Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1428 E. 2026/1492 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1428
Karar No
2026/1492
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1428 Esas

KARAR NO : 2026/1492

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/06/2024

NUMARASI : 2021/659 E. - 2024/436 K.

DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin keşidecisi olarak gözüktüğü 15.02.2020 tarihli ... seri nolu 140.000,- TL. lık çek bedeli için alınan ihtiyati haciz kararının İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından uygulanması ile geçilen takipte müvekkiline ait menkul ve gayrimenkullerle banka hesaplarına haciz uygulandığı, çekteki imzanın müvekkiline ait olmaması ve icra takibinin durdurulması talepli İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesine yapılan başvurunun 20.08.2020 tarihli ek kararla reddolunduğu, bu nedenle müvekkilinin ticari açıdan zor duruma düşmesi üzerine davalı banka ile 27.08.2020 tarihli protokol imzalayarak ilk taksidin ödenmesi ile hesaplardaki haczin kaldırılacağı ve borçlunun da dava açmayacağının kararlaştırıldığı, bunun üzerine protokole uygun şekilde borcun davalıya ödendiği, çekin dava dışı ... .... Ltd. Şti. tarafından piyasaya sürüldüğü anlaşıldığından 16.12.2019 tarihinde Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/819 E. sayılı menfi tespit davasının açıldığı ve halen davanın derdest olduğu, bu davada alınan bilirkişi raporunda çek üzerindeki imzanın müvekkili yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, müvekkilinin İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesine yaptığı başvurunun reddi nedeniyle 27.08.2020 tarihli protokolü haciz baskısı altında ve icra tehdidi altında imzalamak zorunda kaldığından, müvekkilinin borcu kabul ettiği anlamına gelmediği ve protokolde yer alan "İstirdat davası, menfi tespit davası, tazminat davası, istihkak davası, borca itiraz davası açmayacağı," şeklindeki ve ve devamındaki beyanların geçersiz olduğu ve bilirkişi raporuyla da belirlendiği gibi müvekkilinin bu ödemeleri davalıya haciz baskı ve tehdidi altında ödediğinden çek ve ferilerine ilişkin bir borcu bulunmadığından bu istirdat davasının açılma gereğinin doğduğu, İddiasında bulunarak, - Açıklanan nedenlerle müvekkilinin davalı bankaya ödemiş olduğu 170.000,- TL. nın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile müvekkiline verilmesini talep etmiştir .

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki protokol hükümlerine göre davacının İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına ait borcu kabul ederek yaptığı ödemeler geçerli ödemeler olduğundan iadesinin istenemeyeceği, davacının protokolle icra dosyası borcunu kabul ettiğinden çekteki imzanın davacıya ait olup olmamasının önemli olmadığı, borç üstlenilmiş olduğundan istirdadının talep edilemeyeceği, kaldı ki protokolle davacının istirdat davası açmayacağını da taahhüt ettiği, davacının üzerinde kayıtlı araç ya da taşınmaz bulunmadığı ve adresine fiilen hacze gidilmediği, sadece banka hesaplarındaki 358,31 TL. ya haciz konduğu, bu nedenle haciz baskısının söz konusu olmadığı, davacının protokolü hür iradesi ile imzaladığı, yasal yollara zamanında başvurmayan davacının haciz baskısı iddiasında bulunamayacağı, TBK nun 38/2 maddesine göre bir korkutmanın söz konusu olmadığı ve davacının somut hiçbir delil sunmadığını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesince; " Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/819 E. sayılı dosyasında dava konusu 3.527.124 seri numaralı ve 15.02.2020 keşide tarihli ve 140.000,00 TL'lik çekin üzerindeki imzanın 14.07.2021 tarihli teknik bilirkişi heyet raporuna göre davacı şirket yetkilisine ait olmadığı sabittir. Hal böyle olunca, anılan çekten bir borç ilişkisi oluşmamakta ise de, asıl uyuşmazlık konusu husus taraflar arasında akdedilen 27.08.2020 tarihli protokol uyarınca davacının borç ilişkisini kabul edip etmediği, işbu protokolün haciz baskısı nedeni ile imzalanıp imzalanmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacının icra takibinin durdurulması için talebinin 20.08.2020 tarihli ek karar ile 25. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından reddedildiği açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığı ve bundan dolayı da davalı ile ödeme koşullarını kararlaştırmak adına 27.08.2020 tarihli protokolü imzaladığı görülmektedir. Davalı tarafça davacının protokol ile çekten doğan borcu kabul ederek serbest iradesiyle ödeme yaptığını ve istirdat davası açmayacağını taahhüt ettiği ileri sürülmüş ise de, davacı yanın raporda da ifade edildiği üzere haciz baskısı altında işbu protokolü imzaladığı, protokol tarihinin 27/08/2020 olduğu, protokol kapsamında ilk taksit tutarı olan 33.000 TL'nin ödeme tarihinin de 27/08/2020 olduğu yine hacizlerin fek tarihinin de aynı tarih olduğu, protokol kapsamında yapılan ödeme şeklinin taksitler halinde olmasının başlı başına protokolün müzakere sonucu hazırlandığı anlamına gelmediği, davacının ihtiyati haciz baskısı altında borcu taksitlendirmiş olmasının ödeme güçlüğünden kaynaklanabileceği hususunun somut olayın oluş şekline uygun düştüğü, kaldı ki, Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/819 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığına dair yapılan tespit bir arada değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz sırasında davacı tarafından protokol gereği yapılan ödemede müzayaka halinden söz edilebileceği kanaatine varılmakla davacı yanın çek bedelini davalıdan talep hakkı bulunduğundan bahisle,"

