Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/951 E. 2026/1289 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/951
- Karar No
- 2026/1289
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/951
KARAR NO : 2026/1289
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/05/2026 (Karar)
NUMARASI : 2024/480 Esas, 2026/317 Karar
DAVA : Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket Erzurum ... İcra Müdürlüğünün ... İflas sayılı takip dosyası ile iflasa açılan, iflas masası oluşturulan ve iflas idare memurları atanmış müflis şirket olduğunu, davalı şirket hakkında Erzurum.... Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/03/2014 tarih ve 2013/.... Esas - 2014/... Karar sayılı iflasının açılması kararı verildiğini ve hükmün kesinleştiğini, davalı şirket, davacı müvekkiline Erzurum ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası ile borçlu bulunan firmanın 3.şahıs ile muvazaalı olarak taşınmaz mallarını takip ve hacizden önce satın aldığı için Erzurum ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/12/2000 tarih ve ... Esas - ...Karar sayılı tasarrufun iptali kesinleştiğini, tasarrufun iptaline karar verildiğini, Erzurum .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferilerinin, tasarrufun iptaline konu taşınmazların davalı şirketten cebri icra yolu ile tahsiline karar verildiğini, alacağın tahsilinde davalı şirket muvazaalı olarak borçlu mal varlığı satın aldığını ve alacağın tahsiline engel olduğunu, tasarrufun iptali davası açılmasına sebebiyet verdiği ve bu suretle hileli ve kusurlu davrandığını, icra takip dosyası ve kesinleşmiş Yargı İlamı ile sübuta erdiğini, dava konusu maddi vakıaların kesinleşmiş Yargı İlamı ile, davacının alacağını tahsilinde davalı şirketin muvazaalı olarak davacının alacaklı bulunduğu borçlusunun mal varlığını 3.şahıs üzerinden muvazaalı olarak satın alarak ve bu şekilde alacağın tahsiline engel olduğunu, tasarrufun iptali davası ile sübuta ermiş bu suretle hileli ve ağır kusurlu davrandığı kesin delillerle sabit olduğunu, davalı şirketin tasarrufun iptali davasına konu şu anda atıl ve içinde bulunan süt fabrikası makine ve aksanı hurda haline gelmiş ve yapıların ayıplı hale geldiği taşınmazın Erzurum .... İcra Müdürlüğünün... Esas sy.lı dosyası için icra tetkik merciine sunulan ... tarihli bilirkişi raporu ile arsa değerinin 312.930.- TL olduğu, aynı taşınmazların Erzurum .... İcra Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasının ....arihli kıymet takdiri raporu ile ... yılı birim fiyatları ile 15.432.630,62 TL olduğu, davalı şirkete ait taşınmazın değeri 49 kat (%4900) arttığını, davacının alacaklı bulunduğu Erzurum ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası ile takibe alınan ....vadeli 43.000.000.000.- TL (43.000.- TL)'lik ve ... vadeli 45.000.000.000.- TL (45.000.- TL)'lik senetlerin takibi nedeni ile toplam 88.000.- TL asıl alacağın takip talebine göre bugünkü faizi ile birlikte değeri, Erzurum ... İcra Müdürlüğünün ... İflas sy.lı dosyasının .... tarihli sıra cetveline göre değeri 578.579,70 TL hesap edilmiş ve alacağın değeri 7 kat (%700) arttığını, borçlu şirketin taşınmazının arsa değeri 49 kat (%4900) kat arttığı halde, davacının alacağının değeri 7 kat (%700) arttığını, 1999 yılı itibari ile ana para olarak 88.000.- TL ve faizleri toplamı ile 149.556.- TL olan davacı alacağını, davalı şirketin taşınmazının 2002 yılında değeri 312.930.- TL olduğu düşünüldüğünde, taşınmazların yarı değerine denk geldiğini, davalı şirketin taşınmazı 2021 yılı birim fiyatları ile 15.432.630.- TL olduğu sabit bulunduğundan, davacı alacağının 2021 yılı itibari ile davalı şirketin taşınmazlarının yarısına denk gelen en az değerinin 7.716.315.- TL olması gerekli olduğunu, bu rakama 2022 yılı TUİK enflasyon oranı %49 artış ilave edildiğinde, 11.497.309.- TL değere ulaştığını, dava açılmadan önce yapılan arabuluculuk girişimi olumlu sonuçlanmadığını, 6098 sayılı yasanın 122. maddesinde belirtilen aşkın zararın tüm unsurları oluştuğunu, Erzurum ... İcra Müdürlüğünün ... Esas (İflas) sayılı dosyasındaki Erzurum.... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus takip dosyasına dayalı iflas alacağının, 6098 ve 6102 sayılı yasalara göre senetlerin vade tarihi bulunan 1998 yılından dava tarihi bulunan 2022 yılına kadar 24 yıllık gecikmeden doğan munzam zararın ve günümüz şartlarına uyarlanmış alacağın iflas masasına aynı derece ve sırası ile kayıt ve tescili için iş bu davayı açtıklarını, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile 20.000.00-TL munzam zarar alacağının davalı müflis şirketten ticari faizi ile tahsiline ve iflas masasına aynı derece ve sırası ile kayıt ve tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin... tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 10.539.630,45-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP:
