Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1436 E. 2026/1719 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1436
Karar No
2026/1719
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/1436

KARAR NO:2026/1719

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:10/06/2026

NUMARASI:2025/116 Esas - 2026/654 Karar

DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ :15/08/2017

İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/10/2026

Asıl ve karşı davanın reddine ilişkin verilen kararın asıl davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı şirket vekili; dava dışı ... ile davalı ...'nün müvekkili şirkette %50'şer hisseye sahip olduklarını, şirketin Aşkaabat/Türkmenistan'da şube açma kararı aldığını, davalının şube yetkilisi olarak atanarak kendisine şubeyi münferit imza ile temsil ve ilzam yetkisi verildiğini, davalının verilen vekaletnameler ile şirketin Türkmenistan'daki birçok işinde ticari vekil olarak yetkilendirildiğini, ancak davalının yapmış olduğu işlemler nedeniyle 24.09.2014 tarihinde azledildiğini, davacı şirketin davalının vekilliği sırasında Türkmenistan Tekstil Bakanlığınca düzenlenen ihaleyi kazandığını ve Bakanlık ile 08.08.2012 tarihinde 3 adet sözleşme imzalayarak ... iplik fabrikası, ... iplik fabrikası ve ...iplik fabrikasının inşaat/modernizasyonu işlerini üstlendiğini, bu inşaat işlerinin Türkmenistan'da yapılan uygulamalarının tamamının müvekkil şirket adına vekil sıfatıyla davalı tarafından yürütüldüğünü, davalının müvekkili şirketin Türkmenistan'daki işleriyle ilgili yetkili bulunduğu 2012, 2013, 2014 yıllarında şirket için nakit harcamalar yapmak maksadıyla muhtelif tarihlerde, muhtelif bedellerde, dayanağı bulunmaksızın şirketten toplamda 1.610.046,45-USD nakit para çektiğini, ancak davalının şirketten aldığı bu paraları nereye harcadığı ile ilgili bilgi vermediğini, davalının bu bedelleri uhdesine geçirdiğinin sabit olduğunu, aynı projelerde davalının şirketin menfaatine aykırı şekilde sözleşmede yer almayan proje dışı ek inşaatlar ve işler yaptığını, şirketin sözleşmeler dışında 3 proje için toplamda 5.419.221,08-USD ek maliyete katlanmasına, diğer bir deyişle zarar etmesine sebebiyet verdiğini, davalının bu hususta Bakırköy 3. ATM'nin 2016/82 esas sayılı dosyasında kontrat dışı işler yaptığını açıkça ikrar ettiğini, bu kadar yüksek miktarlı fabrika inşaat işlerinde davalının vekaletnamede olmayan yetkiye rağmen sanki yetki varmışçasına, şirket genel kurulundan karar almadan ve diğer ortağı bilgilendirmeden hareket ettiğini, davalının şirketin talimatının dışına çıktığını, talimattan ayrılarak davacı şirketin 5.419.221,08-USD ek maliyete katlanmasına sebebiyet verdiğini, davalının bu suretle vekalet görevini kötüye kullandığını belirterek, toplam 7.029.267,53-USD zararın dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının döviz cinsi mevduata uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; davacı tarafça Bakırköy 22. İş Mahkemesi'nin 2015/470 esas sayılı dosyasında işçi alacağı için açılan davaya sunulan cevap dilekçesinde savunma olarak, Türkmenistan ülkesinde iş yapan şirketin Türkmenistan kanunlarına göre kurulan ayrı bir tüzel kişilik olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin davacı şirketin %50 oranında hisseye sahip ortağı olduğunu, kendisine vekalet verilmesinin şirket işlemlerini yürütülmesine ilişkin olup, ticari vekil sıfatını veren bir işlem olmadığını, ortak sıfatı taşıyan müvekkilinin sorumluluğunun ancak TTK'nın 644. maddesi yollaması ile 560. maddesi kapsamında olabileceğini, bu kapsamdaki zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu, Türkmenistan'daki şirkete ilişkin muhasebe kayıtlarının davacı şirket uhdesinde tutulması, tüm alımların davacı şirketçe yapılıp Türkmenistan'a davacı şirket yetkilisi dava dışı ... tarafından Türkmenistan'a defalarca gidilip işlerin denetlenmesi, yapılan toplamı tutanakları dikkate alındığında sözleşme dışı tüm işlerin çok öncesinde bilinip yapılan işlere onay verildiğinin ve 2 yıllık zamanaşımı süresinin somut olayda gerçekleştiğinin göstergesi olduğunu, bir an için vekil sıfatı kabul edilse dahi TBK'nın 145. maddesi kapsamında 5 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiğini, davacının soyut nitelikteki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça zarara esas alınan Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan bilirkişi raporuna müvekkili tarafından itiraz edilmiş olup, bu raporun hukuken değer taşımadığını, tüm işlerin davacı şirket yetkilisi ve %50 ortağı olan ...'ün bilgisi ve onayı kapsamında yapıldığını, sürecin her anının davacı şirketin kontrolünde olduğunu, tüm alımların merkezden yapıldığını, müvekkilinin özverili çabaları sonucunda Türkmenistan ülkesinde yapılan iş ve elde edilen kazancın çok yüksek olduğunu, ancak bu paraların dava dışı şirket yetkilisi tarafından kendi kontrolündeki offshore şirketlere aktarıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

