Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1183 E. 2026/1543 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1183
Karar No
2026/1543
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/1183

KARAR NO:2026/1543

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:28/06/2022

NUMARASI:2016/421 2022/644

DAVA:Haksız Rekabetin Tespiti

DAVA TARİHİ :20/04/2016

İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/09/2026

Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davacılar vekili ve davalı ... A.Ş vekili ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacılar vekili, davacılara ait izdivaç programı formatının davalılarca izinsiz olarak taklit edilip kullanıldığını, davalı ...'in 12/04/2016 tarihli yayınında davacıları ve davacıların yayın ürünlerini kötülediğini, bu eylemlerin TTK'nın 54 ve 55/1-a-1. maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu, davacıların hak arama yollarına başvurmasının ardından yapılan bu yayınla ticari itibarlarının zedelendiğini; bu kapsamda İstanbul C Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosunun 2015/128601 soruşturma sayılı dosyasında 27/10/2015 tarihinde şikâyette bulunulduğunu, ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 53284 soruşturma sayılı dosyasında 08/04/2016 tarihinde ticari sırların ele geçirildiği iddiasıyla şikâyet edildiğini, taraflar arasında İstanbul 5. ATMnin 2015/559 Esas, 2015/405 Karar sayılı dosyası ile İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/140 Esas ve 2015/219 Esas sayılı dosyalarının bulunduğunu, İstanbul 1. ATMnin 2016/421 Esas sayılı dosyaya sunulan tüm deliller ile bilirkişi raporlarına da dayandıklarını ileri sürerek, TTK ile Basın Kanununun ilgili maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı ... vekili; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıların 12/04/2016 tarihine kadar süregelen dürüstlük kuralına aykırı eylemleri ve programın çalındığı iddiasının basında yer alması karşısında müvekkilinin meşru müdafaa ve eleştiri hakkını kullandığını, açıklamaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, hak arama özgürlüğünün sınırsız olmadığını, ihbar ve şikâyet hakkının delil ve emare bulunmaksızın kasten zarar verme amacıyla kullanılmasının bizzat haksız rekabet oluşturduğunu, bu yönde Yargıtay Ticaret Dairesinin 12/03/1971 tarihli 1970/4488 Esas, 1971/1896 Karar sayılı ilamının bulunduğunu, davacıların şikâyeti üzerine başlatılan İstanbul C Başsavcılığının 2016/55094 soruşturma sayılı dosyasında müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, kötü niyetli şikâyetler sonucu açılan savcılık dosyalarının tamamının takipsizlikle sonuçlandığını, İstanbul 5. ATMnin 2015/559 Esas, 2015/405 Karar sayılı dosyasında haksız feshin tespiti davasının reddedildiğini ve temyiz edilmeden kesinleştiğini, İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/219 Esas sayılı dosyasında FSEK'nın 70, 83 ve 84. maddeleri ile TTK'nın 55. maddesine dayalı davanın reddedildiğini ve Yargıtay aşamasında olduğunu, İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/292 Esas, 2020/324 Karar sayılı itirazın iptali davasının kabul edildiğini ve istinaf aşamasında bulunduğunu, aynı 12/04/2016 tarihli yayın nedeniyle... AŞ tarafından açılan İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/38 Esas, 2022/119 Karar sayılı davasının reddedildiğini, dolayısıyla rekabet ortamını bozanın davacılar olduğunu ve kötü niyetin resen dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili, evlilik programının hak sahibi olmadığını, pasif dava ehliyetinin bulunmadığını, asıl olarak davacı tarafın haksız rekabet sayılacak saldırılarının olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.Davalılar ... A.