İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/8 E. 2026/189 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/8
Karar No
2026/189
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/8 Esas KARAR NO : 2026/189

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACILAR : ... VEKİLLERİ : ....

DAVALI : ...

DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini DAVA TARİHİ : 13/01/2026 KARAR TARİHİ : 21/10/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/10/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, Davacı şirket, ... yılından buyana mobilya sektöründe faaliyet göstermekte olup sadece Türkiye’de değil, dünyanın değişik bölgelerinde ulaştığı tanınmışlık düzeyi ile sektörün en önde gelen firmalarından biri olduğunu, Aleyhine tespit istenen ...’nın sahibi ... ise, davacı şirket yetkilisi ...’in kardeşi olup, ... tarihinde davacının firmasına rakip olarak kendi işletmesi kurmuş olduğunu, ancak kuruluşundan buyana birçok kez davacının tescilli tasarımlarından, markasından ve itibarından haksız olarak faydalanmaya çalışmış nitekim bu kapsamda daha önce de hukuki adımlar atılmış olduğunu, Davalı yanın, tasarım tescili davacıya ait ürünleri “...., ..., ... Blok No: ... ..../....” adresinde bulunan mağazasından satışa arz ettiği bilgisi üzerine Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ...D.İş sayılı dosyası üzerinden endüstriyel tasarım delil tespiti davası açılmış ve yapılan incelemeler sonucunda davalının mağazasında bulunan ürünlerin Macitler Mobilya’ya ait .... ..., ... ,..., ..., ..., .... numaralı tescilli tasarımlar arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları tespit edilmiş olduğunu, Davacıya Ait Tasarım Tescil Belgeleri ve Bilirkişi Raporu) Davalı şirket kendisine ait olmayan ve davacının tasarımı ile iltibas oluşturan ürünleri hukuka aykırı şekilde ticari faaliyeti konu etmiş ve bu yolla davacının haklarına tecavüz etmiştir. .... sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 81. maddesinde tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller hüküm altına alınmış olduğunu, Yapılan üretimler ve satışlar nedeniyle davacı aleyhine alternatif pazarlar oluştuğu, davacının ilgili tasarımlara ilişkin satışlarında yeni ve haksız bir rekabet alanı yaratıldığı açık olduğunu, ilgili fiillerin .... sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında tecavüzü niteliği taşıdığı, söz konusu üretim ve satışlardan edilen maddi kazançların haksız rekabete yol açtığı izahtan vareste olduğunu, iş bu nedenlerle, davacı şirkete ait tasarımlara tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref’ine (tanıtıma ilişkin broşür, reklam afiş vb ürünler de dahil olmak üzere), tasarımın üretiminin ve satışa sunulmasının durdurulmasına karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Davalı yanın haksız eylemleri nedeni ile davacının uğradığı maddi zarar açısından davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmek HMK’nın 107. maddesi uyarınca ileride artırılmak kaydı ile 100TL maddi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi talep etmekte olduğunu, ayrıca hem manevi zararlarının tazmini hem de davalı yanın davacıya ait tasarımları izinsiz kullanması konusunda caydırıcı olmasının da teminini sağlaması açısından 200.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmekte olduğunu, Karşı tarafın davacılar adına tescilli tasarımların, aynısını/ayırt edilemeyecek derecede benzerini satışa sunduğu bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden, davacı şirketin tanınmışlık düzeyi ve tecavüze konu ürünlerin üretim ve satışının süreklilik arz eder şekilde müşteri/kazanç kaybına neden olması sebebiyle, Sayın Mahkemenizin belirleyeceği teminat mukabilinde, tecavüze konu ürünlere el konulması, bu ürünlerin üretim ve satışının durdurulması/önlenmesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, Davacı tarafından ikame edilen işbu mesnetsiz davanın kabulü mümkün olmadığını, davanın kabulü mümkün olmamakla beraber, davacı tarafça davalıya yöneltilen mesnetsiz iddiaların da reddi gerekmekte olduğunu, Davacı taraf, davalının mobilya firmasını kardeşine