Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1179 E. 2026/1142 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1179
Karar No
2026/1142
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1179 - 2026/1142 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1179 KARAR NO : 2026/1142 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : () ÜYE : () ÜYE : () KATİP : ()

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/09/2022 NUMARASI : 2021/345 E. - 2022/237 K.

DAVACI : VEKİLİ :

DAVALI : VEKİLİ :

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)

Dairemizce verilen 09/05/2025 tarih, 2023/900 Esas - 2025/1018 Karar sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2026 tarih, 2025/4626 Esas - 2026/1723 Karar sayılı kararı ile bozulmuş olmakla, dosya okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 33. sınıfta yer alan “...” emtiasında tescili için yaptığı 2021/071080 sayılı ve "..." ibareli başvurusunun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-(i) hükmü uyarınca reddedildiğini, oysa "..." ibaresinin C2009/007 sayı ile coğrafi işaret (menşe adı) olarak tescilli bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu ibare üzerinde müktesep hakkının olduğunu,, "..." ibareli markanın ülkemizde refleks halinde bilinen ve müvekkil ile doğrudan ilişkilendirilen tanınmış bir marka niteliği taşıdığını, dava konusu ibareyi gören tüketicinin "..." coğrafi işareti ile dava konusu ibare arasında bir bağ kurarak yanılgıya düşmeyeceğini, dava konusu markanın tescili kapsamında yer alan 33. sınıftaki “alkollü içecekler/içkiler” olarak nitelendirilen ürünlerin ilgili tüketicilerinin 18 yaş üstü olduğunu, dava konusu marka başvurusu coğrafi işaret barındırsa dahi piyasadaki bilinirliği ve ayırt edicilik kazanması nedeniyle başvurunun tescili gerektiğini ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, redde konu işaretin “...” ibaresinden oluştuğunu, bu ibarenin başvuru kapsamında yer alan emtiaların tamamı (... coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar) yönünden, tescilli coğrafi işaretin eşdeğeri biçiminde algılanacağını, bu nedenle SMK'nın 5/1(i) maddesi uyarınca reddinin yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurunun "..." şeklinde “...” coğrafi yer adı ile birlikte ve “tek üzüm serisi” şeklinde ikincil konumda değerlendirilebilecek bir tamlama ile birlikte esasen “...” esas unsuru ile birlikte gerçekleştirildiği, başvurunun spesifik olarak “....” emtialarını kapsadığı, “...” ürününe ilişkin C 2009/007 sayılı coğrafi işaret belgesinde yapılan tanımlamalar incelendiğinde; “Karakteristik özelliğini Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan doğal unsurlardan, özellikle Türkiye’de yetişen üzüm, anason ve Türkiye’de uygulanan geleneksel üretim yöntemlerinden alan üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tamamıyla Türkiye sınırları içinde yapıldığı kendine has, renksiz bir distile alkollü içkidir” şeklinde tanımlandığı, “...” ürününün Türkiye genelinde yetişen üzüm ve anason başta olan üzere diğer doğal unsurların ve kimyasal bileşenlerinin ürüne kattığı lezzet ile birbirinden farklılaşan bir alkollü içki olduğu, ilgili coğrafi işaret belgesinde herhangi bir coğrafi bölgeye özgülenmiş bir aidiyetten bahsedilmediği, “...” ürününün bahsi geçen coğrafi işaret kriterlerini sağlayabilmesinde farklı bölgelerden temin edilen üzüm/anason çeşitlerinin varlığından bahsedildiği, esas olanın “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan doğal unsurlardan, özellikle Türkiye’de yetişen üzüm, anason ve Türkiye’de uygulanan geleneksel üretim yöntemlerinden” bu alkollü içkinin üretilmesi gerekliliği olduğu, bu tespitler ışığında davalı Kurum tarafından yayınlanan kılavuzda “...” coğrafi işaretinin, coğrafi yer adları ile birlikte tescilinde sanki o yere/bölgeye özel farklı özellikler ihtiva eden “...” şeklinde algı yaratabilecek algılar oluşturacağının kabulünün mümkün olmayacağı aksine ortalama zeka seviyesine sahip bir ... tüketicisi/alkol tüketicisinin, işareti bütün olarak algılarken (somut olay bazında ...) zihninde “...” coğrafi işareti ile yanılgı yaratır bir algıdan ziyade, olsa olsa anılan bölge bağlarından toplanan üzümlerle üretilen ve esasen coğrafi işaret tanımlamasında belirtildiği gibi karakteristik özelliğini ülkemizde yetişen üzüm, anason ürünlerinden alan bir ... algısı yaratacağı, tüketicinin ürünü tescilli coğrafi işaretten farklı bir şekilde üretiminin yapıldığı yönünde bir algıyı edinmeyeceği, mitekim ortalama tüketici açısından “...” alkollü içeceğinin temel özellikleri zaten bilindiği, bunun dışında ortalama tüketicinin içeceğin üretim yöntemine yönelik genel bir bilgisinin zaten mevcut olmayacağı başka bir ifadeyle tüketicinin “...” ibaresinin coğrafi bir yer adı ya da farklıca bir ayırt edici unsur ile birlikte markasal bir bütün içerisinde kullanımında, bu ibareyi coğrafi işaretin özelliklerinin değiştirilmiş olup olmadığı açısından değerlendirilmesinin beklenemeyeceği, kaldı ki SMK m. 44 “Coğrafi işaret korumasının elde edilmesi ve tescilden doğan hakların kapsamı”nı düzenlemekte olup