Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/154 E. 2026/1750 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/154
Karar No
2026/1750
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/154 Esas

KARAR NO: 2026/1750 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2018/217 Esas- 2022/785 Karar

TARİH: 27/10/2022

DAVA: Alacak (Simsarlık Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 08/10/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...A.Ş. ile davalı ...ve... Şirketi arasında borç finansmanı, sermaye finansmanı ve sermaye benzeri kredi sağlanması amacıyla, müvekkili şirketin 1 yıl süreyle tek yetkili mali danışman olduğu Finansal Danışmanlık Sözleşmesinin 3 Kasım 2016 tarihinde imzalandığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan görüşmeler neticesinde davalı şirket için "100 milyon ABD Doları tutarında" finansman temini sağlanmasına karar verildiğini, işbu finansman temininin sağlanması amacıyla müvekkili şirketin, davalı şirketin mali ve finansal raporlarını temin ettiğini, davalı şirketin menkul ve gayrimenkul mallarının değerleme raporlarının tespitini gerçekleştirdiğini, derlediği bilgi ve belgeleri kredi sağlayan kurumlara sunmak suretiyle finansman temini çalışmalarını yürütmeye başladığını, finansman temini çalışmalarının yürütülmesi esnasında sözleşmenin, davalı şirket tarafından haksız nedenle feshedildiğini, finansal danışmanlık sözleşmesinin "Hüküm ve Şartlar" başlıklı 1. maddesinde tanımlandığı üzere; müvekkili şirketin "Borç finansmanı, sermaye finansmanı (hisse satışı ve/veya sermaye artırımı), sermaye benzeri kredi (mezzanine finansmanı) sağlanması hizmetini vermeyi taahhüt ettiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan görüşmeler neticesinde davalı şirket için "100 milyon ABD Doları tutarında" finansman temini sağlanmasına karar verildiğini, söz konusu finansman temini tutarının kapsamını sağlanmaya çalışılan finansmanın vadesi minimum 7 yıl olacak şekilde; ... yatırım kredilerinin ve spot kredilerinin kapatılması (44.000.000-ABD Doları), ... kurulmakta olan yeni fabrika yatırımı (11.000.000-Euro), ... fabrikası kapasite artışı yatırımı (6.000.000- ABD Doları), Spot ve rotatif kredilerinin kapatılması (29.000.000-ABD Doları) (...7.000.000-ABD Doları, ... 16.000.000- ABD Doları, ...6.000.000-ABD Doları), İşletme sermayesi finansmanı (10.000.000- ABD Doları) olduğunu, davalı şirketin konsolide banka kredileri toplamı 601.000.000-ABD Doları seviyesinde olduğunu, banka kredilerinin yaklaşık olarak %82'sinin uzun vadeli Amerikan doları yatırım kredilerinden oluşmakta olduğunu, en büyük iki kredinin ise; ... ... Çimento'nun %100 hissesinin satın alınmasında ...'tan 2015 yılında kullanılan 275.000.000-ABD Doları tutarında 10 yıl vadeli kredi (2 yıl geri ödemesiz + 8 yıl), ...'nun %55 hissesinin satın alınmasında ...'tan 2016 yılında kullanılan 165.000.000-ABD Doları tutarında 10 yıl vadeli kredi ( 3 yıl geri ödemesiz + 7 yıl), geriye kalan %45 hisse için ise 3 yıl içerisinde (2017-2019) eşit bir biçimde 135.000.000-ABD Dolarına satın alınacağını, ...'ın 3 yılda her yıl 45.000.000-ABD doları olmak üzere toplam 135.000.000-ABD doları kredinin kullandırılması için kredi limiti verdiğini, vadenin 10 yıl olduğunu, 3 yıl geri ödemesiz + 7 yıl olacağını, davalı şirketin banka ve finans kuruluşları nezdindeki limiti ve performans bilgilerinden oluşan kredi notunu içerir risk raporu, geliri gibi hususların müvekkili şirketin kredibilitesini etkilemekte olduğunu, ... ... Çimento ve ...'nun hisse alınması sebebiyle davalı şirketin ciddi nitelikte kredi borcu altında olduğunu, davalı şirketin 2016 Kasım ayı itibariyle net satış hasılatının 297.000.000-ABD Doları olmasına rağmen dönem net karının 19.000.000-ABD dolarında kaldığını, davalı şirketin finansman giderlerinin şirketi mali yönden zayıflattığının ortada olduğunu, bu durumla bağlantılı olarak davalı şirket lehine 100.000.000-ABD doları tutarında kredi sağlanmasının ciddi çalışma