KARŞI DAVA:Karşı davacı ... vekili; müvekkilinin Türkmenistan ülkesinde ortağı bulunduğu davalı şirket için çalışmalarda bulunduğunu, bu kapsamda alınan ihaleler kapsamında inşaatlar yaptığını ve iplik fabrikaları kurduğunu, bu işlerin yapılması sürecinde müvekkilinin şahsi emeğini yıllarca şirketinin gelir elde etmesi için sarf ettiğini, bu şahsi emek yanında alınan işlerin yapımı sırasında finansal anlamda da ortağı bulunduğu şirkete destek verdiğini, yapılan işlerin maliyetini oluşturan bedellerin bir kısmının davacı şirket tarafından geri kalan kısmının ise müvekkili tarafından karşılandığını, yargılama sürecinde davacı şirketin muhasebe kayıtlarında yapılacak inceleme ile müvekkilinin alacaklı olduğu miktarın tam olarak ortaya çıkacağını belirterek, şimdilik 100.000-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

KARŞI DAVAYA CEVAP:Karşı davalı şirket vekili; davacının finanse ettiği rakamı bilmemesi mümkün olmadığından belirsiz alacak davası açılamayacağını, karşı davacının müvekkili şirkete 03.10.2012 tarihinde ortak olduğunu, davacının ortaklığı öncesindeki işlerin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, şirketin fabrika kurulumlarındaki giderlerinin şirketin diğer ortağı ... ile sahibi olduğu ... şirketi tarafından karşılandığını, karşı davacı tarafından müvekkili şirkete hiç bir ödeme yapılmadığını, davacının bu konuda bir delil sunmadığını, şirket kayıtlarında da davacının bir alacağının bulunmadığını belirterek, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; istinaf kaldırma kararında işaret edilen hususlarda yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, davanın vekalet ilişkisine dayalı olarak açıldığı anlaşıldığından davalı/karşı davacının zamanaşımı itirazlarının reddine karar verildikten sonra alınan 23/01/2026 tarihli raporda, mahkemece davacı/karşı davalı şirketin sözleşme kapsamında olmayan işler ile ilgili talimat vermediği, bu işleri bilmediği ya da bilmeseydi dahi işin gerektirmemesi sebebiyle izin vermeyeceğine kanaat edinilmesi halinde, davalı/karşı davacı ticari vekilden, teknik incelemede tespit edilen tutarlar üzerinden toplam 4.805.322,42-USD alacaklı olacağı, mahkemenin aksi kanaatte olması, davacı karşı davalı şirketin sözleşme kapsamında olmayan işler ile ilgili talimat verdiği, bu işleri bildiği ya da bilmeseydi dahi işin gerektirmesi sebebiyle izin vereceğine kanaat edinilmesi halinde ise, davalı/karşı davacı ticari vekilden, teknik incelemede tespit edilen 4.805.322,42-USD'yi talep edemeyeceği görüşünün bildirildiği, bu açıklamalar ışığında; davalı/karşı davacının ticari vekil olduğu, bu kapsamda genel kurul kararı olmadan dava açılabileceği, buna göre somut olayda davacı tarafından ticari vekilin sorumluluğuna dayalı olarak açılan davada genel kurul kararına ihtiyaç bulunmadığı ve davada bu yönden bir eksikliğin söz konusu olmadığı, ticari vekilin sorumluluğuna dayalı olarak açılacak davalarda zamanaşımı süresinin 24/09/2014 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı ve dava tarihi olan 15/08/2017 tarihi itibariyle somut olayda zamanaşımı süresinin dolmadığı, hangi işin ne kadar yapılacağı, sözleşme dışındaki ilave işlerin yapılmasına ya da yapılmamasına dair şirketin yazılı bir talimatına ya da ticari vekilin bu duruma ilişkin şirketi bilgilendirdiğine dair bir veriye rastlanmadığı, ilk başta öngörülemeyen bazı harcama ve yatırımların ortaya çıkabileceği, işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artışlar, hatalı imalatların yenilenmesi, ihale makamınca ilave işlerin istenmesi gibi sebeplerle yatırım maliyetlerinin artabileceği, sözleşmede yer almayan proje dışı ek imalatlar yönünden mevcut hakedişler incelendiğinde, davacı şirket ortağı ... tarafından imzalandığı, aynı şekilde ...'ün Türkmenistan'da bulunan şantiyelere yaklaşık 15 kez gittiği, şirketin yetkilendirdiği davalı ve diğer teknik elemanlarla toplantılar yapıp talimatlar verdiğinin sabit olduğu, davacı şirketin Türkmenistan'da belirtilen keşif fazlası işlerinin yapılmasında bilgisinin ve haberinin olduğu, davacının basiretli bir iş adamı ve tacir olup ne yapılması gerektiğini bilebilecek durumda olduğu, tüm bu hususlar gözetildiğinde davaya konu 3 şantiyedeki keşif harici fazla işlerin yapılmasında davacı şirket ortağı ...'ün bilgisinin ve haberinin olduğu, aynı zamanda belgesiz harcama ve sözleşmede yer almayan proje dışı ek imalatlar olan 3.676.764,13-USD tutarının toplam inşaat maliyeti olan 96.304.647,00-USD tutarına oranla inşaat tekniği açısından makul ve kabul edilebilir bir oran olduğu anlaşıldığından, asıl davanın reddine karar verildiği, karşı dava yönünden ise, 09/12/2020 tarihli ilk karar ile ispatlanamayan karşı davanın reddine karar verildiği, bu kararın istinaf incelemesinde yerinde bulunduğu anlaşıldığından, bu konuda yeniden değerlendirme yapılarak davalı/karşı davacının Türkmenistan'da davacı şirket adına yürüttüğü işler sırasında şirket adına kendi hesabından harcamalar yaparak şirkete finansal destek verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı/karşı davada davalı vekili; sözlü yargılama aşamasında bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, mahkeme aksi kanaatte ise süre talep edildiği bildirilmesine rağmen, mahkemece süre taleplerinin reddedilmesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, davalının murisinin TBK'nın 508. maddesi kapsamında hesap verme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğunu, murisin davacı şirket adına ve