Davacının DAVASININ KABULÜNE, davacı tarafından davalıya ödenmiş olan 170.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı suretiyle tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça icra dosyasına istinaden ödenen 170.000,00 TL'nin istirdatı istemiyle açılan davada mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, ancak davacının 27/08/2020 tarihli protokolle Türk Borçlar Kanunu'nun 195. maddesi uyarınca icra dosya borcunu üstlendiğini, söz konusu protokolün davacı vekili tarafından hür irade ile müzakere edilerek imzalandığını, davacı adresinde veya malları üzerinde fiili bir haciz işlemi uygulanmadığını ve haciz baskısının bulunmadığını, davacının yasal başvuru yollarını kullanmak yerine borcu protokolle kabul etmeyi tercih ettiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 38/2. maddesi anlamında bir korkutmanın şartlarının gerçekleşmediğini, davacının iddiasını ispatlayacak somut bir delil sunamadığını ve tanık olarak dinletilen kişinin davacı vekili olması sebebiyle beyanlarının tarafsız olmadığını, ayrıca davacının imzalanan protokolle istirdat davası açmayacağını açıkça taahhüt ettiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine ve davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu istirdat davasıdır.

Davacı vekili, İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında alınan ihtiyati haciz kararının icra takibine konu edildiğini, çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/746 esas sayılı dosyasında takibin durdurulması taleplerinin red edildiğini, müvekkilinin ticari açıdan zor duruma düşmesi üzerine davalı banka ile 27.08.2020 tarihli protokol imzalayarak ilk taksidin ödenmesi ile hesaplardaki haczin kaldırılacağı ve borçlunun da dava açmayacağının kararlaştırıldığını, protokole istinaden borcun davalıya ödendiği, çekin dava dışı ... .... Ltd. Şti. tarafından piyasaya sürüldüğü anlaşıldığından 16.12.2019 tarihinde Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/819 E. sayılı menfi tespit davasının açıldığı ve halen davanın derdest olduğunu, bu davada alınan bilirkişi raporunda çek üzerindeki imzanın müvekkili yetkilisine ait olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesine yaptığı başvurunun reddi nedeniyle 27.08.2020 tarihli protokolü haciz baskısı altında ve icra tehdidi altında imzalamak zorunda kaldığından, müvekkilinin borcu kabul ettiği anlamına gelmediği ve protokolde yer alan "İstirdat davası, menfi tespit davası, tazminat davası, istihkak davası, borca itiraz davası açmayacağı," şeklindeki ve devamındaki beyanların geçersiz olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/07/2020 gün, 2020/357 Değişik İş sayılı dosyası ile, davacının keşideci gözüktüğü, 15/02/2020 keşide tarihli, ... seri numaralı 140.000 TL bedelli çeke istinaden ihtiyati haciz kararı verildiği ve İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile esas takibe geçildiği anlaşılmıştır.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

