İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/137 E. 2026/850 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/137
- Karar No
- 2026/850
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/137 Esas KARAR NO : 2026/850
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 16/02/2026 KARAR TARİHİ : 22/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ - İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu ...’ın, müvekkili banka nezdinde akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan ticari krediler ve ticari kredi kartından kaynaklanan borçlarını ödemeyerek temerrüde düştüğünü, söz konusu borçların tahsili amacıyla borçluya PTT kanalıyla uyarı mektubu ile ... 1. Noterliğinin...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, borçların muaccel hale geldiğini ve ihtarnamenin tebliğ şerhinin noter tasdikli olup İİK'nın 68/b maddesi ile genel kredi sözleşmesinin tebligata ilişkin 63. maddesi gereğince usulüne uygun tebliğ edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun icra takibine, yetkiye, borca, faize ve tüm ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının tacir sıfatını haiz olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 62. maddesinde yetkili icra daireleri ve mahkemelerinin kararlaştırıldığını, HMK'nın 17. maddesi uyarınca yetki sözleşmesinin geçerli bulunduğunu, ayrıca HMK m. 10 ve TBK m. 89 uyarınca para borçlarında alacaklının yerleşim yeri icra daireleri ile mahkemelerinin de yetkili olduğunu, dolayısıyla icra dairesinin yetkili olduğunu, faize yönelik itirazların da haksız olduğunu, ticari kredilerde faiz serbestisi kuralı çerçevesinde Merkez Bankası tarafından belirlenen oranlar doğrultusunda usul ve yasaya uygun faiz işletildiğini, dava öncesinde arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla davanın kabulü ile davalı/borçlunun tüm itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA / Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikametgâhının Konya ilinde bulunduğunu, HMK'nın 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, davacı bankanın dayandığı genel kredi sözleşmesinin matbu nitelikte olup müzakere edilmediğini, sözleşmedeki yetki şartının genel işlem koşulları kapsamında ve dürüstlük kuralına aykırı olması sebebiyle geçersiz sayılması gerektiğini, bu nedenle mahkemenin yetkisiz olduğunu; ayrıca takibe dayanak sözleşme ve hesap özetlerinin dosyaya usulüne uygun sunulmadığını, hukuki yarar dava şartının bulunmadığını ileri sürerek davanın usulden reddi gerektiğini, takibe konu borcun ticari nitelikte mi yoksa 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi mi olduğunun netleştirilmesi gerektiğini, davacı banka tarafından talep edilen %142, %95, %57,6 ve %114 oranlarındaki faizlerin açıkça hukuka aykırı, fahiş ve ekonomik gerçeklerle bağdaşmaz nitelikte olduğunu; ticari işlerde faiz serbestisinin sınırsız olmadığını, TBK m. 26, 27 ve 182 uyarınca hâkimin fahiş faize/cezai şarta resen müdahale etmesi gerektiğini, takipte talep edilen faizin türünün (akdi faiz mi temerrüt faizi mi olduğu) ve hangi tarihten itibaren işletildiğinin denetime elverişli şekilde belirtilmediğini, HMK m. 119 ve m. 194 gereğince bu durumun davacı aleyhine sonuç doğurması gerektiğini, tek taraflı banka kayıtlarının ve faiz artış hükümlerinin tek başına alacağın varlığını ve miktarını ispata yeterli olmadığını, alacağın gerçek miktarının ve faizlerin ancak uzman bilirkişi incelemesiyle tespit edilebileceğini, alacağın varlığı, faiz türü, faiz oranları, işletilen tarihler ve masraf/komisyon kalemlerinin tamamen ihtilaflı olması nedeniyle ortada likit bir alacak bulunmadığını, icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığını ve müvekkilinin takibe itirazında haklı ve iyi niyetli olduğunu beyanla öncelikle mahkemenin yetkisizliğine karar verilerek dosyanın yetkili Konya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın ile davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir. KANITLAR VE GEREKÇE / Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili davasıdır. Davacı ...A.Ş. ile davalı ...arasında 17/10/2024 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olup, söz konusu sözleşmeye istinaden davalıya ... no'lu ticari kredi kartı, ..., ... ve ... no'lu ticari kredi ile ... no'lu ticari (kmh) kredinin kullandırıldığı, davacı bankaca borçlara istinaden ... 1.Noterliği ...tarih ve .. yevmiye numaralı ve 12/11/2025 tarihli iki ayrı ihtarname gönderildiği, davalıya yapılan tebligatların sırasıyla 17/11/2025 ve 19/11/2025 tarihlerinde iade döndüğü, kat ihtarının tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödeme yapılması aksi taktirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından ihtarnamede verilen 7 günlük süre dolmadan davalı/borçlu hakkında ... Banka Alacakları İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile toplam 2.168.410,46 TL alacağın tahsili talebiyle 21/11/2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz üzerine 16/02/2026 tarihinde 2.168.410,46 TL üzerinden işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalı asıl borçluya bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de; davacı banka gönderdiği ihtarnameyle borçluya ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki 7 gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiştir. Bir başka anlatımla davacı banka tarafından muacceliyet atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiştir (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih ve ... Esas ... Karar ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesinin 11/12/2025 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamları). Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden 21/11/2026 tarihinde icra takibine geçilmesi MK'nun 2. Maddesine ve Ağırlaştırılmış sorumluluğunun bir gereği olarak Objektif Özen Yükümlülüğü altında bulunan ayrıca güven kuruluşları olan Bankaların yapması gereken davranışlarına aykırıdır. Hal böyle olunca takip tarihi itibariyle davalının muaccel hale gelmiş istenilebilir bir borcu bulunmadığı, itirazın iptali davasında usulüne uygun takip başlatılmasına ilişkin dava şartının gerçekleşmediği gözetilerek Mahkememizce davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK md.114, 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle Mahkememizce aşağıda yazılı bulunan hüküm tesis olunmuştur. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK md.114, 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 26.188,98 TL'nin mahsubu ile fazlaca alınan 25.456,98 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri ve yatırılan delil avansı bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK.nun 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından geriye kalan miktarın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin huzurunda davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/10/2026
Katip ¸
Hakim ¸
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*