coğrafi işaret hakkını elinde bulunduran hak sahibinin, bu hakka dayanarak, “...” coğrafi işaretine uygun olmayan kullanımları hangi hallerde müdahale ederek engelleyebileceği düzenlenmişken yine SMK m. 48 uyarınca da coğrafi işaretin markalarla olan ilişkisi tanımlanırken, özellikle coğrafi işaretin tescilinden sonraki başvurular ile ilgili bir düzenlemeye yer verildiği, hâlbuki davacı yanın koruma süresi devam eden ve “...” ibaresi içerir en eski tarihli markasının 2005/00172 sayılı “....” ibareli markalarının olduğu, bunun haricinde, davacı yanın, C2009/007 sayılı coğrafi işaretten önce çok sayıda “...” esas unsurlu seri markanın da sahibi olduğu, dolayısıyla davacının, tüketici nezdinde “...” ibaresi üzerinde, bir bütün olarak, ticari – iktisadi kaynağa işaret eden bir algıyı, bahsi geçen coğrafi işaretten önce sağladığı, böyle bir halde YİDK kararında belirtilenin aksine, tüketicinin "..." ibaresini, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan tescilli coğrafi işaretin eşdeğeri biçiminde algılamayacağı, ona markasal bir vasıf yükleyeceği, davacının gerçekleştirdiği başvuruda da 33. sınıfta “... coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar” emtialarını kapsar şekilde başvuruda bulunarak, C2009/007 sayılı coğrafi işarete uygun üretilmiş ... ürünlerinin satışını yapacağını esasen taahhüt etmiş olduğu, dolayısıyla dava konusu markanın tescilinin, coğrafi işaretin varlığına bir zarar verecek sonuçlar doğurmayacağı gibi aksi yönde gerçekleşmesi muhtemelen eylemlere yönelik olarak da SMK kapsamında ilgili düzenlemelerin halihazırda zaten mevcut olduğu, tüm bu açıklanan gerekçelerle “...” ibaresi tescilli bir coğrafi işaret olmakla birlikte, bu ibarenin somut olaydaki gibi coğrafi işaretin kendisine özgülendirilmiş emtia grubunda tescil başvurusuna konu edilmesi halinde 6769 sayılı SMK m.5/1-i bendi kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne 2021-M-10813 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, redde konu işaretin “...” ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin başvuru kapsamında yer alan emtiaların tamamı, (... coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar) yönünden, tescilli coğrafi işaretin eşdeğeri biçiminde algılanacağı bu neden SMK'nın 5/1(i) uyarınca reddinin yerinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizce verilen 09/05/2025 tarih, 2023/900 Esas, 2025/1018 Karar sayılı kararla, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-i maddesine göre, “Tescilli coğrafi işaretten oluşan ya da tescilli coğrafi işaret içeren işaretler.”in marka olarak tescil edilmelerinin mümkün bulunmadığı, “...” ibaresinin C2009/007 sayısı ile 15.04.2009 tarihinde coğrafi işaret tescil başvurusuna konusu edildiği, 18.06.2010 tarihinde de coğrafi işaret olarak tescil edilmiş bir işaret olduğu, ancak dosya kapsamında belirlendiği üzere bu coğrafi işaretin faaliyet alanına giren sektörde ağırlıklı olarak, esas bir marka yanında coğrafi işaretin yazıldığı ve ürünlerin sunumunun bu şekilde yapıldığı ....), “...” coğrafi işareti bakımımdan, anılan ibarenin olağan şartlarda ayırt ediciliği bulunan başkaca bir ibarenin yanında marka içerisinde kullanılmasının ürünün sunumu gereği olduğu, başvuru kapsamının “... coğrafi işaretine uygun rakılar” olarak sınırlanması suretiyle tescilinin mümkün bulunduğu, “...” ürünü için herhangi bir coğrafi bölgeye özgülenmiş bir aidiyetten bahsedilmediği, diğer yandan alkollü içeceklerin tüketicilerinin bilinçli olduğu, tüketicinin " ... ..., " ibaresini, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan tescilli coğrafi işaretin eşdeğeri biçiminde algılamayacağı, ona markasal bir vasıf yükleyeceği, başvuru kapsamında yapılan emtia sınırlandırması da gözetildiğinde, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-i maddesi şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesince bu yönden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmadığı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 22.03.2005 tarih, 2004/4734 esas, 2005/2590 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere SMK'nın 5. maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek ... gerekse de mahkemelerce resen gözetilmesinin gerektiği, dava konusu başvurunun "..." ibarelerinden oluştuğu, "..." ibaresi ülkemizde bulunan bir şehrin adı olup, yer adlarının tek başlarına marka olarak tescil edilip edilemeyecekleri hususunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin PENDİK kararında tartışıldığı ve bu karardan itibaren yer adlarının, hangi hallerde tescil edilebileceğinin istikrarlı şekilde uygulandığı, buna göre coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğunun, bunun dışında tek başına yer adlarının ise tescil edilemeyeceğinin kabulünün gerektiği ancak somut uyuşmazlıkta her ne kadar dava konusu başvuru bir bütün olarak, "..." ibarelerinden oluşsa da ...'