Ş. (...) ile ... AŞ (... Gazetesi) vekili birlikte verdikleri cevap dilekçesinde, tacir sıfatı bulunmayan davacılar ... ile ...'in bu davayı açmakta hukuki yararlarının olmadığını, görevli mahkemenin fikri ve sınai haklar mahkemesi olduğunu, yayınların basın özgürlüğü kapsamında bulunduğunu ve haksız rekabet unsurlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; uyuşmazlığın davalıların eylem ve söylemleri ile davacıları kötüleyip kötülemedikleri, dolayısıyla TTK'nın 55/1-a-1 maddesi bağlamında haksız rekabet eylemini işleyip işlemedikleri noktasında toplandığı, biri iletişim ve medya uzmanı, biri ticaret hukukçusu bilirkişiden oluşan heyetten rapor alındığı, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu, hükme esas alınan rapor ve ek raporlarda açıklandığı üzere davalı ... AŞ'nin sahibi olduğu ... Gazetesi'ndeki dava konusu açıklamaların bir kısmının içerik, ifade ve üslup olarak bir bütün halinde değerlendirildiğinde basının haber verme ve kamuoyunu aydınlatma amacı ile örtüşmeyen, davacı ... AŞ'nin iş ve ürünlerini TTK'nın 55/1-a-1 maddesi kapsamında gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleyen beyanlar olduğu, kötülenenin davacı şirketin iş ürünü olması sebebiyle diğer davacılar ... ve ... aleyhine bir haksız rekabet eyleminden söz edilemeyeceği, davalılar ..., ... ve ... AŞ açısından haksız rekabet teşkil edecek bir eylemlerinin bulunmadığı, davalı ...'in davacı ... AŞ'nin iş ürününü kötülediği ve TTK'nın 55/1-a-1 hükmünü ihlal ettiği, TTK'nın 57/1 maddesi uyarınca yapımcı davalı ... AŞ'nin de sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davacılar ... ve ...'in tüm davalılara karşı açtığı haksız rekabetin tespiti davasının reddine; davacı ... AŞ'nin davalılar ..., ... ve ... TV... AŞ'ye karşı açtığı davanın reddine; davacı ... AŞ'nin davalılar ..., ... AŞ ve ... AŞ'ye karşı açtığı haksız rekabetin tespiti davasının kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili; bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu, ancak rapordaki aleyhe tespitleri kabul etmediklerini, kötülenenin davacı şirketin iş ürünü olması sebebiyle davacılar ... ve ... aleyhine haksız rekabet eyleminden söz edilemeyeceği yönündeki tespite katılmadıklarını, keza davalı ..., ... ve ... AŞ açısından haksız rekabet teşkil edecek bir eyleme rastlanamadığı yönündeki tespitin de yerinde olmadığını, TTK'nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca davalıların eylem ve söylemlerinin rekabet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporu ile de haklılıklarının tespit edildiğini belirterek, kararın aleyhe olan kısımlarının kaldırılmasını ve davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili; müvekkilinin 12/04/2016 tarihli açıklamalarının içindeki bazı sözcüklerin bağlamından koparılarak alındığını ve yorum yoluyla kötüleme olarak nitelendirildiğini, müvekkilinin açıklamalarının durduk yere ve gereksiz olmadığını, taraflar arasındaki mahkeme ve savcılık kararları ile müvekkilinin açıklamaları öncesinde basında çıkan haberlerin bunun nedenini teşkil ettiğini, bilirkişinin bu delilleri görmezden geldiğini, davacıların kötüniyetli olduğunu tarafların itirazlarını karşılar mahiyette inceleme yapılmaksızın itiraza uğramış bilirkişi raporuna değer verilerek sonuca gidilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını; ayrıca haksız rekabet içerdiği tespit edilen 12/04/2016 tarihli yayındaki beyanların idari, hukuki ve cezai yargılama süreçlerinden geçtiğini, 12/04/2016 tarihli yayının bütün olarak değerlendirilmediğini, kesinleşmiş ve derdest yargı kararları ile takipsizlik kararlarının göz ardı edildiğini, aynı yayın nedeniyle açılan İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/38 Esas, 2022/119 Karar sayılı davasının reddedildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... AŞ vekili; haberlerde