Davalı temsilcileri cevap dilekçesinde özetle; yasal mevzuata göre davacı ticari temerrüt faizini aşan zararını ispat etmek zorunda olduğunu, davacı, borçlu şirketin kusurlu olduğunu ve zarar ile temerrüt arasındaki nedensellik bağını ispat etmek zorunda olduğunu, davacının alacağını tahsil edememesinden, davacının kendi kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Neticeten, yukarıda yer verilen açıklamalar, değinilen yargı kararları ve tartışılan deliller itibarıyla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kesinleşmiş tasarrufun iptali kararı ve bölge adliye mahkemesi kaldırma ilamı karşısında davalı şirketin, davacının alacağını tahsil sürecini geciktiren muvazaalı işlemin tarafı olduğu, bu nedenle davacının alacağına geç kavuşmasından kaynaklanan zararından sorumlu tutulması gerektiği, ancak bu sorumluluğun, klasik munzam zarar hesabında olduğu gibi temerrüt tarihinden dava tarihine kadar uzanan tüm dönemi değil, davalı üçüncü kişinin eyleminin alacağın tahsilini engellediği 20.09.1999-18.02.2002 tarihleri arasındaki dönemi kapsadığı, bu döneme ilişkin ekonomik değer kaybının mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi kurulu ek raporu ile 309.099,56 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin ıslah dilekçesiyle artırdığı talebin bu miktarı aşan kısmının ise benimsenen hukuki hesap dönemi ve hükme esas alınan ek rapor kapsamı dışında kaldığı anlaşılmakla, davanın 309.099,56 TL yönünden kısmen kabulü cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "Davanın KISMEN KABULÜ ile; 20.000,00 TL.'sine dava tarihi olan 14.02.2022 tarihinden itibaren; bakiye 289.099,56 TL.'sine ise ıslah tarihi olan 14.05.2026 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte TOPLAM (faiz hariç) 309.099,56 TL. alacağın, davacının Erzurum .... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı takip dosyasına dayalı alacağı kapsamında Erzurum... İcra Müdürlüğü’nün ... İflas sayılı dosyasında aynı sıra ve derecede iflas masasına KAYDINA; fazlaya ilişkin istemin REDDİNE," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı adına iflas idare memurları ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davalı adına iflas idare memurları müşterek istinaf dilekçelerinde özetle; kararda kabul edilen hukuki nitelendirmenin hatalı olduğunu, zararın varlığı ve miktarının ispat edilemediğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, illiyet bağının kurulamadığını, hükmedilen tutarın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davacının talebinin hukuken munzam zarar niteliğinde olup zarar unsurlarının oluşmadığını, davacının talebinin belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığını, kesinleşen tasarrufun iptali kararının zararın varlığını kendiliğinden ispat etmeyeceğini, hesap yönteminin Yargıtay uygulamasına aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan Yargıtay ilamlarının içeriğinin incelenmesinde iş bu dava konusu ile benzerliğinin bulunmadığını, ilk derece mahkemesi üyelerinin BAM kaldırma kararında atıfta bulunduğu Yargıtay kararlarının içeriğini hatalı yorumlamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin ... tarihli celse.... numaralı ara karardan dönülmesine ilişkin ... tarihli celse ... numaralı ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin kısmi dava olduğu açıkça ifade edilmeyen ve ileride doğacak belirsiz hakların açıkça saklı tutulduğu dilekçeyi belirsiz alacak dava dilekçesi olarak kabul edip akabinde bu ara karardan dönerek kısmi alacak davası olarak nitelendirmesi ve davacı tarafı yeniden ıslah dilekçesi ve harç yatırmaya yönlendirmesinin isabetli uygulama olmadığını, müvekkilinin fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması isteminin gözetilmeksizin verilen gerekçeli kararda bu haklar yönünden haklarının saklı tutulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın tüm talepleri yönünden kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, alacağın iflas masasının kayıt ve kabulü istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde davalı şirketin iflas dosyası ile iflasa açılan, iflas masası oluşturulan ve iflas idare memurları atanmış müflis şirket olduğunu, davalı şirket hakkında iflasının açılması kararı verildiğini ve hükmün kesinleştiğini, davalı şirketin, davacı müvekkiline Erzurum .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası ile borçlu bulunan firmanın 3.şahıs ile muvazaalı olarak taşınmaz mallarını takip ve hacizden önce satın aldığı için Erzurum ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas - ...Karar sayılı tasarrufun iptali kesinleştiğini, tasarrufun iptaline karar verildiğini, ... Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferilerinin, tasarrufun iptaline konu taşınmazların davalı şirketten cebri icra yolu ile tahsiline karar verildiğini, alacağın tahsilinde davalı şirket muvazaalı olarak borçlu mal varlığı satın aldığını ve alacağın tahsiline engel olduğunu, tasarrufun iptali davası açılmasına sebebiyet verdiği ve bu suretle hileli ve kusurlu davrandığını iddia ederek... Esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus takip dosyasına dayalı iflas alacağının, senetlerin vade tarihi bulunan 1998 yılından dava tarihi bulunan 2022 yılına kadar 24 yıllık gecikmeden doğan munzam zararın ve günümüz şartlarına uyarlanmış alacağın iflas masasına aynı derece ve sırası ile kayıt ve tescilini ve şimdilik 20.000.00-TL munzam zarar alacağının davalıdan tahsilini ve iflas masasına aynı derece ve sırası ile kayıt ve tescilini talep ettiği, davalı temsilcileri cevap dilekçesinde davacı, borçlu şirketin kusurlu olduğunu ve zarar ile temerrüt arasındaki nedensellik bağını ispat etmek zorunda olduğunu, davacının alacağını tahsil edememesinden, davacının kendi kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece 03/11/2022 tarih ve 2022/.... Esas 2022/...Karar sayılı ilamı ile;
Pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, karar verilmiştir.
Hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu üzerine, Dairemizin 21/10/2024 tarih ve 2023/...Esas 2024/... Karar sayılı ilâmı ile özetle;
"..Erzurum ...İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında davacının dava dışı ... .... Süt ve Hayvan Ürünleri Tic. A.Ş. aleyhine iki adet bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. Davacının borçlu şirketin taşınmazları üzerine haciz işlemi yapmak istediğinde taşınmazların işbu istinafa konu dosyanın davalısı şirket tarafından tapuda satış gösterilerek devralındığı, bunun üzerine davacı tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ...Karar sayılı dosyasında ... Süt Ürünleri Gıda ve Hayvancılık Tic. San. A.Ş, ..., ... Süt ve Hayvan Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine tasarrufun iptali davası ikame ettiği, yapılan yargılama neticesinde mahkemece "davanın kabulü ile tapu kaydının tashihe gerek olmaksızın davacı alacaklının İİK. 283 maddesi gereğince Erzurum... İcra Müdürlüğünün... Esas nolu dosyasında takibe konu alacağını iptale konu taşınmazlar üzerinde cebri icra yolu ile haciz ve satış isteyerek elde edebilmesi için yetki verilmesine'' karar verildiği, kararın Yargıtay tarafından onandığı ve onama kararına karşı karar düzeltme talebinin de reddi ile kararın 18.02.2002 tarihinde kesinleştiği, davacının somut davadaki talebinin de davalı şirket ile dava dışı şirket arasındaki muvazaalı satış işleminin mahkemece iptal edilmesi sebebiyle icra dosyasındaki alacağının taşınmazlar karşısında alım gücünün düştüğü iddiasıyla icra dosyasına konu bonoların vade tarihinden dava tarihine kadar 24 yıllık gecikmeden doğan munzam zararın ve günümüz şartlarına uyarlanmış alacağın iflas masasına aynı derece ve sırası ile kayıt ve tescilini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000.00-TL munzam zarar alacağının davalı müflis şirketten ticari faizi ile tahsilini ve iflas masasına aynı derece ve sırası ile kayıt ve tescilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Bu haliyle Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen tasarrufun iptali davasında davalı şirketin muvazaalı olarak borçlu malvarlığını satın alarak alacağın tahsiline engel olduğunun sabit olduğu, davalının tasarrufun iptali davasının açılmasına sebep olduğu, bu suretle hileli ve kusurlu davrandığının sabit olduğunun mahkeme ilamı ile kesin hale geldiği, bu sebeple davacının mahkeme kararı ile kesinleşen muvazaalı işlemin tarafı olan davalı şirkete husumet yöneltmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla mahkemece tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirilerek davanın esası hakkında yargılama yapması gerekirken aksine değerlendirme ile mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, yerel mahkeme kararının, HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece bilirkişi raporu alınmış ve yeniden yapılan yargılama neticesinde;
Mahkemece;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-20.000,00 TL.'sine dava tarihi olan... tarihinden itibaren; bakiye 289.099,56 TL.'sine ise ıslah tarihi olan .... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte TOPLAM (faiz hariç) 309.099,56 TL. alacağın, davacının Erzurum ... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı takip dosyasına dayalı alacağı kapsamında Erzurum ... İcra Müdürlüğü’nün ... İflas sayılı dosyasında aynı sıra ve derecede iflas masasına KAYDINA; fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili ve davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşıldığından, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf talebinin ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekili ve davalı adına iflas idare memurlarının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf aşamasında alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 5.279,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.547,00-TL harcın davacıya iadesine,
3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında adli yardım kapsamında yapılan ve alınması gerekli 2.002,00-TL istinaf başvuru harcı, 21.114,59-TL istinaf karar ve ilam harcı toplamı 23.116,59-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
8-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 08.10.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.