hesabına birtakım bedelleri harcadığının tartışmasız olduğunu, vekilin şirketten aldığı/şirket adına kullandığı paraları hangi iş için kullandığını denetlenebilir şekilde ortaya koyması gerektiğini, bu paraların şirket yararına harcandığını ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, bu kapsamda davalının murisi ... aleyhine Bakırköy 3. ATM'nin 2016/82 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalının yaptığını iddia ettiği dava konusu harcamalar ile ilgili yapmış olduğu açıklamaların dayanaksız bulunduğunu, vekil olarak hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğinin sabit olduğunu, yargılama neticesinde verilen 22/10/2018 tarihli ilam ile davalının hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespitine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalının da bu davada verdiği cevap dilekçesinde, harcamaların ihalenin alınma sürecinde, davacı şirketin diğer ortağı olan ... tarafından işveren tarafına taahhüt edildiğini, ancak kimler olduğunu söyleyemediğini ve Türkmenistan şartlarında ihalenin alınıp sorunsuz bir şekilde yürütülebilmesi için katlanmak zorunda kaldığı giderler olduğunu, tüm bu giderlerin davacı şirketin diğer ortağı ...'ün talimatları doğrultusunda yapılmış harcamalar olduğunu beyan ettiğini, bu nedenle hesap verilemeyen kısım yönünden vekilin iade sorumluluğunun bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda teknik bilirkişilerce somut olaya özgü değerlendirmede bulunulmadığını, davalının vekil olarak sorumluluğuna sebebiyet veren dava konusu işlerin mahiyeti, projelerin cinsi ve hangi usulle yapıldıkları nazara alınmaksızın, soyut makul harcama oranı yaklaşımıyla kanaat oluşturulduğunu, müvekkilince yürütülen dava konusu projelerin ihale yöntemine göre sabit fiyat üzerinden sözleşmelere bağlandığını, bu nedenle şirketin ekstra menfaat sağlayabileceği bir olasılık bulunmadığını, davacı şirketin maliyetler üzerinden herhangi bir değişiklik yapma, maliyetleri azaltabilme tercihinin bulunmadığını, bu sebeple de olağan dışı öngörülemeyen veya iş kolaylaştırıcı herhangi bir masraf yapma ihtiyacının bulunmadığını, şirketin yürütmüş olduğu projelerin toplam kontrat bedelinin KDV hariç 96.304.647-USD olduğu, işbu tutarın makine ve teçhizat bedeli olarak belirlenen kısmı 62.340.042,86-USD olup, toplam proje bedelinin %65’lik kısmını oluşturduğunu, bu nedenle proje sürecinin hızlandırılması ve kolaylaştırılması amacıyla çok cüzi miktarlarda masraf yapılabileceğini, dolayısıyla öngörülemeyen maliyetlerin ortaya çıkma olasılığının, dava konusu endüstriyel projelerin sadece %35’lik kısmını etkileyebileceğini, özellikle Türki Cumhuriyetlerde kamu adına yürütülen projelerde ihalenin kazanılması durumunda inşaat sürecinin en başında karşılanması gerekebilecek birtakım faturasız endirekt maliyetlerin göz önünde bulundurulduğunu ve öngörülemeyen maliyetler için belirli bir kısmın maliyet tutarının teklif içeriğine eklendiğini, projelere ilişkin daha sonradan ortaya çıkacak ek talepler veya direkt maliyetlerin ise işveren kamu ile iş gören tedarikçi arasında ek sözleşmelere bağlanarak yürütüldüğünü, somut olayda bu yönde endirekt maliyet olmayıp, bu hususta yapılan ek bir sözleşme de bulunmadığını, bilirkişi raporunun kendi içerisinde tutarsız olduğunu, raporda Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/1 maddesinde, döviz olarak elde edilen hasılatın binde beşinin götürü gider olarak kaydedilebileceği, bu nedenle 1.610.081,52-USD belgelendirilemeyen giderden 481.523,23-USD götürü gider tutarının indirilmesi sonucu, 1.128.558,29-USD giderin yasal olarak dikkate alınmasının söz konusu olmayacağı, sonuç olarak davalının belgelendirilemeyen giderlerden dolayı 1.128.558,29-USD davacıya borçlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak Türkmenistan gibi faturalandırma sisteminin sınırlı olduğu, yerel idari onayların fiili harcamalarla yürüdüğü, gümrük, lojistik, işçilik ve izin süreçlerinin öngörülemez olduğu ülkelerde toplam proje maliyetine kıyasla %5 oranın makul olarak kabul edildiği, toplam 3 farklı şehirde yapılan fabrikanın yapım maliyetinin 96.304.647-USD olduğu gözetildiğinde, belgesiz harcama tutarı olan 1.610.081,52-USD'nin toplam proje maliyetinin %1.67'sine karşılık geldiği, yapılan işe kıyasla gerçekleşen belgesiz harcamanın makul, kabul edilebilir ve ticari hayatın olağan riskleri kapsamında olduğu, davalının sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşıldığını, yine teknik değerlendirme kısmında 1.610.081,52-USD'lik işlemlerin 299.176,34-USD’lik kısmının hediye, iş bağlantısı, yardım, bağış ve benzeri adlarla yapılan harcamalar olduğu, bu tutarların şirketin faaliyetleri kapsamında yapılabileceği, davalı tarafından yapılan ancak belgesi temin edilemeyen 1.610.081,52-USD tutarından projeler kapsamında yapıldığı kabul edilen 299.176,34-USD harcamanın tenzili sonucu davacı şirketin davalıdan 1.310.905,18-USD alacağı bulunduğu sonucuna ulaşıldığının belirtildiğini, dolayısıyla bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkiler içerdiğini, buna rağmen mahkeme ek rapor alınmadan eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, dava konusu belgesiz harcama ve ek imalatlarda müvekkili şirketin ortağı ...’