ın rakısı ile ünlü bir ilimiz olduğu, başvuruda yer alan "..." ibaresinin de tescili istenen ... emtiasının cinsine ve karakteristik özelliğine atıf yaptığı buna göre dava konusu başvurunun bir bütün olarak tescili istenen ... malları bakımından SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında tescili mümkün olmayan bir işaret olduğu, söz konusu ibareye SMK'nın 5/2 maddesi kapsamında, kullanımla ayırt edicilik kazandırıldığı ispat edilemediği gibi seri marka gerekçesiyle SMK'nın 5/1-c maddesi kapsamındaki tescil engelinin aşılmasının da mümkün olmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2009/13165 E-2011/6105 K sayılı kararında da aynı sonuca varılarak, davacının "... ..." ibareli başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi uyarınca tescillinin mümkün olmadığının kabul edildiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 26/03/2026 TARİH VE 2025/4626 ESAS, 2026/1723 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemiz kararının davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile, "Davacı tarafın, gerek davalı Kurum nezdindeki itiraz sürecinde gerekse davanın başından itibaren tüm yargılama sürecinde "... " ibareli markalarına uzun süredir kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığını iddia ettiği ve marka tescil belgelerini dosyaya sunduğu, mahkemece gıda mühendisleri ve marka patent vekilinden oluşan uzman heyetten alınan bilirkişi raporunda da davacının koruma süresi devam eden ve “... ...” ibaresini içerir en eski tarihli markasının 2005/00172 sayılı “... ... ...” ibareli marka olduğu, bunun haricinde, davacının C2009/007 sayılı coğrafi işaretten önce çok sayıda “... ...” esas unsurlu seri markanın da sahibi olduğunun belirtildiği, davacının "... ..." ibaresini içeren önceki tarihli markaları bulunup bu markaları da "..." emtiasında kullandığı, SMK'nın 5/2 fıkrasının, "Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez" hükmünü düzenlediği, anılan hüküm ve davacının önceki tarihli markaları nazara alındığında davacının, "... ..." ibaresine kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırdığının kabulünün gerektiği, ayrıca davacının "... ..." ibareli seri markalarının varlığı karşısında, dava konusu marka başvurusunun da yeni bir seri marka oluşturma girişimi olduğu, ilgili tüketici kitlesi nezdinde de dava konusu başvurunun, davacının önceki markalarının türevi olan seri bir marka olarak algılanmasının muhtemel bulunduğu, bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmeyip bozmayı gerektirdiği" gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce verilen 09/05/2025 tarih, 2023/900 Esas, 2025/1018 Karar sayılı kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2026 tarih, 2025/4626 Esas, 2026/1723 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı uyarınca, davacı tarafın, gerek davalı Kurum nezdindeki itiraz sürecinde gerekse davanın başından itibaren tüm yargılama sürecinde "... ..." ibareli markalarına uzun süredir kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığını iddia ettiği ve marka tescil belgelerini dosyaya sunduğu, mahkemece gıda mühendisleri ve vekilinden oluşan uzman heyetten alınan bilirkişi raporunda da davacının koruma süresi devam eden ve “... ...” ibaresini içerir en eski tarihli markasının 2005/00172 sayılı “... ... ...” ibareli marka olduğu, bunun haricinde, davacının C2009/007 sayılı coğrafi işaretten önce çok sayıda “... ...” esas unsurlu seri markanın da sahibi olduğunun belirtildiği, davacının "... ..." ibaresini içeren önceki tarihli markaları bulunup bu markaları da "..." emtiasında kullandığı, SMK'nın 5/2 fıkrasının, "Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez" hükmünü düzenlediği, anılan hüküm ve davacının önceki tarihli markaları nazara alındığında davacının, "... ..." ibaresine kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırdığının kabulünün gerektiği, ayrıca davacının "... ..." ibareli seri markalarının varlığı karşısında, dava konusu marka başvurusunun da yeni bir seri marka oluşturma girişimi olduğu, ilgili tüketici kitlesi nezdinde de dava konusu başvurunun, davacının önceki markalarının türevi olan seri bir marka olarak algılanmasının muhtemel bulunduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın KABULÜNE, TÜRKPATENT YİDK'nın 2021-M-10813 sayılı kararının İPTALİNE,

2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin harç olarak alınan toplam 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 58,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 485,00-TL tebligat ve posta gideri, 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 5.576,70-TL yargılama giderine 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvuru harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 5.695,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 7-Davalıdan peşin olarak alınan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine, 8-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve tek duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 10/06/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/06/2026

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026

Başkan ...

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1179, K. 2026/1142, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1179-e-2026-1142-k-8d9d2b0613b4