rakip olmak amacıyla kurduğunu iddia etmiş ise de, bu iddianın makul ve kabul edilebilir hiçbir yönü bulunmamakta olduğunu, anılan iddiaya ilişkin olarak dosyaya sunulmuş herhangi bir somut ve inandırıcı delil de mevcut olmadığını, Davalı davacı firmayı kuran 4 kardeşten biri olup davacı şirketten ayrıldıktan sonra kendi firmasını kurmuş ve özgün tasarımlarıyla mobilya dünyasında faaliyetine devam etmekte olduğunu, Taraflar arasında kardeşlik ilişkisinin bulunması ve aynı sektörde faaliyet gösteren şirketler kurulmuş olması, rakip olma amacıyla hareket edildiği anlamına gelmemekte olduğunu, Davacı tarafça ileri sürülen bu iddialar dahi davacının niyetini belli etmekte olduğunu, kötü niyete dayanılarak ikame edilen huzurdaki davanın reddi gerekmekte olduğunu, Mahkemece; davacı adına kayıtlı ..., ..., ..., ...., ...., .... ve .... tescil numaralı tasarımlara benzer olduğu iddia olunan ve Mahkemenizin .... Değişik İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda görsellerine yer verilen karşı tarafa ait ürünlere el konularak yed-i emine teslimine, ayrıca davalı tarafça söz konusu ürünlerin üretim ve satışının ihtiyaten durdurulmasına karar verilmiş ise de; ölçülülük ilkesine ve hakkaniyete aykırı bu kararın kabulü mümkün olmadığını, Her ne kadar bilirkişi raporu esas alınarak yapılan değerlendirmede davacı adına kayıtlı tasarımlar ile davalının mağazasında bulunan ürünler arasında benzerlik bulunduğu gerekçesiyle üretim ve satışın durdurulmasına karar verilmiş ise de; söz konusu tedbir ölçülülük ilkesine açıkça aykırı olup, davalı açısından telafisi güç ve imkânsız zararlara yol açacak nitelikte olduğunu, bu nedenle anılan ihtiyati tedbirin kaldırılması gerekmekte olduğunu, Davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı kesin ve somut delillerle ispatlanmamışken, bu aşamada üretim ve satışın durdurulmasına yönelik olarak verilen ihtiyati tedbir kararı açıkça aşırı, ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Kaldı ki, mahkemece, ihtiyati tedbir kararında dava konusu olaya da ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için hangi sebep yada sebeplerin ne şekilde gerçekleştiği de denetlenebilir bir şekilde açıklanmamış olduğunu, Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, HMK.nun 389 ncu maddesindeki koşulların oluşmadığı ve geçici hukuki korumanın diğer bir türü olan ihtiyati haciz gibi ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği mahkemece nazara alınarak ihtiyati tedbir kararına itirazın kabulüne karar vermek gerekirken denetlenebilir bir gerekçe dahi gösterilmeden bu istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın mümeyyiz .... lehine bozulmasına karar vermek gerekmiş olduğunu, yaklaşık ispat ve tedbirin zorunluluğu koşulları somut olayda gerçekleşmemiş olup, bu husus ihtiyati tedbirin şartlarının oluşmadığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, bu nedenle, anılan ihtiyati tedbirin ivedilikle kaldırılması gerekmekte olduğunu, Nitekim davalı ..., kurulduğu günden bu yana gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında yüksek üretim kapasitesiyle faaliyet gösteren, modern mobilya alanında kendini kanıtlamış ve önemli ölçüde ihracat gerçekleştiren saygın bir firma olduğunu, anılan ihtiyati tedbir kararının kapsamı ve niteliği birlikte değerlendirildiğinde; davalının marka değerinin ciddi biçimde zedelenmesine, mevcut ve potansiyel müşteri kayıplarına, devam eden ticari ilişkilerin ve sözleşmelerin akamete uğramasına neden olacağı açık olduğunu, bu durum, davalının ticari faaliyetleri ve piyasadaki konumu bakımından öngörülemez, telafisi güç ve imkânsız zararlar doğuracak nitelikte olduğunu, bu sebeple ölçüsüz tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep edildiğini, Davalı şirkete ait tasarımların davacı şirketin tasarımlarıyla benzer nitelikte olduğu iddiası tek başına davacının tasarım hakkının ihlali anlamına gelmediğinden mesnetsiz davanın reddi gerekmekte olduğunu, Davalı şirketin de davacı şirketin de aynı sektörde faaliyet gösteriyor olmalarının da piyasaya sundukları ürünlerin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmekte