Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5774 E. 2026/2813 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5774
- Karar No
- 2026/2813
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/2 E., 2022/512 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ...... Tic. AŞ. vekili, .... Kurumu Başkanlığı vekili, ....... Başkanlığı vekili, ..... A.Ş. vekili ve .....Dağıtım A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; .... köyü 41... parsel sayılı 9.385 m² yüzölçümündeki taşınmazın, davalı .... ve ....... A.Ş. adına tapuda kayıtlı olduğunu ve kısmen kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, orman kadastro sınırları içerisinde kalan bölümün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ve davalının müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerine Mali Hizmetler Müdürlüğünün 10.03.2017 tarih ve E. 5567 sayılı yazısı ile haciz konulduğunu ve haczin halen devam ettiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinden ... Genel Müdürlüğüne ait enerji nakil hattı geçtiğini ve taşınmaz üzerinde davalı kurum adına tescilli mülkiyet ve irtifak hakkı şerhinin saklı kalması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın alacaklarına ilişkin teminat olarak verilmediğini ve davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 4. Davalı ... .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaza davalı lehine 15.05.2018 tarihli haciz şerhi konulduğunu, bu haczin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 1 06... . maddeleri gereğince müddeti içinde satış istenmediğinden ve gerekli gider depo edilmediğinden düştüğünü ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 5. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı lehine davalı ..... Ür. Dcp. Tic. AŞ. adına 41... parselde kayıtlı taşınmazının üzerinde 25.03.2013 tarihinde 2. derecede 27.000.000,00 USD ipotek tesisi olduğunu, davacı İdarenin kadastro çalışmaları sırasında yapılan tespitlere süresinde itiraz etmesi veya yapılmış bir yanlışlık varsa bunların düzeltilmesini sağlaması gerekirken, bunları yapmaması nedeniyle tespit ve tescil işlemleri üzerinden uzun süre geçtikten sonra bu davayı açmasında hukuki yararı olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 6. Davalı .....AŞ. vekili cevap dilekçesinde; bozma ilamına uyulması ve bozma kararı doğrultusunda işlem yapılması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.05.2015 tarihli ve 2011/758 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne, 41... parselde kayıtlı taşınmazın 08.04.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.239,01 m²lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline ve taşınmaza yönelik davalının müdahalesinin men'ine karar verilmiştir. IV. BOZMA ve BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 28.05.2015 tarihli ve 2011/758 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararına karşı davalılar ...... ve ..... Tic. AŞ. tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.11.2016 tarihli ve 2016/4007 Esas, 2016/10301 Karar sayılı ilamıyla; "... Mahkemece çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile işaretli bölümünün kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle bu bölümün tapu kaydının iptali ve davalının müdahalesinin men'i yönünde hüküm kurulmuştur. Ancak tapu kaydında, davada taraf olmayan ... lehine 05.08.2010; ..... lehine 01.03.2013; .....lehine 27.10.2011 tarihinde konulmuş irtifak, haciz ve ipotek şerhleri bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, lehine ipotek şerhi olan .... ve diğer şerh sahipleri davaya dahil edilerek, delilleri sorulmamış, Anayasanın 169. maddesinin koruyucu hükmü karşısında ormanlar üzerine hiçbir kısıtlayıcı şerh bulunamayacağı, orman olduğu belirlenecek bölümler üzerindeki şerhlerin silinmesine karar verilmesi halinde karardan etkilenecek olanların davada taraf olarak yer alması gereği gözden kaçırılmıştır. Kabule göre de; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik, tapu kaydı iptal edilinceye kadar hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğu halde, el atmanın önlenmesine karar verilmiş olması ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A. maddesinde "Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” hükmüne aykırı olarak davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmiş olması doğru değildir." gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "Aliağa ilçesi... köyünde dava konusu parselin bulunduğu bölgede 1946 yılında orman tahdidi yapıldığı ve Ilıca Devlet Ormanı olarak belirlenen sahanın ilan edilerek itirazsız kesinleştiği, Bozköy köyünde 1975 yılında 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. maddesi gereğince, evvelce sınırlaması yapılmış olan ormanların aplikasyonu, ormanların kadastrosu ve 2. madde uygulamalarına 17 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 5 numaralı orman kadastro ekibi tarafından 16.09.1975 tarihinde başlandığı, 03.11.1975 tarihinde bitirilerek 05.07.1978 tarihinde askı suretiyle ilan edildiği ve kesinleştiği, bu mevkide aplikasyon ve 2. madde uygulaması yapıldığı, bazı kısımların orman sınırları dışına çıkarıldığı, 5 numaralı komisyon tarafından imzalanan orman sınır koordinatlarının 1/25000 ölçekli memleket haritası ve hava fotoğrafı üzerine aktarıldığında uyumlu olduğunun ve 1946 tahdidindeki uyumsuzluğun