01/07/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Davacı şirketin dava konusu çek bedelini davalı bankadan isteyip isteyemeyeceğine dair değerlendirmeleri ile çek üzerindeki imzanın davacı yetkilisine ait olmadığının davalı yanca öğrenildiği tarihlere ilişkin nihai takdir ve hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, mahkemece davacının çek bedelini talep hakkının bulunduğu kanaatine varılması halinde; davacı yanın talebi mümkün alacak tutarının dava tarihi olan 06.10.2021 tarihi itibarıyla 170.000.- TL. asıl alacak ve 15.255,62 TL. da avans faizi olmak üzere 185.255,62 TL. alacaklı olduğu, ancak huzurdaki davada 170.000,- TL. Harca esas değer üzerinden dava açtığından, talebiyle bağlı olduğu, dava tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar , tarafların, masraf, tazminat, ücreti vekalet ve benzeri talepleri ile hukuki mahiyetteki beyan ve itirazlarının mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir.

Taraflar arasında düzenlenen27/08/2020 tarihli protokolde, İstanbul 14 icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki borcun taksitler halinde ödenmesi konusunda anlaştıkları ve borçlunun menfi tespit, istirdat, tazminat, istihkak, borca itiraz davası açmayacağı ve açmış olduğu, İstanbul 25 icra mahkemesinin 2020/746 esas sayılı dosyasından feragat edileceğinin kararlaştırıldığı ve protokolü davacı adına vekili tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.

...'nin 2019/819 E. 2021/707 karar sayılı dosyasında, davacının ... Ltd., Davalının ... ... Ltd., şirketi olduğu, dava konusu olan, 15.02.2020 keşide tarihli ve 140.000,00 TL'lik çekin üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, bu dosyada dava dışı ... Ltd., cevap dilekçesinde, davacı ile arasında uzun yıllardır süren ticari ilişki bulunduğunu, bu nedenle aralarında pek çok evrak alışverişi olduğunu, davacı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan sebeplerden dolayı dava konusu edilen çeklerin davacı tarafından müvekkili şirkete gönderildiğini, belirtmiştir.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Davacı tarafından protokolün, davalının haciz baskısı ve tehdidi altında hesaplarındaki ve mal varlığındaki hacizleri kaldırabilmek için şartları davalı banka tarafından belirlenen protokolü imzalamak zorunda kaldığını, protokolün geçersiz olduğunu, takibe konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş ise de, haciz baskısından bahsedebilmek haciz işleminin bulunması gerektiği, davacının üzerine kayıtlı araç ya da taşınmaz bulunmadığı, davacının adresine fiili hacze dahi gidilmediği, sadece davacının, hesabı bulunan bankalara 89/1 birinci haciz ihbarnamesi gönderildiği gelen müzekkere cevabında, haciz konulan banka hesaplarında bulunan toplam paranın sadece 358,31-TL olduğu, davacının sadece 358,31-TL parasının haczedilmesine karşılık protokol ile davalıya 170.000,00-TL. ödemesi haciz baskısı olmadığını gösterdiği, davacının araç ve gayri menkulününü haczedilmediği anlaşılmakla davacının protokolü haciz baskısı altında imzaladığı iddiasının yerinde olmadığı, protokolde, borçlunun menfi tespit, istirdat, tazminat, istihkak, borca itiraz davası açmayacağı ve açmış olduğu, İstanbul 25 İcra Mahkemesi'nin 2020/746 esas sayılı dosyasından feragat edeceğinin kararlaştırıldığı ve ...'nin 2019/819 esas sayılı dosyada dava dışı ... Ltd. Şirketi vekili cevap dilekçesinde dava konusu çekin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında verildiğinin belirtildiği ve davacı tarafından dava konusu çekin ne şekilde elinden çıktığına dair bir açıklama bulunmadığından sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, .davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,

2-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/06/2024 tarih, 2021/659 E., 2024/436 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3- Davanın Reddine,

4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 2.903,18-TL'nin mahsubu ile fazlaya ilişkin 2.171,18-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,

4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

4/d-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 260,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.429,40-TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1428, K. 2026/1492, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1428-e-2026-1492-k-928a43292cac