olduğunu, Davaya konu edilen ürünler arasındaki benzerlikler, herhangi bir kopyalama veya taklit iradesinden değil; piyasa koşulları, kullanıcı talepleri ve sektörel yönelimler doğrultusunda şekillenmiş tasarım tercihlerinden kaynaklanmakta olduğunu, Davalı şirket, faaliyet gösterdiği mobilya sektöründe müşterilerden gelen talepler, kullanım alışkanlıkları ve estetik beklentiler çerçevesinde üretim yapmakta olup, dava konusu ürünler de bu genel ve yaygın talep doğrultusunda ortaya çıkmış olduğunu, nitekim belirli form, ölçü ve çizgilerin tercih edilmesi, tasarımın davacıya özgü olarak kopyalandığı anlamına gelmemekte; aksine sektörün dinamikleri gereği birden fazla üretici tarafından bağımsız şekilde ulaşılabilen tasarım sonuçlarını ifade etmekte olduğunu, Bu nedenle, yalnızca müşteri taleplerinin yönlendirdiği ortak estetik tercihlerden doğan benzerliklerin, tasarım hakkına tecavüz olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün olmadığını, Mahkeme kararlarında yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, tasarımlar arasında benzerlik bulunması tasarım hakkına tecavüz edildiği anlamına gelmemektedir bu da davalıya yöneltilen iddiaların mesnetsiz olduğu hususunu ortaya koymakta olduğunu, sektörde modern mobilya olarak nitelenen bütün ürünler İtalyan menşeli mobilya şirketlerinin tasarımları baz alınarak geliştirilmekte olup davacı da dahil bütün şirketler .... Mobilya Şirketlerinin piyasaya sürdüğü ürünlerden esinlenerek üretim yapmakta olduğunu, davacının özgün tasarım diyerek dosyaya sunduğu hiçbir ürün davacı şirketin fikri ve sınai çalışmasının bir ürünü değil ..., .... ve buna benzer şirketlerin yaptıkları tasarımların taklidi olarak üretilmiş ve Türkiye’de tescil edilmiş ürünler olduğunu, Davacı şirketin tasarım hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü ürünlerin tamamı İtalyan menşeli olmakla beraber davalı şirkette .... firmalardan esinlendiği için ürünlerin benzerlik göstermesinden daha tabii bir şey olamayacağını, Bununla birlikte davalının hiçbir ürünü davacının ürünlerinin taklidi olmayacağını, Davalı şirket ile davacı şirketin aynı sektörde yer alan firmalar olması, müşteri portföyünün benzer ürünlere talep göstermesi pek tabi benzer tasarımlarda ürünler satılmasını açıklamakla beraber, tasarım hakkının ihlali anlamına da gelmemekte olduğunu, tasarım hakkı ihlal edilmemesine rağmen davacının ikame ettiği işbu davanın iyi niyetle bağdaşır hiçbir yanı yoktur; bu sebeple davanın reddi gerekmekte olduğunu bu konuda uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme; davacının tasarım tescil yaptığı bütün ürünlerin aslında modern mobilyaya yön veren İtalyan tasarımcı ve mobilya şirketlerinin birebir taklidi olduğunu ortaya çıkaracak olduğunu, bu ürünlerin davacı tarafından tasarım tescillerinin yapılmış olması davacının mobilyalarının özgün olmadığı ve fikri bir çalışmanın ürünü olmadığı gerçeğini gölgeleyemez olduğunu, kanun fikri bir çalışmayla elde edilmiş özgün tasarımları korumakta olup, taklit ürün olmasına rağmen tescilli olan ürüne korma sağlamamakta olduğunu, bu nedenle sayın mahkemeden öncelikle davacının tasarım tescilli ürün olarak dikte ettiği ürünlerin gerçekten özgün oluğu olmadığını değerlendirmesini, sonrasında davacı ile müvekkilimin ürettiği mobilyaları karşılaştırmasını talep ediyor olduğunu, Davacı tarafça talep edilen tazminat taleplerinin kabulünü gerektirecek bir husus bulunmadığından maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Davacı dilekçesinde ''davalı şirket kendisine ait olmayan ve davalının tasarımı ile iltibas oluşturan ürünleri hukuka aykırı şekilde ticari faaliyeti konu etmiş ve bu yolla davalının haklarına tecavüz etmiştir.'' diyerek tasarım hakkına tecavüz edildiğini; bu sebeple maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep etse de, davalı davacının tasarım hakkını ihlal etmediğinden talebin kabulü mümkün olmadığını, Manevi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle bir eserin söz konusu olması, bu eserden doğan manevi bir hakkın ihlal edilmiş olması, manevi hak ihlalinin hukuka aykırı olması, hak sahibinin