gerektiren bir süreç olduğunu, müvekkili şirketin finansal danışmanlık sözleşmesi kapsamındaki bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı şirketin haklı bir neden olmaksızın müvekkili şirketin aracılık ettiği bankalar ile kredi sözleşmesini imzalamaktan imtina ettiğini ve sözleşmedeki münhasırlık maddesine aykırı olarak kendi imkanları ile temin ettiği kaynaklar vasıtasıyla finansman temini sağladığını, müvekkili şirketin tüm gayreti ve çalışmaları sonucunda müvekkili şirketin olumlu sonuca ulaşmış olduğunu, Türkiye ...tarafından sağlanan tekliflerin davalı şirkete 1 Mart 2017 tarihinde sunulduğunu, davalı şirketin daha önceden herhangi bir bildirimde bulunmadan, sürecin yürütülmesi esnasında 30 Mayıs 2017 tarihinde göndermiş olduğu e-posta ile bir "Fesih Protokolü" taslağı gönderdiğini, protokolün karşılıklı imzalanmasını talep ettiğini, fesih protokolünün müvekkili şirket tarafından imzalanmaması üzerine, davalı şirketin 31 Mayıs 2017 tarihinde "03/11/2016 tarihli Finansal Danışmanlık Sözleşmesi kapsamındaki projelerimiz tamamlandığından şu an itibari ile Kredi ihtiyacımızın olmadığını bildiririz." şeklinde ifade etmek suretiyle müvekkili şirkete göndermiş olduğu e-posta ile haklı bir nedeni olmadan kendisine sunulan kredi sözleşmesini imzalamaktan imtina ettiğini, söz konusu e-posta üzerine; müvekkili şirket tarafından.... Noterliğinden gönderilen 1 Haziran 2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile; "Sözleşmenin imzalanmasını müteakip Finansman Temininin gerçekleştirilmesi için yoğun çalışmalara başlanıldığı ve ilgili finansman tutarlarının temin edilmesi konusunda kredi kurumları ile yapılan görüşmelerde olumlu sonuçlara ulaşıldığı, ancak 30 Mayıs 2017 tarihli e-posta ile kredi ihtiyaçlarının olmadığının ifade edilmesi suretiyle içeriği müvekkili şirket tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sözleşmenin başlangıcından itibaren sarf ettiği tüm emeklerin boşa gitmesine ve ilgili kredi kurumları nezdinde itibar kaybetmesine ve bu kurumlarda diğer müşterileri adına finansman temini çalışmaları yapmasının zorlaşmasına yol açtığı" hususunun davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirketin ... Noteriğince ... yevmiye numarası ile gönderilen 21 Haziran 2017 tarihli ihtarnamesinde öncelikle sözleşmenin ...refinansmanı için imzalandığını, daha sonra ise kredi taleplerinden bir kısmının ... yatırımının olduğunu ifade etmek suretiyle beyanlarında çelişki bulunmakta olduğunu, Sözleşmenin davalı şirketin ihtarnamelerinde iddia ettiği şekilde sadece ...refinansmanı ve ... yatırımı için imzalanmamış olduğunu, öncelikle sözleşme kapsamında finansman temininin hangi projeler için sağlanılacağının açıkça belirlenmemiş olduğunu, sözleşmede sadece "borç finansmanı, sermaye finansmanı ve sermaye benzeri kredi" sağlanması amacı ile imzalandığının yer aldığını, sözleşme akdedildikten sonra davalı şirketin, ... yatırım kredilerinin ve spot kredilerinin kapatılması (44.000.000- ABD Doları), ... kurulmakta olan yeni fabrika yatırımına (11.000.000-Euro) ek olarak ... Fabrikası kapasite artışı yatırımı (6.000.000- ABD Doları), spot ve rotatif kredilerinin kapatılması (29.000.000 -ABD Doları) (...7.000.000-ABD Doları, ... 16.000.000- ABD Doları, ...6.000.000-ABD Doları) ve işletme sermayesi finansmanı (10.000.000- ABD Doları) kredilerine ihtiyacı olduğunu bildirdiğini, davalı şirektin ihtarnamede ileri sürdüğü şekilde ...refinansmanı için bu kredinin faizinden daha düşük bir faizle yurt içinden veya yurt dışından kredi teminini kapsadığı ifadesinin doğruyu yansıtmadığını, sözleşmede veya mutabık kalınan herhangi bir dokümanda taraflar arasında ...kredisinin faizinden daha düşük bir faizle kredi temin edileceğinin kararlaştırılmamış olduğunu, mali açıdan zor durumda olan ve birçok büyük banka tarafından kendisine kredi verilmeyen davalı şirket için zor dönemde yüksek tutarlı bir finansman temini için çok düşük faizli kredi bulmanın söz konusu olmadığını, davalı