giderildiği; ...köyünde ilk orman tahdidinin 1947 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre 5 numaralı orman tahdit komisyonunca yapılarak 26.02.1948 tarihinde Resmi Gazete'de yapılan yasal askı ilanından 3 ay sonra kesinleştiği, dava konusu parsel ve civarının ilk orman tahdidi sırasında Ilıca Devlet Ormanı içinde kaldığından o kısımlar için başka bir işlem yapılmadığı, ...köyünde 1979 yılında ilk orman tahdidinin aplikasyonu ve 6381 sayılı Orman Kanun'unda değişiklik yapan 1744 sayılı Kanun'un 2. maddesi uygulamaları için 17 numaralı orman kadastro komisyonunun 4 numaralı ekibinin 09.07.1979 tarihinde işe başlayarak 16.12.1980 tarihinde işi bitirdiği, bu çalışmaların yasal askı ilanının 14.07.1980 tarihinde yapılmış olup komisyona itiraz edilmeyen yerlerin durumunun bir ay sonra kesinleştiği, bu çalışmalarda dava konusu yerlere hiçbir işlem yapılmadığı ve haritalarda sarıya boyandığı, ...köyünde daha sonra 1986 yılında 44 numaralı orman kadastro komisyonu aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B uygulamaları için 15.09.1986 tarihinde işe başlandığı, 17.09.1986 tarihinde bitirilerek 22.10.1987 tarihinde ilan edildiği ve kesinleştiği, bu çalışmalarda dava konusu parselin bulunduğu yerler için hiçbir işlem yapılmadığı ve haritalarda sarıya boyandığı, dava konusu taşınmaz... sınırları içinde (Ilıca Ormanı içinde kaldığı için) bu alanda herhangi bir çalışma yapılmadığı, orman kadastro ekiplerinin çalışma alanı sınırı ile tapulama ekiplerinin çalışma alanı sınırlarının farklı olması nedeni ile bu durumun oluştuğu, tapulama çalışmalarına göre 41... parselin... çalışma alanı sınırları içinde kalmayıp ...köyü çalışma alanı sınırları içinde kaldığı, hatanın da bu nedenle doğduğu, 2011 yılında 163 numaralı orman kadastro komisyonunun... köyünde 2/B madde uygulamalarına 15.11.2011 tarihinde başladığı, 01.12.2011 tarihinde bitirilerek 01.06.2012 tarihinde askı suretiyle ilan edildiği, çalışma alanı sınırı olarak... tapulama çalışma alanı sınırının esas alındığı, ...köyünde bu kapsamda çalışma yapmadığı, ...köyünde hem 1946 yılında yapılan orman tahdidi hem de 1744 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman aplikasyonu çalışmalarında dava konusu parselin 08.04.2015 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 8239.01 m²lik kısmının eskiden beri orman sınırı içerisinde kaldığının anlaşıldığı" gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu 41... parselde kayıtlı taşınmazın 08.04.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.239,01 m²lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline ve taşınmaza yönelik davalının müdahalesinin men'ine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ...... Dep. Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman değil, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında olduğunu, 41... parselin yapılan aplikasyon işlemleri sonucunda orman sınırları dışında gösterildiğini, verilen karar ile davalı şirketin, davalı üçüncü tarafların Anayasa ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının açık bir şekilde ihlâl edildiğini, davaya konu taşınmaz hakkında keşif yapılmadan karar verildiğini, karara etki edecek ayrıntılar irdelenmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde kurumun haczi bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararında bu hakkın korunmasına karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir hüküm kurulmadığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ....A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; ipotek alacaklısı davalı bankanın davada taraf olarak yer alması gerektiği gibi davalı banka hakkında hüküm kurulmasının da gerektiğini, taşınmaz üzerinde dava tarihinden önce davalı banka lehine tesis edilmiş ipotek hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 4. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde İdarenin haczi bulunmakta olup, İlk Derece Mahkemesi kararında bu hakların korunmasına karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir hüküm kurulmadığını, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 5. Davalı ... Telekomünikasyon A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda ... AŞ. lehine 15.05.2018 tarihli haciz şerhi olduğunu, haczin 2004 sayılı Kanun'un 1 06... . maddeleri gereğince müddeti içinde satış istenmediğinden ve gerekli gider depo edilmediğinden düştüğünü ve kurumun davaya dahil edilmesinin hatalı olduğunu beyan etmiştir. 6. Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde davalı kurum lehine tescil edilmiş irtifak hakkı bulunmakta olup İlk Derece Mahkemesi kararında kurum lehine tapuda tescil edilen tüm hakların korunmasına karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir hüküm kurulmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümünün kesinleşen tahdit sınırları içerisinde kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, temyiz edenlerin sıfatlarına ve temyiz sebeplerine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar .... ..... Tic. AŞ. vekili, ... Kurumu Başkanlığı vekili, .... AŞ. vekili, .... Belediye Başkanlığı vekili, ... AŞ. vekili ve .... AŞ. vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar .... ve....Dep. Tic. AŞ. vekili, ...Kurumu Başkanlığı vekili,... A.Ş. vekili, Aliağa Belediye Başkanlığı vekili, ... A.Ş. vekili ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.