Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/191 E. 2026/2615 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/191
- Karar No
- 2026/2615
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/191 - 2026/2615 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/191 KARAR NO : 2026/2615
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/11/2024 NUMARASI : 2017/1041 Esas, 2024/906 Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 20/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.11.2024 tarih ve 2017/1041 Esas, 2024/906 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İnş. Tic. Ve San. A.Ş.'ne ait ... plaka sayılı işçi servisinin 18/08/2015 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresinde iken içerisinde bulunan ...'in yaralandığını, ... CBS'ye 2015/58526 Sor.-2015/31693 karar sayılı dosyası ile takipsizlik verildiğini, davalı aracın ... Sigorta Şirketi'ne Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalandığını, sigorta şirketine başvurulduğunu fakat herhangi bir ödeme yapılmadığını, fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalması ve alacak miktarı belirlendikten sonra taleplerinin arttırmak üzere 100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının haksız fiili vuku bulduğu 18/08/2015 kaza tarihinden aksi kanaat oluşursa sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren aracın ticari kullanıma mahsus olması sebebiyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından tanzim edilen 08/11/2014-2015 vadeli ... poliçe no'lu zorunlu taşımacılık mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davanın zamanaşımına uğramış olup zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabul kusur bulunmaması nedeniyle mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, davacının müterafik kusurunun nazara alınmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kabülü ile 290.000,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 14/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında dava konusu olayın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'in kusurunun olmadığı, dava konusu olayın otobüsün sağ ön lastiğinde meydana gelen patlamanın etken olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporlarında lastiğinin neden patladığına ilişkin bir değerlendirme bulunmamakla birlikte işleten tarafından lastiklerin bakımına ilişkin bir ihmalin bulunduğunun tespit edilmediğini, davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kurulan bu hükmün kaldırılmasını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı şekilde %1,65 teknik faiz yerine %0 teknik faiz ile progresif rant yöntemine göre alınan rapor olduğunun görüldüğünü, uygun cetvele göre belirlenmeyen maluliyet oranının hükme esas alınmış olması karşısında davanın reddini talep ettiklerini, ceza soruşturma dosyası incelenerek CMK 253.madde kapsamında uzlaşma bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, yaralamalı trafik kazası sonucu meydana gelen kalıcı iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Kusur raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Dosya arasında mevcut bulunan kaza tespit tutanağında dava dışı otobüs sürücüsü ...'in herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. İşbu dosyada alınan 08.10.2018 tarihli kusur raporunda, otobüs sürücüsü ...'in hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliklerine, görüş, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığından dolayı %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kazanın aracın lastiğin patlamasından ve sürücünün hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliklerine, görüş, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu, aralarında çelişki olmadığı anlaşıldığından kusur oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İşletenin kusuru ve sorumluluğu olmadığından kendilerinin de sorumlu olmadıklarına yönelik incelemede; Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakta olup uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Emsal Yargıtay 17 HD'nin 24.10.2017 tarih, 2015/2837 Esas ve 2017/9532 Karar sayılı ilâmında; "Davacı vekili, davalıların sürücüsü ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın tekerinin patlaması sonucu tedbirsiz ve dikkatsiz şekilde tam kusurlu olarak müvekkilinin kullandığı motorsiklete arkadan çarpması sonucu müvekkilinin ciddi şekilde yaralandığını, yüzünde sabit iz kaldığını, konuşmakta güçlük çektiğini, vücudunun çeşitli bölgelerinde kalıcı hasar meydana geldiğini, müvekkilinin turizm bölgesinde çamaşır yıkama fabrikası işlettiğini, kaza nedeniyle aylarca tedavi gördüğünü, hastanede yakınlarının refakatinde bakıldığını, işyerine uzun süre gidemediğini, belgelendirilemeyen tedavi giderleri yaptığını, gözlüğünün kırıldığını, 700 TL kırılan gözlüğün cam-çerçeve masrafı olduğunu, kazada hasar gören motorsikletin tamiri için 1.590 TL ödediğini ancak motorsikletin kullanılamaz hale gelmesi sonucu yeni motor aldığını, maliyetinin 2.166,48 TL ile 15 TL plaka masrafına mal olduğunu, elem çektiğini beyanla, belirsiz alacak davası olarak 2.290 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle davalılardan (davalı sigorta şirketi sadece maddi tazminattan ve temerrüt tarihinden itibaren sorumlu) ortaklaşa ve zincirleme tahsilini talep etmiştir. Davalılar ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın davalı sürücünün aniden lastiğinin patlaması ve lastik patlaması sonrasında aracın kendiliğinden sağa çekmesi ve sağında bulunan ...'