şirketin finansman temini amacıyla akdettiği sözleşme kapsamında bu durumu öngörmesinin basiretli bir tacir olması gereğinden kaynaklanmakta olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketin sağlamış olduğu finansman temini üzerinden başarı primine hak kazandığını, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı şirketin dürüstlük kurallarına aykırı şekilde müvekkili şirketin simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan ücret hakkının doğmasına engel olduğunu, davalı şirketin finansman temini sağlamamış olması halinde finansal danışmanlık sözleşmesini uygun olmayan zamanda sona erdirmesi sebebiyle müvekkili şirketin sona ermeden kaynaklanan zararın tazmininin gerekmekte olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen finansal danışmanlık sözleşmesinin niteliği itibariyle simsarlık sözleşmesi olduğunu, TBK.nın 520. maddesine göre simsarlık sözleşmesinden doğan ücret, aracılık edilen sözleşmenin kurulmasıyla doğduğunu, her ne kadar davalı şirketin müvekkili şirketin aracılık etmiş olduğu banka ile kredi sözleşmesini imzalamaktan imtina etmiş olsa da; finanssal danışmanlık sözleşmesi kapsamında yer alan münhasırlık maddesi sebebiyle müvekkilinin tek yetkili mali danışman olarak belirlendiğini, finansal danışmanlık sözleşmesinin 7.maddesinde münhasırlık durumunun düzenlendiğini, bu madde gereğince müvekkilinin davalı şirketin tek yetkili mali danışmanı olarak finansman sağlayıcı, sadece müvekkili şirket ile çalışacağı ve müvekkili şirket dışında finansman temin edilmesi halinde dahi müvekkili şirketin başarı primine hak kazanacağının düzenlendiğini, müvekkili şirketin hak kazandığı ücretin belirlenmesi hususunun finansal danışmanlık sözleşmesinin 8.maddesinde düzenlendiğini, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dürüstlük kuralına aykırı olarak müvekkili şirketin simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan ücret hakkının doğmasına engel olduğunu, davalı şirketin finansman temini sağlamamış olması halinde, finansal danışmanlık sözleşmesini uygun olmayan zamanda sona erdirmesi sebebiyle müvekkili şirketin sözleşmenin sona ermesinden kaynaklanan zararını tazmin etmesi gerektiğini belirterek, 03 Kasım 2016 tarihli Finansal Danışmanlık Sözleşmesi kapsamında davalı ...ve... Şirketi tarafından sağlanan finansman temininin tespitinin yapılması ve sözleşme uyarınca müvekkili şirket lehine tahakkuk eden başarı priminin tespit edilmesini, finansman temininin sağlanmamış olması halinde ise haksız nedenle gerçekleştirilen fesih sebebiyle uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren davalı şirketten müvekkili şirketin işbu fesihten doğan zararının tespit edilmek suretiyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL'sinin söz konusu finansal danışmanlık sözleşmesi uyarınca davacının ücrete hak kazandığı tarihten itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekilinin 29/06/2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile; bilirkişi incelemesi ile belirli hale gelen 5.000 TL alacak taleplerinin 1.030.050 TL arttırarak 1.035.050 TL başarı priminin dayanağını oluşturan kredinin kullandırıldığı 02/05/2017 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve tamamlama harcını yatırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı şirketin düşük maliyetli refinansman kredisi bulacağı intibaı ile simsarlık sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye göre davacı tarafın müvekkili şirketin yeni girişmiş olduğu bir yatırım finansmanı ve diğer kredilerinin bir bölümünü düşük maliyetle refinanse edebilecek krediler bulunacağını ancak davacı tarafın maillerinden anlaşılacağı üzere davacının maliyet bakımından uygun olmayan kredi tekliflerini müvekkiline ilettiğini, müvekkili şirketin sözleşme döneminden önce kullanmış olduğu kredilerin tamamının davacının sunmuş olduğu tekliflerden ekonomik anlamda daha uygun olduğunu, süreç içerisinde ekonomik anlamda uygun bir teklif getiremeyen davacının, müvekkili