İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/205 E. 2026/73 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/205
Karar No
2026/73
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/205 Esas KARAR NO : 2026/73

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/11/2023 KARAR TARİHİ : 17/09/2026

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyası ile müvekkil hakkında alacak takibi yapıldığını, takibe konu olan bononun bedeli 14.800,00-EUR karşılığı 88.579,48-TL'lik bir borcun bulunmadığını, müvekkil ile ... arasında ev satışından dolayı borç ilişkisi mevcut olduğunu, Balıkesir İli Edremit İlçesi ... Sokağı Boğaz Mevkii ... Pafta No ...Parsel No Mesken-Dubleks niteliğinde tapuya kayıtlı taşınmazın 430.000,00-TL değerinde müvekkile satışa sunulduğunu, müvekkilin 270.000,00-TL değerindeki kendine ait Güre evini takas yoluyla satıcıya verdiğini, borcun geri kalan 160.000,00-TL tutarındaki borç miktarının 100.000,00-TL değerindeki kısmının 64.000,00-TL ve 36.000,00-TL olmak üzere banka kanalıyla ödendiğini, geriye kalan borç için 19.09.2015 tarihli sözleşme düzenlendiğini, 29.09.2015 tarihli ...'ın el yazısıyla yazılmış yazından görüleceği üzere bakiye borç için 14.800-Euro senet düzenlenmesinin kararlaştırıldığını, 30.09.2015 keşide tarihli 14.800-Euro bedelli senedin düzenlendiğini, müvekkil tarafından çeşitli tarihlerde nakit ve banka kanalıyla ödemeler yapıldığını, 18.11.2015 tarihinde 5.000 EURO, 10.08.2016 tarihinde 5.000 EURO ve 1.000 EURO ödemelerin yapıldığını, 29.11.2106 tarihinde 2.000 EURO... hesabına yatırıldığını, ayrıca taşınmazın 2016 yılında sezonluk olarak kiraya verilmesiyle 900-Euro tutarın borca sayıldığını, ...'ın eve klima taktırma ediminde bulunduğunu ancak yerine getirilmediğini ve 4.500,00-TL sayılacağını bildirdiğini, taşınmazda vaat edilenlerin hiçbirinin görülemediğini, evin açıkça kusurlu mal olduğunu, boyalarının ve sıvalarının döküldüğünü, tuvaletlerin çalışmadığını, duvar kağıtlarının altının küflendiğini, pencerelerden sular girdiği için elektronik panjurların bozulduğunu, kapalı garaj denilen yerin mevcut olmadığını, tüm bu masrafların kalan 4.300,00-TL'yi karşıladığını, müvekkilin borcu bulunmadığı halde senedin ... tarafından ciro edilerek ...adlı kişiye devredildiğini ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını belirterek yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve dava konusu senedin iptalini talep ve dava etmiştir. CEVAP/TALEP ; Davalı ... vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu müstenit senedin borçlusu ...olduğunu, senedin lehdar ciranta borçlusu ...'dan Balıkesir İli, Edremit İlçesi, Altınoluk Köyü, pafta no: ... Parsel No: ..., No: ...'da kain dubleks daireyi satın aldığını, satın alırken parası yetişmeyince satıcı ...'a dava konusu senedi keşide ederek verdiğini, davacının senetle aldığı lüks daireyi daha karlı bir bedelle sattığı halde verdiği senedi ödemeyi bir türlü akıl edemediğini, davalı ... lehdarı olduğu senedi borcuna karşılık ...a ciro ile devrettiğini, yani davacının borcunun kaynağının gayrimenkul satışına dayandığını, borcunu ödemediği gibi tamamen kötü niyetle iş bu huzurdaki davayı açtığını, kambiyo senetlerinin asıl ilişkiden soyut, tedavül kabiliyeti olan evraklar olduğunu, müvekkilinin alacağının resmi evrakla sabit olduğunu, kaldı ki davacı tarafın cirantaya senede ilişkin bir ödeme yaptığına ilişkin bir beyanı olmadığı gibi dosyaya da bir belge sunulmadığını, lehdar ve keşideci arasındaki ilişkinin üçüncü kişi senet hamili davalı müvekkili açısından bağlayıcılığı olmadığını, davacının senedi bizzat imzalamış olması ve alacağın sebebinin de somut kaynağa dayanması nedeniyle davanın reddiyle birlikte davacı borçluyu yüzde yirmi icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir. CEVAP/TALEP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın aleyhine ... tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosya üzerinden 14.800,00 Euro karşılığı 88.579,48 TL tutarında icra takibi başlatıldığını bildiğini, davacının borcunu ödediği ve borcunun bulunmadığı yönündeki iddialarının tamamen asılsız ve hakikate aykırı olduğunu belirttiğini, davacının dava dilekçesinde müvekkiline 14.800,00 Euro tutarında borcu olduğunu ikrar ettiğini vurguladığını, bu borcun ifa edildiğine dair açıklamaların soyut kaldığını ve müvekkiline yapılmış herhangi bir ödeme bulunmadığını ifade ettiğini, davacının dilekçe ekinde sunduğu EK-4 numaralı tutanak ve belgenin müvekkilinin imzasını ihtiva etmediğini, bu nedenle müvekkili ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını açıkladığını, davacının ödeme iddialarına ilişkin başkaca bir delil sunamadığını belirttiğini, dava dilekçesinin üçüncü sayfasında atıf yapılan EK-1, EK-2 ve EK-3 numaralı belgelerin gerek UYAP sisteminde gerekse fiziki dosyada mevcut olmadığını tespit ettiğini, bu durumun davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu kanıtladığını, davacının soyut ve dayanaksız iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, Sözleşme ve Makbuzlar, Banka dekontu, ...tapu Müdürlüğü Kayıtları, Tanık Beyanları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. Davacı tanığı ...'