Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1471 E. 2026/1562 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1471
- Karar No
- 2026/1562
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1471 Esas
KARAR NO : 2026/1562
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 14/05/2024
NUMARASI : 2022/242 E. - 2024/88 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket “ .... Ltd. Şti.” kısaca “... 23.07.2014 tarihinde kurulmuş ve İstanbul Ticaret Odasına kaydolmuştur. ... , petrol ürünleri ve tüm plastikler ve kimyasalların ticaretini yapmak için İstanbul'da kurulmuş bir şirket olduğunu, belirtilen tarihten itibaren de “...” ibaresini hem marka, hem de ticaret unvanı olarak kullanmış olup halen de kullandığını, ticari çevrelerinde de marka görülen şekli ile tescil edildiği hizmet sınıfı olan 35. sınıfta ayırt edicilik kazanmıştır. Delillerimiz ile de tescilli “... Petrochemicalsint'i #şekil” markasının davacı şirket tarafından tüm resmi evraklarında ve üçüncü kişilere karşı düzenlemiş oldukları faturalarında kullanıldığı görülecektir. Kısacası ... tescil numaralı "... ... İnt #şekil” markasının 35. sınıfta (özellikle ... , petrol ürünleri ve tüm plastikler ve kimyasalların satışı ) bugüne kadar aralıksız ve ihtilafsız olarak kullanıldığı, davacı ... şirketi markasını ve ticaret ünvanını oluştururken yaptığı işi anlatan "..." ve "..." ibarelerini baz alarak , onların kısaltmalarından oluşturduğu ... markasını da hayata geçirdiğini, davacı şirket hakkında bilgiler www....-intl.com sitesinde yer aldığını, davacı şirket domain adresini 2017 yılında satın aldığını, davacı ... şirketi, kendi oluşturduğu , ayırt edicilik kazandırdığı , gerçek hak sahibi olduğu "... ... Int'i #şekil” markasını Türk Patent ve Marka Kurumu'na 19.06.2020 tarihinde başvurarak 35. Sınıfta tescil ... tescil numarası ile tescil ettirdiğini, davalı “... ... A.Ş. ” kısaca “ ... ” ise 12.09.2018 tarihinde , davacı şirketin davacı ...'un kuruluşundan 4 yıl 2 ay sonra kurulduğunu, davacının markasından sonraki tarihli, 2020 / 110044 tescil basvuru numaralı, davacı şirket ile neredeyse birebir aynı olan ve aynı sınıf 35. sınıftaki “... ... * şekil”, haksız ve kötü niyetli marka tescil başvurusu, davacının " ... " markasının yaratıcısı ve ilk kullanıcısı ve kullanımının da ayırt edicilik kazanmış olması nedeniyle davacının Türk Marka ve Patent Kurumu'na yaptığı İtirazı sonucu reddedildiğini, ... tescil basvuru numarası ile de " ... ..." markası için kelime markası olarak yine ... ibaresine benzetilerek 35. sınıfta aynı ve benzer mallar için başvurarak tüketicilerin karşısına aynı hizmet için çıkmaya çalıştığını, halihazırda davalının "..." markası 35. sınıfta yer alan hizmetler için tescilli olmadığını, 35. sınıfta yer alan ve davalı adına tescili reddedilen ve davacı şirketin tescilli markası kapsamındaki hizmetlerde, davalı halen davacıya ait “...” markasını izinsiz ve hukuka aykırı olarak kullandığını, davacı şirketin de davalı şirketin de ticaret ünvanlarında “...” kılavuz sözcük yer almakta olup, davalının 4 yıl 2 ay sonra ticaret odasına tescili yapılan ticaret unvanı, davacı şirketin ticaret unvanı ile iltibas yarattığını, davalı unvanında yer alan “...” ibaresi ticaret unvanına ayırt edicilik unsuru katmadığını, davalı şirketin ticaret ünvanı, davacının ticaret ünvanına tecavüz teşkil ettiğini, davacı şirkete ait tescilli marka ve ticaret ünvanı olan "..." ibaresinin, haksız ve hukuka aykırı olarak davalının aynı sınıftaki her türlü kullanımına son vererek, kullanıldığı reklam vasıtalarında ve her türlü görsel araçlarda kullanımına son vererek ibarenin bulunduğu her yerden silinmesine ve hatta kaçınılmaz ise imhasına , davalıya ait web sitesindeki ve her türlü online ortamlardaki kullanımlarının durdurulması, kaldırılması ve silinmesine , davalıya ait alan adının ücretsiz olarak davacıya devrine davalının ticaret unvanında yazılı "..." ibaresinin silinmesine ve ticaret sicilinden terkinine karar verilmesi talep ettiği anlaşıldı.