şirketin kredi temin ihtiyacını karşılayamayarak şirketin yatırımlarının akıbetini tehlikeye soktuğunu, bunun üzerine müvekkili şirketin kendi imkanlarını ve öz sermayesini kullanarak yatırımını tamamladığını ve kredi ihtiyacını sona erdirdiğini, müvekkili şirketin sözleşme döneminde kendi imkanları ile kredi bulmuş olduğu varsayımında davacının herhangi bir prime hak kazanamayacağı, zira davacı tarafın imzalamış olduğu sözleşme ile kendi tarafına düşen edimini yerine getirmediği için müvekkili şirketin mecburen kredi kullanmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketin davacı ile sözleşme ilişkisi olduğu dönemde devlet teşviki anlamı teşkil eden ... fonunun kullanılmasını davacı şirketle yapılan sözleşmenin kapsamına girmediğini, ayrıca müvekkili şirketin davacı ile sözleşme ilişkisi içerisine girdikten sonra hiçbir yeni kredi sözleşmesi imzalamadığını, müvekkilinin bu dönemde finansman temin etmiş ise de; bu finansmanı yeni sözleşme ile değil, eski dönemlere ait sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin ifasına ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin 21/06/2017 tarihinde davacının başarı primine hak kazanamadığına yönelik olarak, ... Noterliği aracılığıyla ihtarname gönderdiğini ve konusuz kalan sözleşmeyi feshettiğini, ihtarnamede özetle; davacının sunduğu ve ...ait teklifin ... alınmış olan kredinin refinansmanını sağlayamayacağı ve bu teklifin kabulü halinde daha fazla kredi maliyetiyle karşılaşılacağı; finansal danışmanlık sözleşmesinin imzalandığı 03/11/2016 tarihinden itibaren 7,5 ay geçmiş olmasına rağmen, davacının finansman teminine yönelik kabul edilebilir bir teklif getirmediğini, ... mevkiinde yaptırılan Öğütme ve Paketleme Tesisinin yatırımı bakımından finansman temini için davacının ancak 09/05/2017 tarihinde ...Bankasına ait bir teklifi sunabildiği ve zaten tesisin 06/05/2017 tarihinde tamamlanmış olduğunu ve bu sebeple kredinin kullanılmasının anlamsız olduğunu, Finansal danışmanlık sözleşmesinin imzalandığı tarih olan 03/11/2016 tarihinden itibaren ...'nun imzaladığı yine bir kredi sözleşmesi olmadığı için finansal danışmanlık sözleşmesinin 8. maddesine göre davacı lehine ücret tahakkuk etmediğini, ... aleyhine 03/11/2016 tarihli finansal danışmanlık sözleşmesi kapsamında eda davası açıldığını, finansal danışmanlık sözleşmesinin akdedilmesi amacının sona erdiğini ve sözleşmenin akdedildiği 03/11/2016 tarihinden itibaren ...'nun ihtiyaçlarını karşılayacak bir finansman temini teklifi getirilememiş olduğunu, bu sebeple ... tarafından finansal danışmanlık sözleşmesinin feshinin haksız olmadığını, başarı primine hak edildiğinin kabulü için 03/11/2016 tarihli finansal danışmanlık sözleşmesi 7. maddesinde öngörülmüş olan münhasırlık kaydının dava dilekçesinde yanlış şekilde değerlendirildiğini, davacı şirketin finansal danışmanlık sözleşmesinin 8. maddesine göre başarı pirimine hak kazanamamış olduğunu, simsarlık sözleşmesine göre simsarın bir yükümlülüğü olan ve ücrete hak kazanılması için şart olan müvekkilin menfaatini gözetme yükümlülüğünün ... davacı tarafından ihlal edildiğini, dolayısıyla müvekkilinin gönderdiği 30/05/2017 tarihli fesih beyanının haklı sebebe dayanmakta olduğunu, finansal danışmanlık sözleşmesi imzaladıktan sonra davacının finansman temini için ciddi ölçüde bir gecikme ile teklif toplamaya başladığını, ilk olarak müvekkilinin zaten aktif kredi hesabı bulunan ... bankasından teklif almaya çalışarak gereksiz bir çabaya girdiğini, ... teklif alınması için yapılan yazışmada ise; ... ve ... fabrikaları bakımından ekspertiz çalışmalarının gönderilmesinin ihmal edildiğini, ilk teklifin ancak 01/03/2017 tarihinde ... alınabildiğini, çok geç bir tarihte gelen bu teklifin refinansman işlemine haiz olmadığı için müvekkili tarafından haklı olarak reddedildiği, 09/05/2017 tarihinde müvekkiline sunulan son teklifin ise; ... bankasına ait olduğu ve 06/05/2017 tarihinde müvekkilinin ilgili tesisinin tamamlanmasından sonra