İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/779 E. 2026/200 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/779
- Karar No
- 2026/200
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/779 Esas KARAR NO : 2026/200
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/09/2025 KARAR TARİHİ : 08/10/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile müvekkili arasında 2024 yılı içerisinde dijital baskı ve tanıtım işlerine ilişkin ticari ilişki kurulduğu, bu kapsamda davacı tarafından çeşitli tarihlerde hizmet verildiği, malzeme teslimlerinin yapıldığı ve karşılığında e-arşiv faturaların düzenlenerek davalı şirkete elektronik ortamda iletildiği, davalı tarafa fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Bakırköy ... İcra Dairesi’nin... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ancak davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği, takip dayanağı faturaların hizmetin verildiğini ve borcun doğduğunu gösterdiği, ayrıca WhatsApp yazışmaları ve sunulan belgelerle işin ifa edildiğinin desteklendiği, TTK’nın fatura ve teyit mektubuna ilişkin hükümleri uyarınca, davalı tarafın kendisine iletilen faturalara süresi içinde itiraz etmediğini, bu nedenle fatura içeriklerinin kabul edilmiş sayılması gerektiğini, bu kapsamda davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde dava konusu hizmet ve teslimlerin kayıtlardan da anlaşılacağını, yukarıda izah olunan nedenlerle davalının yapmış olduğu haksız itirazın 46.354,32 TL tutarındaki asıl alacak yönünden iptaline, %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP /TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, dava ve icra takibine konu edilen alacak iddiasının gerçeği yansıtıldığı ve tamamen mesnetsiz olduğu, davacı tarafından ileri sürülen alacak iddiasının ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde dayanaksız olduğunun ortaya çıkacağı, müvekkili şirkete dava konusu mal ve hizmetlerin usulüne uygun şekilde teslim edilmediği, yapılan teslimatların ise eksik ve ayıplı olduğu, bu hususların davacı tarafa çeşitli şekillerde bildirildiği, buna rağmen davacının haksız ve dayanaksız şekilde alacak talebinde bulunduğu, davacının dava dilekçesinde yer alan iddiaların somut delillerle desteklenmediği, soyut nitelikte olduğu ve yargılama neticesinde gerçek durumun ortaya çıkacağı, haksız ve mesnetsiz dava dilekçesine karşı cevaplarımızın arzı ile davanın reddine davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Bakırköy ... İcra Dairesi ... E. sayılı takip dosyası,...Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları,...ve Sanatkarlar Odaları Birliği kayıtları, Faturalar, Whatsapp görüşmeleri, Vergi Dairesi Kayıtları ve 2024 yılı BA-BS Formları, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, Banka Dekontları, DEĞERLENDİRME VE SONUÇ : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada tensip zaptı hazırlanarak taraf/taraf vekillerine davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmış ve duruşmaya katılan taraf vekillerinin beyanları dinlenmiş; tahkikat aşamasına geçilerek deliler toplanıp incelenmiştir. Ne var ki davanın her aşamasında gözetilmesi gereken görev dava şartı gereğince 6100 sayılı HMK'nin 114, 115, ve maddelerinde bulunan düzenlemeler kapsamında Anayasa'nın 141/4 ve 6100 Sayılı HMK'nin 30.maddeleri gereğince çabukluk ve usul ekonomisi ilkeleri de gözetilerek dava şartlarına yönelik (görev dava şartı) yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda aşağıdaki hüküm sonuca ulaşılmıştır. T.C. Anayasasının 37. maddesine göre "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz". 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Bu yasal çerçevede mahkemelerce görev konusu her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda dosyanın usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde öncelikle görev yönünden tensiben incelenmesi ve sonuçlandırılması gerekmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nin 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir. 507 sayılı Kanun, 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 76'ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde 507 sayılı Yasaya yapılan atıf, 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni yasanın 3 üncü maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve anılan yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davalının 6102 sayılı TTK'nin 16. gereğince tüzel kişi tacir olduğu, ancak davacının gerçek kişi tacir ve esnaf odası kaydı olmadığı, vergi dairesi kayıtlarına göre işletme hesabına göre defter tuttuğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 11/1 maddesi kapsamında ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmış olup bilirkişi raporu, fatura içerikleri ve davacının faaliyet alanına göre gelirinin esnaf sınırını aşmadığı anlaşıldığından davalının Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunun 3.maddesi, Vergi Usul Kanunun 177. maddesi ve TTK'nin 15.maddesi birlikte değerlendirildiğinde esnaf kabul edilmesi gerektiği, buna göre eldeki uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nin 4. maddesine göre mutlak ve nispi ticari davalar ile özel kanunlardaki ticaret mahkemelerinin bakacağı davalar kapsamında kalmadığı, işbu satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine açılan işbu itirazın iptali davasında görevli mahkemenin 6100 sayılı HMK’nin 1 ve 2. maddeleri gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Binaenaleyh, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-)6100 sayılı HMK'nin 114/1-c ve 1, 2. maddeleri uyarınca görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, 3-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine 4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde mahkememizce bu durumun tespiti ile dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, 5-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından resen davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; ;6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/10/2026 Kâtip ... ¸e-imzalıdır
Hâkim ... ¸e-imzalıdır