ün şantiyelere gidip toplantılara katılmasının tek başına davalının sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte olmadığını, bir ortağın şantiyeyi ziyaret etmesinin, bazı teknik toplantılarda bulunması veya işin ilerleyişine dair genel bilgi sahibi olmasının, sözleşme dışı her ilave maliyetin şirket tarafından onaylandığı anlamına gelmeyeceğini, dosyada bulunan belgelerin, ...’ün hangi ek iş kalemine, hangi tarihte, hangi kapsamda ve hangi yazılı iradeyle onay verdiğini ortaya koymadığını, ilave işlerin şirketin açık talimatına veya sonradan verilmiş bağlayıcı muvafakatine dayandığı iddiasının ispatlanamadığını, mahkeme kararının HMK'nın 297. maddesi hükmüne aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Asıl dava, davacı şirket yetkilisi olan davalı murisinin yaptığı iş ve işlemlerle şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat; karşı dava ise karşı davacı tarafça şirket lehine yapıldığı ileri sürülen masrafların şirketten tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece 09.12.2020 tarihli ilk karar ile; davanın TTK'nın 560 maddesi uyarınca 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, bunun dışında ceza soruşturması bulunmamakta ise iddia konusu fiilin güveni kötüye kullanma suçuna konu olabileceği, bu nedenle 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin geçerli olduğu ve davada zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalının davacı şirketin %50 hisseli ortağı olduğu, davacı şirketin Türkmenistan'da gerçekleştirdiği inşaat projelerinde şirketçe verilen vekaletnameler ve dolayısıyla yapılan yetkilendirmeler neticesinde davalı ...'nün vekil sıfatıyla hareket ettiği, şubeyi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu, şirket müdürü değil ancak şube müdürü olduğunun tespit edildiği, bu durumda şirket yöneticisi sorumluluğu hükümlerine tabi olduğu, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere dava konusu olan 1.610.046,45-USD tutarındaki harcama yönünden yapılan değerlendirmede, bu harcamaların davalı tarafından yapıldığı anlaşılmakla beraber, davalının bu harcamaları şirket menfaatine yaptığını ispatlayamadığı, bu nedenle şirkete karşı bu harcamalar bakımından sorumlu olduğu, fazladan yapılan iş toplamının ise 5.419.221,08-USD'ye tekabül ettiği, davacı şirket ortağı ...’ün Türkmenistan'da bulunan şantiyelere on onbeş kez gittiği, şirketin yetkilendirdiği davalı ... ve diğer teknik elemanlarla toplantılar yapıp talimatlar verdiği, diğer bir ifade ile davacı şirketin Türkmenistan’da 3 şantiyede belirtilen keşif fazlası işlerin yapılmasında bilgisi ve haberinin olduğu, keşif harici fazla işlerin yapılmasında davacı şirket ortağı ...'ün bilgisi ve haberinin olmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve bu nedenle bu harcamalardan davalının sorumlu tutulamayacağı, karşı davada ise davalı/karşı davacının Türkmenistan'da davacı şirket adına yürüttüğü işler sırasında şirket adına kendi hesabından harcamalar yaptığına ve şirkete finansal destek verdiğine ilişkin iddialarını somut delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 1.610.046,45-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereği işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Dairemizin 09.12.2024 tarihli 2021/524 esas 2024/1796 karar sayılı ilamıyla; "Türkmenistan makamları ile sözleşmenin davacı şirket adına yapıldığı, inşaat işlerini davacı şirketin üstlendiği, harcamaların davacı şirket tarafından yapıldığı, uyuşmazlığın davacı şirketle davalı arasındaki ilişkiden kaynaklandığı dikkate alındığında, davacı şirketin aktif husumetinin bulunduğu sonucuna varıldığı, davacı şirkette 03/10/2012 tarihinde yapılan pay devri ile davalının % 50 pay sahibi olduğu, 06/06/2013 tarihli genel kurul kararı ile şirket müdürlüğüne ... ve ...'un seçildiği ve bu kişilerin münferit imzası ile şirketi temsil etmek üzere yetkilendirildiği, şirketin 13/01/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile Aşkaabat'da şube açılmasına, şube yetkilisi olarak davalı ...'nün görevlendirilmesine, şubeyi münferiden imza ile temsil ve ilzam etmesine karar verildiği ve aynı kararda Türkmenistan'da faaliyet konusu olarak her türlü resmi ve özel sektöre ait inşaat taahhüt ve montaj işleri yapmak ve müstakil konut, işhanları, makine ve teçhizat montajı ile birlikte anahtar teslimi fabrikalar yapmak, yollar, baraj ve göletler, park ve bahçe düzenlemeleri ve turistik tesisler, tatil köyleri inşa etmek ve kiraya vermek olarak belirlendiği, davacı şirket tarafından düzenlenen vekaletnamelerle davalının Türkmenistan şubesi müdürü sıfatıyla 30.11.2011 tarihinden 24.09.2014 tarihine kadar Türkmenistan’daki işleri yapmak üzere vekil tayin edildiği, öncelikle davalının Türkmenistan'da yapılacak inşaat işleri için yetkilendirilmesine dair kararın alınış biçimi, vekaletnamelerle verilen yetkinin kapsamı, davalının çalışma biçimi ve yetkileri dikkate alınarak davanın vekilin sorumluluğundan mı yoksa şirket yönetici sorumluluğundan mı kaynaklandığının açıklığa kavuşturulması gerektiği, davanın yönetici sorumluluğuna ilişkin olduğunun kabulü halinde, şirket tarafından bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunmaması halinde ise genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa süre verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerektiği, davalı tarafından nakit çekilen, ancak nereye harcandığının belli olmadığı iddia edilen 1.610.046,45-USD'ye ilişkin davalıya isnat edilen fiilin güveni kötüye kullanma suçunun tanımı içerisinde yer aldığı, bu nedenle uygulanması gereken 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle dolmadığı, şirketin katlanmak zorunda kaldığı 5.419.221,08-USD ek maliyete dayalı tazminat talebi açısından ise, davalıya isnat edilen bu eylem suç teşkil etmediğinden, davalıdan talep edilen alacağın bu kısmı yönünden ceza zamanaşımının uygulanmasının mümkün olmadığı, bu durumda mahkemece davanın vekilin sorumluluğundan mı yoksa şirket yönetici sorumluluğundan mı kaynaklandığının tespiti ile zamanaşımının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, sözleşme dışı fazladan yapılan işlere ilişkin talep bakımınından ceza zamanaşımının uygulanmasının doğru olmadığı, bilirkişi incelemesinde, davalı tarafından Aşkabat kasasından yapılan veya alınan muhtelif ödemelerden davalının imzası bulunmayan ve belgesi olmayan harcamalar çıkarıldığında, 1.610.046,45-USD tutarındaki harcamaların davalının onayı ile yapıldığı, bu harcamalarla ilgili hesap hareketlerinde şirket yararına yapıldığı hususunda kayıtlarda bir açıklama bulunmadığı, davalı ...'nün bu harcamaların davacı şirket menfaatine yaptığına dair herhangi bir belge sunmadığının belirtildiği, mahkemece bu kısım yönünden davanın kabulüne karar verildiği, davalının ise işlerin hızlandırılması ve bürokratik engellerin çözülmesi noktasında şirket menfaatine yapılan bu işlemlerin fatura ve benzeri evraklarla desteklenmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin yetkilisinin bu paraların hangi amaçla gönderildiğini bildiğini ileri sürdüğü, öncelikle davacı şirketin yabancı bir ülkede 3 farklı şehirde yaptığı fabrika projelerde yapılan işin büyüklüğü dikkate alındığında önceden öngörülemeyen, faturaya veya herhangi bir belgeye bağlanamayan, hakedişlerde yer almayan maliyetlerin, harcama yapılmasını gerektir durumların ortaya çıkacağının kabulünün gerektiği, öngörülemeyen durumlar nedeniyle şirket için yapılan bu harcamalardan davalının sorumlu tutulmasının, her belgesiz harcamanın davalının sorumluluğunu doğurmasının mümkün olmadığı, bu hususta yapılan işe kıyasla makul kabul edilebilecek bir oranının bulunup bulunmadığının, faturasız ve belgesiz harcamaların bu kapsamda yer alıp almadığının araştırılmasının gerektiği, 2012, 2013, 2014 yıllarında davalı tarafından yapılan ve davalının sorumlu olduğu iddia edilen harcamaların bir kısmında -davacı şirket tarafından yürütülen inşaat projeleri ile bağlantılı olabilecek şekilde- inşaat lisansı alımı, proje, kontrat, form, kum çakıl nakliye, beton kolon raporu, teleskobik direk ve kamyonların onayı, inşaat kontratı ... Onayı, sismoloji onayı, Çevre Bakanlığı raporu, trafo onayı, beton onayı, hakediş onayı, teknoloji onayı, beton kırımı, beton testi, fabrika smeta hazırlanması, elektrik ödemesi, enerji onayı, maaş, çevre düzenleme onayı, itfaiye departmanı, doğalgaz, yangın idaresi, CEC raporu, sismoloji çatı raporu, yangın raporu, hakediş masrafı, mekanik proje onayı, elektrik proje revizyonu gibi açıklamalara yer verildiği, ancak bu harcamaların hakedişlerde veya keşif tutanaklarında yer alıp almadığı, hakedişlerde veya keşif tutanaklarında gösterilen kalemlerin içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususlarında araştırma yapılmadığı, harcama belgeleri ile hakedişler ve keşif tutanakları karşılaştırılarak hakedişlerde ve keşif tutanaklarında bu harcamaların karşılığının bulunması halinde, bu harcamaların şirketin yüklendiği inşaat işi için yapıldığının, şirket için yapılan bu harcamalardan davalının sorumlu olmayacağının kabulünün gerektiği, bir kısım makbuzlarda muhtelif giderler, muhtelif harcama, muhtelif, ... muhtelif, ... şeklinde açıklamalara yer verildiği, kayıt dışı da olsa şirketin bilgisi dahilinde yapılan harcamalar sorumluluk doğurmayacağından, bu harcamaların kasa hareketlerine gününde kaydedilip kaydedilmediğinin, şirket defter ve kayıtlarında yer alıp almadığının, şirketten para talebinde bulunurken bu açıklamalara yer verilip verilmediğinin, diğer şirket yetkilisi tarafından da ..., muhtelif gibi açıklama içeren harcama yapılıp yapılmadığının, bu harcamaların şirketin bilgisi ve muvafakati dahilinde olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, yine bir kısım harcamalara ilişkin banka komisyonu, akreditif bedeli, KDV ödemesi, mikser gümrük masrafı, gümrük sertifika, banka bakiye kapatma, Ekonomi Bakanlığı ek anlaşma onayı, vergi borçları erteleme şeklinde mali açıklamalara yer verildiği, bu harcamaların şirket kayıtlarında yer alıp almadığının, kasa hareketlerine girip girmediğinin incelenmesi ve davacı şirket adına yapılan iş kapsamında makul harcamalar olarak kabul edilip edilmeyeceğinin araştırılması gerektiği, bunun dışında tekstil fuarı, hediye alımı gibi açıklama içeren harcamaların sosyal ve beşeri münasebet gereği yapılması gereken harcamalar olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, karşı dava yönünden ise davalı/karşı davacının davacı/karşı davalı şirketin