manevi zarara uğramış olması, ihlal ile zarar arasında illiyet bağı bulunması ve son olarak ihlalde bulunanın kusurlu olması gerekir olduğunu, Maddi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle bir eserin söz konusu olması, bu eserden doğan maddi bir hakkın ihlal edilmiş olması, maddi hak ihlalinin hukuka aykırı olması, hak sahibinin maddi açıdan zarara uğramış olması, ihlal ile zarar arasında illiyet bağı bulunması ve son olarak ihlalde bulunanın kusurlu olması gerekir olduğunu, Somut olayda, davalı tarafından hak sahibini zarara uğratacak herhangi bir fiil gerçekleştirilmemiş olup, bu nedenle maddi ve manevi tazminat talep edilmesinin yasal koşulları oluşmamış olduğunu, Hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı unsurları somut ve kesin delillerle ortaya konulamadığından, davacı tarafın tazminat talebinin reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Türk Patent ve Marka Kurumundan davacıya ait ..., ..., ..., ..., ...., ..., ...tescil nolu tasarımların sicil kayıtları celp olunmuştur. Mobilya Sanayi İş Adamları Derneğine yazılan müzekkere cevap verildiği görülmüştür. İstanbul Ticaret Odası Başkanlığına Müzekkere yazılarak örnek lisans bedeli oranı sorulmuş, yazı cevabında, %10'unun lisans bedelinin uygun olacağının bildirildiği görülmüştür. Mahkememizin .... d.iş sayılı dosyası işbu dosya içerisine alınmış, tetkikinde ....tarihli rapor ile "tespit adresinde kendisini şirket muhasebe sorumlusu olarak tanıtan ... isimli şahısa dosyadaki karar okutularak kendisinin eşliğinde şirket adresinde “....” isimli bölümde bulunan 1 adet masaüstü (kasa) bilgisayar üzerinde tespit talep eden tarafın hak sahibi olduğu yazılımının kurulu ve yüklü olup olmadığı yönüyle inceleme yapıldığı, bir adet bilgisayarda “...” ve “... ...” yazılımlarının tespit edildiği, ... cihazı bulunmadığını, kurulu ve çalışır vaziyette olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir. Dosya, ... ve ... isimli yazılımların Eser niteliğinde olup olmadığı, davacıların eser sahipliğinin bulunup bulunmadığı,c)davalı tarafından davacıya ait ... ve ... markalarından doğan haklarına tecavüzünün bulunup bulunmadığı, davalının mali haklarının ihlali nedeniyle tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, oluştuysa miktarı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti ....tarihli raporu ile; "Bakırköy ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...değişik iş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda Davalının işyerinde bulunan “...” isimli 1 adet bilgisayarda, bahse konu “...” ve “... ...” yazılımlarının kurulu ve çalışır halde olduğu; ayrıca bilgisayarda ... cihazının bulunmadığı tespit edildiği, programların her ikisinin "lisanssız olarak kullanıldığı anlaşıldığı, “...” ve “... ...” yazılımlarının "ticari faaliyetlere" konu olacak mahiyette kullanımlarının bulunduğu, Dava konusu "..." ile "... ..." programının "2003–2005 yılları aralığında piyasaya sunulduğu teknik olarak kabul edilebileceği", inceleme tarihi itibarıyla yaklaşık 20 yıllık bir yazılım olduğu dikkate alındığında yazılımın güncel sürümlere kıyasla "%75 oranında değer kaybına uğradığının" kabulünün teknik olarak uygun olacağı, Davacı tarafından sunulan fiyat listesi baz alındığında, 1 bilgisayar için ... programı 2.580 Euro + KDV, ... programı 2.060 Euro + KDV, olduğu kayıtlarına ulaşıldığı, ... ve ... programının güncel rayiç bedellerinin toplamda (2.580 + 2.060) 4.640 Euro + KDV olduğu kabul edildiğinde, "tespit edilen programların sürüm tarihi göz önüne alınarak yaklaşık olarak 20 yıllık bir yazılım olduğu dikkate alındığında %75 değer kaybı sonucunda 1.160 Euro + KDV olduğu söylenebileceği, Davacı taraf her ne kadar marka hakkına tecavüz iddiasında bulunmuş ise de davaya konu markaların mal ve hizmetler üzerinde kullanımı somut olayda söz konusu olmayıp orijinal markalı yazılımların izinsiz kullanımı söz konusu olduğundan SMK anlamında marka tecavüzü koşullarının oluşmadığı,Dava konusu ... ve ... isimli bilgisayar programı, tekstil sektörüne ilişkin çizim programları olup dava konusu programların bu nitelikleri itibariyle FSEK m.2/1 kapsamında