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili eldeki davaya dayanak yaptığı temel iddiası davalının marka tesciller ve unvanına dayalı olarak "..." ibaresinin kullanım haklarını elinde bulundurduğu ve davalı davalının buna tecavüz ettiğini, bu iddia hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının ... nolu "..." ibareli 39. sınıf markasının sahibi olduğunu, marka hükümsüz kılınmadığı müddetçe tescilli olduğu mal ve hizmet sınıfları bakımından sahibine Türkiye çapında mutlak nitelikli koruma bahşettiğini, davalının tescilli 39. sınıfta tescilli markası sarı renkte güneş ışıkları şeklinde çizilmiş logo iç kısmına siyah renkte yazılmış “...” ibaresinden ibaret olduğunu, davalının 2022/087936 nolu marka başvurusunda ise "...” ibaresinin altına daha küçük punto ile “...” ibaresini eklemek suretiyle markanın bir bütün halinde “... ...” şeklinde oluşturulduğunu, davacı'nın markası ise mavi renk tonlarında altıgen şeklinde çizilmiş logo yanına yine mavi renkte yazılmış “...” ibaresi altına “... Int'l” ibaresi eklenmesi ile “... ... Int'I” şeklinde oluşturulduğunu, davalı markası ve Davacı markası barındırdıkları ibareler görsellerin oluşturuluşu açısından detayı bir incelemeye tabi tutulduklarında; markaların barındırdıkları ibarelerin, marka örneklerinin dizayn şeklinin, renk oluşumlarının, logolarının birbirlerinden tamamen farklılık arz ettikleri açık bir şekilde görüldüğünü, markaların barındırdıkları ibareler, oluşturuluş biçimleri, görselleri ve de telaffuzları birlerinden farklılık arz ettiğini, dosyaya celbedilen ... kayıtları incelendiğinde görülecektir ki davalının şirketin meslek grubu "..." iken; davacı şirketin "..."'dir. Müvekkil şirketin ... kodu *46.76.04-Birincil formdaki plastik ve kauçuk toptan ticareti (etilen, stiren, vinil klorür, akrilik, vb. polimerler ile birincil formda sentetik ve rejenere kauçuklar)" iken; davacı şirketin "46.75.01-Endüstriyel kimyasalların toptan ticareti (anilin, matbaa mürekkebi, kimyasal yapıştırıcı, havai fişek, boyama maddeleri, sentetik reçine, metil alkol, parafin, esans ve tatlandırıcı, soda, sanayi tuzu, parafin, nitrik asit, amonyak, sanayi gazları vb.)"dır. Firmaların iş konuları ve dolayısıyla markaların hitap ettiği tacir grupları neredeyse tamamen farklıdır. Müvekkilin sermayesi 5.000.000.-TL iken Davacı'nın sermayesi 100.000-TL yani 50'de 1'idir. Davada tarafların ticari defterleri incelendiğinde cirolar ve iş yapılan firmaların farklılığı daha iyi anlaşılacağını, tüm bu farklılıklar, zaten görsel ve işitsel olarak farklı olan markaların, iş konusunun farklılığından kaynaklı olarak, karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, hal böyle iken Davacı'nın kargocu adresi karıştırdı, bir firma yanlış fatura kesti gibi afaki ve temelsiz iddialarına itibar edilmemesini talep ettiklerini, "..." ibaresi davacının tekelinde de değildir. Bu sebeple davacı vekilinin aksine davalının hiçbir haksız rekabet eylemi bulunmadığını, davalı şirket davacının varsa sektördeki bilinirliğinden yararlanması gereken bir şirket olmadığını, ihracat ödülleri alan başarılı bir şirket olduğunu, bu dava öncesi karşılıklı ihtarlar çekilene kadar davalı şirket yetkilileri davacı şirketin varlığından dahi haberdar olmadığını, yine yukarıda izah edildiği üzere şirketlerin meslek grupları, ... kodları ve iş konuları tamamen farklı olduğundan taraflar arasında bir iktisadi rekabet de bulunmadığını, tüm bu sebeplerle davacı vekilinin dayanaktan yoksun haksız rekabet iddiaları kabul edilebilir olmadığını beyan ettiği anlaşıldı.