ün kullandığı motorsiklete çarpması sonucu meydana geldiği, kazada davalının yapabileceği bir şeyin bulunmadığı, kazayı engelleyemediği, engellemesinin de beklenemeyeceği, olayda mücbir sebep bulunduğu, davalının kusurunun bulunmadığından bahisle açılan davanın (maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden) ispatlanamaması sebebiyle reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar ve hasar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2918 Sayılı KTK'nun 85/1. maddesinde; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölmesi veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteninin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlemesine; aynı yasanın 86/1. maddesinde ise; işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı düzenlemesine yer verilmiştir. İşleten, aracın trafiğe elverişli bir biçimde çıkarılmasını ve yeterli bakımının yapılmasını sağlamalıdır. Frenin veya lastiğin patlaması, rotun çıkması gibi teknik arızalar, yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemez. Araçta teknik arıza olması, mücbir sebep değil umulmayan hal olarak kabul edilebilir. Çünkü genellikle bu nitelikteki teknik arızaları önlemek ve karşı koymak mümkündür. Eğer karşı konulamıyorsa o işletme konusunda bir eksiklik hatta düzensizlik, bozukluk var ya da o konuda gerekli dikkat ve özen noksan demektir. Kusurun söz konusu olduğu hallerde, mücbir sebepten söz edilemez. İşleten kusurlu bulunmasa da araçtaki bozukluğun neden olduğu kaza sonucu oluşan zarardan sorumlu olacaktır..... Yukarıdaki açıklamalar ışığında davalı tarafın sorumluluktan kurtulmasını gerektirir haller mevcut olmamasına rağmen, işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle lastik patlaması mücbir sebep gibi kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir." denilmiştir. Buna göre işleten, aracın trafiğe elverişli bir biçimde çıkarılmasını ve yeterli bakımının yapılmasını sağlamalıdır. Frenin veya lastiğin patlaması, rotun çıkması, gibi teknik arızalar, yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemez. Araçta teknik arıza olması, mücbir sebep değil umulmayan hal olarak kabul edilebilir. Çünkü genellikle bu nitelikteki teknik arızaları önlemek ve karşı koymak mümkündür. Eğer karşı konulamıyorsa o işletme konusunda bir eksiklik hatta düzensizlik, bozukluk var ya da o konuda gerekli dikkat ve özen noksan demektir. Kusurun söz konusu olduğu hallerde, mücbir sebepten söz edilemez. İşleten araçtaki bozukluğun neden olduğu kaza sonucu oluşan zarardan sorumlu olacaktır (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Hukuk Dairesinin 2022/1333 Esas - 2024/7815 Karar sayılı kararı, 2021/23563 Esas, 2024/4289 K sayılı kararı, 2021/25785 Esas 2022/16908 Karar sayılı ilamı, 2021/23563 E, 2024/4289 K sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2017 tarih ve 2015/2837 E, 2017/9532 K. Sayılı kararı). Somut olayda; kazanın davalının sigortaladığı aracın lastiğinin patlaması nedeniyle; aracın direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi neticesinde gerçekleştiği ve davacının yolcu olup kusurunun bulunmadığı, işletenin ve dolayısıyla davalı sigorta şirketinin sürücünün kullandığı aracın bakımlı olup olmadığını denetleme yükümlülüğü bulunduğuna göre, bu yönüyle bu hususlar sürücü yönünden bir kusur olup, mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, davalı işletenin, işleten sıfatıyla aracın trafiğe elverişli bir biçimde çıkarılmasını ve yeterli bakımının yapılmasını sağlaması gerektiği, lastik patlaması yapması şeklindeki teknik arızaların, yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceği, genellikle bu nitelikteki teknik arızaları önlemek ve karşı koymanın mümkün olduğu ve eğer karşı konulamıyorsa o işletme konusunda bir eksikliğin hatta düzensizlik ve bozukluğun var ya da o konuda gerekli dikkat ve özenin noksan olduğu anlamına geleceği, bu bakımdan işletenin ve sigortacının sorumlu olduğu anlaşılmış olup, davalı yönünden sorumluluktan kurtulmalarını gerektiren bir neden bulunmadığından, davalının, yukarıda zikredilen Yargıtay ilamlarında da belirtildiği üzere karşı tarafın zararından sorumlu olduğu açıktır. Bu nedenle bu yöndeki istinaf yerinde görülmemiştir. Maluliyet raporuna yönelik yapılan incelemede: Bilindiği üzere Yargıtayın 4. ve 17. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunun esas alınması gerekmektedir. Davalı vekili hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı yönetmeliğe göre alındığını belirtmiş ise de, alınan 12.04.2019 tarihli ATK 2.İhtisas Kurulu raporunun "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" göre hazırlandığı ve maluliyet oranının %10 olduğunun bildirildiği, uygulanan yönetmeliğin kaza tarihi olan 18.08.2015 tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olduğu anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi vekili tarafından maluliyeti etkileyecek başkaca delil, belge sunulmadan sadece yönetmeliğe itiraz edilmiş olmakla, maluliyet oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Mahkemenin karar tarihinden önce 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk Dairesi vermiş olduğu 2019/2861 esas ve 2021/2725 karar sayılı 15/03/2021 günlü kararında ve yine 2021/2772 Esas 2021/3174 Karar sayılı 23/03/2021 günlü kararında yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararlarında ve yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/3173 Esas ve 2944 Karar numaralı 14/06/2021 günlü kararlarında davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan 21.09.2024 tarihli hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, %10 maluliyet üzerinden %20 müterafik kusur düşülerek güncel zararın 541.020,68 TL olarak hesaplandığı, diğer seçenekli maluliyet oranlarına göre de zarar limit üstünde kaldığından davalının limitle sınırlı olarak sorumlu olduğundan limit olan 290.000,00 TL'den sorumlu olduğunun belirtildiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu, anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine göre, davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 19.809,90 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 4.696,87 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 15.113,03 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.20/10/2026
Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.