esas ve 2023/280 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahiplerine iadesine, 5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahipleri tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve harç iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 08/10/2026