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve menine ilişkin olup davacı şirketin ... numaralı "... ...'L + ŞEKİL markasının 35. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, aynı zamanda ... esas unsurlu ticaret unvanı ile faaliyette bulunduğu, davalının da ... esas unsurlu ticari unvan ile faaliyette bulunduğu, tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği aldırılan 13/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının davacı markasına benzer olduğu yönünde görüş bildirildiği, buna göre tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde tarafların ortak olarak ... sektöründe ticari faaliyette bulunduğu, tarafların ticaret unvanlarının birebir aynı olduğu, davacı şirketin ... numaralı "... ...'L + ŞEKİL tescilli sahibi olduğu, davacı şirketin 23/07/2014 tarihinde kurulduğu, davalı şirketin ise 12/09/2018 tarihinde kurulduğu, buna göre de ... esas unsurlu marka üzerinde davacının hem marka tescili hemde ticaret unvanı bakımından öncelik hakkına sahip olduğu, tarafların benzer sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle ortalama tüketici nezdinde taraf şirketlerinin aynı merkezden doğmuş veya birbirlerinin temsilcileri gibi algılanabilecek bu durumunda karışıklığa sebebiyet verebileceği davalının ... ibaresini davacıdan daha önce kullandığını da ispat edemediği, bu nedenle davalı kullanımlarının 6769 sayılı SMK nun 29. Maddesi uyarınca tecavüz teşkil ettiği, haksız rekabet ve ticaret unvanının terkini talebi yönünden ise tarafların ticaret unvanının ve ticaret faaliyetlerinin aynı olması sebebiyle davacının da davalıya nazaran ... esas unsurlu ticari unvan bakımından öncelik hakkının olması sebebiyle davalı kullanımlarının TTK 55/1a 4 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, buna göre de TTK 52. Maddesi uyarınca davacının ticaret unvanının değiştirilmesi talebinde bulunabileceği bu talep yönünden de davacının davasında haklı olduğu kanaatine ulaşıldığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davacı'nın marka tescilinde "kötü niyeti" incelenmediğini, Davacı cevaba cevap dilekçesinin 7. sayfasında müvekkil şirket yetkilisi ...'un attığı maili alıntılayarak kötü niyet iddiasında bulunduğunu, bu delil bizatihi Davacı'nın kötü niyetini gösterdiğini, mesaj incelendiğinde 14.06.2020 tarihli olduğunu, davacının işbu davaya dayanak yaptığı "... ... int'l" markası ibareli ... nolu markası ise 19.06.2020 başvuru tarihli olduğunu, Davacının, müvekkil şirket yetkilisinden mesaj alınca, 5 gün içinde, tabiri caizse koştura koştura, marka tesciline başvurduğunu, cevaba cevap dilekçesinin 4. sayfasında "Davacı müvekkil ... şirketi, markasını ve ticaret ünvanını oluştururken yaptığı işi anlatan "..." ve "..." ibarelerini baz alarak, onların ilk hecelerinden oluşturduğu "..." markasını hayata geçirmiştir." ifadeleriyle "..." ibaresini kendisinin bulduğunu/icat ettiğini ifade eden davacı her ne hikmetse, müvekkilden aldığı uyarı mesajı sonrası bunu marka olarak tescil ettirmeye karar verebildiğini, atılan mesaj ile marka tescil başvurusu arasındaki bu kısa süre davacının müvekkilin gerçek hak sahibi olduğu ibareyi marka tescilindeki kötü niyetini gösterdiğini,
-Esasında bilirkişi heyeti tarafından gerçek hak sahipliği adına taraflarınca sunulan belgeler davacının belgeleri imiş gibi değerlendirilerek hatalı tespit yapıldığını, buna bağlı olarak da ilk derece mahkemesi tarafından hatalı karar verildiğini, anılan belgelerin müvekkil şirketin Davacı'nın Haziran 2020'de yaptığı tescilden çok önce "..." işaretini ve kurumsal logosunu kullanmaya başladığını ve düzenli şekilde kullanmaya devam ettiğini ispatlamaya yaradığını, müvekkili şirket tescilli markasının yanı sıra tescil başvurusunda bulunduğu işaretler üzerinde de gerçek hak sahibi olduğunu,