ulaştığını, davacının sözleşmenin akdedildiği 03/11/2016 tarihinden 06/05/2017 tarihine kadar müvekkiline yalnızca iki adet teklif getirebildiğini, oysa bu kadar uzun bir müddet için daha fazla teklifin sunulması ve simsarlık sözleşmesine göre iş sahibi olan müvekkilinin menfaatlerine en uygun teklifin bulunması için çaba sarf edilmesi gerektiğini, sözleşmenin 1-b maddesinde açıkça davacının yurt içi ve yurt dışı finans kurumlarıyla görüşmeler ve pazarlıklar yapacağının düzenlendiğini, ancak davacı tarafından yurt dışındaki herhangi bir finans kuruluşuna başvurulmadığının açık olduğunu, bu nedenle davacının TBK'nın 506/2. maddesinde öngörülen iş sahibinin menfaatini gözetme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davacının müvekkilinin menfaatini yeterince gözetmediğinin açık olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, tekliflerin kabul edilmemesi ve sözleşmenin feshi nedeniyle kredi kurumları nezdinde itibar kaybettiğinin davacı tarafından iddia edildiğini, oysaki simsarlık sözleşmesinin tesadüfe bağlı bir sözleşme olduğunu, simsarın faaliyeti sonucunda bir sözleşme yapılmasının mutlaka gerçekleşecek bir durum olmadığını, müvekkilinin finansman teminine yönelik tekliflerin çok geç bir süre içerisinde sunulması, sözleşme akdedildikten sonra iki adet teklif getirilebilmesi, iş sahibi müvekkilinin menfaatini gözetmek yerine sırf ücrete hak kazanma çabasına girilmesi bir ... olarak davacının müvekkiline gerekli bilgi vermemesi, BSMV muafiyetiyle finansman temin edebilecek kuruluşların tekliflerinin en sona bırakılması, hem davacının müvekkilinden hem de finans kuruluşlarından ücret alma ihtimalinin varlığı gözetildiğinde müvekkilinin 21/06/2017 tarihli fesih bildiriminin haklı sebebe dayandığını ve davacının başarı primi kazanmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 27/10/2022 tarih ve 2018/217 Esas- 2022/785 Karar sayılı kararında; Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğin -de; taraflar arasında 03/11/2016 tarihli finansal danışmanlık sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin davalı tarafından davacıya gönderilen ... Noterliğinin 21/06/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedildiği, davacı şirketin davalı şirket ile aralarındaki 03/11/2016 tarihli finansal danışmanlık sözleşmesi kapsamında terditli olarak açtığı davada; başarı primi veya sözleşmenin haksız fesih nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep ettiği, davalının ise davacının edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, başarı primine davacının hak kazanmadığını ve sözleşmenin feshinden dolayı tazminat talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini talep ettiği, taraflar arasındaki 03/11/2016 tarihli finansal danışmanlık sözleşmesinin TBK.nın 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen simsarlık sözleşmesi olduğu, taraflar arasındaki 03/11/2016 tarihli finansal danışmanlık sözleşmesinin 1. maddesinde davacı şirketin davalı şirkete borç finansmanı, sermaye finansmanı, sermaye benzeri kredi sağlaması amacıyla tek yetkili (münhasır) mali danışman olarak hareket edeceği ve bu sıfatla sözleşmede belirlenen hususlarda en iyi gayret esasına göre hizmet vereceğinin düzenlendiği, sözleşmenin 6.maddesinde sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 12 ay boyunca yürürlükte kalacağının düzenlendiği, sözleşmenin 7.maddesinde münhasırlık durumunun düzenlendiği, 8.maddesinde mali haklar ve yükümlülükler düzenlendiği ve bu maddede başarı priminin ne şekilde hesaplanacağının belirlendiği, taraflar arasındaki 03/11/2016 tarihli finansal danışmanlık sözleşmesi, bilirkişi raporları, ilgili bankalardan gelen yazı cevapları ve tüm dosya kapsamına göre bankalar tarafından verilen cevabi yazılarda belirtilen kredi limitleri, gerekse davalı şirket ile kredi ilişkisi olan dava dışı banka ve finans kuruluşlarının muhasebe sisteminden, bilgisayar ortamında TBB Risk Merkezine aktarılan kayıtlara göre, Finansal Danışmanlık Sözleşmesinin imzalandığı 03.11.2016 tarihi ile sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği 21.06.2017 tarihi arasında, sadece... A.