yüklenicisi olduğu inşaat işinde şirkete finansal destek sağladığını iddia etmekte olduğu ve bu hususu yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, ancak karşı davacı tarafından şirkete inşaat işi için finansal destek sağlandığına dair bir delil bulunmadığından, davalı/karşı davacı vekilinin karşı dava yönünden ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, neticeten davacı şirketin yüklenicisi olduğu inşaat projesinin başka bir ülkede ve 3 farklı şehirde gerçekleştirildiği, maliyeti yüksek ve büyük bir proje olduğu, yapılan işin büyüklüğü ve niteliği dikkate alındığında önceden öngörülemeyen, faturaya veya herhangi bir belgeye bağlanamayan, hakedişlerde yer almayan maliyetlerin, yapılmasında gereklilik bulunabilecek harcamaların ne kadar olabileceği, bu hususta yapılan işe kıyasla makul kabul edilebilecek bir oranının bulunup bulunmadığı, inşaat projeleri ile bağlantılı olabilecek yukarıda ayrıntılı olarak gösterilen açıklama içeren harcamaların hakedişlerde, keşif tutanaklarında yer alıp almadığı, hakedişlerde ve keşif tutanaklarında gösterilen kalemlerin içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, hakedişlerde ve keşif tutanaklarında bu harcamaların karşılığının bulunup bulunmadığı, muhtelif giderler, muhtelif harcama, muhtelif, ... muhtelif, ... şeklinde açıklamalara yer verilen harcamaların kasa hareketlerine gününde kaydedilip kaydedilmediği, şirket defter ve kayıtlarında yer alıp almadığı, şirketten para talebinde bulunurken bu açıklamalara yer verilip verilmediği, bu harcamaların şirketin bilgisine sunulup sunulmadığı, diğer şirket yetkilileri tarafından da ..., muhtelif vs açıklama içeren harcama yapılıp yapılmadığı, bu harcamaların şirketin bilgisi ve muvafakati dahilinde yapılıp yapılmadığı, banka, vergi gümrük açıklamalı harcamaların da şirket kayıtlarında yer alıp almadığı, kasa hareketlerine girip girmediği hususlarının incelenmesi gerektiği, davacı şirket adına yapılan iş kapsamında makul harcamalar olarak kabul edilip edilmeyeceği, bunun dışında tekstil fuarı, hediye alımı gibi vs. açıklama içeren harcamaların şirket kayıtlarına girip girmediği, bu harcamaların sosyal ve beşeri münasebet gereği yapılması gereken harcamalar olup olmadığı hususlarının araştırılması ve bu konuda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiği" gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, yukarıda özetlenen gerekçelerle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş olup, asıl davanın reddine ilişkin hüküm asıl davada davacı şirket vekilince istinaf edilmiştir.Somut olayda; davalının murisinin davacı şirkette %50 oranında pay sahibi olduğu, 06.06.2013 tarihli genel kurul kararı ile şirket müdürlüğüne ... ve ...'un seçildiği ve bu kişilerin münferit imzası ile şirketi temsil etmek üzere yetkilendirildiği, şirketin 13/01/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile Aşkaabat'da şube açılmasına, şube yetkilisi olarak davalının murisi ...'nün görevlendirilmesine, şubeyi münferiden imza ile temsil ve ilzam etmesine karar verildiği ve aynı kararda Türkmenistan'da faaliyet konusu olarak her türlü resmi ve özel sektöre ait inşaat taahhüt ve montaj işleri yapmak ve müstakil konut, işhanları, makine ve teçhizat montajı ile birlikte anahtar teslimi fabrikalar yapmak, yollar, baraj ve göletler, park ve bahçe düzenlemeleri ve turistik tesisler, tatil köyleri inşa etmek ve kiraya vermek olarak belirlendiği, davacı şirket tarafından düzenlenen vekaletnamelerle davalının murisinin Türkmenistan şubesi müdürü (yetkilisi) sıfatıyla 30.11.2011 tarihinden 24.09.2014 tarihine kadar Türkmenistan’daki bilcümle işleri yapmak üzere vekil tayin edildiği anlaşılmaktadır.Asıl davada davacı vekilince; davalının şirketin Aşkaabat/Türkmenistan'da açılan şubede şube yetkilisi olarak görevlendirildiği ve şirketin Türkmenistan'da yapacağı inşaat işleri ile ilgili vekil olarak tayin edildiği, şirketin Türkmenistan makamları ile 08.08.2012 tarihinde 3 adet sözleşme imzalayarak 3 adet iplik fabrikasının inşaat/modernizasyonu işlerini üstlendiği, bu inşaat işlerinin Türkmenistan'da yapılan uygulamalarının tamamının müvekkili şirket adına vekil sıfatıyla davalının murisi tarafından yürütüldüğü, davalının müvekkili şirketin Türkmenistan'daki işleriyle ilgili yetkili bulunduğu 2012, 2013 ve 2014 yıllarında şirket için nakit harcamalar yapmak maksadıyla muhtelif tarihlerde muhtelif bedellerde, dayanağı bulunmaksızın şirketten toplam 1.610.046,45-USD nakit para çektiği, ancak davalının şirketten aldığı bu paraları nereye harcadığı ile ilgili bilgi vermediğini, ayrıca aynı projelerde davalının şirketin menfaatine aykırı şekilde sözleşmede yer almayan proje dışı ek inşaatlar ve işler yaparak şirketin sözleşmeler dışında toplam 5.419.221,08-USD ek maliyete katlanmasına ve zarara uğramasına neden olduğu ileri sürülmüştür.Davalı vekilince ise; 1.610.046,45-USD nakit harcamaların faturalandırılamayan, ancak işlerin görülebilmesi için yapılması zorunlu olan harcamalar olduğu, davacı şirketin harcamalara onay verdiği, sözleşmede yer almayan işlerin yönetici olarak diğer ortağın ve şirketin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini savunmuştur.Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı üzerine alınan bilirkişi raporunda; davalı tarafından harcandığı dosyada mevcut delillerle sabit olan 1.610.081,52-USD'ye ilişkin olarak, harcamaların şirket menfaatine yapıldığına dair herhangi bir belge bulunmadığı, ticari faaliyetlerin farklı ülkelerde devam etmesi, ticaret ve vergi mevzuatındaki farklılıklar, belge düzeni gibi farklı uygulamalar nedeniyle bazı gider veya harcamaların belgelendirilememesi sonucunun doğduğu, tahsil edilmemiş fazladan yapılan iş tutarı toplamının 3.676.764,13-USD olduğu, yıllara yaygın olarak devam eden projelerde ilk başta öngörülemeyen bazı harcama ve yatırımların ortaya çıkabileceği,belgelendirilemeyen 1.610.081,52-USD’lik işlemlerin 299.176,34-USD’lik kısmının hediye, iş bağlantısı, yardım, bağış gibi adlarla yapılan harcamalar olduğu, bu tutarların şirketin faaliyetleri kapsamında yapılabileceğinin değerlendirildiği, dava konusuna esas yatırımın 62.340.042,86-USD kısmının makine teçhizattan, 33.964.604,14-USD’lik kısmının ise inşaat, montaj ve sair giderlerden oluştuğu, işin tamamına göre şirketin yaptığı faaliyetle ilgili olduğu kabul edilen ancak belgesi temin edilemeyen giderin toplam yatırım miktarının %0,3'üne, inşaat ve montaj miktarının ise % 0,088'ine karşılık geldiği, inceleme konusu projelerin yurt dışında birden fazla şehirde ve büyük ölçekli sanayi tesisleri niteliğinde olduğu, inşaat sektöründe özellikle yurt dışında yürütülen büyük ölçekli projelerde yerel mevzuat farklılıkları, faturalandırma sistemlerinin yetersizliği, yerel idari makamlar ve taşeronlarla yürütülen fiili süreçler, lojistik, gümrük, iş gücü ve izin süreçlerindeki belirsizlikler nedeniyle işin başında öngörülemeyen ve resmi belgeye bağlanamayan giderlerin ortaya çıkmasının olağan kabul edildiği, bu tür giderlerin şirket menfaatine yapılan harcamalar kapsamında değerlendirilebilmesi için, işin büyüklüğüne kıyasla makul ve geçerli bir oranda olması gerektiği, makul oran değerlendirmesinde yukarıda belirtilen faktörler yanında inşaatın büyüklüğü, ülke koşulları, işin süresi, coğrafi yaygınlığı gibi hususların göz önüne alındığı,Türkmenistan gibi faturalandırma sisteminin sınırlı olduğu, yerel idari onayların fiili harcamalarla yürüdüğü, gümrük, lojistik, işçilik ve izin süreçlerinin öngörülemez olduğu ülkelerde toplam proje maliyetine kıyasla %5 oranın makul olarak kabul edildiği, bu kapsamda 3 farklı şehirde yapılan fabrika yapım maliyetinin 96.304.647-USD olduğu gözetildiğinde, belgesiz harcama tutarı olan 1.610.081,52-USD‘nin toplam proje maliyetinin % 1.67'sine karşılık geldiği, yapılan işe kıyasla gerçekleşen belgesiz harcamanın makul, kabul edilebilir ve ticari hayatın olağan riskleri kapsamında olduğu, davalının sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşıldığı, gerçekleştirilen 3 fabrika inşaatı yapım işine ait hak ediş tutanakları ve keşif özetlerinin incelenmesi sonucunda, söz konusu belgesiz harcamaların hak ediş ve keşif tutanakları kapsamında değerlendirilebilecek harcamalar olduğu kanaatine varıldığı, belgesiz harcama tutarının büyük kısmının ... açıklamalı ödemelerden oluştuğu, bir kısım ödeme talep formlarında iş kolaylaştırma gideri, bir kısmında ise kısaltması olarak ... şeklinde açıklama bulunduğu, şirket içi yazışmalarda davalı imzalı ödeme talep formlarında ... açıklamalı olarak para talep edilmiş olup, davacı şirketçe bu talep formlarına istinaden ödeme yapıldığı, bu yönü ile davacı tarafından yapılmış bulunan bu belgesiz harcamalardan şirketin bilgisinin ve onayının bulunduğu, diğer şirket ortağı ... tarafından da ... açıklamalı 14/03/2014 tarihli ödeme makbuzu ile 200.000-USD tutarlı belgesiz harcama yapılmış olup, yapılan ... harcamaların her iki şirket ortağının da bilgisi dahilinde, davalının Türkmenistan şube müdürü sıfatı ile yapıldığının tespit edildiği, sözleşme dışı ek işler ile ilgili olarak yıllara yaygın olarak devam eden projelerde ilk başta öngörülemeyen bazı harcama ve yatırımların ortaya çıkabileceği, projelerde yapılacak değişiklikler, işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artışlar, hatalı imalatların yenilenmesi, ihale makamınca ilave işlerin istenmesi, ilk başta öngörülemeyen bazı ilave yatırımların ortaya çıkması gibi sebeplerle yatırım maliyetlerinin artabileceği, tüm hak edişlerin davacı şirketin diğer ortağı ... tarafından imzalandığı, dolayısıyla bilgisi dahilinde olduğu, ...’ün Türkmenistan'da on onbeş kez gittiği, davalı ve diğer teknik elemanlarla toplantılar yapıp talimatlar verdiği, şirketin Türkmenistan’daki keşif fazlası işlerinin yapılmasından haberdar olduğu, yapılan bu harcamaların inşaat tekniği açısından makul ve kabul edilebilir bir oran olduğu kanaatine varıldığı, mevcut veriler ışığında davalının sıfatının ticari vekil olduğu, özen ve talimatlara uyma yükümlülüğü bakımından, hangi işin ne kadar yapılacağı, sözleşme dışındaki ilave işlerin yapılmasına ya da yapılmamasına dair şirketin yazılı bir talimatına ya da ticari vekilin bu duruma ilişkin şirketi bilgilendirdiğine dair bir veriye rastlanılmadığı, bununla beraber uygulamada talimatların şifahen ya da zımnen de verilebileceğinin kabul edildiği, sonuç olarak davalı tarafından yapılan ancak belgesi temin edilemeyen toplam 1.610.081,52-USD