hususiyet taşıyan eser niteliğinde olduğu, Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen hak sahipliğine ilişkin belgeler incelenmiştir. Sunulan belgeler incelendiğinde davacının davaya konu yazılımlarının FSEK 11’deki karine doğrultusunda mali hak sahibi olduğu, Davalının davacının hak sahibi olduğu dava konusu yazılımları lisanssız olarak işyerindeki bilgisayarda kurulu olduğu tespit edilmiş olduğundan ve dosyada davacının kullandığı yazılımın lisans belgeleri de ibraz edilmediğinden FSEK m.22 gereğince çoğaltma hakkının ihlal edildiği, bilişim kısmındaki tespitlerden 1 bilgisayar için ... programı 2.580 Euro + KDV, ... programı 2.060 Euro + KDV, olduğu, ... ve ... programının rayiç bedellerinin toplamda (2.580 + 2.060) 4.640 Euro + KDV olduğu, tespit edilen programların sürüm tarihi göz önüne alınarak yaklaşık olarak 20 yıllık bir yazılım olduğu dikkate alındığında %75 değer kaybı sonucunda 1.160 Euro + KDV olduğu belirtilmekle bu bedelin 3 katına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususu takdiri mahkememize ait olacağı" hususlarını tespit ve rapor etmiştir. Dava ... ve ... isimli yazılımların Eser niteliğinde olup olmadığı, davacıların eser sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davalı tarafından davacıya ait ... ve ... markalarından doğan haklarına tecavüzün tespiti ve mali haklarının ihlali nedeniyle tazminat talebine yöneliktir. Marka tecavüzü yönünden yapılan incelemede; Somut olayda, Davacı taraf her ne kadar marka hakkına tecavüz iddiasında bulunmuş ise de davaya konu markaların mal ve hizmetler üzerinde kullanımı ve marka ihtiva eden mal veya hizmetin kamuya arzı şeklinde bir ticari faaliyet söz konusu olmadığı,Davacıya ait yazılımların izinsiz kullanımı söz konusu olduğundan SMK anlamında marka tecavüzü koşullarının oluşmadığı nedeniyle davacının marka hakkına tecavüze yönelik davasının reddine karar vermek gerekmiştir İlgili yazılımın izinsiz bir şekilde kullanımı İddialarına dayalı olarak yapılan incelemede; Dava konusu ... ve ... İsimli bilgisayar programının, tekstil sektörüne İlişkin çizim programları olup dava konusu programların bu nitelikleri itibariyle FSEK m.2/I kapsamında hususiyet taşıyan eser niteliğinde olduğu, Davacı tarafından dosyaya İbraz edilen hak sahipliğine İlişkin belgeler davacının davaya konu yazılımlarının FSEK11 'deki karineten mali hak sahibi olduğu, mahkememizin ....değişik iş dosyasından yapılan tespitte Davalının, davacının hak sahibi olduğu dava konusu yazılımları lisanssız olarak işyerindeki bilgisayarda kurulu olduğu tespit edilmiş olduğundan ve dosyada davacının kullandığı yazılımın lisans belgeleri de ibraz edilmediğinden FSEK m.22 gereğince çoğaltma hakkının ihlal edildiği,Yine tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda Davalının işyerinde bulunan "...” İsimli I adet bilgisayarda, bahse konu "... ...” ve "... ...” yazılımlarının kurulu ve çalışır halde olduğu; ayrıca bilgisayarda ... cihazının bulunmadığı tespit edildiği, programların her ikisinin lisanssız olarak kullanıldığı,Davalı tarafın "...” ve ”... ...” yazılımlarının ticari faaliyetlere konu olacak mahiyette kullanımlarının bulunduğu, Dava konusu ... ... İle ... ... programının ...—....yılları aralığında piyasaya sunulduğunun Bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme neticesinde teknik olarak kabul edilebileceği, ancak Bilirkişi heyeti tarafından yazılımların inceleme ve kurulum tarihleri ve hangi yıla ait olduğuna dair versiyonları incelendiğinde, inceleme tarihi itibarıyla yaklaşık 20 yıllık bir yazılım olduğu dikkate alınarak yazılımın güncel sürümlere kıyasla %75 oranında değer kaybına uğradığının kabulü ile değerlendirme yapılmış olup mahkememizce de bu değerlendirmenin dosya içeriği ve tarafların hak ve menfaat ölçülerine, ölçülülük ilkesini hakkaniyete uygun olduğu kabulü ile itibar edilmiş , Davacı tarafindan sunulan fiyat listesi baz alınarak bulunan değerler dikkate alınarak tespit edilen programların sürüm tarihi göz önüne alınarak yaklaşık olarak 20 yıllık bir yazılım olduğu dikkate alındığında %75 değer kaybı ilavesiyle Tazminat oranının 1.160 