Ş.'nin kefaleti ile ...Bankasından 02.05.2017 tarihinde, 58.500.000 TL'lık ... (Hazine Destekli) Kredisi tahsisi ve kullandırımının yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bunun dışında Sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içerisinde davacının aracılığıyla davalıya bir finansman sağlanmadığı ve bu yönden davacının başarı priminin doğmadığı, sözleşmenin sona erdiği tarihi takip eden 12 ay içerisinde davalının finansman sağlanmış olmasına rağmen bu finansmanların davalının Sözleşme öncesindeki hukuki ilişkilerine dayanması sebebiyle bu finansmanların Sözleşmenin 9. maddesi anlamında davacının aracılığı ile sağlandığının kabul edilemeyeceği ve bu finansmanların davacının başarı primini doğurmadığının anlaşıldığı, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içerisinde davalının kendi sağladığı 58.500.000 TL'lik ... teminatlı ilave limit artışı sağlayan kredinin kullanmasının ile ilgili yapılan değerlendirmede; sözleşmenin münhasırlık başlığı taşıyan 7. maddesinde ; “..., bu Sözleşme ile Madde 1 (bir)'de sözü edilen tüm Finansman Temini çalışmalarına ilişkin olarak ... ...'nın tek yetkili danışman olarak finansman sağlayacağını ve bu amaçla ... ... dışında herhangi bir şekilde Finansman temini çalışması yapmayacağını, bu Sözleşme süresince sadece ... ... ile çalışacağını, bu amaçla .... ... dışında doğrudan kendi imkanları ile ve/veya doğrudan ya da dolaylı olarak temin edeceği kaynaklar vasıtasıyla elde edeceği Madde 1 kapsamındaki tüm finansman kaynakları içinde aşağıda 8 (sekiz)'de tanımlanan Başarı Primlerini ödeyeceğini beyan ve taahhüt eder.” hükmü uyarınca, ... kefaleti ile kullanılan 58.500.000 TL'lik krediden dolayı, sözleşmenin 8 (i) maddesi gereği bu tutarın %1,5'u + KDV tutarında (58.500.000 x %1,5 = 877.500 TL + KDV) başarı primine hak kazandığı, 877.500 TL nin %18 KDV'sinin 157.950 TL olduğu, 877.500 + 157.950 = 1.035.450 TL olduğu, davacının talep artırım dilekçesi sonucunda 1.035.050 TL talep ettiği anlaşıldığından, davacının terditli taleplerinden başarı primine ilişkin davasının kabulüne, 1.035.050 TL başarı priminin, sözleşmenin 8. maddesi hükmü gereği sözleşmenin imzalanmasını takip eden 5 gün sonrası olan 08/05/2017 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK’nun 26. maddesi gereğince Mahkemece davacının talebinden fazlasına hükmedildiği gibi davacının iki talebinden biri hakkında da olumlu veya olumsuz bir hüküm kurmadığını, alınan bilirkişi raporlarında ise, açık şekilde örneğin 16/02/2022 tarihli 2. Bilirkişi Heyet Raporu “sözleşmenin feshi ile davacı tarafın sözleşmenin uygun olmayan zamanda feshedilmesinden doğan zararına ilişkin olarak, dosyada bu yönde bir zararını ispatlamaya yeterli bilgi ve belgenin yer almadığı”, nihai taktir mahkemeye ait olmak üzere, sözleşmenin yürülükte kaldığı süre içinde davalının kendi sağladığı ... teminatlı ilave limit artışı sağlayan kredinin kullanılmasının Sözleşme’nin 7. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde, davacının 877.500-TL borç finansmanı başar priminden sorumlu tutulabileceği 18/01/2021 tarihli talimat bilirkişi raporunda ve ...’ın dosyada mevcut uzman görüşünde ise davacı tarafın Sözleşme uyarınca da başarı primini alamayacağı belirtildiğini, davacı tarafın 28/06/2021 tarihinde açıkça “talep artırım” dilekçesi sunmak suretiyle, “ıslah hukuki yolunu” kullanmaksızın taleplerini usulsüz şekilde değiştirmiş ve dava dilekçesinin aksine, “5000-TL’lik” ilk taleplerinin başarı primine ilişkin olduğundan bahisle, bu talebi artırdığını beyan ettiğini, sözleşmenin erken feshi nedeniyle uğranılan zarar talebinden ise bahsetmeyerek mahkemenin dikkatinden kaçırdığını, sonuç olarak, mahkemece, taleple bağlılık ilkesi gereğince; sözleşmenin erken feshinden doğduğu iddia edilen zarar ispatlanamadığından bu yöndeki talebin reddine ve davalı tarafça