giderle ilgili olarak, bu tutarın toplam proje maliyetinin %1.67'sine karşılık geldiği ve yapılan işe kıyasla makul ve ticari hayatın olağan riskleri kapsamında olduğu, davalının sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşıldığı, harcamaların incelenen hak ediş tutanakları ve keşif tutanakları kapsamında değerlendirilebilecek harcamalar olduğu, harcamaların çoğunluğunu oluşturan ... açıklamalı harcamaların şirket içi yazışmalar da da geçtiği, bu açıklamayı içeren ödeme talep formları doğrultusunda davacı şirketçe ödemeler yapıldığı, dolayısıyla bu harcamaların şirketin bilgisi ve onayı dahilinde olduğu, şirketin diğer ortağı tarafından da bu açıklama içeren 200.000-USD harcama yapıldığı, projede yer almayan ek işler yönünden ise yıllara yaygın olarak devam eden projelerde ilk başta öngörülemeyen bazı harcama ve yatırımların ortaya çıkabileceği, yapımı üstlenilen sözleşmede yer almayan proje dışı ek imalatlar yönünden mevcut hakedişler incelendiğinde, davacı şirketin diğer ortağı ... tarafından imzalandığı, aynı şekilde ...’ün Türkmenistan'da bulunan şantiyelere on onbeş kez gittiği, davalı ve diğer teknik elemanlarla toplantılar yapıp talimatlar verdiği, şirketin Türkmenistan’da yukarıda 3 şantiyede belirtilen keşif fazlası işlerin yapılmasından haberdar olduğu, belgesiz harcama ve sözleşmede yer almayan proje dışı ek imalatlar toplamının toplam inşaat maliyeti olan 96.304.647 USD tutara oranla inşaat tekniği açısından makul ve kabul edilebilir bir oran olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Davacı şirketin yabancı bir ülkede 3 farklı şehirde inşaat faaliyeti yürütmesi nedeniyle, ticaret ve vergi mevzuatındaki farklılıklar, belge düzeni gibi farklı uygulamalar nedeniyle bazı gider veya harcamaların belgelendirilemeyeceği, projelerin boyutu, yerel mevzuat farklılıkları, faturalandırma sistemlerinin yetersizliği, yerel idari makamlar ve taşeronlarla yürütülen fiili süreçler, lojistik, gümrük, iş gücü ve izin süreçlerindeki belirsizlikler nedeniyle işin başında öngörülemeyen ve resmi belgeye bağlanamayan giderlerin ortaya çıkması olağan kabul edilmektedir. Bu tür giderlerin şirket menfaatine yapılan harcamalar kapsamında değerlendirilebilmesi için, işin büyüklüğüne kıyasla makul ve geçerli bir oranda olması gerekmekte olup, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, makul oran değerlendirmesinde yukarıda belirtilen faktörler yanında inşaatın büyüklüğü, ülke koşulları, işin süresi, coğrafi yaygınlığı gibi hususların göz önüne alınması gerekmektedir. Bu kapsamda bilirkişi kurulunca Türkmenistan gibi faturalandırma sisteminin sınırlı olduğu, yerel idari onayların fiili harcamalarla yürüdüğü, gümrük, lojistik, işçilik ve izin süreçlerinin öngörülemez olduğu ülkelerde toplam proje maliyetine kıyasla %5 oranın makul olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının belgelendirilemeyen harcamaları toplamının ise toplam proje maliyetinin %1,67'sine karşılık geldiği, dolayısıyla makul olduğu belirlenmiştir. Yine sözleşmeler haricinde yapılmış ek işlerin maliyetinin de toplam 3.676.764,13-USD olduğu tespit edilmiş olup, bu oranın da makul olduğu, ayrıca belgesiz harcamaların incelenen hak ediş tutanakları ve keşif özetleri kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir. Belgesiz harcama tutarının büyük kısmının ... açıklamalı ödemelerden oluştuğu tespit edilmiş olup, ödeme talep formlarında da iş kolaylaştırma gideri ya da kısaltma olarak ... şeklinde açıklama yer almaktadır. Şirket içi yazışmalarda davalı tarafından bu şekilde açıklamalar içeren ödeme talep formlarına istinaden şirketçe ödemeler yapılmıştır. Ayrıca davacı şirketin diğer ortağı tarafından da ... açıklamalı belgesiz harcama yapıldığı tespit edilmiş olmakla, harcamaların davacı şirketin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının kabulü gerekmektedir. Sözleşme dışı işler bakımından da projelerin büyüklüğü, yabancı bir ülkede farklı şehirlerde büyük ölçekli inşaat işleri nedeniyle, başlangıçta öngörülemeyen ve belgeye bağlanmayan bir kısım harcamalar yapılması doğal olup, yatırım maliyetine kıyasla makul olduğu belirlenen bu harcamalara ilişkin tüm hak edişlerin davacı şirketin diğer ortağı ... tarafından imzalandığı, ...’ün Türkmenistan'a defalarca giderek davalı ve diğer teknik personelle toplantılar yapıp talimatlar verdiği de sabit olduğuna göre, bu işler bakımında da davacı şirketin bilgi ve onayının bulunduğu kabul edilmelidir.Diğer yandan davacı vekilinin yeniden rapor alınması yönündeki talebinin mahkemece duruşma öncesi ara karar ile reddine karar verilerek ara kararın taraf vekillerine tebliğ edildiği sabit olup, davanın açılış tarihi ve yargılamanın geldiği aşama da dikkate alındığında, mahkemece bu konuda davacı vekiline yeniden süre verilmemiş olması sonuca etkili değildir.Bu nedenle mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı-karşı davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davalı-karşı davacı tarafından yapılan 275,85-TL istinaf yargı giderinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.15/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1436, K. 2026/1719, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1436-e-2026-1719-k-98d88b1fd052