Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/729 E. 2026/6252 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/729
Karar No
2026/6252
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2264 E., 2025/1659 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/498 E., 2023/179 K.

Dava muris muvazaası nedeniyle miras payı oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; müşterek muris ... ...'un 23 45... parsel sayılı taşınmazını davacıları miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla satış göstermek suretiyle davalıya temlik ettiğini, görünürdeki satış işleminin tarafların iradesine uygun düşmediğini, işlemin muvazaalı olduğunu belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras hisseleri oranında davacılar adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde davacıların saklı payı oranında tenkisini talep etmiştir.

Davalı vekili; taşınmazın kooperatif olarak yapıldığını, davalının 1998 yılı itibariyle kooperatif üyesi olduğunu, kooperatif hissesinin her ay davalı tarafından çocuk yardım parası ile ödendiğini, davalının ödemeleri yaparken bir ara nakit ihtiyacı olduğunu, babasından borç istediğini ve teminat amacıyla hissesini babasına devrettiğini, ancak davalı yurt dışında olduğundan kooperatif bitince 20.02.2007 tarihinde muris ... adına tapuya tescil edildiğini, bu süre içinde davalı adına ödenen 13.500 Euro'nun 2019 Eylül ayının başında davalı tarafından, muris ... ve babası ... ... hesabına 'Dükkan parası Aralık 2017' açıklaması ile gönderdiğini, taşınmazın davalıya ait olduğunu, ödemeleri onun yaptığını, taşınmazı satın alabilecek ekonomik güçte olduğunu, murisin diğer mirasçılardan mal kaçırmasını gerektirir bir sebebinin olmadığını ayrıca muristen kalan başkaca taşınmazların da bulunduğunu, murisin saklı payı ihlal etme kastının da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmazın gerçek değerinin satış bedelinden misli fazla olduğu, taşınmazın satışından dolayı murisin uhdesine herhangi bir mal veya para girişinin bulunmadığı, satış işleminin 19.12.2017 tarihinde yapılmış olmasına rağmen davacı tarafça muris ve eşinin ortak hesabına 06.09.2019 tarihinde 13.250,00 Euro para gönderildiği, muris ve eşinin ortak hesabındaki paranın ise kısa süre sonra 11.09.2019 tarihinde nakit şekilde 13.500,00 Euro olarak geri çekildiği, çekilen para ile ne yapıldığı veya nereye harcandığı hususunda dosyada herhangi bir delilin mevcut olmadığı, taşınmaza ilişkin gerçek bir ödeme yapılmadığı, tanık beyanları ve kolluk yazı cevabına göre muris ...'nin taşınmazı satmasını gerektirecek herhangi bir borcunun veya ihtiyacının bulunmadığı, muris ve eşinin ekonomik durumlarının iyi olduğu, dava konusu taşınmazın terekenin çok önemli bir bölümünün oluşturduğu, tanık beyanlarından murisin davalı oğluna düşkün olduğunun anlaşıldığı, taşınmazın davalıya bağış hükmündeki bir tasarrufla ancak tapuda satış gösterilerek ve mal kaçırmak amacıyla devredildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 23 45... parsel de kayıtlı zemin kat 8 nolu bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olan 2/3 oranındaki paya ilişkin tapu kaydının iptali ile 1/3'er payının davacılar adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın kooperatife üye olunarak alındığı ve kooperatif üyeliğinin ilk başta davalı adına olduğu, bir kısım ödemelerin davalı tarafından yapıldığı, murisin taşınmaz üzerinde davalının hakkı olduğunu düşünerek hakkın yerine getirilmesi amacıyla hareket ederek taşınmazı davalıya devrettiği, 6100 sayılı HMK’nın 190. madde ve 4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi uyarınca ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından murisin diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla taşınmazı temlik ettiğinin ispat edilemediği, Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgıya düşülerek kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/729, K. 2026/6252, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-729-e-2026-6252-k-92a4e24c4285