-Müvekkilinin ... nolu "..." ibareli 39. sınıf markasının ve ... nolu "... ..." ibareli 1. sınıf markasının sahibi olduğunu, ... nolu "... ..." ibareli kelime markası "...,, köpük/üfleme ajanları" emtialarında tescilli olup, Müvekkilinin de ticari faaliyetleri bu markaların tescil alanında kalmakta olup, tescilli markaya dayalı kullanımın bir başka marka hakkına tecavüz etmesi mümkün olmadığını,
-Markadaki kelime cins ismi olduğunda, şekiller markaları farklılaştırmak için yeterli olduğunu, "..." ifadesi de petro-... sektöründe kullanılan bir cins isim olduğundan şekil ve markadaki diğer kelimeler markalar arasındaki ayrımın sağlanmasına yeterli kabul edildiğini, aynı durum tescilli ticaret unvanı için de geçerli olduğunu, Müvekkilinin ticaret unvanının TTK m. 32 uyarınca ticaret sicil müdürünün incelemesinden geçmiş ve tescil edilmiş; bu şekilde tüm Türkiye'de müseccel unvan koruması bahşetmiş olduğunu, unvana dayalı bir marka ihlali yahut haksız rekabetten söz edilmesi mümkün olmadığını, Resmi Gazete 'de yayımlanan Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ md 5 uyarınca; müvekkilinin "..." unvanına ek olarak eklenen "..." ifadesi tebliğde aranan ayırt edicilik şartını fazlasıyla sağladığını, davacı tarafın unvanında yer alan "Chem" ve "Pol" ifadelerinin ayrı olması ve yine unvanda yer alan "Uluslararası" ifadesi unvanların ayırt edici olduğunu gösterdiğini, unvanının terkin edilmesini gerektirir hiçbir geçerli gerekçe olmadığını, marka ile benzerliği gerekçesiyle unvanın terkinine karar verilemeyeceğini,
-Müvekkil ve Davacı şirketin de hedef kitlesi, nihai tüketiciler değil, toptan veya perakende tekstil işi ile uğraşan basiretli tacirler ve/veya esnaflar olduğunda, hedef kitlenin değerlendirmesinde karıştırma ihtimali değerlendirmesi sırasında göz önünde bulundurulması gerektiğini, tabiri caizse marketten çamaşır suyu alan...yani nihai tüketicinin değil, alanında bilgili ve basiretli davranma yükümüne tabi tacirlerin dikkate alınması gerektiğini,
-Eldeki dava hitap edilen kitlenin tüketici olduğu gerekçesiyle reddedilecekse ileri sürdükleri aksine argümanlarının niçin kabul edilmediğinin açıklanması gerektiğini, kararın, tarafları tatmin etme ve somut olayı aydınlatma niteliklerinden yoksun kaldığından kaldırılması gerektiğini,
-Bilirkişilerin, 13.11.2023 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu'nda ("Rapor") markaya tecavüz teşkil ettiği, davalı yanın ticaret unvanının davacı yanın ticaret unvanına haksız rekabet teşkil ettiği, davalı yanın ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini edilmesi gerektiği şeklinde, ancak bir hakimin karar verebileceği şekilde yargıda bulunduklarını, Rapor'a itiraz dilekçesindeki itirazların hiçbirini dikkate almadıklarını kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;"..." markası ilk kez davacı müvekkil ... şirketi tarafından oluşturulduğunu ve 23.07.2014 tarihinde ticaret ünvanı İstanbul Ticaret Odasına tescil edildiğini, Davacı ... şirketi , kendi oluşturduğu , ayırt edicilik kazandırdığı , gerçek hak sahibi olduğu "... ... Int'l +şekil” markasını da Türk Patent ve Marka Kurumu'nda 19.06.2020 tarihinde 35. Sınıfta , ... tescil numarası ile tescil ettirdiğini, 02.12.2022 tarihinde ise ... tescil basvuru numarası ile "... " markası için 35. sınıfta tescil başvurusunda bulunduğunu, Davacı şirket hakkında bilgiler www....-intl.com sitesinde yer almakta olup yine davacı şirket domain name adresini 2017 yılında satın aldığını, bu tarihte yani 2017 yılında , davalı ... henüz kurulmadığını ve marka kullanımı da olmadığını, Davalı ... ... A.