Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1399 E. 2026/1553 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1399
Karar No
2026/1553
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1399

KARAR NO : 2026/1553

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/07/2024

NUMARASI : 2021/299 E. - 2024/542 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil aleyhine Antalya 4. İcra Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan dava açılmışsa da Müvekkilimin davalı lehine herhangi bir borcunun olmaması sebebiyle müvekkilimin davalıya borcunun olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, Dava konusu ... ... Bankası A.Ş .../İstanbul Şubesine ait ... seri numaralı 09/02/2019 keşide tarihli 40.000,00 TL bedelli çekin lehtarını, cirantalarını tanımamakta, davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, söz konusu çekin akıbeti belli olmadığını, Müvekkilinin, ... Bankasından hiç bir şekilde çek karnesi almadığını, Müvekkilinin, iş bu çeklerle ilgili şüpheli şahıslar hakkında Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'na 19/06/2019 tarihinde 2019/61859 Sor. Numarası ile suç duyurusunda bulunduğunu, ayrıca, diğer çeklerle ilgili talepleri üzerine Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/308 D.İş ve 2019/319 D. İş sayılı dosyalarından ödemeden men kararı verildiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını, çek üzerindeki imza müvekkilime ait olmadığını, Müvekkil firma ile davalı arasında hiç bir hukuki, fiili ve ticari bağ bulunmadığını, irade eksikliği nedeniyle “mutlak hükümsüz” olan dava konusu çek, hukuken talep edilebilecek bir hakkı içermediğinden, olmayan hakkın ciro ile üçüncü kişilere de intikali mümkün olmadığını, ticari defter kayıtlar incelendiğinde görülecektir ki davalı şahıslar ile hiç bir şekilde bir ticari faaliyet gerçekleştirilmediğini, bu nedenlerle ... ... Bankası A.Ş .../İstanbul Şubesine ait ... seri numaralı 09/02/2019 keşide tarihli 40.000,00 TL bedelli çek için borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalıya, dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...dava konusu ... ... Bankası A.Ş'ye ait 09/02/2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan ... çek numaralı 40.000,00 TL bedelli çekin davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı ileri sürülmüş, adli tıp uzmanı grafolog bilirkişiden alınan raporda da çek üzerinde bulunan imzanın davacı şirket yetkilisi şahsın imzasının model alınarak atılmaya çalışıldığı ancak davacı şirket yetkilisi ...'un eli ürünü olmadığı bildirilmiş olduğundan davacının davasının kabulüne" karar verilmiştir.

Davalı ... vekili ve Davalı ...'ın istinaf dilekçelerinde özetle;

-Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarınca davacı aleyhine Antalya 4. İcra Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan dava açıldığını, bunun üzerine davacı tarafın Yerel Mahkemede 2021/299 Esas sayılı dosyada davacının lehine herhangi bir borcunun olmaması sebebiyle tarafına borcunun olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği iddiasıyla Kıymetli Evraktan Kaynaklanan Menfi Tespit davası açılmış olduğunu, ileri sürülen kanıtların ve dayanılan vakıalar konusunda hiçbir değerlendirmenin yapılmadan; toplanan kanıtların nelerden ibaret olduğunu ve hükme dayanak alınan kanıtlar ile bu kanıtların üstün tutulma nedenleri konusunda herhangi bir irdelemeye yer verilmeksizin; adil yargılanma hakkının temel değerlerinden olan hukuki dinlenilme hakkına uygun olarak savunma ve kanıtlar yönünden değerlendirme içeren, hukuki denetime elveren bir gerekçe oluşturulmaksızın karar verilmiş olduğunu, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, deliller toplanmadan, eksik incelemeye dayalı olarak, hangi kanun maddesine ve hangi nedenlerden dolayı reddedildiği konusunun açıklanmayarak karar verildiğini, kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğundan davalıların 19.08.2024 tarihli istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davacı şirketin ... Bankası A.Ş .../İstanbul Şubesine ait ... seri numaralı 09/02/2019 keşide tarihli 40.000,00 TL bedelli çek nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.

31/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda "İnceleme konusu ... Bankası ... Şubesi'ne ait 04.02.2019 tarihli ... sayılı 40.000TL'lık çek aslındaki keşideci .... LTD. ŞTİ. ne atfen atılı imzanın şahsın gerçek imzası model alınarak atılmaya çalışıldığı ...'un eli Ürünü olmadığı..." rapor edilmiştir.

Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve senedin sahteliği iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.

Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.

İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

Somut uyuşmazlık imza inkarına dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, çek üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Nitekim dava konusu çekte davacıya atfen atılı imzanın sahte olduğu, sahtelik iddiasının mutlak defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, dolayısıyla davalının iyiniyetli hamil olduğu yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut adli raporun bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, dayanılan belgelerin asıl belgeler olup, çek keşide tarihine yakın da oldukları, incelemenin fotoğrafik olarak da yapıldığı icra takibine dayanak dava konusu çekteki keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, sahte olarak düzenlenen çekte davacının borçlanma iradesinin bulunmadığı dolayısıyla davacının çek nedeniyle sorumlu tutulamayacağı ayrıca çek sahte olduğundan taraflar arasında ticari defter ve kayıtların incelenmesinin de gerekmediği anlaşılmakla, davacı keşideci yönünden menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Davalı şirketin harçtan muaf olduğuna ilişkin istemi yerinde ise de, bu hususun hükmün tashihi yoluyla mahallinde düzeltilebilecek bir husus olduğu anlaşılmıştır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2024 tarih ve 2021/299 E., 2024/542 K. sayılı kararına karşı Davalı ... vekili ve Davalı ... tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 683,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 48,90-TL harcın Davalı ... tarafından tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 683,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 48,90-TL harcın Davalı ... tarafından tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1399, K. 2026/1553, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1399-e-2026-1553-k-9aa541c3d50c