ın Edremit ...Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından talimat yoluyla alınan beyanında: Davacı ... benim halam olur, Altınoluk mahalesinde halam kendisine ... 'dan dubleks daire satın aldı, bunun ödemelerini de ara ara yapıyordu, ödemelerini nakit euro olarak yapıyordu, 2016 yılıydı, ben o dönemde Edremit İlçesi, ... Mahallesinde ikamet ediyordum, halam ile komşuyduk, iki kere ...'a halam para verirken kendisiyle karşılaştık, biz içeride otururken hatta halam parayı saydı, Hüseyin Bey'e parayı teslim etti, hatta Hüseyin Bey dış kapıdan parayı alarak ayrıldı, içeri girmedi, birinde 5.000 Euro verdi, diğerinde ise 1.000 Euro verdi, ... ise ...'ın eşidir, zineti ödemeleri ...'a yaptı, evi alırken halam ...'a senet vermiş, ancak senedin alacaklısı olarak kimin yazdığını bilmiyorum, galiba ...'ın eşi ... adınaymış, senette alacaklı ...mış, öyle duydum, senetlerin tüm bedellerini halam ödedi, herhangi bir borcu kalmadı, ödemeyi Hüseyin Bostan'a yaptı, Handan'a ödeme yaptığını ben görmedim, benim bilgim görgüm bundan ibarettir, Tanıklık ücreti talebim yoktur'şeklinde beyanda bulunmuştur. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3,5 maddeleri gereğince açılmış kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit ve/veya istirdat davasıdır. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada tensip zaptı hazırlanarak dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi dava şartları incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde taraflar mahkememizin tercihi gereği sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, tahkikat işlemleri ve incelemeleri yerine getirilip bitirilmiş ve karar duruşmasına katılan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Mahkememizce davaya esas İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası getirtilerek incelenmiştir. Buna göre icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dava 2004 Sayılı İİK'nin 72. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; davacı- borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu senedin bedelsizliği iddiası ile borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre; borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu halde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK.’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından davalılardan ... tarafından yalnızca davacı ... aleyhinde 30/09/2015 tanzim tarihli 07/09/2019 vadeli, düzenleyeni ..., lehtarı/cirantası ..., alacaklı hamili ... olan 14.800,00 Euro bedelli çeke dayalı olarak davacı/ borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı ve yetkili ve görevli mahkemede işbu davanın açıldığı sabittir. Bilindiği üzere bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Bununla birlikte kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. ... bono da ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda şekil şartları TTK'nin 776. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak faiz, yetkili mahkeme yahut bedelin nakden ya da malen alındığı kayıtları da konabilir. Bedel kaydı belirtildiği üzere bononun zorunlu olmayan, ihtiyari unsurlarından biridir ve bu kayıt, keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri illetten mücerret olduğu için bu kayıtların kambiyo hukukunda tek başına bir anlamı olmaz, karşı edimin elde edilip edilmediği de önem taşımaz. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def’î nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine elbette kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır (12.04.1933 tarihli ve 1933/30-6 sayılı YİBK kararı). Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır. Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bedelsizlik iddiası, TTK'nin 687. maddesi anlamında bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ayrıca düzenleyen, senet lehtarına karşı senedin bedelsizliğini ispat ettikten sonra, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK'nin 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir. Bonoda bedelsizlik iddiası ileri sürüldüğünde kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli ve 2017/(19)11-821 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararı). Bu açıklamalar ışığında somut olayda bononun düzenleme nedeninin gösterilmediği bu nedenle senedin talilinden söz edilemeyeceği, ispat yükünün bononun bedelsiz olduğunu bilerek kötü niyetli olarak devralındığını iddia eden davacıda olduğu, davacının öncelikle senet lehtarına karşı senedin bedelsizliğini ispat ettikten sonra, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı bedelsizlik def’îni ileri sürebileceği açıktır. Mahkememizce olayların gerçekleşme biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu nazarında taraflar arasındaki adi yazılı sözleşme içeriğinden da açıkça anlaşıldığı üzere senedin taşınmaz takas ve alım satımı kapsamında düzenlendiği, davalı ... adına kayıtlı evin takas ve satış işlemlerini eşi Hüseyin Bostan tarafından yürütüldüğü, davacı tarafından senet bedeli sözleşme gereğince ...'a ödendiği gibi taşınmazın devrine ilişkin Edremit ...Müdürlüğünün 30/09/20215 tarih ...yevmiye numaralı resmi senette davalı ... tarafından satış bedelinin nakden ve tamamen alındığının beyan edildiği görülmüştür. Buna göre takibe konu senedin her halükarda bedelsiz kaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca davacının olayların gerçekleşme biçimi ve birbirini doğrulayan zincirleme deliler ve hakimlik bilgi ve tecrübesine göre yapılan gözlemden hareketle isticvap beyanlarına göre davalı ...'ın diğer davalı ... ile akrabalık ilişkisi bulunduğu, ...'ın tacir sıfatı bulunmadığından bononun devrini gerektirir hiçbir sebebi olmadığı, her iki davalının olaya ilişkin beyanlarının samimi ve inandırıcı bulunmadığı gibi maddi gerçeğe uygun da olmadığı, davacının davalı ...'ın bu durumu yani senedin bedelsizliğini bilerek ve isteyerek senedi ciro yoluyla devraldığı yönündeki iddiasını da ispat ettiğine yönelik kesin bir hukuki ve vicdani kanaat oluşmuştur. Dolayısıyla davacının işbu takibe dayanak senet dolayısıyla borçlu olmadığı ve yargılama sırasında borç ödendiğinden davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğü, yukarıda kabul edildiği üzere ödenen paranın verilmesinin lazım gelmediği ve sebepsiz zenginleşme nedeniyle ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ve HMK'nin 190. maddeleri gereğince her iki davalı yönünden ispat edilen davanın kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1 maddeleri gereğince İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... esas ( Takibin dayanağı 30.09.2019 düzenleme tarihli , borçlu/düzenleyeni ..., lehtarı/cirantası ..., hamili/alacaklısı ...'a olan, 07.01.2019 vade/ödeme tarihli 14.800 Euru bedelli bono/senet) sayılı dosyasından dolayı davacı/borçlu ...'in ... ve ...' borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/5 maddesi gereğince davacı tarafından anılan icra dosyasına yatırılan 759.708,53 TL'nin 18/04/2024 tarihinden, 41.262,67TL 11/11/2021 tarihinden itibaren, 5.479,90 TL'nin 13/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte toplam 806.451,10 TL'nin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. (AY.138/1) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise aynı yasanın 326/1,3 fıkraları gereğince aleyhinde hüküm verilen davalılar müşterek ve müteselsil olarak tamamından sorumlu tutulmuşlardır. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek sueritiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1, maddeleri gereğince İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ...sas ( Takibin dayanağı 30.09.2019 düzenleme tarihli , borçlu/düzenleyeni ..., lehtarı/cirantası ..., hamili/alacaklısı ...'a olan, 07.01.2019 vade/ödeme tarihli 14.800 Euru bedelli bono/senet) sayılı dosyasından dolayı davacı/borçlu ...'in ... ve ...' borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline, davacı tarafından anılan icra dosyasına yatırılan 759.708,53 TL'nin 18/04/2024 tarihinden, 41.262,67TL 11/11/2021 tarihinden itibaren, 5.479,90 TL'nin 13/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte toplam 806.451,10 TL'nin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, 2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.069,01 TL karar ve ilam harcından; dava açılışında peşin yatırılan 1.517,26TL harcın mahsubuyla bakiye 4.551,75 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1,320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 4-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.517,26 TL peşin harcı, 1.535,704 TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.322,81 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca müddeabih üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/205, K. 2026/73, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-205-e-2026-73-k-e713ea9c640c