Ş' nin ticaret ünvanının ...'ya tescili 12.09.2018 tarihinde yani davacı şirketin ...' ya tescil tarihinden 4 yıl 2 ay sonra ve cevap dilekçesinde gerçeğe aykırı olarak sadece 39. sınıfta kullandığını iddia ettiği "..." marka başvurusu ise 31.12.2020 tarihinde yani davacı şirketin "..." ibareli markasının tescil başvuru tarihinden 7 ay sonra olduğunu, Davacı şirket, “...” ibaresini hem marka, hem de ticaret unvanının kılavuz kelimesi olarak sektörde aralıksız kullandığını, Ticari çevrelerinde de marka görülen şekli ile tescil edildiği 35. hizmet sınıfta ayırt edicilik kazandığını. Delillerimiz ile de tescilli “... ... +şekil” markasının davacı şirket tarafından tüm resmi evraklarında ve üçüncü kişilere karşı düzenlemiş oldukları faturalarında kullandığı görüldüğünü, davacı tescilli markası, ... tescil numaralı "... ... Int'l +şekil” ve ... tescil basvuru numarası ile "... " markasını 35. sınıfta (özellikle ... , petrol ürünleri ve tüm plastikler ve kimyasalların satışı ) ihtilafsız olarak kullandığını, Davalı şirketin 17.09.2020 tarihinde, 35. sınıftaki, 2020/ 11044 tescil başvuru numaralı "... ..." marka tescil başvurusu, itirazları neticesinde Türk Marka ve Patent Kurumu tarafından reddedildiğini, Davalı şirketin kötü niyet ile ve hukuka aykırı olarak 35. sınıfta reddedilen "... ..." markasını kartvizit, fatura, resmi evrak, web sitesi emtiaları, fuarlar ve online ortamlarda ve ticari hayatında 35. sınıfta kullanmaya devam ettiğini, davaya cevap dilekçesinde "..." markasının 39. sınıfta tescilli olduğunu dolayısıyla "..." markasını sadece 39. sınıfta kullandığını, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak farklı olmasının yanı sıra, sınıflarının ve hizmetlerinin de farklı olduğunu ileri sürdüğünü, ancak her nasılsa , reddedilen 35. sınıftaki " ... " markasından hiç bahsetmediğini ve Sayın Mahkemeyi markalar farklı sınıflardadır , hizmetler farklıdır açıklamasıyla yanıltmaya çalıştığını Davalı şirket iddia ettiği gibi "..." markasını 39. sınıfta yer alan hangi hizmette kullandığını ispat etmesi gerektiğini, "..." ibareli, iltibas yaratan markasını 35. sınıfta yer alan satış hizmetinde kullandığını, 39. sınıfta, markasını tescil ettirdiği sınıfta yer alan hizmetlerde değil, davacı şirketin tescilli "..." markasının tescilli olduğu 35. sınıfta kullandığı, davalının www...com.tr internet sitesinde açık olarak sattığı polimerler ( polietilen , polipropilen) ve diğer ürünlerden anlaşıldığını, cevap dilekçesinin 8. bendinde sıraladığı iştigal alanları ve iş konularında ( ... birkaç çeşit plastik hammadde) yer verdiği açıklamaları ile de "..." markasını 35. sınıfta kullandığını açık olarak ikrar ettiğini, Türkiye'de büyük çaplı satışlarının ve cirolarının olduğunu belirten davalının "www...com.tr " web sitesinin ise sadece İngilizce olduğu ve Türkçe bir kelimeye dahi yer vermediğini, davacı müvekkil "..." şirketine ait "..." ibareli marka 35. sınıfta tüketicisine sunmuş olduğu kaliteli hizmetler ile , toplumda bilinirliğe ulaşmış bir marka olduğunu, bu marka ile birebir aynı markanın davalı şirket tarafından seçilmiş olması ve aynı ticaret ünvanının ve ayırt edilemeyecek kadar benzer başvuruların davacı ile aynı 35. Sınıfta kullanılmaya çalışılması başvuru sahibi davalı şirketin haksız kazanç elde etmeye çalıştığının çok açık bir göstergesi olduğunu, Davacı müvekkili ... şirketi, markasını ve ticaret ünvanını oluştururken yaptığı işi anlatan "..." ve "..." ibarelerini baz alarak, onların ilk hecelerinden oluşturduğu "..." markasını hayata geçirdiğini, ilk hecelerinin bileşkesinden oluşmakta olduğu, her hangi bir anlam ifade etmediğini, Davalının iddia ettiği gibi "..." bir kısaltma niteliğinde değildir ve özgünlük içerdiğini, Davalı şirket " ..." markasını sadece 39. sınıfta yani farklı hizmet sınıfında kullanmakta ise, neden aşağıda yer alan kötü niyetli, seri marka basvuruları ile 35. sınıfta "..." markasını tescil ettirmeye çalıştığının açıklanması gerektiğini, davalının kötü niyet ile 35. sınıfta yaptığı, reddedilmiş olan ve inceleme aşamasında olan"..." taklidi, müvekkilin tescilli markasına benzetilerek oluşturulan, iltibas yaratan ve müvekkilin tescilli markasının serisi gibi algılanabilecek 35. sınıftaki sistematik tescil başvurularına cevap dilekçelerinde yer vermediğini, Davacı müvekkili şirketin önceki tarihli tescilli markası ..., "... ...