İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/770 E. 2026/75 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/770
- Karar No
- 2026/75
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/770 Esas KARAR NO : 2026/75
DAVA : Tazminat (Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 19/092025 KARAR TARİHİ : 17/09/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat ( Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.04.2025 tarihinde saat 23: 42 sıralarında ... idaresindeki davacı şirkete ait ... plakalı aracın, davalı sigorta şirketince...poliçe numarası ile sigortalandığını, aracın Esenyurt ilçesinde park halindeki ...,...,...plakalı araçlara çarparak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kazanın ardından müvekkile ait 2024 model ...marka aracın ön kısmında ağır hasar oluştuğunu, 03.07.2025 tarihinde ve ... nolu arabuluculuk dosyası kapsamında davalı sigorta şirketinden tazminat talep edildiğini, ancak davalı tarafın kaza yerinin terk edildiği gerekçesiyle talebi reddettiğini, sürücünün kaza mahallinin tekinsiz olması ve can güvenliği endişesiyle olay yerinden ayrılıp sabah geri döndüğünü, bu durumun kaza tespit tutanağında da kayıt altına alındığını, sürücünün kimliğini gizleme kastının bulunmadığını, kaza mahallinin sürücünün evine çok yakın olduğunu, taraflar arasındaki genişletilmiş kasko katılım sigorta poliçesinde kaza yerini terk halinde tazminat ödenmeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilin zararının giderilmediğini belirterek bilirkişi marifetiyle araçtaki hasarın tespit edilmesini, onarımın ekonomik olması halinde hasar onarım bedelinin, aksi halde aracın rayiç bedeli ile sovtaj bedeli arasındaki farkın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP/TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının hak ve menfaatler sahibi daini mürtekin olan ilgili banka şubesi olması nedeniyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, kaza tespit tutanağı ve video kayıtlarına göre sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A. 5.10 ve A. 5.5 maddeleri ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesi gereğince sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olması ve olay yerini terk etmesi nedeniyle hasarın teminat haricinde kaldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen hasar miktarının fahiş olduğunu, rayiç bedelin kaza tarihi esas alınarak belirlenmesi gerektiğini ve sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddini beyan ve talep etmiştir. DELİLLER :Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Türkiye Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi Kayıtları, Hasar Dosyası, Maddi Hasarlı Kaza Tespit Tutanağı, Ruhsat Fotoğrafı, Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi, Kaza Fotoğrafları, Ekspertiz raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLAR: Dava; maddi hasarlı tek taraflı trafik kazası nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu hususi nitelikteki araçta meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan hasar onarım veya pert/total zararının; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. maddeleri gereğince düzenlenen Kara Araçları Kasko Sigorta Poliçesi (İMMS) teminatı kapsamında davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkin olarak HMK'nin 107.maddesi kapsamında açılmış belirsiz alacak davasıdır. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta dava şartı zorunlu arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartları, taraf sıfatı ve harç gibi hususların incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine ön inceleme duruşması tamamlanıp tahkikata geçilerek delillerin toplanması, incelenmesi ve değerlendirilmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dosyada mukim belgelere göre kasko poliçesi yönünden sigortaya başvuru/ihbar yapıldığı, arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde (1) Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir şeklinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nin1409.maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, sigorta sözleşmesi ile teminat altına alınan husus malın bizatihi kendisi değil, sigorta ettirenin o mal üzerindeki menfaatidir. Özel sigorta türlerini, zarar sigortası ve meblağ sigortası olmak üzere iki ana gruba ayırmak mümkündür. Birinci gruba giren zarar yani mal ve malvarlığı sigortalarında, riziko para ile ölçülmesi mümkün olan menfaatlere ilişkin olduğu halde, diğer grupta insan hayatı gibi konusu para ile değerlendirilemeyen menfaat ilişkileri sigorta teminatı altına alınmaktadır. Bunlardan ilk gruba kısaca “menfaat (zarar) sigortası”, diğerine ise, “meblağ sigortası” denilmektedir. Öte yandan, motorlu kara taşıt araçları kasko sigortası, diğer bir deyişle uygulamada kısaca “kasko sigortası” olarak adlandırılan bu sigorta türü, gerçek anlamda ayrı bir sigorta türü olmayıp, mal/zarar sigortaları türlerinden bir kısmının karma olarak motorlu kara taşıt araçlarında birlikte uygulanmasıdır. Kasko sigortası da niteliği itibariyle, bir sigorta sözleşmesidir. Yukarıda da belirtildiği üzere, kasko sigortası, mal sigortasının bir türü olmakla, bu genel düzenleme dışında Türk Ticaret Kanunu'nda ayrıca ve özel olarak düzenlenmemiştir. Kasko sigortası ile kısaca “trafik sigortası” olarak da anılan “motorlu araçlar zorunlu ve ihtiyari mali sorumluluk sigortası”nın birbirine karıştırılamaması gerekir. Kasko sigortası ile sigorta ettirenin bizzat uğradığı zararlar sigortaca güvence altına alındığı halde ikincisinde, sigorta ettirene ait aracın karıştığı kazayla üçüncü kişilerin uğradığı zararlar sigorta tarafından karşılanmaktadır (Ulaş, I.:Uygulamalı Sigorta Hukuku-Mal ve Sorumluluk Sigortaları-, Ankara 2010, Sahife:539, 551). Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A. Sigortanın Kapsamı A.1. Sigortanın Konusu; Bu sigorta ile sigortacı, sigortalının poliçede belirtilen ve karayolunda kullanma izni olan motorlu ve motorsuz kara araçlarından, römork veya karavanlardan iş makinelerinden, lastik tekerlekli traktörler, diğer zirai tarım makinelerinden doğan menfaatin aşağıda belirtilen risklerin gerçekleşmesi sonucunda doğrudan uğrayacağı maddi zararları teminat altına alır. a) Aracın karayolunda veya demiryolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz araçlarla çarpışması, b) Gerek hareket gerek durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar, c) Üçüncü kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptıkları hareketler, ile fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, d) Aracın yanması, e) Aracın veya araç parçalarının çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi sonucu oluşan maddi zararların sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, poliçe tanzim tarihi ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nin 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK'nin 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer..(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilâmları) Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; davacı şirketin malik/işleteni olduğu ...plaka sayılı...marka hususi nitelikteki aracın 18/04/2025 tarihinde saat gece İstanbul ili, Esenyurt ilçesi, ... Mahallesi ...sokak üzerinde hareket halindeyken başka araçlara çarpmak şeklinde maddi hasarlı trafik kazası meydan geldiği ve aracın maddi hasara uğradığı ileri sürülmüş ve sürücünün kazanın meydana geldiği yerin sosyal olarak güvensiz bir yer olması nedeniyle olay yerinden ayrılmak zorunda kalındığı ileri sürülmüştür. Dosyaya sunulan ve sürücüler tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağına göre kazanın bu şekilde oluştuğu ve tutanağın ertesi gün tutulduğu anlaşılmıştır. Öte yandan ... plaka sayılı hususu nitelikteki motorlu kara taşıtının davalı sigorta şirketi nezdinde ...poliçe numaralı 05/02/2025-05/02/2026 başlangıç ve bitiş tarihli olarak genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile davalının teminatı altında olduğu poliçede dava konusu kaza durumunun teminatı olarak rayiç değerin gösterildiği görülmüştür. Davacı tarafın hasarı süresinde usulüne uygun olarak ihbar ettiği de buna ilişkin bilgi , belge ve sigorta şirketi kayıtlarından anlaşılmıştır. Öncelikle kazanın tek taraflı oluşuna ve kusurun tamamen sigortalı araç sürücüsünde olduğuna göre kazada kusur tartışmasına yer olmadığı gibi taraflar arasındaki poliçenin tür ve niteliğine uyuşmazlığın çözümünde kusurun bir etkisi bulunmadığı belirtilmelidir. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, kasko sigortalı araçta meydana gelen hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, teminat kapsamında ise sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Bilindiği üzere Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10. maddesi “Zorunlu haller (tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeni ile uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerindeki ihlaller nedeni ile sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması” teminat dışı hal olarak düzenlenmiştir. Somut olayda sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk ettiği konusu sabittir. Her ne kadar davacı şirketin aynı zamanda sahibi /temsilcisi olan Yılmaz Yıldırım gece olay sırasında aracı kendisinin kullandığını ve Esenyurt ilçesinin sosyolojik yapısı ve güvenlik sorunları nedeniyle olay yerini terk edip ertesi gün geldiğini beyan etmiş olsa da, öncelikle aracı gerçekten kendisinin kullandığına ilişkin kesin bir delil olmadığı gibi kazanın maddi hasarlı oluşu, kazanın boyutu ve emniyet güçlerine haber verilebilecek oluşu karşısında can güvenliği endişesi yerinde görülmemiştir. Buna göre olayda sigortalı araç sürücüsünün tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle olay yerinden uzaklaşmaya ilişkin zorunlu bir hal durumu mevcut değildir. Zorunlu olmayan bir halde sigortalı araç sürücüsünün kazada olay yerini terk etmesi nedeniyle ispat külfeti yer değiştirmiş olup, davacı sigortalının işbu kazada meydana gelen hasarın teminat kapsamında bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Oysa davacı şirket anılan ispat yükü kapsamında sigortalı araç sürücüsünün olay yerini zorunlu nedenlerle terk ettiğini ve araçta bu kaza nedeniyle oluşan hasarın teminat kapsamında kaldığını ispatlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Binaenaleyh, davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri geregince Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarına göre ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 81/2, TTK, 1401 vd.1409, vd. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları , HMK, 25, 26,27, 29, 30,31,33, 187/1, 190, 198, 282,320,321,322) (Bkz; Ankara BAM 21.HD.18/12/2025 T.2024/365 E.2025/1730 K. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 100,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/09/2026 Kâtip ¸e-imzalıdır
Hâkim ¸e-imzalıdır