kesinlikle kabul edilmemekle birlikte gerekçedeki hatalı buldukları kabule göre de sadece başarı priminin tespiti yönünde hüküm kurulmasıyla yetinilmesi gerektiğini, açıkladığı nedenlerle, hükmün öncelikle usul yönünden kaldırılması gerektiğini, sözleşmenin hukuki yorumu hakim tarafından yapılması gerektiğini, bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarında “Uyuşmazlık konusu 3 Kasım 2016 tarihli Sözleşme’nin maddelerinin Mahkeme Heyetince yorumlanması gerektiğini, çünkü anılan Sözleşme’nin 1.iii-b maddesinde “öngörülen finansman yapısı ve şartlarına ilişkin yurt içi ve yurt dışı finans kuruluşları ve yatırımcılar ile gerekli görüşmelerin ve pazarlıkların yapılması” hükmünün yer aldığını ve Sözleşme’nin 7. maddesinin 1. madde ile birlikte değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirtmesine rağmen mahkeme heyeti yanılgılı şekilde bu hususu hiç değerlendirmediğini, aynı şekilde bu hükümleri görmezden gelen eksik bilirkişi raporlarını aynen hükme esas aldığını, .... Genel Müdürlüğü’nün 26/06/2022 tarihli yazısında tartışmaya yer bırakmayacak şekilde “KOBİ DIŞI HAZİNE PGS PORTFÖY 2 İŞLETME KREDİSİ’nin ana parasının %85 ... kefalet onayı alındıktan sonra aylık sabit %1.18 oranından, masraf fiyatlaması ise talep eden tüm müşterilere sabit olmak kaydıyla Bankamız tarafından hiçbir müşteriden masraf alınmamış, ... tarafından kullandırılan kredilerin kefalet oranı üzerinden %0.003 oranında komisyon ile kullandırılmıştır” denilmek suretiyle, ... kredilerinin sabit oranlarla ve ... kefalet onayı ile kullandırıldığı, bir başka deyişle pazarlık usulü olmadığının belirtildiğini, ... kredilerinin Sözleşme kapsamında nitelendirilemeyeceğine dair Yargıtay 19. Hukuk Dairesi eski Başkanı, emekli ...’tan alınan uzman görüşü dosyaya sunulduktan sonra Mahkemece 3. Heyetten alınan raporda ilk kez heyete bankacı bilirkişi eklenmiş ise de, 25/08/2022 tarihli raporda sadece “kullandırılan ... kredisinin Sözleşme’nin 1. maddesi kapsamında sayılan finansman türleri arasında olduğu değerlendirilmektedir” denildiğini, bunun gerekçesinin ise belirtilmediğini, ... Kredileri pazarlık usulü krediler olmadığı için Sözleşme’nin 1. maddesi gereğince davacı taraf herhangi bir başarı primi, alacak vb. hak iddiasında bulunamayacağını, sözleşmenin haklı feshedilip edilmediği yönündeki savunmanın incelenmediğini, davacı tarafın hükme esas alınan başarı primi talebi esas olarak müspet zarar kapsamında olduğunu, Yargıtay’ın süreklilik gösteren içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemelerinin aynı yöndeki kararları gereğince, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi’nin 2021/818 E, 2022/827 K. sayılı ve 29/09/2022 tarihli kararı, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. HD’nin 2018/1430 E., 2019/1131 K. sayılı ve 28/05/2019 tarihli kararı, Yargıtay 19. HD’nin 2018/4110 E. , 2022/799 K.sayılı ve 03/06/2022 tarihli kararı), müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olduğunu, bu durumda sözleşmenin ortadan kalkmadığını, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararın tazminine dair talep hakkı aldığını, müspet zarar kapsamında kalan başarı priminin istenebilmesi için davacının kusursuz ve sözleşmeyi fesheden taraf olmaması gerektiğini, dosyada mevcut belgelerden anlaşıldığı üzere; davacı taraf yurt dışından kredi temini için hiçbir çalışma gerçekleştirmediğini, yurt içinde de sözleşmeye uygun şekilde hizmet ifa ettiğine dair hiçbir belge bulunmadığı, fesihte kusurlu olduğunun bilirkişilerce tespit edildiğini, Mahkemece itirazları değerlendirilmeksizin ve bu hususlar gözetilmeksizin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağının tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6098 sayılı TBK'nın 520. maddesine göre; Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Aynı Kanunun 521. maddesine göre; ..., ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi hâlinde ödenir. Simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir.

Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 03/11/2016 tarihli "Finansal Danışmanlık Sözleşmesi" akdedildiği, sözleşmenin "Hüküm ve Şartlar" başlıklı maddesinin 1. Fıkrası " "... ..., ...'ya i-Borç Finansmanı, ıı-Sermaye Finansmanı (hisse satışı ve/veya sermaye artırımı), iii-Sermaye benzeri kredi (mezzanine finansmanı) sağlanması (topluca “Finansman Temini” olarak anılacaktır) amacı ile tek yetkili (münhasır) mali danışman olarak hareket edecek ve bu sıfatla aşağıdaki hususlarda en iyi gayret esasına göre hizmet verecektir: a) Finansman Temini hizmeti dahilinde gerekli olan finansal çalışmaların koordine edilmesi ve gerekli çalışmaların hazırlanması, b) Öngörülen finansman yapısı ve şartlarına ilişkin yurtiçi ve yurtdışı finans kuruluşları ve yatırımcılar ile gerekli görüşmelerin ve pazarlıkların yapılması, c) Finansınan Temini sürecinin tamamlanınasına kadarki prosedürlerin organize edilmesi.", hükmünü, "Sözleşmenin Süresi" başlılı 6. Maddesi "Bu Sözleşme imzalandığı tarihten itibaren (12) (oniki) ay boyunca yürürlükte kalacaktır. Bu Sözleşme'de ön görülen Finansınan Temini işlemlerinin bu Sözleşme'nin sona erdiği tarihte henüz tamamlarımamış olması ve tarafların bir diğerine on beş gün önceden Sözleşme'yi yenilemek istemediğini yazılı olarak ihbar etmemiş olması durumundu Sözleşme altışar aylık süre ve hükümler halinde aynı şartlarla kendiliğinden yenilenir." hükmünü, "MÜNHASIRLIK" başlılık 7. Maddesi "..., bu Sözleşme ile Madde 1 (bir)'de sözü edilen tüm Finansınan temini çalışmalarına ilişkin olarak N+1 ...'nın tek yetkili mali danışman olarak finansman sağlayacağını ve bu amaçla ... ... dışında hiçbir şekilde Finansman temini çalışması yapmayacağını; bu Sözleşme süresince sadece ... ... ile çalışacağını; bu amaçla ... ... dişinda doğrudan kendi imkanları ile ve/veya doğrudan ya da dolaylı olarak temin edeceği kaynaklar vasıtasıyla elde edeceği Madde 1 kapsamındaki tüm finansman kaynakları içinde aşağıda Madde 8 (sekiz)'de tanımlanan Başarı Primlerini ödeyeceğini beyan ve taahhüt eder." hükmünü içermektedir.

Dava konusu sözleşme kapsamında davacının davalıya finans temini konusunda anlaşmaya varıldığı, söz konusu anlaşma çerçevesinde davacının 1. Maddede üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmek için davalıdan bilgi almak suretiyle analiz raporu ve değerleme raporlarının hazırlandığı, finansman sağlayacak bankalar ile iletişime geçildiği ve tekliflerin davalı tarafa iletildiği, davacının edimlerini yerine getirmeye başladığı ve devam ettiği sırada davalı tarafından davacıya gönderilen 30/05/2017 tarihli yazı ile sözleşme kapsamındaki projeler tamamlandığından kredi ihtiyaçlarının olmadığının bildirildiği, sonrasında 21/06/2017 tarihli ihtarname ile davacı tarafından teklif edilen kredilerin kendileri için uygun olmadığı ve davacı danışmanlığında bir kredi imzalanmadığı gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan belgeler ve mailler ile sözleşme kapsamındaki edimlerin yerine getirildiği ve devam ettiği, davalı tarafından sözleşmenin feshinin haksız olduğu gibi davalı sözleşmenin feshinden önce sözleşmenin 7. maddesine aykırı olarak davacı saf dışı bırakılmak suretiyle kendisi tarafından ...Bankasından 02.05.2017 tarihinde, 58.500.000 TL'lık ... (Hazine Destekli) Kredisi tahsisi sağladığı, bu sebeple davacının sözleşmenin 7. maddesi delaletiyle 8. maddesine göre hesaplanan ücrete hak kazandığı, dolayısıyla sözleşmenin feshinden önce davalının sözleşmeye aykırı davrandığı ve sözleşmenin haklı olarak feshedilip edilmediğinin tartışılmasının sonuca etkisinin bulunmadığı, sözleşmenin 1. maddesinde davacının yükümlülüklerinin belirlendiği, yoksa finansmanın illa ki pazarlık yapılmak suretiyle sağlanmasının zorunlu kılınmadığı ve finansmanın sağlanma şekline ilişkin bir sınırlama getirilmediği, aksinin düşünülmesinin sözleşmenin amacına aykırı olduğu, davacı tarafından iş bu davanın terditli olarak açıldığı, Mahkemece birinci talebinin kabul edilmesi sebebiyle ikinci talebi hakkında olumlu/olumsuz karar verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, davacı tarafından dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde ilk olarak finansman teminin ve başarı piriminin tespiti, finansman temini tespit edilememesi halinde haksız fesih sebebiyle uğranılan zararın tespiti ve kabul edilecek talebe göre şimdilik 5.000,00 TL ödenmesinin tahsil edildiği, dolayısıyla Mahkemece talepten fazlaya hükmedilmediği, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması sebebiyle talep arttırım dilekçesi verilmesinin de usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 70.704,27 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 17.676,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 53.028,07 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/154, K. 2026/1750, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-154-e-2026-1750-k-a345ef375ced