+ şekil " sebebiyle, davalı şirketin itirazımız neticesinde ... tescil basvuru numaralı markası "... ..." görsel ve işitsel yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle yüksek düzeyde benzer olduğu ve bu nedenle de 6769 s. SMK 6 (1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali nedeniyle reddedildiğini, Davacı şirketin de davalı şirketin de ticaret ünvanlarında “...” kılavuz sözcük yer almakta olup, davalı şirketin 4 yıl 2 ay sonra ticaret odasına tescili yapılan ticaret unvanı, müvekkil davacı şirketin ticaret unvanı ile iltibas yarattığını, Davalı unvanında yer alan “...” ibaresi ticaret unvanına ayırt edicilik unsuru katmamaktadır. Davalı şirketin ticaret ünvanı, davacının ticaret ünvanına tecavüz teşkil ettiğini, “... ” ibaresinin, davalının ticaret unvanında kullanılması ve bu kullanımı markaya tecavüz teşkil ettiğini, çünkü, ticaret ünvanı markasal olarak da kullanıldığını, eğer bir ticaret ünvanı markasal olarak kullanılıyorsa, marka hakkına tecavüz yine gerçekleşmiş olacağını, Davacının, davalı adına tescilli ticaret unvanındaki ayırt edici ibare olan “...” ün markasal olarak kullanımını engelleyebileceğini, davalı şirket sahibi ve yetkilisi ...'un, davacı müvekkil şirketin sahibi ... 'ye 14.06.2020 tarihinde gönderdiği e- mailde "davacı müvekkilin ... kaydının olmadığını" ve "kendi markalarının tescilli olduğu " gerçeğe aykırı olarak yazdığını, 2014 yılından beri Ticaret Odasına kaydı olan ve aynı şekilde markası tescilli olan davacı müvekkile atılan bu mailin kötü niyetle atıldığını, Davacı müvekkile gönderilen mailde tescilleri olduğu söylense de, mailin gönderildiği tarihte değil tescilleri marka başvuruları dahi olmadığını, Davacı şirket “ .... Ltd. Şti.” 23.07.2014 tarihinde kurulmuş "... , petrol ürünleri ve tüm plastikler ve kimyasalların" ticaretini yapan ve tesislerinde hammadde ve ekipman temini için ticari hizmetler sunduğunu, 2017 tarihinde satın aldığı ve o tarihten itibaren kullandığı www. ...-intl.com internet sitesinde davacı şirketin hakkında , hizmetleri hakkında , ürünleri hakkında detaylı bilgi yer aldığını, Davalı cevap dilekçesinde ... kayıtlarında meslek grubunun ..." ... kodu 46.76.04 ( plastik , kauçuk vs) olduğunu belirtmiş yine ... kayıtlarından davalının eski ticaret ünvanının " ... .... Ltd. Şti" olduğu ve 12.01.2022 tarihinde ticaret ünvanı içerisinden "plastik" kelimesini çıkartarak ünvan ve tür değişikliği yaparak " ... ... A.Ş. " yaptığı ve davacının ticaret ünvanı ".... Ltd. Şti." ile neredeyse aynı olduğu görüleceğini, bu değişiklik ile iddiasının aksine davacı müvekkilin iştigal konusunun ( ... iştigal konusu) aynısını seçtiğini, 12.01.2022 tarihli 10493 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi dosyada olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya uygun olduğunu, davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, Davacı adına tescilli ... esas unsurlu markalar ile ... esas unsurlu ticari unvandan kaynaklı davalı tarafından kullanılan ... ibaresinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği, davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkini koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin davadır.