kişilik haklarına saldırı amacıyla hareket edilmediğini, haberler bir bütün olarak değerlendirildiğinde öz ile biçim arasındaki dengenin korunduğunu, ifadelerin davacıyı küçük düşürme ve aşağılama kastıyla ele alınmadığını;mahkemenin "gereksiz yere incitici açıklamalar" kullanıldığını gerekçe göstermesine rağmen haber içeriklerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını araştırmadığını, haber içeriğindeki ifadelerin adli mercilere de yansımış olaylara dayandığını ve mesnetsiz olmadığını, bu yönde itiraz sunulmasına rağmen doğruluk payı konusunda araştırma yapılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE:Dava, TTK'nın 55/1-a-1 maddesine dayalı haksız rekabetin tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, dosyada alınan kök ve ek bilirkişi raporlarına dayanarak, dava konusu açıklamaların içerik, ifade ve üslup olarak bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde basının haber verme ve kamuoyunu aydınlatma amacı ile örtüşmediği, dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve davacı ... Şirketi'nin iş ürünü olan programı TTK'nın 55/1-a-1 maddesi bağlamında "gereksiz yere incitici" açıklamalarla kötülediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Karara karşı davacılar, davalılar ... ve ... AŞ vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıların dava konusu yayın, haber ve açıklamalarının TTK'nın 55/1-a-1 maddesi anlamında davacıları ve iş ürünlerini kötüleyip kötülemediği, bu beyanların haber verme ve eleştiri özgürlüğü sınırları içinde kalıp kalmadığı, kötüleme eyleminin hangi davalılara atfedilebileceği, tüzel kişi davacı dışındaki gerçek kişi davacılar yönünden haksız rekabetin koşullarının oluşup oluşmadığı ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm vermeye elverişli bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Mahkemece biri iletişim ve medya uzmanı, biri ticaret hukukçusu bilirkişiden oluşan heyetten alınan kök raporda; ihtilafın davalıların eylem ve söylemleri ile davacıları kötüleyip kötülemedikleri ve TTK'nın 55/(1)-a-1 maddesi bağlamında haksız rekabet eylemini işleyip işlemedikleri noktasında toplandığı, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının TTK'nın 54/1 maddesi uyarınca bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu, haksız rekabetin rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar olarak tanımlandığı, dosyaya savcılıkça verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların da kazandırıldığı açıklanmış ve davalıların beyanlarının davacı şirketin iş ürününü kötüleyici nitelikte bulunduğu kanaati bildirilmiştir. Mahkemenin, hangi yayın ve açıklamanın haksız rekabet oluşturduğunun ayrı ayrı belirlenmesi yönündeki ara kararı üzerine alınan 24/01/2021 tarihli birinci ek rapor ve 28/03/2022 tarihli ikinci ek raporda ise; önceki kanaatin muhafaza edildiği, kötülenenin davacı şirketin iş ürünü olması sebebiyle davacılar ... ve ... aleyhine bir haksız rekabet eyleminden söz edilemeyeceği, davalılar ..., ... ve ... AŞ açısından haksız rekabet teşkil edecek bir eyleme rastlanamadığı, buna karşılık davalı ... ile ... Gazetesi'nin sahibi davalı ... AŞ'nin açıklamalarının davacı şirketin iş ürününü gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme niteliğinde olduğu belirtilmiş; TTK'nın 55/(1)-a-1 maddesinin, bir kimsenin şahsının veya mallarının, iş ürünlerinin, fiyatlarının, faaliyetlerinin veya ticari işlerinin kötülenmek suretiyle müşterileri önünde küçük düşürülmesini veya itibarının zedelenmesini haksız rekabet hali olarak kabul ettiği, kötülemenin genel anlamda bir kişi hakkında olumsuz kanaat oluşmasına sebebiyet veren veya bir şeyin olduğundan daha değersiz olduğu hususunda kanaat oluşturan davranış biçimi olduğu açıklanmıştır.Kötüleme teşkil ettiği