Euro + KDV olduğu tespit edilmiş olup , Davaya konu olayda, "... ve ..." isimli yazılım programının FSEK anlamında sahibinin hususiyetini taşıyan eser niteliğinde olduğu ve koruma kapsamında kaldığı bu nedenlerle tazminat şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. FSEK 68. maddesinin 1. fıkrasında eseri, icrası, fonogrami veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanun'a uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların "Bu kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebileceği" belirtilmiş olup, aynı kanunun 66/3 fıkrası gereğince, Mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, "tecavüzün şümulünü, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını takdir etmek" durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek "En çok üç kat fazla" tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirlemek yetkisi de Mahkemeye ait olacaktır. BK 43/1 uyarınca bu husus da desteklenmekte olup, tüm hususlar değerlendirilmeden doğrudan 3 katı tutarında tazminata hükmedilmesi doğru olmayacaktır. Hakimin, FSEK 68.maddesi uyarınca üç katı tazminata hükmetmek zorunda olup olmadığı hususu Anayasa Mahkemesi'nin önüne iptal sebebi olarak götürülmüş, Yüksek Mahkeme de ...tarih ve .... - ... K. sayılı kararında. "İtiraz konusu kural, eser, icra, fonogram veya yapımın izinsiz kullanılması halinde hak sahiplerinin dava yoluyla isteyebileceği bedele üst sınır getirmiştir. Kural, hâkimin taleple bağlı olduğuna dair veya takdir yetkisine ilişkin olumsuz bir düzenleme içermemektedir. Bu sınır içerisinde kalmak şartıyla hakimin dosya içeriği ve talebi de gözeterek takdir yetkisi kullanacağı açıktır. Öte yandan dava edilen eser, icra, fonogram veya yapımın bedelini belirleme görevi de hakime bırakıldığından hüküm altına alınacak bedelin belirlenmesinde hakimin takdir yetkisinin olmadığından söz edilemez" şeklindeki ifadelerden, Anayasa Mahkemesi'nin çok açık bir şekilde "Bu sınır içerisinde kalmak şartıyla hakimin dosya içeriği ve talebi de gözeterek takdir yetkisi kullanacağı açıktır" demek suretiyle, tazminat oranın belirlenmesinde takdirin mahkemeye ait olduğunu çok açık bir şekilde belirtmiştir. Kanunla mahkemelere verildiği AYM tarafından da kabul edilen takdir hakkının, mahkemelerin elinden alnması ise adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelebilecektir. (Yargıtay .... Hukuk Dairesi E. ....K. ...T. ....) Bu değerlendirmeler neticesinde. kanunun düzenlemesinde davacı tarafın 68. Madde kapsamında 3 katına kadar tazminat talep hakkı bulunduğu, tarafların hak ve menfaatleri ile ölçülülük ilkesi dikkate alınarak ve FSEK 68. Madde de yer alan takdire yönelik düzenleme metni olduğu hususu da nazara alınarak belirlenen tazminatın takdiren 1.5 katı oranındaki artırımı ile 1.740 Euro tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek Devlet bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine , fazlaya ilişkin talebin reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; -1.160 Euro telif tazminatının FSEK 68.maddesi uyarınca takdiren 1,5 katı kadar olan 1.740 Euro tazminatın .... tarihinden itibaren işleyecek Devlet bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine , fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, -Davacının marka hakkına tecavüze yönelik davasının reddine, 2-Peşin alınan 12.928,00TL harçtan alınması gereken 5.998,58TL harcın mahsubu ile, 6.929,42TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle markaya tecavüzün reddi davası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan 732,00TL başvurma harcı, 5.998,58TL peşin harç olmak üzere toplam 6.730,58 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 36.000,00TL bilirkişi ücreti ve 130,00TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 36.130,00TL yargılama giderinden, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 18.065,00TL'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı 21/10/2026

Katip .... ¸e-imzalıdır

Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/8, K. 2026/189, T. 21.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-8-e-2026-189-k-b477f3a41123