Mahkemece aldırılan 13/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı yanın markasının “... ... int'l” ibaresinden oluştuğu davalı yanın tescilli markasının ise “... ...” ibaresinden oluştuğu tespit edildiğini, davacı yanın markasındaki “...” ibaresi ile davalı yanın markasındaki “...” ibaresinin asıl unsur olduğu ve BİREBİR AYNI OLDUĞU tespit edildiğini, davalı yanın www...com.tr isimli internet sitesindeki kullanımı incelendiğinde; “... ...” ibaresinin sol üst tarafta kullanıldığı, “...” ibaresinin büyük puntolar ile ön plana çıkarılmak suretiyle kullanıldığı tespit edildiğini, davalı yanın internet sitesinde polietilen boru, elyaf gibi ürünlerin satışını yaptığı, davalı yanın bu kullanımının uluslararası 35. Sınıfa dahil internet ortamında toptan ve perakende ürün satışı kapsamında olduğu görüş ve kanaatine varıldığını, davalı yanın “...” ibaresini uluslararası 35. Sınıfa dahil polietilen boru, elyaf gibi ürünlerin internet ortamında toptan ve perakende satışı hizmetinde kullanmasının davacı yanın “...” esas unsurlu markasının uluslararası 35. Sınıfa dahil “işlenmemiş plastikler lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular gibi ürünlerin internet ortamında toptan ve perakende satışı” hizmeti ile sınıfsal benzer olduğu , davacı yanın marka hakkına tecavüz teşkil ettiği davacı yanın ticaret unvanındaki asıl unsur olan “...” ibaresi ile davalı yanın ticaret unvanın asıl unsuru olan “...” ibaresinin benzer olduğu, davacı yanın ticaret unvanı ile iltibas oluşturduğu, , davacı yanın faaliyet alanı ile davalı yanın faaliyet alanının BENZER olduğu, davalı yanın ticaret unvanın davacı yanın ticaret unvanından sonra tescil edildiği, bu nedenlerle davalı yanın ticaret unvanın davacı yanın ticaret unvanına haksız rekabet teşkil ettiği, davalı yanın ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini koşullarının oluştuğu şeklinde rapor sunulduğu görüldü.
Davacı tarafça marka tecavüzü ve haksız rekabete ilişkin olarak, öncelik hakkı ve kötüniyet iddialarına dayanılmış olup, SMK 6/3 maddesi hükmüne göre, Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olması için ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla bilinir hale getirildiğine dair iddianın fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir.
Somut olayda, Davacının markasının “... ... int'l” ibaresinden oluştuğu 35. Sınıfta tescilli olduğu, davalının markasının ise “... ...” ibaresinden oluştuğu ve 39. Sınıfta tescilli olduğu, Davacı şirketin, 23.07.2014 tarihinde "..." kelimesini içeren ticari unvanını ...'da tescil ettirdiği, 2017 yılında alan adını tescil ettirdiği, 19.06.2020 tarihinde "... ...+şekil " ... sayılı markasını tescil ettirdiği, Davalı şirketin 12.09.2018 tarihinde ticari ünvanını ...'da tescil ettirdiği, alan adını 14.09.2018 tarihinde aldığı, 17.09.2020 basvuru tarihli , ... nolu, 35. sınıftaki "... ...+şekil" markasının ise davacı itirazı sonrasında reddedildiği, 31.12.2020 tarihinde 39. sınıfta "..." ... markasını tescil ettirdiği, markalar arasındaki benzerlik yönünden, davacı ve davalının markalar aynı sınıfta tescilli olmamakla beraber davalının da tescil sınıfından ayrı olarak davacının tescil sınıfı olan 35. Sınıf alanında faaliyet göstermesi nedeniyle ortalama tüketici nezdinde markalar arasında bağlantı kurulabileceği ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalı her ne kadar ortalama tüketicinin dikkate alınmaması gerektiğini ileri sürmüş ise de, hedef kitlesi, nihai tüketiciler değil, toptan veya perakende tekstil işi ile uğraşan basiretli tacirler ve/veya esnafların da söz konusu markanın esas unsurundaki benzerlik ve markanın zayıf bir marka olmadığı gözetildiğinde işletmesel bağlantı kurulabilecek olduğundan iltibas tehlikesinin yine bulunacağı bu konudaki istinaf isteminin yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalının sonraki tarihli markası zaten davacının eski tarihli markası ile iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğundan tescilli hali ile kullanımı dahi davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmekte olup markanın tescilli olması, tescilli haline uygun kullanılmaya başlanması savunma gerekçesi yada hukuka uygunluk sebebi değildir. (SMK m. 155). Diğer yandan davalının marka hakkına tecavüze ilişkin olarak aleyhine açılan davada uyuşmazlık konusu işaret üzerinde öncelik ve gerçek hak sahipliğini ileri sürebileceği bu noktada davacı şirketin 23.07.2014 tarihinde "..." kelimesini içeren ticari unvanını ...'da tescil ettirdiği, 2017 yılında alan adını tescil ettirdiği, 19.06.2020 tarihinde "... ...