kabul edilen eylemler somut olarak şunlardır:Davalı ... AŞ'ye ait ... Gazetesi'nde yayımlanan 11/01/2016 tarihli "..." başlıklı haber ile bu haberin içerik olarak tekrarlandığı 18/01/2016, 20/01/2016 ve 22/01/2016 tarihli yayınlar, 11/04/2016 tarihli "..." başlıklı açıklamalar ve 12/04/2016 tarihli ".. TV ekranlarında yayınlanan ... Programında rezillikler..." şeklindeki yayınlardır. Davalı ... yönünden ise 12/04/2016 tarihli programında davacı şirket ve yetkilileri hakkında sarf ettiği "..." ve "o karı koca hakkında öyle bir şey açıklarım ki, Türkiye'yi terk etmek zorunda kalırlar" şeklindeki beyanlardır. Bu beyanlarda davacıların, kendi programına gelen kişileri tehdit etmek ve belaltı vurmakla itham edildiği, hatta Türkiye'yi terk etmek zorunda bırakacak açıklamalar yapılacağı söylendiği, bu haliyle söz konusu ifadelerin davacı şirketi ve iş ürünü olan rakip programı gereksiz yere incitici biçimde kötülediği anlaşılmaktadır. Bir kimse hakkında toplumdaki itibarını azaltacak, zedeleyici ve hayli güç duruma sokacak hukuka aykırı davranış isnatları ve benzer suçlamaların, toplumu bu kişiler hakkında hatalı düşünmeye sevk edeceği açıktır. Davalı ... AŞ'nin sorumluluğu, kötüleyici beyanların bu davalı bünyesinde yapımı gerçekleştirilen programda ve sunucu sıfatıyla hareket eden davalı ... tarafından sarf edilmesi karşısında davalı ...'in birlikte sorumlu tutulması yerinde bulunmuştur.TTK'nın 55/(1)-a-1 maddesi yalnızca yanlış ve yanıltıcı açıklamaları değil, "gereksiz yere incitici" açıklamaları da haksız rekabet hali olarak düzenlemiştir. Bu nedenle açıklamaya konu olgunun gerçek olması tek başına eylemi hukuka uygun hale getirmez; belirleyici olan, kullanılan ifadelerin amacı, üslubu ve ölçüsüdür. Somut olayda "belaltı vuruyorlar" ve "Türkiye'yi terk etmek zorunda kalırlar" şeklindeki beyanlar ile gazetede yer alan "rezalet" ve "rezillik" vurgulu yayınlar, haber verme ve kamuoyunu aydınlatma amacını aşan, rakip iş ürünü hakkında olumsuz kanaat oluşturmaya ve onu değersizleştirmeye yönelik ifadelerdir. Davalıların, beyanlara konu olguların gerçek olduğu ve açıklamaların ifade ile eleştiri özgürlüğü kapsamında kaldığı yönündeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Davacılar vekilinin istinaf sebeplerine gelince; davacılar ... ve ... yönünden davanın reddine ilişkin değerlendirme isabetlidir. Zira TTK'nın 55/(1)-a-1 maddesi kapsamında kötülenen, davacı ... AŞ ile bu şirketin iş ürünü olan program olup, gerçek kişi davacılar bakımından bağımsız bir haksız rekabet eyleminin koşulları oluşmamıştır. Gerçek kişilerin kişilik haklarına yönelik iddiaların TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.Dosya kapsamında Davalılar ..., ... ve ... AŞ'ne atfedilebilecek, davacı şirketin iş ürününü kötüleyici nitelikte somut bir eylem veya beyan ortaya konulamamıştır.Bilirkişi heyetince de bu davalılar açısından haksız rekabet teşkil edecek bir eyleme rastlanmadığı sonucuna varılmıştır. Haksız rekabet sorumluluğu her davalı bakımından kendi eylemi esas alınarak belirleneceğinden, davacıların bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince delillerin toplanmasında ve değerlendirilmesinde, uyuşmazlığın nitelendirilmesinde ve uygulanacak hukuk kurallarının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kamu düzenine aykırı bir husus tesbit edilemediğinden, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1(b)-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından davalı ... A.Ş tarafından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından davalı ... tarafından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/09/202

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1183, K. 2026/1543, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1183-e-2026-1543-k-20a3bdc18382