+şekil " ... sayılı markasını tescil ettirdiği, Davalı şirketin 12.09.2018 tarihinde ticari ünvanını ...'da tescil ettirdiği, alan adını 14.09.2018 tarihinde aldığı, 17.09.2020 basvuru tarihli , ... nolu, 35. sınıftaki "... ...+şekil" markasının ise davacı itirazı sonrasında reddedildiği, 31.12.2020 tarihinde 39. sınıfta "..." ... markasını tescil ettirdiği, bu nedenle tescil ve kullanımla öncelik hakkının davacıda olduğu, davalının tescilsiz ve tescilli kullanımlarının iltibas sebebiyle marka hakkına tecavüz oluşturduğu bu konuda ayrıca tekrar bilirkişi raporu alınması gerekli bir husus bulunmadığı, bu nedenle, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz yönünden kurulan hükümde aykırılık bulunmadığı, davalı tarafça her ne kadar yetkilisi ...'un, davacıya 14.06.2020 tarihinde gönderdiği e- mailin kötü niyet konusunda değerlendirilmediğini ileri sürmüş ise de, mail içeriğinin tek başına kötü niyet sayılamayacağı, bu tarihten sonra yapılan başvurunun mail kaynaklı olduğunun delil olarak ileri sürülemeyeceğinden, başkaca somut delil bulunmadığından davacının kötü niyetli olduğuna ilişkin istinaf isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dava açıldıktan sonra, davalının 16/01/2025 tarihi itibariyle unvan değişikliğine giderek "... ... A.Ş." olduğu, buna göre unvan terkini yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla bu konuda karar verilmesini yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafça her ne kadar haksız rekabete ilişkin talepte bulunulmuş ise de, somut olaya bakıldığında; davacı tarafa SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı anlaşılmakla bu konudaki davanın reddi gerekmiştir.
Tüm bu açıklamalara göre, davalı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2-İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/05/2024 tarih, 2022/242 E., 2024/88 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-Davanın kısmen KABULÜ ile, davalı tarafından davacının marka hakkına yönelik tecavüzün tespitine, önlenmesi ve men' ine, davalı tarafından ... ibaresinin her türlü fiziki, internet ve sosyal medya ortamında kullanımının yasaklanmasına, bu ibarenin kullanıldığı her türlü reklam vasıtaları, görsel araçlar ve her türlü materyalden, web sitesinden, online ortamlardan kullanımların kaldırılmasına, kullanılan materyallerin tespiti halinde bu ibarenin silinmesine, silinmesi mümkün değilse el konularak imhasına, Davalı firmaya ait olduğu anlaşılan https://....com.tr/ ve info@....com.tr ibareli internet sitelerinin kapatılmasına,
-Davalının ticaret unvanında yazılı ... ibaresinin terkini istemine ilişkin davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
-Hüküm kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak üzere Türkiye' de yayın yapan beş büyük gazeteden birinde ilanına,
-Haksız rekabete yönelik Davanın Reddine,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile 651,30-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç, 11,50-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 172,90-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 6.000,00-TL bilirkişi ücreti, 189,25-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.189,25-TL yargılama giderinden kabul ret olanına göre 3.094,62-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
4/d-Marka hakkına tecavüz yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 330,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.499,40-TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026